www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee  

Geri Git   www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee > Forum > Eskiler (Arşiv)

Eskiler (Arşiv) Eski konular

CevaplaCevapla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Old 08-09-2008, 08:56 AM   #151
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Ölüler Duymaz Öldüğünü
Bir kahve köşesinde başlar vurdum duymazlık
Nedenli kayıtsız kalabilir insan, güvercinlerin vurulmasına
Şimdi köşe başlarını tutmuş eşkıyalar
Henüz branşından emekli olmamış bir seri katil
Gün avuçlarına her tip insanı koymuşta bir başına
Mezuniyet balosuna gelen olmamış ormanda yolunu kaybetmiş bir ayının
Gecenin geç saatlerinde ayrılmış bir başına cesetler mezarlarından
Peşinde mezar taşları kalkıp geliyor
Konaklayıp hamlesiz insanın duraklarına
Vurdum duymazlığı vuruyor, uzun namlulu tüfekleriyle gelen avcılar
Uzun cümleler düşüyor mezar taşlarının üstüne
İnzivaya çekilmiş sancılara hamak oluyor bedenim,
Ölüler duymaz öldüğünü,
Şimdi bir akşam yalnızlığını indirir, gökten yıldızlar
Bir ben mi kaldım şehrin içindeki mezarlıklarda
Son güvercinde uçup gitti, insanın kerbelasından
Bir çuval fotoğraftan başka bir şey yok tu kalan elimizde
O şiddetli fırtınalar, yıldırımlar birde baklagillerden tufanda kalan
Sefil bir hayatın eteklerine sığınıyoruz.
Hepsi bu kadar demek zor geliyor, ölüler duymaz öldüğünü
Kalkın dağ başlarına yıkın ne varsa sırtınızdaki çuvalda
Ne olacak domates, hıyar, patlıcan birde mangal üstü kuş başı
İnandık inanmasına ya, neye nasıl inandık önemli olan bu
Ayağımızın altında, bir tabureyle alınan hayat gerçek mi?
Şimdi şehrin ıssız köşelerinde
parkalı adamların yerine talip değil mi tinerci çocuklar,
namluların ucunu sakladığımız parkalarda yok artık
Boşuna mı taşıdık bunca yıl miting meydanlarına kavgayı
Bir dostun acı kahvesi bile yok, ne misafir, ne de sefir
Ansiklopedik kayıtlarda adına rastlanmadı, yalnız yaşayan kurtların
Bir efsanedir, dağ başlarına yaktığımız Kızılderili ateşi
Duman, barut kokusuydu onlar, şimdikiler kokoreç
Fındık zade’de bir evin üçüncü katını mesken tutmuştuk bir zaman
Peşimizde bir ayağı topal, bir kolu çolak adalet
Ne zor şartlarda kaçmıştık, ateş çemberlerinden
Kaçma gel diye davetiye bile çıkartmışlardı ardımdan,
Ölünceye dek, yüzünü görmek istemediğim, bir garip adamlar
Aç köpekler gibi çullanmışlardı üstümüze hani
Neyse, orası sirkecide tren istasyonunun karşısında bir yerde kaldı
Şimdi bile geçerken tüylerim diken,diken, ayağımın yerden kesildiği yer
Yanımda hanım ve henüz hiçbir şeyden habersiz oğlum
Bak işte oğlum, burası bir zamanlar canilerin cirit attığı yerdi
Burada bağladılar, ellerimizi, ayaklarımızı ve maske taktılar suratımıza
Zannedersem iğrenç suratlarını görmememiz için olsa gerek
Ocak, şubat, mart üç ay takıldık burada yıl 81
Kaydımız silindi normal hayat şartlarından, hayvanlar listesine alındık
Engerek yılanlarıyla biz, ilk kez burada tanıştık
Sonrası malum, şiir dolu bir hayata başladık
Şair olmak için ille de buralardan geçmek mi gerekmiş
Tabanlara kuvvet kaçtığımız caddeleri şimdi bir ringin dürbün deliklerinden seyretmekte varmış meğer
Adını sıkça duyduğumuz sağmalcıları, görmekte varmış meğer
Hep gazetelerde okurduk mahkum haberlerini ya
Bir zaman yaşamak ta varmış
Ah İstanbul ah ne daracıkmışsın, ne çabukta anladılar seni sevdiğimizi
Uzaklaştırdılar senden, içinden ben olan tüm elbiseleri
