![]() |
![]() |
#171 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Savaşçı
18 Ekim 1985 sabahı asılan Güney Afrika’ lı Şair Benjamin Moloisi'nin ölümsüzlüğüne Bana biraz su ver kadın Varsa bir parça ekmek Kocan Beş yıl önce satıldı demek Benim de altı kardeşim Altı esmer çiçek Afrika *******inde İki parlak yıldız gibiydi Kara yüzünde gözleri Tam on yıl oldu Karımı görmeyeli Bir haber almayalı Yaşayabilin işse eğer Şimdi senin yaşlarında On yıldır beyazların Sağ çıkılmayan zindanlarında Gece ipil ipil ağlıyor Çiçeklerin güzelliği Suların serinliği Türküsü yaprakların Ve ağlamak neye yarar Benjamin Moloisi'i astılar Benjamin'imi Yüreğimi astılar kadın Bana birazcık su ver... Adımın önemi yok Zenciyim aha Astılar Benjamin’ mi Utansın dünya Sokaklarda Ezilmiş karıncalar gibi Çocuklarımız yatmakta Otuz yıldır zindanlarda Nelson Mandela Ve ben beni bileli Barikatlarda Otuz kurşun yedim Say ki Otuz madalya Bak omuzumda Taze bu- yara daha Kör bir kurşun değdi Dünkü intihar saldırısında.. Yedi ölüm gönüllüsüydük Öldü altısı da... Nedense duymuyorum Bu yaranın sıncısını Bu acı bastırmıyor Benjamin'in acısını Moloisi'm daha otuz yaşında Döşeme ustası Proleter Dağ dağ direç Irmak ırmak ter Aşılmaz bir barikattı yüreği Savaşçıydı kalemiyle Pretoria zindanlarında Hücresindeyken bile 'Oğlumu göreyim' demiş anası 'Son bir kez sarayım' demiş Göstermemişler Cesedini istemiş 'Hayır' demiş Botha'nın cellatları 'Veremeyiz' Cesedi devlet malıdır Devlet dedikleri nedir ki kadın Afrikaanerlerin yamyamlık saltanatı Avrupa kaçkını köpeklerin Bir ölüyü mal olarak görenlerin devleti. 'Veremeyiz' demişler 'Bir hafta sonra belli olur Gömütünün numarası...' O devletin vereceği nedir ki Oğullarını katlettiği acılı analara Birer gömüt numarasından başka Şifasız öfkelerden başka... Onlar ki beş milyon cellat Prangaların zincirlerin atası Bizse kendi öz toprağnda kan kusturulan Yirmi beş milyon Silahsız- Amerikasız Düşün ki hiç özgür yasayamadan bilemeden insan mıdır hayvan mı *Öldü atalarımı,... De ağlayacak gözyaşı Kalmamış olan kadın Söyle Savaşmaktan başka Nasıl sarılır yaralarımız Ben bir intihar savaşcısıyım Başka çareni yok Özgürlük için 'İnsanım' diyebilmek için 'Darağacına tahta veren çınar bir gün anlar Bayrağı taşıyan düşerse onu taşırlar Son yoksul çocuğun yüzü gülünceye kadar...' 21.10.1985 belirtilen dizeler Benjamin Moloisi'ye ait bir şiirden |
![]() |
![]() |
![]() |
#172 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seçim
kar yağdı trenler rötar yaptı ıslak sokaklarda yürüdüm bilmediğim kasaba *******inde gidecek yersiz ve telaşsız... ayaklarım üşümüş ve hayatta daha kötü şeyler var diye düşünerek sabahçı kahvelerine sığındım-sigara ve yurtsuzluk kokan salaş masalarda akşamdan kalma çaylar sakalı uzamış karanlık adamlar vardı kar yağdı rötar yaptı tren yurtsuzluğun rezil uykularını istemem ak çarşaflı yataklarda uyumak istemem bilmediğim soğuk otellerde bu gece gideyim-bir şeyler olsun istemediği yaşamlarda kaç insan var-istemediği evlerde istemediği sokakların gülüşüne alışmış ömrünün yamaçlarından aşksızlık yürür telaşına alışmış seçmediği akşamların bir taşın