Ateş Düştüğü Yeri Yakar
Büyüklerimiz anlatırlardı
Yavrum deden Çanakkale’de,
Büyük amcan Trablusgarp’ta
Şehit düştü diye,
Bu amcanızda Sakarya gazisi,
Ona da çolak gazi diyorlar,
Kolunu Sakarya’da bıraktı diye,
Bazen sorardık çocukluk ya işte,
Şehitlik nedir, gazilik nasıl olur diye,
Gözleri dolardı büyüklerimizin,
Boğazlarına düğümlenirdi konuşmaları,
Bazen onları bir köşede yapayalnız,
Çanakkale şarkısını mırıldanırken,
Bazen tozlu sandıklarını karıştırırken,
Gizli gizli ağlarken görürdük.
Şimdi adı konulmamış bir savaş sarmış,
Sarmış içimizi dışımızı.
Her gün Bayrağa sarılı tabutlar geliyor,
Her gün şehitler.
Kimi İstanbul’a, kimi Erzurum’a,
Kimi Konya’ya, kimi………
Ağıtlarla, göz yaşları ile yollanıyor.
Ateş düştüğü yeri yakar derler,
İçinize hiç ateş düştü mü ey uyanlar?
Bu ateş bizi yakar,
Bu ateş sessiz kalırsanız,
Devleti yıkar.
Gaflet uykusundan uyanın,
Hain olmayın,
Bu Millet hainleri hiç unutmaz,
Sizde unutmayın.
Ağaç kesen baş keser diyenler görsün,
Başlar kesiliyor başlar,
Baş kesenlere ne denilecekse denilsin,
Ne ceza verilecekse verilsin.
Ateş düştüğü yeri yakar derler,
Sizin ocağınıza ateş düştü mü?
Sizin dağ gibi oğlunuz, evladınız yada!
Ciğeriniz şehit düştü mü?
Yada acılı yüreği ile devleşen
Bir baba bir anne olarak,
Vatan sağ olsun diyen bir yakınınız oldu mu?
Ateş düştüğü yeri yakar.
Bu ateşi söndüremez isek,
Daha çok ocaklar yakar.
Yarın geç olabilir, bugün yakın,
Millete kefen biçmeye çalışanlara,
Kanmayın sakın,
Tek yürek, tek nefes,
Ateşi söndürmeye bakın.
Mehmet Dumanlı
|