Bu mektubu sana ben
bu mektubu sana ben;
bir intihar komandosunun ateşlediği
dinamitin fitilinden yazıyorum.
birazdan sesini sadece senin duyacağın
ağır bir infilak olacağım.
bütün camlar, çerçeveler duracak yerinde.
vazondaki çiçeklerden tek yaprak bile
kopup düşmeyecek ellerine.
belki birkaç damla toz dökülecek
duvara asılı resimden.
ama çok parçalanmış sesler yükselecek,
üstüne adımı yazdığın yüreğinden.
bu mektubu sana ben;
bir salon radyosunun yeşile boyalı
göz lambasından yazıyorum.
şimdi alacağın bir haberi okuyacağım birazdan.
kulaklarından başlayacak öksüz yolculuklar
yüreğine hiç uğramadan
beynini sarsacak ve orada son bulacak.
inanmak mı gerekiyor duyduğun her şeye
yoksa yine öfke mevsiminin terapisi mi bu,
neler oldu, daha neler yaşanacak.
ama son kontrolde elin
mutlaka yüreğini arayacak,
orada koskocaman bir boşluk bulacak.
bu mektubu sana ben;
duygularımın son bayram yerinden,
bu mektubu sana ben;
terkedilmiş günlüğümün son satırından,
bu mektubu sana ben;
cinlerin çarptığı akşam sofrasından yazıyorum.
yaşadığın şehrin ellerinden,
sokaklarının gözlerinden öperim.
seni görürsen eğer,
sana benden selam söylemeni isterim.
birazdan tıkanmış damarlarımla yelken açacağım,
bulutun, yağmurun ve rüzgarın
olmayacağı yarınlara.
artık anılara giremeyecek olan yarınlara.
şimdi yaprakları solmuş bir elma ağacının gölgesinde
yeni günahları bekliyorum.
sen bana aldırma…..
Cevat Çeştepe
|