BU UYARILARA KULAK ASINIZ!
- Dashboard'un üzerine, ön cama yansıyıp, görüşümüzü etkileyecek cisimler kesinlikle koymayınız. Sigara, kutu mendil, kağıt, süs bebekler vs...
- Şehir içi ve dur-kalk trafikte dahi, emniyet kemerinizi takınız. 20km/s sürat bile, başınızı dashboard a çarpmaya yetecek bir sürattir. Size ceza kesecek trafik polisini değil, kırılan dişlerinizi düşünün... nıhaaaa

) (arada şaka yapabiliriz herhal

)
- Arka koltukta oturuyor olsanız bile emniyet kemerinizi takınız. Olası kaza anında, önde yada arkada oturuyor olmanız sonucu etkilemeyecektir.
- 24 saat kısa hüzmeli farlarınızı yakarak seyahat ediniz. O anda sizi farketmeyen, dalgın bir yaya'nın veya sürücünün sizi farketmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca sollama anında karşıdan gelen araç, mesafenizi daha iyi tayin edecektir. (bunu gerçekten yapın, 6 sene önce bir insana çarptım ve bu unutulmuyor...)
- Civarınızda başka araç olmasa bile, dönüşlerde sinyallerinizi kullanınız. Belki o anda sizin göremediğiniz bir yaya yada sürücü hereketlerini size göre ayarlıyor olabilir.
- Tüm aydınlatma ve uyarı ışıklarınızı düzenli olarak kontrol ediniz. Otomobilinizi ısıtırken bile yapabilirsiniz. Mutlaka sizde stopları yanmayan bir aracın arkasında gitmiş ve rahatsız olmuşsunuzdur.
- Fren balatalarınızı her 5000 km.de bir kontrol etmeniz, olabilecek bir problemi zamanında farketmenizi sağlayabilir.
- Diş derinliği azalan(min. 2mm) lastiklerinizi yenisiyle değiştirmelisiniz. Önemli olan aynı lastikle uzun kilometre yapmak değil, kazasız bir sürüş yapmaktır. Aracınızın zemine temas eden tek parçası lastiklerdir. Dolayısıyla sizin ve sevdiklerinizin tek güvencesidir.
- Lastik havalarınızı hergün aracınızı ısıtırken gözle kontrol etmeniz, her 10 günde bir hava ölçümü yapmanız hayatınızı kurtarabilir. Lastik havalarınız, araç üreticisinin tavsiye ettiğinden kesinlikle daha az olmamalıdır.
- Kesinlikle "yakın takip" yapmayınız. Daha önce kaza yapan insanlarla konuşun, size "bir anda" olduğunu söyleyecektir. "An'lara" ihtiyacınız olan trafik ortamında yakın takip bir intihardır.
- Hatalı sollama yapmayın. İçinizde "en ufak bir şüphe" duyuyorsanız, sollamaktan "vazgeçin".
- Bölünmüş yollarda "sol şerit ihlali" yapmayınız. Sol şerit "maksimum hız" şeridi değil, "sollama" şerididir
Kol ve bacak mesafesi
Bir aracı iyi kontrol etmekte ve güvenli bir şekilde kullanmakta, doğru sürüş pozisyonu en ön plandadır. Koltuğun arkasının iyi ayarlanması, kollarınızın ve bacaklarınız pozisyonu, aynalar, direksiyon, size en uygun, en rahat sürüş pozisyonunu sağlayacak şekilde olmalıdır.
Öncelikle sırtınız her zaman koltuğa yapışık, dayanmış olmalıdır. Eğer koltuğu fazla geriye çekmiş veya koltuğun arka kısmını fazla yatırmış iseniz ve direksiyonu tutmak için biraz öne doğru kalkıyor ve sırtınız koltuktan ayrılıyorsa bu çok tehlikelidir. Virajlarda dengenizi kaybetmemeniz için sırtınız her zaman koltuğa sıkı sıkıya değiyor olsun.
