![]() |
|
![]() |
#1 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() sakın gitme
bu şehir; büsbütün çöker üstüme… yokluğun dağ,dağ/ büyür içimde... sakın gitme kokun sinmiş tenime seni soluyorum her gece sakın gitme -sakın nefes alamam bilirsin işte.! sakın gitme bu şehir; çığ gibi düşer üstüme... kan kokan bu yalnızlık bu voltada ki aydınlık bu zift vari karanlık boğar adamı, sakın gitme... sakın gitme ihanet kokuyor gece! sakın gitme ölüm; köşe başında erketede. sakın gitme -sakın dur sen iki canlısın farkında mısın.! sakın gitme ikimizden biri ölmedikçe! sakın gitme eceli güldürme kendine! sakın gitme bu şehir; kâbus gibi çöker üstüme... sakın gitme -sakın dur paketteki son cigaram sana kalsın/ dumanını çekme içine, sadece; yalnızlığını paylaşsın... 2006 Temmuz |
![]() |
![]() |
![]() |
#2 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() ben geldim anne; sana geldim
giderken; göz yaşlarınla içime bıraktığın/ son nasihatini yüreğime kilitleyip yaşayacağım; son gecenin iniltisiyle geldim... büsbütün yılgın büsbütün yaralı yüreği kınında.! durulmuş,arınmış geldim… oy yüreğine vurulduğum; aç koynunu yaban kokusuyla geldim. bu kez yalnız değilim babamın haberi olmasın içimde Allah korkusuyla geldim! hava soğuk, al içeri anne korkma ellerimde ki; paslı kelepçelerden! masmavi özgürlüğümü sırtlayıp; doyasıya sarmaya, koklamaya geldim… üşüyorum anne ısıt beni ürkek bir ceylan yavrusu/ yüreğiyle geldim… titreyen ellerimi al avuçlarına; ovuştur baldıran acısıyla geldim… uzat ellerini kurban olduğum hasretini; zindanlarda soluduğum. gözlerini; gecenin ürkekliğinde bulduğum uzat ellerini sar boynuma dönüşü olmayan; bir yoldan geldim.sana geldim… gelişim sanadır anne; ellerim boş, kelepçeli! gözlerim hasretinin nöbetinde yüreği dopdolu geldim. sana geldim… sakıncalı tutkularla kırılgan umutlarla bir bana kalan; deli başımla eceli kapıda; bırakıp geldim. sana geldim anne yirmi beşlik değil; yedinci yaşımla. çocukluğumla tek temiz kalan yanımla geldim. sana geldim… 'Ankara'dan Elazığ'a' 1998 |
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sadakatla sevdim inan ki seni,
Ele kulak asma yar,riyakâr hepsi Minnet etmem gülüm,tadı kekremsi Aşkla kondurduğum, busenin sesi Hasrettendi, yoksa bilirsin beni İçkili ağızla, öpmezdim seni.! Kasım 2006 |
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() dün gece; yeni kapıda
kimliğimi sordular... netameli insanlar; hürriyetimi sorgular! elimde ki kırık saza; uzun, uzun baktılar —neden kırık bu saz? —kırık çünkü çekemem naz! köşe başında dün gece kimliğimi soranlar; alıp kafama vurdular sazım yok, sözüm var kırık sazımı aldılar; çaldılar çaldılar “kütük” deyip yaktılar sazım yok, sözüm var hürriyetimi sorgular! |
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() sen hiç sevdin mi gülüm;
senin de yüreğin/ bir kuş gibi çırpındı mı derinlerde? sen sevda nedir bilir misin yalnızlığa sığındın mı? bütün bir gece; kararsız düşünceler sardı mı senide/ uyku hasretliğinde… beş duyudan yoksun yaşadın mı? soğuk ve hissiz bir ama gibi sessiz dilsiz -yüreksiz yedi yaşında bir çocuk gibi; çaresiz kaldın mı günlerce? ağladın mı hiç; gecenin karanlık yüzüne inat/ gizlice… ağladın mı gülüm ağladın mı? mutluluğunun mutluluğu; ağladı diye! ben ağladım; ve hâlâ ağlıyorum gülüm! |
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Duy ki bu son çığlığımdır yankılanır kulaklarında