bağrında koyu yeşil bir yosun bir milim ne büyür ne küçülür ve alır gider istemediğin hayatlar senden alır gider sana ait ne varsa geriye bir başkası kalır alışkanlıklarıyla yaşayan bir hiç ezber bir hayatın fotokopi günlerinde bir kez bile kendisi olmayı beceremeden sümsük-yalak-kişiliksiz-onursuz-ilkesiz kendisi çoktan ölmüş yaşayan sureti bile değil aynalarda başka yüz başka söz... yaşadığı kurallara uygun olmak istediği insana çocuklarını benzetme sevdasında yıldızları unutmuş belki de hiç duymamış kuş seslerini öyle bir dünyanın ortasındayım şimdi bütün azapları seçtim-taşlanmaları yuhalanmaları seçtim kimse demesin bana sen sevecek adam mısın demesin ben aşkı seçtim filmlerden kitaplardan araklanmış sözlerle falan değil bir rezillik olarak bir hastalık olarak delilik falan olarak böyle bir dünyanın tersini seçtim işte sürgünlük dedikleri bu bunca iğrenç ve kendisi çoktan ölmüş suretlerin arasında yaşamak ben kendimi seçtim ve aşkı seçtim kendime vatan olarak varın kalem kırın gayrı umrumda değil ben beni seçtim |
![]() |
![]() |
![]() |
#173 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sen Zaman Gibi Bakarsın...
tepeden tırnağa bulut kesilmiş gür gümbür gümbür sonsuzu devinir içinde bin bir renk akşamı giyinmiş tepelerin üzerinde alabildiğince derinsin alabildiğince uzaksın bir şeyler okurcasına dalgaların kitabından gecenin laciverdinden dikilmiş yıldızlı eteklerin oysa bütün yangın yerlerini bilirsin hicran gibi bakarsın ey kadın harabelerden geçtin ot bitmez kıraçlardan sen vurulmuş göçmen kuşun yoldaşı mezarlıklar dolaştın kaç kırılmış düşün düştüğü yerde kan ağladın-ki seller bilir avazını şimdi dalgın ve yaralı ceylan gibi bakarsın ey kadın akşamının son durağı tepelerde özlenmeyecek kadar uzaksın renkten renge bulutlar devinir içinde gür hüznün ve sevincin dağları üzerinden sonsuza uzanan bir yol gözlerin derin ve pür gökyüzünde vurulmuş kuş duygular yaşadın onca yürek eli kolu kopuk kaç öksüz kaldın ortada gayri ne dağların yıkılır senin ne yakılır ormanın gece giyen duygulara sultan gibi bakarsın ey kadın suskunun dallarından yek avaz gazeller dökülen hüzün eteklerinin kokusunda boşuna gül arayan serseri rüzgar kadim bir tanrıça heykeli sanıp dudaklarında sevda söylencelerinden öpüşler gezen akşam ayaklarının dibinde öldüğü zaman bakmakların yetmediği yüreğe bilinmedik çağlayanlar dökülür sırtında yıldızlı harmanisi gecenin bilinmezden bilinmeze akarsın orada sonsuzluğun son bekçisi gözlerin ey kadın sen zaman gibi bakarsın |
![]() |
![]() |
![]() |
#174 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Senden Öncesi Boşluk Senden Öncesi Hiçlik
Gidemezdi bir daha başka yerlere Senin ırmaklarında uçan turaçlar Oysa uçurum uçurumdu sana gelişim Yüreğime yıldırımdı inişin Sevişin sağnaklarcaydı güllere Dağ yıkıldı Yer yarıldı Yandı bahar dalları Umudum zifiri *******e düştü... Senin dallarına değen rüzgarlar Gayri esemezdi başka güllerde Bilemedim aşkların katlolduğu devrandır Güle kan bulaşmış bir kere Yürek yangınlar sofrası Umut hangi yalan ufkun ardında Yolumuz nere düştü... Bilemedim Düş unutmuş düşleyeni Ayrılıklar devranında Yerle bir olmuş hüzünler Ben kime desem anlar şimdi Senden öncesi boşluk Senden sonrası hiçlik Gülüşüm kedere düştü.. |