Bazen piyasa yapmak amacıyla gezinen Doğan, Şahin vari otomobiller görürsünüz, koltuklarını o kadar geriye yatırmışlardır ki, neredeyse arabalarını yatarak kullanırlar. Bu hareketin anlamı nedir, ben hala çözemediysem de, bunun iyi bir şey olduğunu sanan sürücüleri(!?) ralli pilotlarının sürüş pozisyonlarına dikkat etmeye davet ediyorum. Her zaman son derece dik (neredeyse 90derece) ve direksiyona çok rahatça kumanda edebilecek, yakın bir şekilde otururlar.
Fakat şunu da belirteyim ki, airbag'li araçlarda direksiyona çok fazla yakın durmak da sakıncalı. Yani ortasını bulmak gerek. Ortası da, sırt tamamen koltuğa yaslanıp kollarınızı direksiyonun üst noktasına uzatıldığında bileklerin direksiyon simidine temas ediyor olması gerektiğidir. Kolların ve dolayısıyla gövdenin uygun pozisyonu budur.
Bacak pozisyonlarına geldiğimizde, bacaklar, direksiyon simidine değmeyecek, ve siz direksiyonu çevirirken ellerinize temas etmeyecek şekilde durmalıdır. Ayrıca ayağınızı pedallardan çektiğinizde dizinizin bir yere değmemesi gerekir. (Direksiyon bağlantısının olduğu yerin alt kısmı gibi). Yani bacaklar çok kırık olmamalıdır.
Uygun sürüş pozisyonu için önce bacaklarınıza göre (kırık olmayacak şekilde) koltuğu ayarlayın ve sonra ona göre koltuğunuzun arka yatırılabilen kısmıyla kollarınızın direksiyona uzaklığını ayarlayın.
Ellerin direksiyon üzerindeki konumları
Direksiyon simidi yaklaşık 9'u çeyrek geçe konumunda dıştan tutularak başparmaklar direksiyon göbeğinden kolların üzerine konumlandırılır. Direksiyon kollarının üzerine yerleştirilen başparmaklar kolların sahip olduğu ağırlığın bir bölümünün taşınmasına yardımcı olur.
Direksiyonda yapılacak tüm hareketler bu temel pozisyondan yola çıkılarak başlatılır. Otomobilin yönlendirilmesi için genellikle direksiyonun en fazla yarım tur çevrilmesi yetmektedir ; bu nedenle yettiği sürece ellerin sahip olduğu konum bozulmadan uzunca süre yol alınabilir.
Dönüşlerde viraj çapı küçüldüğünde virajın iç tarafına bakan el gevşetilerek viraj dışındaki elle direksiyon simidi 180 derceye kadar çevrilebilir.
Bu yöntemle direksiyon çok çabuk çevrilebilir ve sonra temel direksiyon tutuş pozisyonu çabucak gerçekleştirilebilir.
Anlatılan yöntem özellikle arkası savrulan bir otomobilin de ön tekerleklerin hangi konumda olduğunun anlaşılamaması veya geç anlaşılabilmesi nedeniyle çok önemlidir.
Direksiyondaki temel tutuş pozisyonuna sadık kalındığı sürece ani manevralar çabuk ve doğru olarak gerçekleştirilebilir.
Ayakların pedallar üzerindeki konumları
Sol ayağınızı kullanmadığınız zamanlarda, asla ayağınızı debriyaj pedalı üzerinde tutmayınız. Bu debriyajın oynar aksamına zarar verebilir ve ayrıca debriyaj balatalarını eskitebilir. Uygun pozisyon, sol ayağın, kullanılmadığı zamanlarda, debriyajın sol tarafındaki boşlukta tutulmasıdır. (Hatta bazı araçlarda sol ayak dayama yeri vardır. Sportif pedal takımlarında da pedallar dörtlüdür. Sol ayak her zaman soldaki ayak dayama yerinde durur.)