![]() |
|
|
#1 |
|
Banned
Üyelik Tarihi: Apr 2007
Konum: | Rize-Merkez |
Mesajlar: 34
Teşekkür Etme: 156 Thanked 220 Times in 144 Posts
Üye No: 38652
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 13972
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
KURU FASULYE
Bir zamanlar kuru fasulyeye çılgınca düşkün bir adam varmış. Kuru fasulyeye bayılırmış, ama her zaman fasulyenin sonraki etkisi utandırıcı ve canlı bir tepki oluyormuş. Bir gün bir kıza rastlamış ve aşık olmuş. Evlenmeye karar vermişler fakat kız ancak kurufasulye yemeği bırakırsan evlenmeyi kabul ederim diye şart koşmuş. Adamımızda büyük bir fedakarlık gösterip fasulyeyi bırakmış. Kısa bir süre sonra evlenmişler. Bir kaç ay sonra, bir akşam adamımız işte iken telefonu çalmış. Arayan hanımı. Akşamleyin bir saat geç gelmesi için rica etmiş, adam kabul etmiş. İşten çıkan adam dışarıda bir saati doldurmak için gezinirken bir restoranttan gelen kurufasulye kokusuna yenik düşmüş. Sadece bir porsiyon yerim diye içeri girmiş fakat hızını alamamış. Bir, iki, üç, beş, yedi derken 10 porsiyona tamamlayıp dışarı çıkmış. Fakat dışarı çıkar çıkmaz hemen gaz olayı başlamış. Adamda koşturarak karşıdaki parka gitmiş ve bir güzel başlamış osurmaya. Fakat durmaya niyeti yok. Osurdukça osuruyor. En sonunda tamam demiş artık kalmadı. Saatte zaten doldu, artık eve geri dönebilirim. Eve gelmiş, zile başmıs, karısı kapı açıp kocasının kucağına atlamış. Kocacım sana bir sürprizim var fakat biraz bekle deyip bir mendil bulmuş ve kocasının gözlerini bağlamış. Ardından kocasının koluna girip onu yemek masasının başındaki sandalyeye oturtmuş. Gözündeki bağı tam açacakken telefon çalmış. Karısı gözünü açmaması için yemin ettirdikten sonra telefona cevap vermeye gitmiş. Fakat bu arada adamımızın gaz olayı yine son haddine gelince bakmış karısıda hala daha telefonla konuşuyor adam ağırlığını bir poposunun üstüne vermiş ve koyvermiş. Hem yüksek sesliymiş, hem de çürük yumurta kadar olgun. Hemen el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu çıkartmış, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatarak gene el yordamıyla yerine dönmüş. Karısı konuşmaya devam. Ee demiş bizimki fırsattan tekrar istifade edelim. Bu sefer öbür poposunun üstüne ağırlığını vermiş ve tekrar koyvermiş. Bu ödül bile kazanabilirmiş. Hemen tekrar el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu indirmiş, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatmış ve yerine dönmüş. Kulağı içerdeki telefon konuşmasında,veda sözleri özgürlüğünün sona erdiğine işaret edene kadar bu duruma beş dakika kadar devam etmiş. Mutlu bir şekilde gülümsemiş masumca. Karısı döndüğünde, onu o kadar beklettiği için özür dilemiş. Gözünü açıp açmadığını sormuş ve kocası gözünü hiç açmadığına yemin etmiş. Bunun üzerine karısı,gözündeki bağı çözmüş ve bağırmış ... - "İYİKİ DOĞDUN ALPAY, HAPPY BIRTHDAY ALPAY..." Fakat bu sırada DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ için hazırlanmış masanın etrafında oniki adet misafir ağızları bir karış açık oturmuş adama bakıyorlarmuş. CARLO De Gaulle Cumhurbaşkanıyken Italya'yı resman ziyaret etmiş. Gezi programında Fiat otomobil fabrikaları da varmış. Fabrikada dolaşırken De Gaulle birden : - "Oooo Carlo! Sen burada mısın?" diye bağırmış ve makinenin başında çalışan bir işçiye doğru yürümüş. İşçide : - "Vay Charles!" diye De Gaulle'e dönmüş, kucaklaşmışlar. Herkes şaşırmış. Koca De Gaulle ve işçi Carlo! De Gaulle yanındakilere : - "Carlo benim eski arkadaşımdır" demiş. "Çocukluğumuz beraber geçti. Çok iyi insandır", demiş. Fabrikanın yöneticileri