![]() |
![]() |
![]() |
#175 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sevgi
“Ebuhasan Buşenci demiştir:Eğer dostluk bir karşılık veya bir maksat mukabili ise dünyada dostluktan daha çirkin bir şey yoktur. RUBAİ Aşık dostunun ayrılığından dolayı yardım diler,yahut sevgilisinin vuslatı kapısında dayanacak yer ararsa,dünyada ondan daha cimri insan olamaz.Aşıkın sevgilisinden dilediği sevgiden başka bir şey olmamalıdır.....”CAMİ,Baharistan “İnsanı insan olarak düşünün ve onun dünya ile ilişkileri de insanca olsun,o zaman sevgiyi sadece sevgiyle,güveni güvenle...değiştirebilirsiniz.Eğer sanattan tad almak istiyorsanız,sanatkarca eğitilmiş olmanız gerekir,eğer başka insanları etkilemek istiyorsanız,onlar üzerinde gerçekten uyarıcı ve geliştirici etki yapan bir kişi olmalısınız.İnsanlarla ve doğayla olan her ilişkiniz,sizin iradenizin nesnesi olan,gerçek bireysel yaşamınızın en net yansıması olmalıdır.Eğer sevginiz sevgi doğurmuyorsa bu,sevginizin,sevgi üretmediği anlamını taşır.Eğer seven kişi olarak yaşamınızı ortaya koyuyor ama sevilen bir kişi olamıyorsanız,sevginiz güçsüzdür.Bu bir talihsizliktir,mutsuzluktur”Karl Marks Köprüleri yıkılanlar Evleri bombalanlar Ateşten sabahlara uyananlar Kaybedecek neyiniz var Yüreğinize acı Heyelan olarak yığdı kayalarını Nefessiz kaldı şarkılarınız Düşleriniz ezildi-umutlarınız kırıldı Her kaybedilen sevdiğiniz insanla,her şey “fanilik” gömleğini giyerek,yeniden anlamlandı..anladınız ki,bir gün yaşam biter ve aklımızla kazandığımız,kalan ne varsa anlamları kaybolur.para,pul,eşya,statü köleliği,sadece hayatımızın başka türlü doldurmayı beceremediğimiz boşluklarını doldurur.ve milyonlarca insan bu “hiç”leri kovalar.aç gözlü sürü (leştirilmiş kitle) ,daha çok ev,daha pahalı araba ve daha lüks yaşamı,mutluluk sanma yanılgılarını kovalayarak,aslında her anı paha biçilmez değerdeki ömrünü geçirir.bu nedenle de,hayatına anlam olarak yerleşmiş bu araba,ev,lüks yaşam tutkusu,statü gibi değerlerini,pek çok şeyde olduğu üzere,sevginin de ölçütü varsayar.onlarla değer kazanır,değer alır,değer verir..sevgi bile onlara bakarak seçen bir “ayrıcalıktır”..”Yaşama amacı” ve”mutluluk” olarak insan yaşamının temel direğini oluşturan bu değerlere aşık olarak onlarla yaşamalarını birleştirenler de,aynı değerlere aşk ve sevgi adını verirler.aslında birisi,karşıdakinin maddi varlıklarına,statüsüne,sunduğu lüks yaşama biçimine kendini satarken,diğeri de”o’nu” satın alan durumundadır..bir tür gizli fahişelik ilişkisi.ama en aşağılık olanı tabii ki. Kaybedecek çok şeyleri vardır onların.evleri,arabaları,statüleri,lüksleri vardır..bazan bunları birlikte çoğaltmak için “aşk” ve”sevgi”adı altında el ele veren bu insanlar,kendilerine düşen rolleri çok iyi oynayarak,çok iyi bir şirket ortağı olurlar.ancak içlerindeki kapanması mümkün olmayan boşluk zaman zaman boğazlarına yapışır.bu nedenle de”dünyalar iyisi”dedikleri eşlerini aldatmaktan geri durmazlar.varlık çoğaltma hırslarıysa,aslında onlar için aşkın ta kendisi olarak,içlerinde azman bir canavara dönüşürken,zamanla tüm insani özelliklerini kaybettiklerinin farkında bile değillerdir. Bu yoldaki aksaklıklar,dosdoğru ilişkilerine yansır doğal olarak..