Örümcek…
Çamlar arasında cennet yeşilliğinde yürümek,
Yağmur sonrası kokusuna nefesimi bürümek,
Her çıtırtıda evrenler aşan çağları sürümek,
Kaynağa bakan yansımalarda su içer, güneş yanığı dudaklarım!
Kötülükten bıkmış iyilik adına yaptığım adaklarım,
Her dokunuşta tefekküre alışmış parmaklarım,
Umut Merdiveninin bilmem hangi basamağında,
Işık oldu karanlığıma, saçıma düşen aklarım...
Orman insansız, sessiz, yalnızlığımı saran korku, soru sağanağında
Ruhuma kafes gibi bedende, arıyor bir mekân dünya barınağında!
Firar etmiş fırtınalarda imdat eden kaptansı hisler,
Rabbime duada o kadar samimi sardıkça korkunç sisler,
Ölmekte o kadar aceleci davranır azgın hevesler,
İnler mahkûm itilecekmiş gibi bastığı sandalyede, darağacında!
Ne kadar çok benzer cennet-cehennem, soğuk-sıcak
Her uç aynı acıya denk orta yol ırak,
Sanki şer dedikleri bu olsa gerek, bakar bize sırıtarak
Salkım-salkım yenir, sonunu düşünmeden üzüm bağında!
Yer-gök arası birde ufkum tek koordinatım,
Hatırladıkça gülerim, sevgiliye yaptığım son serenadım
Cennet yeşili gözleri, hep umardım tek muradım
Cicim ayları geçince, esiri oldum örümcek ağında!
İçte saklı şikâyet, terk eder keyfiyet büyür her an dağında
Alışkanlık olur her yaşanan, aşk ise ölür solunda sağında!
Safet Kuramaz
__________________
Buraya Kadarmış ..
|