![]() |
|
|
#91 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Üsküdar' da Sen
Aklım kementin işkencesinde sıkılıyor Alnım karıncaların tükürüğünde doluyor Damarımın isinden gizlice geçiyon Hafakanların çıglığını yıldızların damlasına üfürüyorum Seni sevginin mavi dumanlı semtin de arıyorum Kızkulesi Üsküdar' ın sevdaya gözyaşı abidesi Bende sevdanın yanlızlığına konmuş dudak Seni sokakların geniş omuzunu çiğniyerek Evlerin kirli sayfalarını karıştırarak Caddeleri karartan tülleri kırarak Üsküdar' ın kalın ensesine kapanmıştım Yüreğimde sana olan hicranın bakışı Kaldırımların dikenleri hasretime ok atışı Dalgaların tokatlarıyla hülyalarıma giden kaçışı Bir deli deryanın sacına taş, İki derbeder ayaklarla sokaklara kaş fırlatıyorum Üsküdar' da sen Gözlerimi parçalıyan kalabalıklarda arıyorum Üsküdar' ın soğuk ağzında nefesini soruyorum Senin mechul gölgeni kovalıyorum Kalbim tütsünün sisinde türkülerde acıyor Dilim senin ismini, dimağım cismini sayıklıyor Kaldırımların bataklığı benimle kayıyor Günlerimin şafakları seninle doğuyor Ama sen gözümden kaçıyorsun Gönlümün sancısını yontuyorsun Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#92 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Üsküdar' da Yüreğim Hüzünde
Acı, mutlu sevdalara konu olmuş Destansı aşkların sesi Kız Kulesi nde okunmuş Yürekleri yakıcı hicrana kani olmuş Nağmelerin tatlı yeli okunmuş Saadet nişanında gülistanlara tanık olmuş Nazendelerin tatlı seli okunmuş Tarihin soylu adresi olarak Duyguların nefesi olmuş: Üsküdar Sevdamın kendisi ile Yüreğim Üsküdar da hüzünle okunmuş Üsküdar'ın tarihini kafamın bezine dokurum Diğer yandan talip kalbimle sevdamın resmini okurum Bin andan takip gölge ile Maviliğin çercevesinde sen ve ben olurum Üsküdar'da yüreğim hüzünde boğularak Düşlerin kanatlarında Üsküdar la süzülmüştüm Sokakların karanlığında gölgeyle sürülmüştüm Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#93 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Üsküdar Toptaşı Cezaevi
Tarih bereketinin kalburunda Asırların çamurunda kazınarak Duvarları hüzünle maviye ve maziye saçılarak Islak bakışları anılarda yazılarak Duvarları hicran yutan, avluları ayak tutan Bir zamanlar Üsküdar'ın alnını terlettiren Hicranın uzaklığını izbe ellerinde seyrettiren Üsküdar Toptaşı Cezaevi Adi suçlular Kim bilir hangi günaha kadeh kaldırdılar Nefislerini anlık suya daldırdılar Burada bedenleri çürüdü, şimdi ise toprak olup kurudu Ya adil suçlular Kim bilir hangi davanın yumağını ördüler Beyinleri mahkûm oldu, fikirleri prangaya vuruldu Şairler, yazarlar, akademisyenler, siyasetçiler… Bedenleri soldu, şimdi ise eserlerde geleceğe kuruldu Karanlık dudaklı zindanına bakışlarını bağladılar Yılların darbesinde ruhlarını kapattılar Devrilen yıllara çarpı çektiler Gözlerinde ısırdıkları pencereden umut ektiler Üsküdar'ın esintisini alınlarına soktular Geleceğin atlasına kafalarını yokladılar Harabe duran demirsiz pencerelerin hatırasında Çıplak kalan avlusunun oltasında donan tarih ve insan Neler fısıldar, hangi ayakların hatırasına kayıt düştü Bilinmez bir fasıldı geldi, geçti Cezaevinin avlusundan üflenen sigara dumanı Sürur günlerin şafağına itilen sisi Mahkûm günlerin dumanında yükseldi Üzerinde kalan şu karabulutların izi Bir zamanlar acı nefesinden cinneti kopmuştu Hicran elindeki ruhlara yılgınlığı çökmüştü Gözlerinde yaş, duvarlarında yas hâkimdi demir ensesinde Üzerine dökülen şu yağmur Mahkûm günlerinden çekilen yürek sesi Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#94 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Üstat: Necip Fazıl Kısakürek