İmam-ı Gazali’nin şu örneğini buraya uyarlarsak,daha net anlaşılır olacaktır: İnsan öldüğünde,mezarda kalan ceset çürüdükçe,kurtlar düşecektir.kurtlar önce cesedi,sonra da birbirini yemeğe başlar.gitgide rakipler azalırken,aynı zamanda da irileşir her biri.en son kalan iki kurt da birbiriyle kıyasıya bir mücadeleye girişir.sonuçta ikisi de ölür..ama yaşamlarını mideleri belirleyenlerin yemeyeceği hiçbir şey olmayacaktır aç kalınca. Yaşam bir amaçtır Para,pul,ev,dam,yaşamak için birer araç oldukları sürece işe yarar..3x3 m2 lik dededen kalan kuyumcu dükkanına 12 yaşında girip,70 yaşına kadar altın satarak para kazanan insanın yaşamının neredeyse tümü bir mahkum olarak 9 m2 lik o dükkanda geçmiştir.varlığını arttırmakta yaşamı sadece bir araç,para kazanmaksa amaç olmuştur onun için.sosyal,ekonomik,kültürel,ailevi,psikolojik,ci nsel,duygusal ilişkilerinin tümünü belli bir hırsın işgal etmesinin sonucunda,kim bilir belki de aptalca mutludur kazandığı paralardan dolayı Yürek evi yıkılanlar Gönül kentleri bombalananlar Yanılgı- yenilgi sabahlarına uyananlar Savaşanlar Direnenler Malı mülkü kalmayanlar Kaleleri yıkılanlar Kaybedecek neyiniz var... Kendisine “siz açsınız,açlığınıza yanın,sizin gibiler bizim kapımızda ancak ırgatlık eder”diyen varlıklı köy eşrafının karısına,ırgatın karısının”evet dediklerin doğru,ama biz de mutluyuz”demesi aşkın ve onun mutluluğunun hiçbir şeyle değişilemez değerinin göstergesidir.onlar ki,aşıktırlar,ama bir kez bile “aşk nedir? ” Diye düşünmediler... Yaygın olan feodal aşk anlayışı ise,bir köylünün,”aşk nedir? ”Sorusuna verdiği şu yanıtta kendini açığa vurur.”Kızı babasından istersin,vermezlerse aşık olursun” yani ağlamaktır,ölmektir,veremdir,adam öldürmek,hapis yatmak,dağa çıkmaktır aşk..kıza ulaşana kadar ona türküler yakmak,ama onunla yaşamını birleştirdiği anda,onu “mal”olarak görmektir”mal”dır ve başlık parasıyla satılır o.. Türk sinemalarında oynayan “derman” filmi bu bakımdan ilginçtir..karlı dağ yollarında köy minibüsüyle gelen ebe hanıma,eşkıya şehmuz aşık olur..yıllardır dağdan inmeyen,arkasında sadık köpeğiyle dolaşan eşkıya şehmuz,ebenin isteğini kırmayarak teslim olur sonunda..hapishane berberinin aynasında kör bir makinayla 3 numara kesilen saçlarına ve bıyıklarına bakarken gözleri korkunçtur..ancak,küçükburjuva yapının filmdeki temsilcisi ebe hanım,hapishanede onu ziyaret eder ve”tayininin çıktığını söyleyerek veda eder”ancak feodal bağlılığı simgeleyen köpek,hapishanenin kapısında öylece yatıp “sahibini”bekler.bunun karşılığında olarak, Cengiz Aytmatov’un Cemile’sinden söz etmeden olmaz.Cemile delice tutkun olduğu kamyon şoförü tarafından,ondan kalan çocuğuyla birlikte terk edilince,yaşamına bir konuk gibi girerek yüreğinin yarasına sevgisini basan adamı seçer filmin sonunda,çünki “sevgi emektir” Küçükburjuvanın genel özelliği olarak,söyleyip savunduğuyla,yaptığı birbirini tutmaz..belkemiksiz yapısı gereği asla güven vermez.. Üniversiteyi bitirip,rastlantı aynı köye tayin olan iki karşı cins öğretmenin içine düştükleri,o büyük kentlere hiç benzemeyen dünyanın boğucu yalnızlığı,onların dertdaş olmalarını zorunlu kılarken,köylülerin dedikodu ve yakıştırmaları da ateşi körüklemiştir.ve giderek birbirlerine aşık olduklarını sanır bu iki seçeneksiz insan..