![]() |
|
![]() |
#1 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şarkı Hakkında Şarkı
Daha emeklemeden şarkı söylerdim o zamanlar çok şey gerekmezdi dokundu muydu birileri göbeğime patlatırdım bir şarkıyı. La la la lay la lay... O zamandan beri hep böyle karşılık verdim ne zaman dokunup kurcalasa hayat zihnimi Mutlu ya da bunalmış olayım düştü her zaman bir şarkı cana La la la lay la lay... Hiç bir zindan tutuklu kılamaz beni Ben birdenbire söyleyenim - çünkü benim çağırışım patlar şarkıda ve özgürdür şarkıda ruh yeniden La la la lay la lay... Bir kaç kez başıma geldi ki uyandım - ve baktım gitmiş ses ne ki öyle bir korktum ki başladım şarkı söylemeye korkudan! La la la lay la lay... Yaşlılar ve gençlere şarkı söyledim Büyüklere ve küçüklere ayarladım partal dilimi anlasın diye herkes şarkımı La la la lay la lay... Balıkçılara ve yurttaşlara şarkı söyledim Yoksullara ve varsıllara hem aşk sevincine hem de acısına ama sanırım barış hakkında daha çok söyledim savaştan ziyade. La la la lay la lay... Yaşama sevincinci hakkında şarkı söyledim ve hayat boktan gidince acı hakkında değil mi ki uçan mektuplardır şarkılarım seven ve acı çeken herkese La la la lay la lay... Yürekler ve ciğerler katılaşmadan hepimizin başına gelecek nasılsa bir kez hadi şarkı söyleyelim hayattayken hadi patlatalım bir şarkı La la la lay la lay... |
![]() |
![]() |
![]() |
#2 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şarap
İlkbaharın şarabı. Hasadın şarabı. Yoldaşlar, tropik yaprakların düşeceği bir masa verin bana, ve bırakın dünyanın büyük ırmaklarının benzi atsın ve çağıldasın uzağında şarkılarımızın. İyi bir yoldaşım ben. Bu eve senin varlığından bir parça koparmak için girmedim. Tam tersine alıyorsun benden bir parçayı giderken sen, alıyorsun kestaneleri, gülleri ya da seninle paylaşmak istediğim güvenliğini köklerle taşıtların, yoldaş. Benimle birlikte şarkı söyle kupalar taşıncaya ve masada müsrif bir eflatun bırakana dek. Bu bal topraktan, karanlık üzümlerinden ulaşacak ağzına. Nasıl da özlüyorum onları, şarkının gölgelerini, sevdiğim ve alnımı önlerinde eğdiğim yoldaşları, o benzersiz hayatımı, uyguladığım erkeksi bilimi, kaba şefkatin koca ormanı arkadaşlığı bıraktığım zaman. Elini ver bana, görelim birbirimizi, çok basit, çıplak bir bitkinin kokusundan gayrı başka şey arama sözcüklerimde. Niçin bir işçiden daha fazlasını bekliyorsun benden? Biliyorsun halbuki vura vura oluşturdum gömülmüş aletimi ve yalnızca kendi dilimin lisânını konuşacağım. Bilge kişilere başvur, eğer memnun etmiyorsa rüzgâr seni! Toprağın gürültücü şarabıyla şarkı söyleyeceğiz gene de, Hasadın tasıyla kadeh tokuşturacağız, ve varolmayan ırmakların aşk dilinde tapınılan anlamsız dizeleri tutkuyla iletecek gitar ya da sessizlik. |
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şarabın Fermanı
Menekşe lekeler düşerken yağmur gibi bölgelerin üzerine, kurbanların üzerine, hayretle açar şarap kapılarını, ve ayların barınağı içine uçar ıslak kırmızı kanatlı bedeniyle. Ayakları dokunur duvarlara ve kiremitlere boğulmuş dillerin nemiyle, ve çıplak günün yumurtasında düşer arıları damlalarca. Bilirim kış geldiğinde kaçmaz şarap çığlık çığlığa, ya da saklanmaz kasvetli kiliselerde fırlatılmış paçavralarda aramak için ateşi, sonra uçar mevsimin üzerinden, artık gelmiş olan kışın üzerinden o katı kirpikler arasındaki bir bıçakla. Görürüm dolanıp duran düşleri, ayrımsarım uzaklardan, ve görürüm önümde, camların ardında, sefil giysilerin toplanışını. Ulaşamazlar onlar şarabın güllesine, etkin gelinciğine, onun kızıl ışıltısı ölür, boğulur avuntusuz halılarda, ve yalnız kanallar boyunca, ıslak caddeler boyunca, isimsiz nehirler boyunca, akar boğulmuş o kekre şarap, o kör, yeraltından gelen ve yalnız şarap. Dururum onun köpüğünde ve köklerinde, ağlarım yapraklarında ve ölümünde, düşmüş terzileri izleyerek rezil kışın ortasında, tırmanırım nemden ve kandan merdivenleri ve yoklarım