Son feryadımın resmidir durur şehrin sokaklarında Seni bırakıp gittiğim İstanbul’da; duruyor mu yağmurlar Duruyor mu hâlâ; saksında bıraktığım boynu bükük gül Boynu bükük mü kaldı sonunda? Güller sen kokuyor mu? Sen İstanbul kokuyor musun hâlâ Hüzünler demirlenince gözlerine! Pusuyor musun karanlığına yalnızlığının Yalnızlığını yanımdan alıp gittiğinden bu yana… Hâlâ saçlarını toplayıp ta mı çıkıyorsun balkona Rüzgâr korkusu duruyor mu saçlarının buğusunda Söylesene; Saçların ellerim olmadan nasıl karşı kor rüzgâra Dağılır ak’lanır toplayamazsın sonra Hayallerini yakıyor musun hâlâ sigara dumanıyla/ Mum alevi sıcaklığında Yürek burkuyor mu, burkuluyor mu yüreğin Kahveni her yudumladığında Gözyaşların karışıyor mu içtiğin şaraba Ben yoksam yanında, yoksam İstanbul’da? Alışmış bu şehir bensiz durmaya, sende alıştın mı? Alıştın mı ellerim olmadan karanlığa koşmaya Koşmaya sevda dolaşan İstanbul sokaklarında/ Mektepli kız rüyasıyla… Ne kadar sevda yaşamıştı bu İstanbul oysa Belki de; Ağır geldi sevdam, sana ve bu İstanbul’a bu İstanbul denilen yalancı bahar suskunluğuna Çığlıklarım yankılanıyor mu hâlâ yeni kapı limanında Yeni kapı özlemiş midir dersin, özlemiş midir? Göz göze oturduğumuz anlardaki imkânsızlığımızı Biliyor mudur? Biliyor mudur ki sen hüzün sarrafı ben sokak çıkmazı İkimizden bir aşk asla çıkmazdı Çıkmazdı biz varken bu İstanbul’da takvimsiz aşklar… Çok değişmiş dediler seni gören dostlar Adalardaki martılar, salacaktaki çocuklar En son uğradığımız acı yüklü çapa O hüzne müptela yenibosna Hadım köyde ki; Yaban kokan o dağlık yapı O ardında aşk duran tahta sürgülü, kilidi kırık kapı Ayrılık bu kadar mı yakışır bir insana Ayrılık tepeden tırnağa yaramış sana Yaramış yalnızlık bu koca gövdeli İstanbul’a ve sana Gelsem tanır mısın, tanır mı İstanbul beni şimdi Yoksa İstanbul’da sen gibi unuttu mu her şeyi Unuttun mu kız beni, unuttun mu ey İstanbul Unuttun mu İntizardan dinlediğimiz/ aşk kokan Sen ve ben çağrışımlı ezgileri Ah gülüm ne kadar da ayrılmış iki yabancı olsak da Aşk duruyordur haylaz çocuklar gibi kalp dağarcığımızda Tutsana ellerimden, az yaklaşsana, dokunsana yalnızlığıma Dokunsana gittiğinden bu yana/ Soğuk iklimler dolanıyor bakışlarımda. Baksana sen varsın hâlâ damarlarımda/ uzak durma Yüreklerimizdir bu kabarıp duran bulutlar Gitme az daha dur başlar şimdi hüzünlü yağmurlar Islanırsın, ıslanır ela gözlerin yaralanır, kanarsın/ kanarsın sevdama! Nazenin yağmurlarıyla ıslandı/ uçtu gönlü kırık sevdalar Vakittir tomurcuklanan aşklar, evhamlı yara gibi kanar/ Kanar anı maşasıyla dağlanmış yarınlar… Ah be gül yüreklim ne kadar acı veriyor bir bilsen ne kadar/ Senli çağrışımlar, İstanbul kokulu yıllar… Giderken; Katledilmiş bir yarın bırakıyorum kapına Üşümüş bir çocuk hülyası duruyor kanayan şakaklarımda Şimdi bir Anka kuşu gözlerimde ki maziyi utandıracak Kirpik uçlarımda ki aksi rüzgâra kanat çırparak Sahi sen hâlâ gidecek olan o karlı yol otobüsünde misin? ve başın emanetinde mi ellerinin Uzaklara uzanan o aklı firar yollarda mısın? Sen gitmeye kararlı, ben aklı yarım sevdalı Söylesene gidecek misin? Gidecek misin, gidecek ve bir anı sarhoşluğunda Yitecek misin? Ey gül kokulu yar, sen bugün de benli düşüncelerin/ İntizar kokan saatlerinde Kederden uzak o gül şehri İstanbul’da mısın? Duruyor mu o mavi elbisen, giyince salındığın Duruyor mu hâlâ ayaklarına taktığın Bakır ve gümüş karışımı hal hâlların Duruyor mu yolculuk azığın Azık diye içinde taşıdığın erişilmez aşkın İstanbul her ne kadar kurnaların kurumuş olsa da Bakıp gözyaşlarıma utansın, utansın bir düşe aldanmış Ayrılık dokuyan sahte sevdalar Sen de utan yar sende Aklına her düştüğüm anda… Benli çağrışımlar elini kolunu bağladığında Sende utan yar sende Gidince; sevdiğinin aklı gitti diye konuşulduğunda Gittiğinden bu yana; Sensizliğin uğultusu çınlıyor kulaklarımda Sensizlik duruyor hâlâ, sokak kapısının çığlığında Adımlarını sayıyorum iki ileri bir geri Gelgitlerde eteğinin rüzgârı teğet geçen sesi Kim bilir Aklın bendemi kaldı yoksa unuttuğun geceliğinde mi? Ayağındaki hal hâllar bile bu gidişi sevmedi Benim sevmediğim gibi… Bir düş gibiydi seninle yeni bir güne uyanmak Bir düş şimdi seni sensiz yaşamak… Oysaki hesapsız sevmiştim seni; kitapsız! Dinle; işte yine o şarkı, evli ve barklı Sarı odaları hüzün kapladı… Perdeleri giderken sen mi çekmiştin Yoksa karartma *******i yeniden mi başladı Işığın girmez oldu odama İçimin son aydınlık kalan yanı… Beni sorma; çok yoruldum Yağmurlardan bıkar oldum |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|