çoğu zaman da bunun aşk olmadığının ayrımına,seçeneklerin daha çok olduğu bir ortama tayin olunca anlarlar..aslında onlar birbirlerine seçtirilmiş zorunluluklardır..aşk değil.. Aldatır küçükburjuva,dostlık,arkadaşlık kavramları,belkemiksiz yapıya koltuk değneği oldukları oranda ve sürede var olur..çabuk unutur..nankördür,yükselen değerlere hem karşı çıkıp hem de yaşamak için can atar onları.. Egemen sınıflar,toplumların her zaman en incelikli,en kültürlü kesimi aynı zamanda en acımasız en vahşi kesimi olarak aşkın da en uzağında yaşarlar..işinden iş ilişkilerinden,bu ilişkiler içinde de “kimin eli kimin cebinde “ilişkilerinden başını kaldırıp,güzel,kültürlü,duyarlı eşi “Mine”yi görmeyen iş adamı..ve sonunda ondan boşanarak kendini daha yalın yaşama yolunu tutan “Mine”.bu kendini yaşamak olgusu,hayatına hayallerindeki kadar romantik ve “başka” birisi girene kadar sürer.. Bütün incelikli davranış ve sözlerle bir kadının gönlünü yapmayı çok iyi bilen yakışıklı adama aşık olur “Mine”.tabii evlenirler..ancak bir süre sonra görür ki,bu yakışıklı prensle boşandığı kocası arasında hiçbir fark yoktur..o da aynı iş ilişkilerine dalmış,aynı ahlaksızlıklarda birisidir..mine ise yine yalnızdır Feodal köylünün evlenene kadar türküler yakıp,evlendikten sonra karısını kaşık düşmanı olarak görmesiyle,Mine’nin yaşadıklarının ne farkı var..tıpkı evlenene kadar kadın erkek eşitliğini savunup evlenince,günlük yaşamdaki ezilmişliğini karısından çıkaran küçük burjuva ağası gibi... Çiçeğin üzerine kayalar düşüyor Tohum toprağa bir ölü gibi gömülüyor Yüreğe acı heyelan kayaları yağdırır Köprüleri yıkılanlar Gönül evlerine yıldırım düşenler Biten aşklar yanılgılar olarak yazılıyor ömür sayfalarımıza İçimiz paramparça İnsanı bu kadar eğip büken bir düzende aşklar özgür mü Zulüm..ve iltihaplanma hızla yayılıyor Bize kalıp olarak sunulan aşk hayallerinin peşinde yanılgılar yaşayıp paramparça olmaktayız.. Görünene bakarak gerçeğe kör kalıyoruz..görünen kendi gerçeğini saklıyor Düzen her gün daha büküyor kişilikleri Baskı daha artıyor Sevgiler ve ilişkiler yozlaştı diye yakınıyor herkes,belki de kendi yozluklarına bakarak Krallar aforoz edildi aşkları için Aşktı o Devlet başkanları koltuklarını bıraktı O da aşktı Baskı ve zulüm..köşeye sıkıştırdı yürekleri de Çiçeğin üzerinde kayalar Tohum toprakta gömülü Köşeye sıkışan köpek,arkasını duvara verir ve artık o karşısındakilerden daha güçlüdür..çünkü kaybedecek hiçbir şeyi yok.. Kayanın altında kalan çiçek..kayayı yırtmak zorunda..kaybedecek hiçbir şeyi yok.. Bir savaş alanında,yüreği mezarlığa dönenler,kaybedecek hiçbir şey olmayanlar.. Aşk kayaları param parça eden gül dalıdır.. Bu kadar iğrenç dünyada.. Kale gibi aşkların tam sırasıdır.. |
![]() |
![]() |
![]() |
#176 |
Forum Aşığı
![]() Üyelik Tarihi: Jul 2007
Konum: cehennemin derinliklerindeyim...