duvarlar boyunca, ve gelmiş zaman hakkındaki kaygıyla çömelirim bir taşa ve ağlarım. Ve o acı tünellerde gezinirim giyinmişim uçucu metallerle, yalnız mahzenlere doğru, düşlere doğru, yeşile ve titreyen zifte doğru, aldırışsız demircilere doğru, çamurun tadına ve gırtlağa doğru, ölümsüz kelebeklere doğru. Kaldırdığında şarabın adamları o dut renkli kuşakları, ve tırmalanmış arıların başlıklarını, ve ölmüş gözlü dolu bardaklarla gelirler, ve tuzlu sudan dehşetli kılıçlarla, ve selâmlarlar birbirlerini boğuk büğlülerle ve şarkı söylerler düğün niyetiyle. Onların boğuk sesli şarkılarından ve masadaki ıslak madeni paraların gürültüsünden, ve ayakkabıların ve üzümlerin ve yeşil kusmuğun kokusundan, ve ölen şafağın duvarlarına çarpan tuzun ezgisinden hoşlanırım. Varolan şeyler arasından konuşurum. Tanrı göstermesin şarkı söylerken yeni şeyler keşfetmemi! Duvarlardan akan tükürükten bahsederim, fahişelerin yavaş çoraplarından bahsederim, bir kuş ayağıyla tabuta vuran şarap adamlarının korosundan bahsederim. Bu şarkının tam ortasındayım, caddelerden yuvarlanan kışın ortasındayım, ayyaşların arasındayım, unutulmuş yerlere çevrilmişler açık gözlerle, ya düşünüp taşınırlar çılgın üzünçte, ya da uyurlar, külde yıkılırlar baş aşağı. Anımsarım *******i, gemileri, tohum ekimlerini, ölmüş arkadaşları, koşulları, acı hastaneleri ve yarı açık kızları: anımsarım undan ve köpükten mücevheriyle belli bir kayaya vuran o dalgayı, ve bazı ülkelerde sürdürülen o hayatı, bazı ıssız kıyılarda, palmiyelerdeki yıldızların sesini, camlarda bir yürek atışını, lânetli tekerleri üzerinde hızla ve kasvetle geçen treni, ve buna benzer üzgün şeyleri. Şarabın nemine, sabahları, kış günlerinin sıkça kemirdiği duvarlarda düşerken onlar kuşkusuz ıssız mahzenlere, bu dünyanın gücüne gelir savaşımlar, ve yorgun metaller ve sağır sardunyalar, ve mahvolmuş itirazlardan bir kargaşa vardır, şişelerden şiddetli bir ağlayış, ve gevşek bir kırbaç gibi bir cürüm. Şarap delerek iliştirir kendi siyah dikenini ve oynatır kendi kasvetli kirpisini, hançerlerin ve gece yarılarının arasında, kirletilmiş boğuk sesli gırtlaklar arasında, puroların ve örgülü saçların arasında, ve bir deniz dalgası gibi şişer sesi gözyaşlarıyla ve ceset elleriyle uluyarak. Ve kaçarak gider kovalanan şarap, ve sağlam meşin torbası ezilir at nalları altında, ve yavaşça sıvışır şarap, ve fıçıları, havanın yüzleri kemirdiği yaralı gemilerde, sessizliğin mürettebatıdır, ve kaçar şarap anayollarda, kiliseleri geçerek, kömürün arasından, ve düşer onun horozibiği tüyleri, ve kükürtle maskelenir ağzı, ve alazlanır şarap yıpranmış caddeler arasında avlayarak kuyuları, tünelleri, karıncaları, üzünçlü ölülerin ağızlarını, çünkü onlar arasından ulaşır yağmurun ve ölülerin birlikte eridikleri toprağın mavi rengine. |
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şapkam Hakkında Ne Düşünürler
Şapkam hakkında ne düşünürler Polonya’da bundan yüz yıl sonra? Kanıma hiç dokunmamışlar ne söylerler şiirim hakkında? Nasıl ölçülür bira bardağından aşağı doğru süzülen köpük? Ne yapar bir sinek tutukluysa Petrarca’nın bir sonesinde? |
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şair
Daha önce dolanmıştım hayatın arasından, ortasında acı dolu bir sevdanın: daha önce gözlerim hayata çivilenmiş olarak bir küçük sayfa kuvarsı saklamıştım. İyiliği satın aldım, buldum kendimi açgözlülüğün pazarında, soludum hasedin en sağır sularını, maskelerin ve yaratıkların insansı olmayan uzaklıklarını. Yaşadım deniz bataklıklarından bir dünyada çiçeğin, o beyaz zambağın, titreyen köpüğünde beni aniden yuttuğu yerde, ve ayağımı nereye koyduysam ruhumun uçurumun çenesine kaydığı yerde. İşte böyle doğdu benim şiirim, zorlukla kurtuldu dikenlerden, yayıldı bir ceza olarak üzerine yalnızlığın, ya da utançsızlığın bahçelerinde yalıttı tamamen gömülene dek en gizli çiçeği. Kendi dehlizlerinde yalnız yaşayan o kasvetli su gibi yalıtılmış, koştum bir elden öbürüne her bir yaratığın yalnızlığına, o gündelik nefrete. Biliyordum böyle yaşayacağımı, fakat en tuhaf denizdeki balık gibi saklanmış o yarım canlı, ve o çamurlu sonsuzlukta rastladım ölüme. Kapılarını ve yollarını açan ölüm. Duvarlar boyunca kayan ölüm. |