Şimdi haliçten yukarı çıkarken taksime, bir hoş oluyor insan
Ah ulan diyorsun şu asfalt yolların dili olsa da konuşsa
Şimdi konuşmuyor gökyüzü, ölüler duymaz öldüğünü
Her mevsim bir göçtür saçlarımızda dalgalanan
Kalkıp gidiyoruz içinde bulunduğumuz şartlardan
Yılanlar koyunda mendilim kaldı,
Boncuk parasından biriktirdiğim
KEFENİM KALDI
Şimdi kelebeklerin adresini inşa ediyoruz yeniden yüreklere
Eksik kalan türküleri tamamlamaya gidiyoruz Şeyh Adil’e
Şeyh Adil’ şehrin aşağı tarafında bir mezarlık
Belki bir mezar taşından bulunur ismi
Yıllar önce buraya bıraktığımız dost insanın.
Neyse satırlara dönelim, insanın kerbelasından
Bir ömrü yıktığımız yer, yine ezanların okunduğu yer değil mi?
Mavzer sırtıma yük, artık şiirle ulaşacağım insanın meçhulüne
Kudüs, Mekke yakın elbet her dem insana, Kevser susuzluğu bizim ki
Öylesine susamışız ki, o’nun ayağının bastığın her yere
Alfabeden çıkarsalar da o ‘mağarada iki dost’ kim tutabilir onları, aşk olsun
Her dem Hamza olmak tır elbet genç ömrümüz
Elbet madalya vermezler bize böyle şiirler yazmaktan
Nobel barış ödülüne de aday göstermezler
Zaten ilkokul kitapları belli, çocuklar anlamaz bu dilden
Ya bazıları çıkıp, derse; -yani böyle mi olur şiir
Hani on sekizinde delikanlı, hani nerde kahraman aşık
Hangi liseli kız şiire aday,
Ulan böyle mi olacaktı, kardelenlerin usta şiirlere düşmesi
Böyle mi anlatılacaktı sevdalıların hikayesi
Hani bir horoz ötümüne kadar dinleyecekti çocuklar
Dedem bile uyuyakaldı, çıktı bir çekyatın üstüne
Sahi eskilerden kim kaldı, kaval çalmasını iyi bilen
Aman be usta boş ver, bir garip dünyadır işte gelip geçer
Kimi uyur gezer, kimi gezer uyur, kimi ayakta uyur,
Kimi yorgan, yastıkta bulamaz bir kaldırıma koyar başını,öyle uyur
Say ki umutsuzluk diye bir şey tanımamışızdır
Yalnız bize durak olmuştur, yeşil vadilerden kopup gelen fesleğen
Dört yanım sarılı, kurşun yarası şimdi zulam
Ferman,nasipsizliğe açılan pencerelerde gizli kalsın
Ay’a bakma aşar gider, kızlar Maraş’a gider
Toros’ lardan aşağı aşar, gider kara tren,kırk tren kalkar gider,bekler kırk tren
Bir sis çöker dağların yücelerine, dada loğlu çıkar gelir bir gün
Kör oğlu’na dar gelir dağlar, hey bire dumanlı dağlar,başı pare,pare dumanlı dağlar
Bir gün bir trendeyiz yolumuz Adana, geçtik gittik upuzun yollardan
Düşen olmadı çok şükür peşimize ahtapot suratlılardan
Artık bir mehter-han mı tutsak acaba ne yapsak
Adını bile zor hatırladığımız dostlar çıkar gelirler mi akasyalar açarken
Son bulutta,son yağmur tanesi yere inmeden
Upuzun dallarını yere öptüren, ağaçlarda misafir kuşlar
Sabah geç gelen servis otobüsüne binen,telaşlı yolcuların isyanı
Bir karmaşa, sirkeci tren garında, banliyö trenleri hırsız kaynıyor, yada kapkaç cı
Dünya dönen bir çark, çarklarını park etmiş gül dalına
Bir gelin gelmiş,gülü koparmış dalından
Eline batmış dikeni, dalgalarda nasibini bulamayan bir balıkçı
Ağlarına takılan birkaç balığı da atmış sulara, dönmüş gelmiş sahile
Yahu bu ne biçim muammalı şehir, bu nasıl inziva
Bir yanda tepinir Beyoğlu, bir yanda ağlar zincirli kuyu
Ölü bile duymaz bu şehirde öldüğünü
Kaybolur gidersin inceden, akşam hüzünlere duraktır Emirgan
Üstelik birde yorgun trafik, ekle üstüne darbukanın
Arap atların terkine bindirdik çocukları
İnşallah ıslatmazlar bu gece yatakları
Yere iyice serin çulları
Çekin üstünüze yorganları
Üşümeyin!
Kar taneleri yalnız iner yeryüzüne
Ve uzun süreli kalmaz yıldızları