Yaş: 37
Mesajlar: 4,346
Teşekkür Etme: 133 Thanked 123 Times in 109 Posts
Üye No: 43633
İtibar Gücü: 2296
Rep Puanı : 10207
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() emeğine sağlıkkk
|
![]() |
![]() |
![]() |
#177 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sitem
namuslu yosmam benim-asaletli çingenem ömrüne bahis tutmuş kumarbaz meryem boş yataklar-loş bakışlar-fuhuş-ikiyüzlülük kahvaltı-bulaşık-çamaşır-dedikodu seçilmemiş zamanlarca nefret içinde gizemli bir lir sevişmek yılda bir ve kırk kilit altında gizlenen şiir... namuslu yosmam benim-asaletli çingenem niye bıraktın beni yırtılmış bir yürekle sonu gelmez bozkırlarda yitmiş bir çocuk gibi niye sustun-açlığıma-kıtlığıma-yetimliğime bak işte imgelerim çiğnenir-düşlerim yağmalanır sazım taşlara çalınır-sözüm yellerde savrulur niye bıraktın beni yırtılmış bir yürekle güneş iner kan kırmızı sulara deniz şehvetle titrer sen sonsuza dalarım gözlerinde gemiler bilinmez yerlere giden gemiler yürekleri zoka yemiş yüzleri bakırdan denizciler sokaklara bakarsın kıvıl kıvıl insanlar sovandan suratları kabuk üstüne kabuk maske üstüne maske koşarlar gözü doymaz hırslarının peşinde yaşarlar bir şeylerden kaçarak ve son derece masum özveri tellalı-namus simsarı yaşarlar irin saçarak... namuslu yosmam benim-asaletli çingenem eşkin indi akşam deli bozkıra indi gözlerime çoban yıldızı ayrılıklar kanadı ve boşuna yaşamlar çıban dağlar zonkladı ıssızlığın bağrında beni niye bıraktın yırtılmış bir yürekle sürüden ayrı düşmüş bir emlik kuzuyum ben sınırsız ıssızlarda kurt sağnağı gecede niye bıraktın beni yağma sofralarında namuslu yosmam benim-asaletli çingenem sanadır şimdi dargın gözlerimde kırık düş yüreğimde sanadır birikip sızlayan nem küskünlüğüm bir sana sanadır bunca sitem... |
![]() |
![]() |
![]() |
#178 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sivas 93
Karanlık kararlar alıyor Kara hırkalı adamlar Dağlarda serilmiş kara... Parkalara sarınmış şarkılar kasırgalarda Gece baskınlarında ışıklar kararır Şaşı aşklar dolaşır kaldırımlarda Sağır kalabalıklarda birden bire silahlar patlar Körelmiş duyarlıkların yüzüne taze kan sıçrar Körpe can sıçrar Vurulmuş düş sıçrar cam gibi tuz-buz olmuş gülüş sıçrar Taş düşer- su yarılır Ve bir an tükenir suda Müthiş kıpırtısı taşın Su yeniden uyur Düşman uyumaz... SİVAS’TA... Kanla kirlenir tarih Karanlık yangınlarda... Bu kaçıncı Pir Sultan Bu kaçıncı Şarkışla... |
![]() |
![]() |
![]() |
#179 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Siyah Gözyaşı
Sirişk-i Siyah kaldı mı şimdi geride-dönmeyecek mi bir daha elveda bile demeden giden eski zamanlar soldu mu artık temelli açmayacak mı açelya gözlerinde sevda açan edepli aşıkların ağaçlara isim yazan talebe sevgililer buruştu mu yüreğiniz... coşkularınız dindi mi hüzzam yağmurlar ağlardı tül perdesi kar camlarda Hulusi Kentmen filmleri-yıldız toplanan ******* eski bir pardösü giyerdi ilk aşkım Filiz Akın anne ben Nalan’la evlensem bir an önce büyüt beni kaldı mı artık geride-dönmeyecek mi bir daha kader ağlarını