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şahin Tüneyişi
En yücesinde otururum ormanın, gözlerim kapalı. Kımıltısız, yok artık çarpıtmak düşü Eğri gagamla çarpık ayaklarım arasında: Ya da kurgulamak uykuda mükemmel bir öldürümü ve tüketimi. Ne de elverişli bu yüksek ağaçlar! Havanın canlılığı ve güneş ışınları Benim lehime; Ve yukarı çevrik toprağın yüzü benim denetleyişim için. Ayaklarım kilitlenmiş pürüzlü ağaçkabuğunun üzerinde. Bütün bir Yaratılış aldı ayağımı üretebilmem, her bir tüyünü: Şimdi tutuyorum Yaratılışı ayağımda Ya da uçuyorum yükseğe ve usulca dönüyorum tamamen - Herşey benim olduğundan nerde istersem orda öldürüyorum. Hiç bir yanıltmaca yok bedenimde: Yırtıp ayırmak kafaları benim hayat tarzım - Ölümün bölüştürülmesi. Geçer çünkü benim kaçışımın tek yolu yaşayanların tam da kemikleri arasından. Tartışmaya gerek yok almak için payımı: Güneş arkamda. Başladığımdan bu yana değişen bir şey yok. Gözlerim izin vermez hiç bir değişime. Her şeyi olduğu gibi koruyacağım. |
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Şafak
Acı çektim bütün bir gece, bütün gece korkudan titredi durdu etim taşıdığı armağanı getirmek için. Şakaklarım yıkandı ölüm-terinde; ama ölüm değildi o, hayattı! Ve şimdi çağırıyorum seni Sonsuz Şirinlik adıyla, ah Tanrım, sen doğurtacaksın O'nu usulca. Doğmasına izin ver artık, ve bırak yükselsin acı dolu çığlığım şafakta ve kuş-cıvıltılarına karışsın. |
![]() |
![]() |
![]() |
#8 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sürgünün Sürekliliği Üstüne Düşünceler
I. Çivi falan çakma duvara Fırlat sandalyeye paltoyu! Yarın, öbür gün döneceksen geriye Dört gün için bu düzen niye? Şu küçük ağacı sulamayı bırak! Neşeyle gideceksen buradan Boyu bir basamak bile olmadan Niçin ekmeli tohumu bir ağaç için? Çek aşağı kasketi, insanlar geçerken! Niçin karıştırmalı yabancı bir dilbilgisini? Bildiğin dilde yazılmış haber Çağırıyorsa seni eve. II. Duvara çaktığın çiviye bak: Ne zaman dönmeyi hesaplıyorsun? Ne kadar inançlı olduğunun farkında mısın? Her gün çalışıyorsun kurtuluş için Oturup yazıyorsun odanda Çalışmalarının nasıl olduğunu biliyor musun? Bak öyleyse bahçenin sağındaki şu kestane ağacına Bir güğüm su vermiştin ona. III. Kirişten dökülen kireç gibi Çürür tahta perdesi zulmün (Sıkma canını!) Yolculuk et sınıra Adalete doğru. |
![]() |
![]() |
![]() |
#9 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sürgün
Özgür'e, Bir ozanın ülkesi sevdiği kadın ise Gerçek bir sürgündeyim ben, Ah, gerçek bir sürgünde! |
![]() |
![]() |
![]() |
#10 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Suskunluğun Sevindiriyor Beni
Suskunluğun sevindiriyor beni, çünkü uzakta gibi görünüyorsun, ve işitiyorsun beni uzaklardan, ulaşmasa da sesim sana. Görünüş o ki, gözlerin uçmuş gitmiş uzaklara, ve kapalı ağzın bir öpüş gördü sanki. Tam da her şey ruhum tarafından izlenmişken, çıkıyorsun ortaya o bütünden, ruhumdan benim. Kış uykusundaki bir kelebek gibi benziyorsun ruhuma, ve hatırlatıyorsun bana melankoli sözcüğünü. Suskunluğun sevindiriyor beni, uzakta gibi göründüğünde. Ve şikayet ettiğin şey, üveyen bir kelebek. Ve işitiyorsun beni uzaklardan, ulaşmasa da sesim sana. Öyleyse bırak susayım suskunluğunla senin. Öyleyse bırak seninle konuşayım suskunluğunla senin, bir lamba gibi aydınlık, bir yüzük gibi gösterişsiz. Suskunluğu ve yıldızlarıyla gece gibisin. Yıldızdan doğmuş suskunluğun, öyle uzak ve sade. Suskunluğun sevindiriyor beni, uzakta gibi göründüğünde, uzak ve taciz edilmiş, ölmüşsün gibi. Bir sözcük, bir gülümseme yeter. O zaman mutluyum, mutlu, çünkü gerçek değil bu. |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|