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:56 AM   #152
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Önce mavilerini vurdular kentin
Önce mavilerini vurdular kentin,
Gecenin soluklarına yığıldı yangın soluklarımız,
Eski bir çerçevede poz vermekten öte gitmedi dostlar,
Yalnız martılar şahitti parmak uçlarımızdaki yıldırımlara
Bir ölünün karnında geçirdik bulutlardan uzaklığımızı,
Ne değişti bunca yıl
Akşamcı olmayan kuşlar mı çoğaldı gökyüzünde,

Durgun bir göl oldu yalnızlığımız,
Beyaz rengini döktü saçlarımıza kefen,
Geç kalmış sevgilerle
Yüreği ağzında koşan bir çocuk zaman
Portakal bahçelerine mi düşürdü utancını güneş,
Dağlar ustura ağzında kesilirken
Süte kesmiş memelerden kan damlar insanın diyarına
Bir cenazenin geç kalmış sahiplerini vurmadan haydutlar
Hangi mevsime transfer oluruz asude bir ömürden,
Hangi çiçeğe iltica diye sığınırız hüzünleri eskitirken

Ağaçlar köklerini iyice derinlere salarken
Yazıları silinmiş mezar taşları tüm kuşlarını,
Üstümüze dökerken.
Fırat hız bulup yüreğimizde akarken,
Dicle bir figan edip ardımızdan gelirken
Şimdi aklımı alıp deliler kuyusundan
Yıldızlara çıkıp oturmazmıyım.
Merhaba deyip güne totemlere kafa tutmazmıyım
Tüm putları kırıp İbrahim adına,
Kendimi ateşe atmazmıyım.


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #153
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Örümcekler yuva yapmayı unutmuşlardı mağara önlerinde
Örümcekler yuva yapmayı unutmuşlardı mağara önlerinde.

Uzaklaşıyoruz insanın kıyısından
Fil ordusu yürürken damarlarından
Medine rüzgârlarının üşüdüğünü hissediyorum
Ve örümceklerin yuva yapmayı unuttuğunu
Mağara önlerinde,

Yaşlı gözleri bir ürpertiydi oysa filin
Bir kibrit kutusunda,
Zaten çakıl taşları üzerinde oturup
Helva yemeyi bırakmıştı çoktan firavun
Cehennem bulutlarını
Kentin üstüne miski amber diye çekmişlerdi hani
Bir düşe yaslanmışlardı
Silikon memeleri sarkık yataklarında eksilen kuşların
Saraylarında eşekleriyle birlikte ölü bulunmuşlardı
Yanardağın üzerlerini
Bir anda örttüğü koca sapıklar şehrinde.

Şimdi kavganın öznesi benim,
Kumrular çekilsin akşamın efkârından
Bir gün tersine de akar ya
Sabahın sığınaklarını yüzünde arayan Sakarya
Yorgun günün mahpuslarını kıralım
İhtilalleri tutup yakasından,
Son tebessüm dudaklarımızdan donmadan.


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #154
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Peynirden Bir Şehir Yaptım Farelere
Bundan böyle iyilik etmicem insanlara
Türküde söylemicem çiçeklere
Güvercinlere küstüm
Et vermicem kedilere

Hiç sevmedim besteyi
Tavşan dişli emineyi
Arap kadriyeyide sevmedim hiç
RE ‘ leri söylemeyen meleği

Hiç sevmedim emeli
Japon tipli haceri
Elma yanaklı çiğdemi
Mızıkçılık yapan özlemi

Bundan böyle iyilik etmicem insanlara
Kanatlarını kıracağım şu ukala kelebeğin
Ve ağzına biber süreceğim
Şu vıraklayan kurbağanın

Hiç sevmedim elifi
Çıt kırıldım ayferi
Sümüklü ferideyide sevmedim hiç
Ve şu asık suratlı müjdeyi

