-git!
-...
-git hadi, daha fazlasını kaldırabileceğimi aklım almıyor...
-belki ya da keşke...
-sus!
karanlık bir dünya seni görmeye yetmiyor. kafi gelmiyor umut diye serptiğim tohumlar. can çekişmeleri, çığlıklar, karabasanlar... öyle çok şey var ki. bu yüzden, anladım! varlıkla yokluk bir yerden sonra farketmiyor.
git hadi, daha fazlasını kaldırabileceğimi aklım almıyor...
ben gidemem... yapamam ki, beceremem ki, adım atsam, yüreğim düşmez ki yollara. hem hem verilmiş sözler var aramızda. inanılası yalanlarımz var, benim gerçek sandığım. her şeye rağmen ısrarım var. benim hala senim var... gitmeyeyim.
gönderme beni esaretinden, ne olur azad etme sevdamı...
ayaklarımın üzerinde durmaya çalışacağım biraz. biliyorum yaşlanmış ruhumu taşıyamıyorum tek başıma. biliyorum, ayaklarım uzaklara gidemiyor.imkansız olsa da anla, yetmiyor dünya bana. içimde virüslü hücreler var. birşeyler beni kemiriyor. ben, ben ne kadar özlesem de olamıyorum artık hayatla... ne olur sen de git! ve sana ulaşmama izin verme. aklından çıkayım artık...
ben...
seni biliyorum... hala sen bana eşitken, nasıl bir denklem olduk da böyle, benden sen çımıyor. ben deme, ben diye başladığın cümleleri artık kaldıramıyorum...
sen beni seviyorsun... ben
sen bana eşitsin...ben
sen benle varsın..ben
sen benim şairim...ben
sen benim denizim...ben
sen sen sen...benbenben
uyanmayalım diye dualar ettiğimiz rüya mı bitti, karabasanlar yaşamın ta kendisi mi? bilmiyorum... ama bu yokluk, bu yitirişler beni çok yoruyor...
oysa bir düş'tün sen içimde...
nasıl oldu da düştün!
kalksan ve dirilsen içimde... ama boş ama imkansız biliyorum.. kaderimi ben yazsaydım seni hapserdim içimde. şimdilerde sadece, varlığının verdiği mutluluk içimde, yokluğunun verdiği hüzünle, sana türküler söylüyorum...
sus...
|