Sılaya Hasret
Kaç yol oldu memleketimden ayrıyım,
Bir ömürlük yıllar girdi araya.
Derman yok ki dizlerimde varıyım,
Ömür bitti gidemedim sılaya.
Uyamadım havasına suyuna,
Hasret kaldım yârin selvi boyuna.
Ekmek dedim geldim kötü oyuna.
Gençlik gitti gidemedim sılaya.
Çoluk çocuk kapıları beklerler.
Kapanmayan yarama tuz ekerler.
Gün geçtikçe derdime dert eklerler.
Gurbet aldı gidemedim sılaya.
Derlerim çok kimselere diyemem.
Hasret çöktü yüreğime gülemem.
Kaç bayram, kaç seyran geçti bilemem.
Bu bayramda gidemedim sılaya.
Tıkandı yollarım doludan kardan.
Haber bekliyorum esen rüzgârdan.
Ulu Mevla’m kurtar beni bu dardan.
Rüzgâr dindi gidemedim sılaya.
Yıllarca ağladım kısıldı sesim.
Hastalık çoğaldı, vurdu serime.
Sılayı görmeden çıkmaz nefesim.
Gurbet feryat etti benim yerime.
Ulu Mevla’m artık bitsin bu hasret,
Tat vermez ağzıma ne yağ nede bal.
Bitsin yüreğimde kahreden kasvet,
Ya sılama gönder, ya kendine al.
Kasım Kaplan
__________________
Buraya Kadarmış ..
|