Bundan böyle iyilik etmicem insanlara
Bir Pazar yeri kuracağım bitlere,pirelere
PEYNİRDEN BİR ŞEHİR YAPTIM FARELERE
Kasap dükkanları açacağım kedilere, köpeklere
Apartman yaptırıp bütün gorillere
Aynı apartmanda misafir edip filleri
Uçaklara bindireceğim geyikleri
Asfalttan bir yol yaptırıp zürafalara
Maymunlara ayıracağım üstgeçitleri
Modern metrolara köstebekleri yerleştirip
Boğaz köprüsü yaptıracağım, tavuklara
Galata kulesini horozlara verip
Mercedeslere bindireceğim tüm ördekleri
Bundan böyle yılanlar binecek vapurlara
Banliyölere ayılar
Sınıfta kalsın artık bütün çocuklar
Adını söylemeyi unutsun karanlıkta uyuyan bir baykuş
Kuduz aşısı yapılsın çakallara
Çöplüklerden bir yer açtım kara sineklere
Aç kalmasın artık
PEYNİRDEN BİR ŞEHİR YAPTIM FARELERE
Yüzümü işgal etmesin diye asık suratlı kızlar
Tüm dünyayı da onlara bıraktım artık ben
Ve ben çıkmaya hazırım muhteşem yolculuğa

Ey suratsız insanlar!
Güneşi ayı yıldızları da size bıraktım
Mavi bir gül taktım saçlarıma
Kimsenin olmadığı bir diyara gidiyorum
Eşsiz ve de dostsuz gidiyorum
Biletsiz ve de pasaportsuz gidiyorum
İnsanın insana dost olmadığı her diyarda
Saklasın başını etek altında hıyarlar
Domatesler daha da kızarsın utancından
Farkınız mı kaldı kapkara patlıcandan
Fasulyeden, pirinçten, mercimekten

Ben ki düştüm karanlığa
Eylül dolusu takvimlerden
İşte bu yüzden hiç sevmedim insanları
Çocukları sevmedim
Öğretilmemiş gayesi yaşamanın
Bir karganın peşinden koşturulan
Amaçların,
Körlere bir hayat çizerken,
Fotel şapkalı uşaklar
Güneşli günler yasak edilirken bize
Bırak saçlarını dağıtsın
Küçük bir kız salıngaçlara
Biz bedir akşamlarına yolcuyuz sevdiğim
Dağ aralarında dinlensin
Muzdarip yolculuğu sevgililerin
Taşımazsa taşımasın yükümüzü gün
Ey rüzgar uğulda kulaklarına sağırların
Tenimin rengine tekrar siyahlar düşmeden
Her mevsimi dağlarda erit ey firari aşkım
Şifresi bozulsun oyuncak bebeklerin
Güneşe merhaba desin saçlarına ay ışığı ören bir genç kız
Ve hubeybi aşklara
Yasak çizmeden güz çizmeleri
Sağır kaldırımlar çatırdamalı
Ayak seslerimizle,
Sadece hırsızların yeri olmamalı karakollar
Bir dişimiz kırılmalı
Yahut burnu kanamalı birimizin
Sürgüne gitmeli bir memur
En ücra köşesine yurdumun
Dört duvar arasında karnı yarılmalı düşlerin
Ve darağaçları kurulmalı bizim için
Elini kırmalı marangoz
Çivi çakarken tahtasına tabutumuzun
Yumruklar sıkılmalı
Oyun oynamayı bırakmalı parklarda çocuklar
Leş kargaları ürkmeli
Sesimizin madeninden
Sıcacık kanım ıslatmalı her sayfasını neşriyatların
Güneşi fotoğraflamalı namlular her kuytu karanlığa

Çekilsin yolumdan mercimek başlı insanlar
Ben yıldızların saçlarını örmeye gidiyorum
Aynaları kırdım, çıktım ağır esneyen ölülerden
Sehpaların ilk durağı HUBEYB’E gidiyorum.

Parke taşlarından sıyrılsın artık akıl
Emrolunduğun gibi yaşa ey Müslüman
Artık avutmuyor bizi Sakarya türkülerini dinlemek
Dedemin kahramanlık türküleride avutmuyor bizi
Alfabelerde beni bulamıyor
Kara önlükler giydirilen bir çocuk
Rüyaları üşütüyor İtalyan yakalı bir zat
İsviçre’den sipariş edilen,
Elbiselerde ben yokum
Avrupa’nın zaferi
Podyumlarda gerdan kıran bir Türk güzeli
Atımızın nalını öpen krallar
Şimdi utansın
Bizde de krallar çıktı öp demeden
Ayak öpen
Ah ey firari aşkım,
Ne günlere kaldık
Karanfillerin kokusu da değişti
Görücüye çıkarılmaktan her gün
Fesleğen açmaz oldu belki dağlarda
İnlerine döndü ayılar
Yaşasın ortalık yerde yok
En azından gün ışığında yarasalar
Hutbelerden güneş düşmeyeli yıllar oldu
Tavus kuşu, sincap bir ev tuttu
Üsküdar’da kiralık
Birileri sofrasında fazladan olsun diye bir şeyler
Bilmediği şeyleri pazarladı
Sahi hangi pazardı bellisiz oldu
İşte bu yüzden hiç sevmedim insanları
Ne kadarda deve kuşları
Ah bir bilebilseniz.
9 mart kirazlı-İstanbul
pencerenin önündeyim
dışarıda kar yağıyor
kar topu oynuyor çocuklar
Vesselam böyle işte


