Öylesine
ben kızıl gecenin erguvan kokan yamaçlarında
saçaklara tutunmuş yüreğimle haykırıyorum
ayazlar içindeki yorgun kalbimi
acuze bir hevesle
sabaha hazırlıyorum
ankara ya kar düştüğü zamanda
bir anne oluyor gözyaşlarım
sonrada
bir babanın alın terini taşıyorum yüreğimde
kalabalıklaşan mekanlarda
yalnızlığımı yüreğime gömüyorum
gülüyorum ağlıyorum
yaşama bir yandan tutunmaya çalışıyorum
denizlere dalga oluyorum öğle vakti
kumsallarda iz bırakıyorum adımlarımla
kitaplar karıştırıp
bir anne şiiri arıyorum
sonrada
delikanlı bi cesaretle
kendimi anne denen o gözyaşına bırakıyorum
aralanmayan kapıları aralamak istiyorum
perdelerini kaldırıp gönlümün
amacıma ulaşamasamda
kendi muhitimde nam salıyorum
ne derlerse desinler
kimine göre derviş, kimine görede deli oluyorum dillerde
kuralsız yaşıyorum
sigara içiyorum,geç yatıyorum
vaktini geçiriyorum hayatın
ama ne yapayım
annesiz bir çocuğum ben
divane bir gözyaşından başka
bir çiçek büyütmüyorum
ha
şunuda söyleyeyim
arasırada ölümle selamlaşıyorum
ama hep ağlıyorum
adam akıllı güldüğümü hatırlamıyorum
yani kısacası
belli belirsiz yaşıyorum
sehbada salınan
idam edilmiş bir bedenden farkım yok
onlar nefessiz kalıp bir defa ölüyor
bense aldığım her nefeste ölüyorum
karanlık odalar içinde bırakıp ruhumu
yanyana üç yıldız gördüğümde
annem,babam ve ben diyorum
ama sonra sabah kendini gösteriyor şafakla birlikte
yıldızlar kayboluyor
yani
annem babam ve ben kayboluyorum
vel hasıl
öylesine beyhude yaşıyorum.
ayrılık hasret ve yalnızlık
Şahin Büber
|