Düşüncelerinin sellerinde, duygularının taşkınlığında İnsanlığın: zihin bulanıklığını, fikir sulanıklığını Çile yüklü kalbine doldurarak Aydınlık boyasını yapıştırarak Fikir bereketi ile açarak Değişimin öncüsü, gelişimin sözcüsü olan Çağının değerler üstü değeri bulunan Şairler sultanı: Necip Fazıl kısakürek Müteffekkir soluğuyla ikmal sıvayıcısı Ulvi ağahıyla ikbal sulayıcısı Selim hasletiyle inkişaf habercisi Dillerle kaplanan, dualarla yankılanan Üstat: Necip Fazıl Zamanın kıskacında; Nesillerin buhramını söndüren Ruhların sancısını çöktüren Gönüllerin bağrında filizler meydana getiren Zihinlerde dalgalanan, fikirlerde yaygınlanan Fikri ve ilimi genişlikle alim Duygu ve düşüncelerle salim Yumuşak gönül ve yüksek ruhla halim Güzelliklere buluşturmasıyla hakim Vuslat kimliğinin zerafetinde gönül genişliğinin zirvesinde Var olmanın geçiş yolunda Zamanın kültürende araç, Asırların sanatında amaç olan Şiir ekolunda yoğrulan Fikir dinanizminde yükselen Ufukların altın yıldızlarının parçası Şairlerin biriciği, kelamların diriliği Mutmain kanatlarıyla güzeliklere ulaştıran Necip Fazıl Kısakürek Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#95 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Var Olmanın Yolu
Geniş ufukların penceresinden yayılan Çağlar üstü çağların adresinde yürüyen Rahmet pınarının şenliğinde serinleyen Hakkın mührünün damgasında yoğrulan Hilim ve ilimle bayraklandıran Zaferle dalgalandıran Mana mirasıyla insanlığın ihya deryası Himmet özüyle güneşlenerek Hikmetlerin aydınlığıyla buharlaşarak Kuran'ın sözüyle gözlenerek, hallerle buluşturarak Ufukların altın parıltısına kanat açtıran Çağların mesafesine adım taşı Nesillerin istikbaline adım yaşı Gönüllerin istikametine adım başı Ruhların istirahatine adımdaş Mana atmosferinde uçuran İlim ve hilim donanımında koşturan Ufukların varlık gaye menzilinde buluşturan: İslamın hak yolu... Kalblerin karanlığını söndüren, hakikat yükünde Ruhların sıkıntısını çöktüren, İrfan yoğunlugunda Kişiliklerin bulanıklığını toparlıyan, takva yaşantısında Duyguların balçıklarını pak eden, zikir yaygınlığında Var olmanın esintisinden Gönül baharıyla uzanarak Ruhların yüksekliğinden Güzelliklere kanatlandıran Hakikatlerin yoluna kavuşturan Hayatın anlam ve değerini aşılıyan Gülistan bahçelerini aralayan: Var olmanın yolunda: İslam Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#96 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ya RESÜLALLAH
Öteler ötesi nur ışıltılı pencereden gülümseyen. Zulmet çağlarını söndüren, zahmet dağlarını sonlandıran. Çağların izine, şeytanın dizine, karanlığın sisine vurulan; Hilkatin sebebi, insanlığın edebi olan... İzanların hezeyan yokuşunu tutan ve hidayetin varlığına koşturan, Kafaların ur ensesini solduran ve hakikatin karlığına daldıran. Ruhların şirk tütsülüğünü söndüren ve şefaatle dolduran, Şeytanın bataklı sellerini kısan ve hikmetlerin pınarı ile dolaştıran Asrı saadetin nurlu inkişafında, Nur ufukların hakikat hecelerinde, Kainat sana sevdalı. Kutsi adımların hak ikramında, Bağlar sana ikbal olmuş. Ademlerin HU iniltisinde, Dağlar sana intisap etmiş: Başlar seni fikreder, kalbler seni zikreder Yaşlar gözlerden akar, bir yanda da senin nurun akar. İnsanlık ağlar, çağlar ağlar. Alem sana muhtaç Taşlar da selamlar, diller de kelamlar: YA RESÜLALLAH… Seninle kazılı, yıldızlarla yazılı nübüvvetin: Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Kainat senin isminle süslü, insanlık senin isminle sesli MUHAMMED MUSTAFA Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#97 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yaş Ondokuz