hemen atılmışlar. - "Bizim de en iyi işçimizdir. Çok severiz kendisini!" Bir süre sonra İtalya'yı Nixon ziyaret etmiş. Onu da aynı fabrikaya götürmüşler. O da aynı böüme gelince : - "O Carlo!" diye haykırmış: - "Sen buradasın ha!" - "Vay Nik! Bu ne tesadüf? Bunca yıl sonra seni görmek..." Sarılıp kucaklaşmışlar ve tekrar görüşmek ümidiyle vedalaşmışlar. Bu arada Nixon Carlo'yu Beyaz Saray'a çağırmış. Herkes şaşkın. Nixon gidince Carlo'yu İtalyan Dışişleri Bakanlığın'dan çağırmışlar: - "Hadi De Gaulle çocukluk arkadaşında. Ya Nixon'u nereden tanıyorsun?" Carlo gülmüş: - "Gençliğimde Amerika'ya gitmiştim. Bir gangsterlik olayına adım karışmıştı. Nixon da çiçeği burnunda bir avukattı. Beni savundu ve beraat ettim. O zamandan beri dostuz." Sonra bir gün İtalya'yı Sovyet Başbakanı Kosigin ziyaret etmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırmışlar. Ve aynı hikaye devam etmiş: - "O Carlo yoldaş! Nasılsın? Seni bunca yıl sonra burada görmek beni çok sevindirdi." - "Vay Kosigin! Ne günlerdi onlar. Şimdi oturup iki tek votka atsak ne güzel olurdu." Herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutacak. Kosigin, yoldaş Carlo'yu Moskova'ya davet etmiş, o da : - "Fırsatını bulursam gelirim.", demiş - "Ama bu patronlar insana hiç fırsat verir mi?" Kosigin gider gitmez, fabrikanın müdürü Carlo'yı çağırmış: - "Yahu hepsini anladık ama Kosigin'i nereden tanıyorsun?" - "Ben eski komünistim. Biz birbirimizi tanırız." Müdürün tepesi atmış: - "Sen böyle herkesi tanırmısın?" - "Tanırım ya!" - "Şimdi bana Papa'yı da tanıdığını söyleyeceksin herhalde!" Carlo müstehzi olmuş. - "O ne biçim laf? Elbette Paul benim en iyi arkadaşımdır." Müdür hırsından kıpkırmızı kesilmiş. - "Palavra atma yahu! Sen Papa'yı nereden tanıyacaksın?. Hem de arkadaşınmış... Lafa bak." İşçi Carlo gayet soğukkanlılıkla cevap vermiş: - "Ben iddiaya girmem, girenleride sevmem. Ama size dediklerimin doğruluğunu ispat edebilirim. Bu pazar Vatikan'a gidelim. Orada benim Papa'nın arkadaşı olup olmadığımı görürsünüz." Müdür pazar gününü iple çekmiş. Sabah erkenden Carlo'nun evine arbasını göndermiş ve buluşup Vatikan'a gitmişler. Vatikan meydanı ana baba günüymüş. Biraz sonra Papa balkona çıkıp halkı takdis edecekmiş. Bu arada Papa'yı merak eden herdinden ve milletten insan meydanı doldurmuş. İşçi Carlo müdürü bir elektrik direğinin dibine bırakıp, kalabalığı yarmış ve Vatikan Sarayı'nın kapısından içeri girmiş. Müdür şaşırmış ama, "Dur bakalım!" diye kendi kendini teselli etmiş... Biraz sonra balkonun kapısı açılmış ve Papa ile Carlo kolkola yürümüşler. Hem de gülerek. Papa hıristiyanları takdise başlarken Carlo da sağa sola bakarak müdürü aramış. Bir de ne görsün koca müdür birseksen uzanmış, yerde yatıyor ve etrafındakiler kendisini ayıltmaya çalışıyorlar. Caorlo hemen Papa'ya dönüp - "Bana müsaade, bizim müdür bayılmış" diyerek ayrılmış. Koşup müdürün yanına gelmiş. Birini elinde kolanya müdürü ayıltmaya çalışıyor. Carlo dayanamayıp sormuş: - "Ne oldu bu adama?" - "Bilmiyoruz! Siz Papa'yla balkonda görününce arkasında duran iki japon "Allah Allah! Şu adam bizim Carlo! Ama yanında duran adam kim?" dediler ve bu da düşüp bayıldı. |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| FIKRALAR fıkralar FIKralAR | ¢яєαмιηg | Eskiler (Arşiv) | 255 | 10-05-2007 08:50 PM |
| Fikralar 111 | ¢яєαмιηg | Eskiler (Arşiv) | 0 | 05-10-2007 09:22 PM |
| Fikralar 110 | ¢яєαмιηg | Eskiler (Arşiv) | 0 | 05-10-2007 09:22 PM |
| Fikralar 109 | ¢яєαмιηg | Eskiler (Arşiv) | 0 | 05-10-2007 09:22 PM |
| Fikralar 108 | ¢яєαмιηg | Eskiler (Arşiv) | 0 | 05-10-2007 09:22 PM |