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #155
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Rüyalarımda çekilen cinayet fotoğraflarını sergilemek istiyorum,
Artık beni avutmadığı gibi kargaların türküsü
Pek kimseyi de avuttuğunu zannetmiyorum,
Uygarlık adına sevinçlerimiz ertelenmiştir caddelerde,
Denizin yakamozlarını veren ışık körelmiştir artık,
Artık imdatları bırakıp kaçıp giden deli taylara,
Rüyalarımda çekilen cinayet fotoğraflarını sergilemek istiyorum,

Seni ve beni anlayamadığımız martılarla vurdular,
Yoksa kim nereden bilecekti eşkıya hallerini yüreğimin,
Ağzımın çukur haritasında dolaşan kervanlarda kılavuz değildi,
Körlerin gözünden kargaları kaçıran sapan taşında ki taş.
Korkmadık gökyüzünün yüreğimize kırlangıçlar uçurmasından,
Ay bizim için yarıldı ikiye, ve güneş yapıştırıldı geceye,

Adım serviler içinde taşlara yazılmak istendi bir zaman,
Bir çömez oğlan peydahladı eylül, insan tarlasına düştü
Zulmün radarlarına yakalandı gökyüzüne saldığımız kuşlar,
Vuruldu dolunay kervanımız, kurudu ırmaklar, bir gözyaşı pınarında,
Hüseyin yüreğimize, Kerbela oldu kabil soylu haydutlar
Ah bir bilseniz hayattan azade, ne çok öldüğümü duvar diplerinde,

Alaca bir karanlık içinde gezinen ürkek bir ceylan iken yüreğim,
Mavi bir denize açılan beyaz yelkenliler geçer gözlerimden,
Sevdiğim kız gelir aklıma, el sallar her gece penceresinden,
Bahar devrilir, güz geçer sağanaklarıyla, fırtınalı günlerin tadilatı başlar içimde,
Bir yama daha ekleriz çaresizlik üniformasına, biraz daha sıkarız maviyi dişlerimizde,
Hüznü kundaklayan elleri çıkarırız, herkes sahiplenirken kendi ölülerine,

Ölüm bir çocuk küskünlüğünde çeker toprağa henüz ulaşmamış filizlerini,
Asude bir bahar bekliyoruz, oyuncaklarını kaybetmiş bir çocuğun gözlerinde,
Saçlarıma dolaşan beyaz bulutlarda, zaman ölümü aşılar yüreğime,
Bir çift güvercin havalanır yüreğimden, uzar mavi türkülerin boyu,
Yalnızlık kurdelası takılır yakamıza, gökyüzüne paketlenir ölümcül kuşlar,
Ağlamayı unutmuş yağmurlar dökülür gecenin en kirli mavisine,

Turnalar bir göç mevsimine cemre düşer, ağlamayı unutmuş yağmurlardan sonra,
Karanlığın artçıları çekilir servilerden, cam kırığı bir ay ıslatır suları,
Yorgun adamlar dökülür, teneke günlüğü kentin hırgürlerinden evlerine,
Kör bir usturayla tıraş edilir sohbet, evvel zaman içinde, develer adam içinde,
Hantal gecenin faturası kesilir kargalara, kumpas altına alınır bir dervişin sakalı,
Ve ellerimizden uçup gider, kafasını koparıp attığımız o minik serçeler…

Rüyalarımda çekilen cinayet fotoğraflarını çizmek istiyorum tuvale,
Bir balığın akvaryumda nasıl çıldırdığını, bir çığlığın korku dolu yılanlarını,
ve bir akşamın beklenen yağmurlarını yağmadığını, bir çobanın yıldızlara çıktığını,
Mercimek tanesinde beyinlerini arayan başsız, başsız insanları,
Israrla adını taşlara yazmak isteyen deli dalgaları,
Rüyalarımda gördüğüm cinayet fotoğraflarını, ÇİZMEK İSTİYORUM TUVALE…
17 EYLÜL İSTANBUL………………………………………………GECE SAAT:00,48 BİTİŞ…


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #156
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Sadom ve gamora değil elbet bırakıp gideceğim kent,
Sadom ve gamora değil elbet bırakıp gideceğim kent,

Birazdan kalkıp gideceğim,
Ufak adımlarla, topal adımlarla,
Sadom ve gamora değil elbet bırakıp gideceğim kent,
Yinede geriye dönüp bakmaya cesaretim yok..