Yaş ondokuz yolun çeyreği Başlarda kavak yellerin esildiği Kaşlarda şafak tohumların ekildiği Gözlerde ufuk ateşlerin eritildiği Küçük adımların mührünün silinen gerçeği Yaş ondokuzun çeyrek delikanlığı Dantel misali hızla örülen zamanlar Acı tebessümlü beyaz sayfalar Çocukluğun şadını koparıyor geçen yıllar Sevdanın hançerinde dertleşilen dost kırlar Yaş ondokuzun çeyreğinden önceki sırlar artık geride kaldı Ondokuz kere vurulan tokmakla kapılar kapandı Hayatın bileklerinde şekillenen nefesler açıldı Çocukluğun şen dokulu günleri ezildi Yaş ondukuz yolun çeyreği Düşlerin bulutlarının yarıldığı İfadelerin hecelerinin serildiği Ondokuz kere toprağa çivilenen gerçeği Su misali hızla akan zamanlar Çocukluk ruhu geçmişe üflenmiş Gençliğin enerjisine yüklenmiş Bir nefeslik hayat oku saplanır Yürekleri doldurarak saklanır Yolun yarısıda aşılır Ve..! vuslatın edebi kapısı aralanır Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#98 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yaş Otuz...
Yaş otuz saatlerin akrebi vaktimizi içten içe kemirerek ruhumuzun can özünü damla damla eriterek aynaların cenderesinde kırılarak yüzümüzü okuyan çizgilerle yırtılarak kendimizden geçirmiş anılar, zihin odasında kilitlenerek arasıra kendisiyle konuştuk baş ve kaş ucumuzun uzaklığına kavuştuk Yaş otuz kat kat yükselen yaşımın duvarına beynimi emen yastığımı dayayarak geçmişin tuzağında demleniyorum bu alnımda ki kirli çizgiler nasılda akrebin dişlerinde yırtılmış kaldırımların kırık izlerinde dertleşen karıncalar başıma taçlanarak konan bulutlar yanmış anıların renkli sayfası siyah beyaz fotoğraflara karışmış geçmişin bedeni bizden artık kör geleceğin remzi önümüzde köprü dünyanın toprağı avuçlarımızda yokuş gün doğuyor gün batıyor zamanın gemisine bindik arasıra vurgun yedik arasıra adaların dumanına el salladık birazda gülistanların kokusunu aldık çöllerin seraplarında kum fırtınası eser, tarih sayfasının içersine yüreğimizin sobası vakit yakıyor katlanan yaşlı duvarlar ruhumuza çökerek vuslatın istikametinde artık yokuz Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#99 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yeryüzüne İnen Nur
Ey Nebi, alemlerin rahmet kucağı Sana sığınarak bucağına geliriz Anlarımız toprağın teninde durarak Senin güzel siyretinden azık aldık Alınlarımız taşların terinde olarak Senin güzel süretinden göz yaktık Çöllerin kuruluğunda Göllerin duruluğunda Çağlayanların çoşkusunda Gönüllerden kopan nefesle söz kattık Ey Resul, koyma bizi sensiz... Cananımız sensin Menzillerin arşında Öteler ötesinin güllerin ardında Doğan tebessüm sensin Ey Nebi; sen gülsün, nasırlanan kalbimizin sevgilisisin Ey Nebi; sen günsün, asırlanan kainatın güneşisin Çağların beline Uzaklıkların yeline İnsanlığın seline Kavrulan umranlarımızın yerinden Savrulan ummanlarımızın yaşından Gül aldık... Yetimler yetimi çilemizle ezik kaldık Ümmetin sensizlikle her vakit yetim Sevdamız nakit tutarak, elvanlarımız vakit yutarak Hayatının çile izinde, Çilelerle terlemek hoş gelir Ebu Cehllerin, Ebu Leheblerin işret dizinde Sövülen, dövülen asrının kuyusuna eğilerek Gönüllerimiz titreyerek kuyuda yaşla doyduk Her asırda koparıcı, yıkıcı Ebu Cehller oldu Al kanla boyanan yeryüzü kana doydu Anla sıvanan