karlar erir gözlerimin sunağında;
yanaklarımdan bir nehir çağlar,yatağına küskün
her damlada bir köy kayar,uçurum bakışlarımda
kan revan içinde kaçışır insanlar,sürgün...
çoluk, çocuk
hava soğuk,
uğuldayan rüzgâr;
bıçak gibi keser suratımı,kızılca kıyamet!
yedisinde bir sabi ağlar,ana kucağında.
yedi kez çalınmış geleceğine hasret!
“ya Rab medet
bahtsız yüzümüz ne zaman gülecek”
emekçi elleri gibi; boğum, boğum tarlalar
çapa sallayan bir maraba hasretle bakar;
mavi gökyüzünden düşecek nur damlasına.
fideler boynu bükük, selam durur semaya...
gönüllerde cefa,
dudaklarda dua
her gün batımında yıldızlar kayar,kıran yaylasına
yetim kız çocuğu elleri havada, yakarır Mevla’ya
“ya Rab medet,
düşsün artık, rahmet kokan bereket”
ve her yakarış; yüzlerce cansız beden olur!
düşer yanaklarımdan;
sağanak, sağanak çorak toprağa...
insanlar; ince fikirli güzel insanlar...
kaçışır kan kokan sokaklardan...
kardeş kardeşe kıyar, başlar sürek ayıbı!
bilinmez; bu naçar maraz, hangi vicdan hesabı?
kafur olur gözler; su yerine kan çağlar!
yürek taşıyan çıkmaz,ağlayan kendine ağlar.
her haneden figan yükselir; / ahlar
sebep olanlar; kendi bitiyle eğleşir./ vahlar
Irak, gönüller ırak;
ham kaldı yürekler çırak...
çatırdayan kan testileri, ulu orta kırılmakta
gözleri yaşlı bir ana bağrına vura, vura
feryatlar koparmakta...
“ya Rab medet,
kalmadı haya, edep”
vurgun yer duygularım en hassas yerinden
tüm sevilerim yaralı, üşüşür aç gözlü akbabalar.
leş kavgasında; paylanırım azar, azar...
bıkar ölü yutmaktan, yedi şiddetinde toprak ağlar!
yer yarılır, avazı çıktığı kadar içten...
yas tutarken ateş kusar dağlar,
delicesine gürler derinden;
meydanlarda sular gibi çağlar...
kaynar gibi ısınır denizler, insana isyan!
her yan feryat figân...
yuvasında garip bir kuş, içli sesiyle/
tefekkürde;
“ya Rab şükürler olsun, kanatlar var sırtımda
iki bacaklı insan olmak ne kadar fena,
kurduğu düzenini nefsiyle yıkmakta! ”
karlar erir gözlerimin sunağında;
yanaklarımdan bir nehir çağlar, yatağına küskün
her damlada bir can kaybolur,elem bakışlarımda
çığlar düşer yarınlarıma!
vurulur insan kalmaya çalışan anım,
kendime yok ki hayrım;
tokluk, açlık bir muamma insan olmaktır/
en azgın yanım!
aklım ve dudaklarım yakarır...
“ya Rab bu yük çok büyük, medet
insan olmak,meğer ne kadar güç bir meziyet”
gökler ağlar ürkek, ürkek...
“ey! ruh kafesi sana verilmişse bu meziyet,
korkma; muhakkak ki vardır bir hikmet”
27/02/06 Pazartesi
__________________
Buraya Kadarmış ..
|