Aşkın Acısı...
Dayanamıyorum hasretine;
Doyamıyorum sevgilim diyen gülüşüne,
İçten doğallığına, süzülüşüne...
Kalbim yanıyor, kıvranıyor!
Dizgini kopmuş nefsimin, üzgünde…
Demek ki bedendi aradığım senin,
Ölen bir sevgiliydi... Hayal gibi yaşadığın,
Ruhumda kaynayan yaran,
Şimdi yüreğimde cehennem ateşin…
Ağlıyorum kaç yüzyıldır, tesellin resimlerin!
Fırat’ın kenarında aradım aşkını, kırıntılarını
Soğuk sulara baktım, gördüm ölen nice aşkları…
Üstüne yanık türküler yakılmış ağlaşmaları,
Mecnunlar benim gibi suyun kenarında yanmakta,
Kışın soğukluğu bedenime sinmiş, üşüyorum!
Sustum… Bir şey diyemedim akan azgın sulara, zamana,
Her kıvrımında sanki kanlı bir ceset sürüklenmekte akıntıda!
İzlerken yüreğim onunla gider gibi… Tutunsam bir parçasına,
Ölümü yaşamak sensiz yaşlanmaktan güzel mi olacak ki böyle?
Yalnızca özlem bu, çaresiz haykırışımda!
Her şey ne kadar kolaydı oysa geçmişimde,
Kader der güler geçerdim kolayca yaşadıklarıma!
Neden dayanamıyorum aşkına Fırat…
Alsana demek geliyor içine şu an içimden!
Gerçekten her şey masal gibi,
Aşkı yaşamak ve denk gelişleri…
Süslere bezenmiş ağaçta, çaputtan dilekleri,
Şamandan kalan adetleri…
Dilek ağacını kesmek geliyor içimden!
Mutluluk masalına inandım ya,
Başkahraman oldum ilk defa…
Beyaz prens olmak yakışmıştı,
Hele varsa prenses uyuyan nehrin kenarında!
Uyandırmak bu sefer büyüyü bozdu...
Benden uzaklaştın boynuma sarılacağına!
Fırat dayanamıyorum özlemine,
Sen kızıl akmaya devam et!
Edersinde hep böyle...
Yüzyıllar geçti sanki senden haber almayalı,
Mumyalanmış gibi aşkın ölmüyor yüreğimde!
Çare yok Fırat, al içine…
Akışım öncekilere… Karışsın sevgiliye!
Safet Kuramaz
|