duvarlar gözyaşı içti Yurtları, ruhları koparılan ümmetin Senin hicretinin izinde, yoluna baş koydu Bedenimiz acılarla dövülerek kanla beslendi Yaşamımız harap, yanağımız ateşle azap Eshabının; bedeni çiziliyordu, ruhları koparılıyordu Hakikat yolu, sabır Çileler karşısında sağlam gönül ister Bilek teri, beyin zeri, kalbin yeri Ey Nebi, Ey Sevgili... Rikkatlerin kumaşında azalarına işler Kutlu asırların aynasında sancımız hafifler Yeryüzüne inen nurdan gelen su Asırların atlasını çınlatır, Ruhun sağırlığına serinlik Kalbin ağırlığına derinlik Hu................. Aminlere karışır hu lar, izanları paklar sular İlk sabahlar Senden kalan hatıra Nurunla; gök renklendi, yer şenlendi Ey Nebi, Ey Sevgili... Kalemler uzlete çekilerek Yıldızlardan mürekkep alarak seni yazar Kelamlar ülfete eğilerek Güneşin sıcaklığından pay alarak seni anar Özkan Karaca |
|
|
|
|
|
#100 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yetim Çocuk
Zamanların çarkında sönen yıllar Sislerin perdesinde solan yıllar Hatıralarım da hep yer edinen acı sahneler Mahzun, mazlum duruşuyla zihnimin duvarına yapışan Ne zaman, nerde görsem mahzundu Herkes şad, o ise durgundu Meçhullere yüzen sala benziyordu Babasını yitirmişti küçük yaşında bu çocuk Bir anacığı vardı, birde gelinlik çağında ablası Anacığını, ablasını hasret demleri ile kaynatarak Küçük göz odadan çıkarak, Bir avuç toprağından koparak Gurbetin yapraklarıyla İstanbul’un ensesine kapanarak Sancıların terleriyle yoğrulmuş, Elleri, alnı nasırlı olan. Maişet temininin gayretiyle köşelere sığınmış yetim çocuk Kimi yerde boynunda şeker kutusu çıngıraklı Dolaşırdı sokaklarca: “Şekerci keskin naneli, şekerci “ Kimi yerde ayaklı tezgah: Simit - poça satar dururdu İstanbul’da kimseleri yoktu, kimsesizliğe gömülmüş Kaldığı yer ise nem kokulu, Duvarı yosunlu bekar odasıydı. Yetim çocuk ellerini kafasına sıkıştırmış Saatlerce öylece durup saklanırdı kendinden Duman... duman üstünde efkarlı duruşu Boynu bükük, ürkek bakışlarıyla inilticiydi Yetim çocuk gözleri İstanbul aynasında yağmurluydu Dertlerin kabuğunda bedenini sarsarak ağlardı Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan çocuk azimliydi de Daha delikanlılığın baharında... On yedi yaşında olan çocuk Sılanın bağrında tam on dört ay olmuştu Hicranın çilesi yüreğini kanatmaya başlamıştı Anacığının ve ablasının özlemleri kanatlanmış Uykusunu bölen rüyalardan sonra kalbine inmişti Gurbet hapsinden koparak dönüşe karar verdi Kurban bayramına da sayılı günler kalmıştı Akşamın ılık serinliğinde sokaklarca süzüldü Cebinde parası, hülyaların kıskacında dalıp durdu Bir gün sonra köyümün gözlerimde bulutluğu dağılacak Birkaç gün sonra tarlamızın başında bulunacak Birkaç yıl sonra askere uğurlanacak Ondan sonraki yıllarda evlenecek Ondan sonra... Daha sonra, diye düşünüp duruyordu Fakat Rabbimizin kader defterinden habersiz Biraz sonra ruhunu uçuracak sonundan habersiz Karanlığın içinde iki çift yırtıcı gözler izinde Takip ederler insana benzeyen eşkıyalar Loş ışığın altında önünü kestiler yetim çocuğun “Para, parayı ver çabuk “... Çıkar haydi Yetim çocuk irkildi, gözleri büyüdü ve haykırdı “Hayır, vermem paramla memleketime gideceğim” Eşkıyanın suratsızlığına patlayan yumruk Ve... Diğer hain keskin bıçağı sapladı. Yetimin kalbine Çocuk kesik “ hı “ diyebildi. Oracıkta yere kapaklandı Eşkıyalar ise karanlığın bağrında uzaklaşmıştı Kurban bayramına yakın, üç kuruş için kurban edilmişti... Özkan Karaca |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|