Etek ve Pantolon57
Bugün çok farklı bir gündü Emel için.Çünkü odasına yeni biri gelecekti.İki kişilik odaydı zaten.Bu odanın fıstık yeşili duvurlarından birinde çok hoş bir tablo vardı.Bu tabloda nehir kıyısında bahçesi çiçeklerle dolu bir ev resmi vardı.Evin çevresinde hayal gücünün en uç noktalarına uzanan çizgilerinde çocuklar kendi bedenleriyle oynamaktaydı.Odada aynı zamanda bir masa ve iki sandalye,iki tane de elbise dolabı bulunmaktaydı.Bir tane penceresi hastahanenin bahçesine bakıyordu.Emel yaklaşık olark bir yıldan beri buradaydı.Bu zamana kadar hiç kimseyle odasını paylaşmamıştı. Rüyalarını,hayallerini hep uçurumlara atmıştı.Bu ilk idi onun için.Kendisinin neden burada olduğunu bile hiç hatırlamıyordu.Sürekli dalıyor,derin derin düşünüyordu.Bir gün nihayet yeni oda arkadaşı gelmişti.Hemşireler tarafından odaya yerleştirilmişti Nergis.Hemşireler Nergis'e:'Odan burası bu da oda arkdaşın'dediler.Hemşireler çıkıp gittiler.Nergis kendisine ayrılan yatağın üzerine oturdu.Emel ise camın kenarında,bir sandalyede oturuyordu.O an ikisi de göz göze gelip; birbirine bakarak daldılar.Bir an hastahanenin önünde birinin çığlık atmasıyla kendilerine geldiler.İkisi de birden çığlık sesinden irkilmişlerdi.Emel ve Nergis çığlığı duyar duymaz camdan aşağı baktılar. Çığlığın nereden geldiğini merak ettiler. Hastahanenin tam önünde iki akıl hastası kavga etmiş ve biri diğerinin canını acıtmıştı.Bunları gören iki oda arkadaşı çok üzüldüler. Emel, ' Aklı başında bir insan başkasının canını yammaz.' deyip Nergis'e baktı. Sonra Nergis, Emel'e yaklaşarak, tebessümle ' Benim adım Nergis.' dedi. Emel de ona kendi adını söyledi. Emel ile Nergis arasında sıkı dostluğun temelleri bu şekilde atılmış oldu.
Osman Demircan
|