Gitmem lazım,
Ceketimin yakasında oturmuş haydutlar,
Adım attığımız yer balistik raporlara düşüyor,
Kendi gölgemden korkuyorum aynasız caddelerde,
Özgürlüğü sevdikçe,
Göçmen kuşlar adres arıyor içimde,

Issız bir kasabadan Geçiyorum,
Erken düşmüş dağlara kar
Uzaklaştıkça kentten
İçimde mavi örgülü şiir besteliyor tren rayları
Kompartımanda oturup etrafa bakıyorum,
Kaybolacak dalıp gidecek bir yerler arıyorum
Kendi korkularımı iflas ettirecek bir şeyler,

Zaman korkularımı haklı çıkarıyor,
Cellatlar sofrasında üç ay sorgu,
Gerçek çekilen bir film gibi,
Başrollerde; Ayılar,
Figüranlar; Yılanlar, akrepler,

Derken misafirperverliğini kabul etmek zorunda kaldığımız
Domuzlar çiftliğine seyahat, kafa, kol, bacak kırmak serbest,
Pis kokularından uzaklaşamıyoruz,
Fareli yemekler ikram ediyorlar, ve taş toprak karışıyor şarküteriye,

Misafirhanede ne kadar kalacağımıza karar veriyor,
Selimiye’de ikamet eden bir sanal tanrı,
Etrafımda putperestler, benden başka bir yerleri kaşınan yok,.
İyi bir çocuğa benzetiliyorum,,,sürekli misafir kimliğiyle dönüş,

Şehrin ışıklarını görüyoruz bir kartal tepesinden,
İnsanların vurdum duymazlığına park ettiğimiz ömür,
Hiç kimseyi ilgilendirmiyor,
Taki Fırat Kerbela akana dek, taki dicleyi haydutlar sarana dek


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #157
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Sefiller
Bu kez Victor Hugo değil
Bu bizim sefiller,
Elleri bağlı, gözleri bağlı,
yıldızları sökmüşler gökyüzünden,
altından adamlar tutsak,
öbür taraf pas,
bir sahil kıyısı dinlentilerine durak,
elinde fırça, tuval,
asılan adamlar resmini çizmeyi unutmuş,
bir yüzü timsah derisinden daha kalın,
öbür yüzü sam amcanın bahçesinde armut dişler,
her sabah vakti bizim oralarda eşekler kişner,
ayır sapı samanı, radyolarda uzun eşek yarışması,
altı taksim, üstü şişhane, üstü virane,
Al Eyfel kulesi senin olsun gergedan suratlı adam.

Önüm, arkam, sağım, solum, sobe
Tutup ayaklarımdan çekti körebe,
Merhaba taş medrese,
Merhaba yusufiye
Yahu azıcık teşekkür mü etseydim
acaba bu adamlara,
Şiirin her mısrasına
giriyorlar bir yerlerden,
Damdan düşer gibi
düşüyorlar her taraftan,
Geriye kalan, adı eşkali belirlenmiş,
bir orman yangınından,
Dokuz şafakta, dokuz el,
rüyalarımızı bile bozan,
Artık gül açan bahçelerde oturmuyoruz
Mavileri silineli çok oldu bakır renkli gökyüzünün,
Bir fotoğraftan geriye kalan
Siyah beyaz anılar,
Vay şimşek başlı tutsaklık,
Vay ejderha suratlı gün,
Nasılda can düştünüz günümüzden,
Ellerimizde güneş taşımanın yorgunlukları
Tecelli erken baharlarda açan kabir çiçekleri,
Bir deste al, kokla, dokuz adam çıkar gökyüzüne,
Merhaba der sana kayıp giden bir yıldızın anısından,

Ve evimizin arka penceresinden,
Bir yusufçuk havalanır,
Gökyüzüne vurduğu kanat darbelerinde,
Uhdemize düşen
Sahipsizlik kervanında yürümek
Öteler kapalı park yeri yok,
Kalplerde boşaltılmış kırk bahar yağmurlarından
Ve acıların logaritmasından çıkan,
Kimsesizlik,
Vay benim anam, babam
Vay kimsesizliğin coğrafyasını
nasırlı avuçlarıma çizen şecerem..
Kudüs vuruldu,
Gün katil adamlar doğurdu,
Ay ikiye yarıldı bir zaman
Tur dağında vuruldu sevdam,
Bu kez geçemedik, kızıl denizi,
Bir dalga kıran oldu yüreğimiz cehillere
Acılar denizinde,
Her gün egale olur
Yeryüzü cehenneminde
Bazen bir eylül ikliminden dökülür mavi gözlü çocukların
baharlarına
Bazen bir Yahudi katilin katliamından dökülür.
Filistinli çocukların yüzüne..
Onlar vurur tempo ile, birileri düşünür,
Kına yaksak mı,
Be hey ahmaklar..
Ananızın köyde oturan inekleri yok mu,…..!


