Karanlık denizlerin şövalyesi
yeminler hangi sancıyı taşırsa taşısın içlerinde
bir balık daha boğulur nefessizlikten, derinlerde.
bir ağaç yavaş yavaş döker yapraklarını,
kum taneleri kapanan izler olur,
en ufak gün batımı estiğinde.
ihtiyar adam gibidir deniz, elleri tuz kurusu.
gözleri ateşini kaybetmiş, kömür karası.
bir fener yanar-söner, ıssızlığın çelik halatında.
bütün kara bulutlar, kapkara dalgalar olur,
soyu tükenmiş değirmenlerin kanatlarında.
kendi şövalyeliğimizin azgın ruhunu ararız
değirmen kanatlarına bir mızrak gibi saplandığımızda.
en aşksız harmanların bereket fakiridir
yağmursuz ve kurak, tek düze hayat çizgimiz.
bir tükeniş engelini başka çaresizliklerle geçeriz.
akşam saatleri yok mu hele üstümüze ölüm gibi çöken.
ne başka bir umuda çırılçıplak soyunur
ne de başka bir kavganın minderine çıkarız,
öyle avuç içine alıp beynimizi, bakar kalırız.
Cevat Çeştepe
|