Acıların Kare Kökü
Ah ulan dostlukları kemiren,
kaypaklığın zirvesindeki adam!
Senin benden,
yani acıların varoluş sürecinden,
yani Acıların Kare Kökü'nden
ne haberin olacak ki...
Emanet bedenin kahır potasında,
oraksı burnun uçuşta, bulutlarda.
Ufacık beynin hep soygunda, talanda.
Şimdi söyler misin ey çağdaş hovarda:
Senin, dört mevsim bahar kalan bu candan;
yani benden ne haberin olacak ki...
Nerde akşam, orda berduşi bir sabah,
Senin için her yol yasal, her yol mübah.
Tüm oteller, moteller...
Beş yıldızlar, yedi yıldızlar emrinde.
Tasası sana mı düşmüş, kim acılar içinde!
Senin benden,
yani Acıların Kare Kökü'nden
ne haberin olacak ki...
sen 'gel git'lerin kudurgan köpüklerinde
martılarla kıyı kapmacada, oynaştayken;
ben dağlarımın yılgın kambur sırtında
yaralı sevdalar büyütüyorum koynumda.
Sen sabahın geceyle vuruştuğu yerde
şafakların can damarını keserken;
ben kan veriyorum özlenen muştulara.
Ah ulan, senin benden;
yani Acıların Kare Kökü'nden
ne haberin olacak ki....
Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|