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:57 AM   #158
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Selam kızıl şafakta açan gül
Karanlık içinde saklar,
Korkudan adamları,
Zulüm görücüye çıkarır
Ölü olmayan tabutları
Ah kim bekler sabahı,
Bu insafsız uykularda
Baştan sona buruştur at,
Aşk olmayan rüzgârları.

Büyür uçurum
Gecenin kıyısında,
Mavi gök çatırdar,
Çikletten çıkar çocuklar
Ellerinde sapanlar
Tankları vururlar
Acemi bir bahara ertelenir,
Ay ışığında kavgalar.

Hava soğuk,
Nolur,
Nolmaz deyip
Kalınca giyeriz üstümüze paltoları,
Kış gelecek ya,
Hazırlıksız yakalanmayalım,
Karlar yağacak,
Yada beyaz bir yılan
Ağularını dökecek
Öfkelerimiz üstüne
Bir sığırcık düşecek,
Adım atmayı unutacak güvercin,
Martılar kurban verecek
Denize çığlıklarını,

İnsan,
Gölgeye düşen yakamoz.
İnsan,
Süt emziren ana.
İnsan,
Ateşten ve sudan.

Şimdi zamanın akrebi düşmüş mürekkebe,
Mürebbibim Allah
Başımın üstünde servi gölgesi
Selam darağacı,
Selam kızıl şafakta açan gül.
Vakit eylül
Kulaklarım çınlıyor
Göğsümde açan kiraz ağaçları şahit
Sükûta makber
Üşüyen kelimeler anlatacak
Ayaklarımıza bağlanan ölüleri.
Herkes suçlu
Şehir muzdarip aşkların leylası.
Boğulmuş bir gökyüzü çıkarıyorum
Kimliksiz aşkların heyulası.
Ya iblisi kovacağım esmer günlerin yalnızlığından
Ya gemileri çakacağım intihar yüklü bulutlara.
Bir avuç çığlık sürüyorum şimdi namluların karnına,

Ah ben öldüm,
Ölü dağlara gömülen bedenimle
Başımı kaldırsam gökyüzüne binlerce anka,
İnzivaya çekilmiş umutlar kırk katırlık yolda
Yer susmaya mezarlık,
Rüya martılar kenti, tufan
Kıyametler koparan adam,
Boşalt tüfekleri şiirin vitrinine


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:58 AM   #159
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Sembol şiirlerle çatabiliyoruz statükoya
GÜNEŞ BİR YÜZÜM, AY BİR YÜZUM
Yüküm ağır şafaklara taşıyamam,
yorgun gözlerimde sen varsın
Hangi cinnetten hüküm giydim geceye,
sırrını çözemiyorum
Uzaklara sürgün resmi bir kulağı eksik şarkıların,
Eksik yaşadığımız notalarında
Ritim yok, baştanbaşa bozuk solfej
Çarpar birdenbire,
ahengin kıyılarına mahmur besteler
Bir bütün şarkıda ciltliyoruz hayatı eksik fasiküllerinden
Mezuniyet diploması belki firari bir türkü
Şafağın mı karnı yarıldı gördüğüm rüyalardan
Yağız atlar mı yıkıldı yangın soluklarıma
Bütün özlemlerin son durağında kendi idamlarını
Bir radyodan öğrenmiş Halil ve Selçuk
Yıkılasın buca,
Sembol şiirlerle çatabiliyoruz statükoya
Avluda silah çattılar, avluda adam astılar
Bir sigara yak dostum,
savur dumanını taşlara
Şehrin varoşlarında bir adam yürüyordu,
öfkeden küfürler yağdırıyordu
Bir tekme attı yerdeki boş kutulara,
hıncını alamadı
Yürüdü caddeleri sabaha dek,
sabah ilk otobüsle ayrıldı şehirden
Gözlerindeki yaşı gizlemedi
Eşkıya’dan savunma sorulmadı
Gölgeler düşmedi yakamızdan,
uykularımızı bastı cellatlar
Bir katliama seyirci kaldık,
Kanımızı içen vampir dinlenirken bir deniz kenarında
Bizlerde oturduk evlerin içine, şurdan,
buradan konuşur olduk
Artık ne dağ başlarında firari,
ne at üstünde süvari
Kar mı kalırmış herkesin yaptığı yanına