örerdi-gecesi pür keder İstanbul... kar yağardı kor aşklara... ağır çekim koşardı sevgililer ne yaşlı çınarsız olurdu-ne fayton safasız aşklar transistörlü radyoda hafız burhandan gazeller mezesi klarnet taksimi keder tüten meyhaneler kaldı mı artık geride-dönmeyecek mi bir daha sokaklarda seller gibi acıyı kuşanmış kuşak çağlardı bir meşe ormanının coşkusuyla korkusuz ürkerdi şarkılarından kan kokan kurtlar sofrası can almadan cani sayıp yağlı urgana verdiler baharda yeşil daldılar-sürek sürek avlandılar hançer yürektiler-delikanlıydılar-ateş bakarlardı karanlığın ortasında yandılar kaldı mı gayri geride-dönmeyecek mi bir daha kentlere inip yorulan ırmak da anar dağları ah zaman... paha biçilmez her zerresiyle akan deli su ne kadar güzeldi o acılar-dönmeyecek gözyaşları tadı hala tazelenir ilk öpücüklerin andıkça kim bilir nerede yaşlandı-yaşlanmaz ilk göz ağrısı esamisi silinmiş nice yüz nerede şimdi bir de münir nurettin beyin hicaz şarkısı dem be dem yaprak döken ağaçlar gibiyiz sanki korkunç insafsızlığıyla zamanın hışırtısı kaldı mı geride artık-dönmeyecek mi bir daha... |
![]() |
![]() |
![]() |
#180 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 50,906
Teşekkür Etme: 70 Thanked 143 Times in 89 Posts
Üye No: 43266
İtibar Gücü: 12103
Rep Puanı : 59275
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Son İstanbul Efendisine Mersiye
gecenin bir yerinde ürperir toprak serviler hışır hışır yorgun düşmüş kederden yapraklar yas içinde kimsesiz kondular kalmış dağılmış kâşanelerden ölüm gibi susan yalnızlar rıhtımında yeşilçam sokağının son külhanbeyi gülüşü yosun tutmuş şakaklar yas içinde ve kendi yazgısına şehir bîçâre hayra alâmet değil akşamın suratına kapandı perde şalaklar yas içinde edep erkân bilir esas adamlar raconuyla yaşayıp hakikatli sevdiler semaî kahvesinde kaytanî tulumbacı Tophane’ de bitirim kuşağı Trablus vapur dumanı fesli Kanuni Esâsi' de jöntürk bütün ihtilâllerde ürkek siz Mîrim anladık son İstanbul efendisi siyah beyaz karelerin romantik serserisi o gülüşler yedi renk dudaklar yas içinde her yılbaşı gecesi efkâr diz boyu elinde boyacı tezgâhı Dalgacı Mahmut bir de Turist Ömer ziyadesiyle mahcup buluşup Ayhan'ın mezarında içerler sabaha dek havada rezilce bir hiçlik duygusu ağlaşıp söyleşirler Tamburi Camil'den Hafız Burhan'a cümle makamları tutmaz dilleri kader ağlarını örer kaldırımlarda istanbul şehri sersefil yer ile yeksan olmuş hey gidi günler sahipsiz hatıralar dileniyor caddelerde çınarlar iki büklüm sokaklar yas içinde kimsesiz kal ey şehir kapat ellerini yüzüne ağla yıkıldıkça ne varsa bize ait bizimle birlikte Haliç’ e yaş boşaltsın köşkler yalılar Galata Köprüsünde yangın külleri Kız Kulesi tarumar konaklar yas içinde akar başka türkülerde hasret ve ümit kan ter içinde dağlara tırmanır hayat ve başka bir şarkı söner zamandan 'kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime' mahurlar perişan-uşşaklar yas içinde bilirim Mîrim bilirim son bir seferi vardır bütün gemilerin de |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|