Bilemediğim
Neydi bu bilmem,
Sığdıramadığım yüreğime…
Kabarır yüreğim, bir bulut olur,
Sığmaz göğsüme…
Taşar ha taşar…
Kimi zaman da,
Bir deniz olur, bir okyanus…
Alır dalgaları beni altına,
Boğar ha boğar…
Kaç *******im geçti uykusuz,
Kaç gündüzüm geçti huzursuz…
Bir şey düğümlenir boğazıma,
Nefesim tıkanır,
Sanki acımasız bir el,
Sıkar ha sıkar…
An olur,
Kıpkırmızı bir kor düşer,
Sanki yüreğime,
Yakar ha yakar…
Sanki mangalda et pişer,
Cızır cızır, cızır cızır…
Yanar ha yanar…
Neydi bu ateş, bilemediğim…
Ruhum cehennemde,
Bedenim bir potada…
Kavrulur ha kavrulur…
Kim bilir,
Daha ne kadar kavrulacak…
Onun için,
Hiç bitmez ateşim,
Küllerim hep sıcak…
Yanmak değildi bu aslında,
Kül olmakmış meğer!
Yaprak misali rüzgârda,
Savrulur ha savrulur…
Yaşıyor sanmayın sakın,
Şimdi geriye kalan,
Biraz kül, biraz duman,
Tüter ha tüter…
Esmeye görsün meltemler,
Savrulur ha savrulur…
Kavrul yüreğim, kavrul!
Yanmakmış kaderin…
Es rüzgâr, es!
Savrul küllerim, savrul!
Savrulmakmış kaderin…
Mehmet KIYAK
Mehmet Kıyak
|