Gurbet
Günler dönerken düne
Eksiliyor hergün vücudumdan bin hücre
Yığılıyor önümde tarumar
Her saniyesi okkalı bir şamar
Değdikçe kanıyor her bir yerim
Taşıyamıyor beni evler... sokaklar...
Üstüme yıkılan kalabalıklar
Taşıyamadığım özlemler gibi
Zemheri soğukları işliyor yüreğime
Ne iş, ne güç istiyor canım
Kasveti çöküyor içime tozlu odaların
Üşüyorum
Ne merhametle saran anam...
Ne muhabbetle okşayan yar...
Henüz aklı ermeyen çocuklarım beni unutmaktalar.
Ah! ... anam...
Bu gurbetin;
Ne dini, ne imanı var...
Dün mektup aldım karımdan
Özlemden gayrı her şeyden yoksun
Yazmış:
“ “Gurbet boynumu büktü” diyorsun,
Gel diyorum gelmiyorsun
İstemiyorum sırmalı entari,
Cilalı iskarpin...
Onlar yüreğimi ısıtamaz ki....”
Yürekler büyük...
Yürekler kocaman sevdalar sığdırıyor içine
Ama şu cılız vücuduyla ben
Sığamadım köyüme...
Ekmek, aş cebe dar gelince
Gurbet göründü iyice...
Yaktı içimi..
Yaktı ince... ince...
Gurbet...
Gurbet: Emek nankörü
Gurbet: Acının dölü
Gurbet: Hasretle ortak
Katlediyor ömürü...
__________________
Buraya Kadarmış ..
|