Düş Yordamı
Akşam üzgün düşüyor ezgin bakışların durgunluğuna
Avuçlarıma sitemsiz dökülüyor yağmurun son zerresi
Suskunluk iklimdendir diyor yüreğim
Ürküyor ürpertisinden...
Kimsesiz sokaklar bu mevsim de
Şiirlerden yine kırgın dizeler saçılıyor
Üşüyen kuşlar bakışında yorgunluğun seyri
Dingin denizleri özlüyor kavuşmalara yasak şarkılar...
Dizelerde kendini yeniliyor sarhoşluk
Her küskün sevide şaklıyor aşk kırbacı
Kucaklıyor yarını dişleri dökülmüş sefalet
Yar kıyısından yuvarlanırken zaman
Akıyor sessiz ırmaklara...
Umuda salınan güvercinler uçurun diyorum
Kan kokusunu silen gülümseyişler...
Alınlara düşen benek olur şafakta söylenen türkü
Yiğitliğe sürülen leke her serzeniş
Her yok oluş yeniden bulmak varlığı
Her doğuşta ölmek dünyalarca...
Evvelsiz dokunuşlar dokuyor asfalt çamuru kaldırımlar
Yenik sızıları saklıyor gök, ceplerinde
Sırdaşı karanlık hasretin
Özlemek; yitik bir boşluk bellekte
İsyana durmuş gece
Soyunarak kibrinden...
Yalancı bir ıslıkla kovalıyorum iblisi...
Barış türküleri lif lif kurşun tınısında
Saçma bir giz sanrısıyla titreşiyor bulut
Şehvet sığınıyor uçarı heyecanlara
Kalburda yıldızlar
Arınarak süsünden...
Girift acılar yoldaşı kar tanesi
Çırılçıplak gözleri giydiriyor hayrına
Sakıngan titreyişlere tutsak çırpınış
Yangında aykırı yalnızlıklar senfonisi
Sus
Pus...
Kan karaltısı yitim ardı bekleyişler...
Dünlere erteli gün dönümü günce
Gülümseyen bebek ecel şaşkını
Düşemiyor ıslağına toprağın cehalet
Kuyularda bileniyor kör bıçaklar
Mırıldandığım dualar gammazlıyor sevdamı
Usanç taşıyor us
Kırık...
Dökük...
Yetsin artık diyorum ellerimdeki günah
Yetsin yalancı falcılara adanmış ömrüm
El dediğim düş yordamı...
|