Gel Git
Mahrem bir gecenin sessizliğiydi.
Derin derin bir iç çekişindeydi.
Soluk alıp vermelerin hızlandığı anlardandı.
Sonra birden bire ne olduysa,gök kubbe yarıldı sanki! ..
Binlerce yıldız boşanıverdi.
Akışa durdu.
Boşalttı içini tüketircesine.
Bitiresiye kendini.
Gecenin morluğunu ışıklar aklarken;
Yolunu şaşırmış öpücüklerle sarsılıyordu göğsü denizin.
Her silkinişinde dalgaları kıyıya kaldıraç gibi
Kalkıp inip savruluyordu;
Önüne katarcasına her şeyi.
Ve çekilirken kıyıdan çakıl tanelerinin şakırtılı sesleriyle
Sürükleniyordu kendi iç alemine.
Birbirinin içine kıvrılan köpükleriyle ıslatıyordu kendini.
Rengarenk taşların pırıltısıyla adeta
Büyülenmiş gözlerin şaşkınlığındaydı.
Birbirine dokunan bedenlerin nefes alışı.Sanki.
Deniz bu gece kendini yaşıyordu.
Gökyüzünden aldığı hazla kendini kanıtlamanın keyfinde,
Coşkun ve bir o kadar da hırçın.
Pençesine taktığı yıldızdan alevlerle
Tohuma durmuştu gece.
Bir sonraki yıldız seline kadar.
Şimdi sessizliğe bırakılmış yorgun ve uykulu gözleriyle.
Kalakalmıştı.
Solmakta olan dev bedenine bakarak
Ürkek ve şaşkın,
Kanatları kırılmış bir kuş gibiydi! .. Adeta.
Ali Arslan
|