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-09-2008, 08:58 AM   #160
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Sen yoksun biraz değişiklik olsun hepsi bu
Tahammülüm çatladı, bakamıyorum baruttan yapılmış aynalara
Yüzümde köktenci bir ateş, şehrin yamukluklarından
Uzaklardasın gül destem çok uzaklardasın,
Ne ben sana gelebiliyorum, ne sana gel diyebiliyorum
Yıldızlardan bir motif çiziyorum sensizliğe
Gecenin geç saatleri yumrukluyor kapımı
Alıp gidemiyorum başımı arı kovanından

Kalkıp mavilerini silmek geliyor içimden gökyüzünün
Martılar uçmasın, dalgalar kıyılara vursun istemiyorum
Çocuklarda gülmeyi unutsun ilkokul kitaplarında
Kediler miyavlamayı, köpekler havlamayı unutsun
Dağ başları duman olsun bir zaman, şehre insin puslu hava
Allak bullak olsun trafik, radyolar sussun, televizyonlar çalışmasın
Bitler pireler çıksın ortalığa, şöyle bir çifte telli çalsın oynasın
Çakallar tilkiler uyuz olsun kaşınsın, berberde sıra bulamasın keçiler
Hamama gitsin horozlar, tavuklar bir ince ara fasıl geçsinler,
Uzun, uzun kavaklar, atçıda yeşil yapraklar, deyip
Yumurtlamayı bıraksınlar örneğin
İnekler süt vermesin, şehrin ortasında oynasın ayılar

Biraz değişiklik olsun sadece, sen yoksun diye, hepsi bu

Kedilerle köpekler arkadaş olsun bir çay bahçesinde
Akvaryumda kaçsın tüm balıklar, beyaz olsun kargalar
Dişlerini fırçalamayı unutsun yaşlı bir fil
Ve evinde otursun güvercinler yem yemesin azıcık
Pişli oynasın kurbağalar, kaplumbağalarla bir kahvede
Olimpik tesislerde antrenman yapsın karıncalar
Yüz metre yarışına katılsın tavşanlar
Gelmezse, gelmesin seyirciler ne var sanki bunda
Say ki sen yoksun, burada değilsin, uzaklardasın

Biraz değişiklik olsun sadece, sen yoksun diye, hepsi bu

Mesela ineklik etmeyip taksi tutsun eşekler
Gergedanlar yürüsün istiklal caddesinde
İstanbul’a gelsin koca bulamayan kızlar
Evde kalsın hıyarlar, ninemin turşuları, eski sandukaları
Elektirigi kesilsin tarla başının halicin suları
Basmalı fistan giymesin, sulu kulede çingene kızlar
Biraz daha hızlı adımlarla yürüsün mehter an
Yeni cami önünde dilenmeyi bıraksın dilenciler
Oltacıların oltasına eski ayakkabı, falan takılsın
Kafasına kaldıran şöyle bir etrafa baksın

İstanbul kalkmışta uçup gidiyor yerinden
Peşine düşmüş bir adam tahtalı köyden
bir adam uçmuş Üsküdar’a galata kulesinden
arabalara dikkat et yavrum okula giderken

Uzaklardasın gül destem çok uzaklardasın
Ne ben sana gelebiliyorum, ne sana gel diyebiliyorum

Sen yoksun, ortalık yerde, sahi nerdesin
Kafama duvara vurdum galiba
Sen yoksun biraz değişiklik olsun, hepsi bu,

Cin ali sınıfta kalmış yine bu yaz
Hiç sınıftan çıkmamış mı yani
Ne bileyim öyle diyorlar valla
Kısır gelin Leyla bir oğlan doğurmuş deyiler

Hala yoksun ortalık yerde
Sipariş ettiğim lahmacunlarda geldi
Ne demek gelemiyorum ulan atla gel
At bulamazsan yat’la gel
Saat 12 den sonra müessesemiz kapalıdır.
İyi uykular çocuklar…


Lütfi Kireçci
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
CevaplaCevapla


Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Yayınlama Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap gönderemezsiniz
Eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

Kodlama is Açık
Smilies are Açık
[IMG] code is Açık
HTML code is Kapalı


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:58 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.