![]() |
|
|
#11 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Ellili Yıllar İçin Acılı Alaturka Şarkı
Meded ey zaman, bir parça kestir Kestir bir parça ucundan zülfünün; Gönül şarkılarını söylerken Safiye Aylâ, Firak ey felek firak! Ve bir o kadar da hüzün. Ilık gazozlu, aynalı taraklı Çok tramvaylı geçen yazlar spor ve Sergi Sarayı’na hayran şehir... Cambazhaneli *******, gök havai fişekli Budur ellili yillarin hayâlimdeki şekli. Yenildik sana ey zaman, bu kesin fakat yine de, Yine de demek isterim ki derdimi, Yahya Efendi dergâhina en muvafik derdimi, Arzetmege bir dem bulamadim Buna izin vermedi felek. Sana yaptirayim ey zaman-aman Insan kemigi tarak, Tara kâküllerini ve ellili yillari Bir yana birak. Derdimi arzetmege bir dem bulmamişken ben, Ey dost, tanidilar seni ve derhal geri aldilar Sari giymesek de olacagi buydu zâten. Bekle orda üzerin sari yapraklarla örtülü Âhüzari beni muhtemelen aglatabilir, Lütfen uyarin Bülbülü. Söyleyin Bülbüle nâliş filân etmesin Bu bahar Feriköy’de kalsın İstinye’ye hiç gitmesin Esther Williams’lı ayna, plastik tarak Çok Fahrettin Kerim’li ve Ulunay’lı bir yaz Ey zaman, tara sen yine kâküllerini Ve ellili yılları Bir yana bırak. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Grili Çocuk II Gidiş’i
Bir kış günü, sabah dönüşürken öğleye, Gittin, griler giyerek ötelere... Boz idi bulutlar ve bozdular, Güneşli görünümünü havanın. Giden sendin, gelenlerden bana ne? Eski gelmelerin çekildi gerilere, Bundan böyle, bürünmüş grilere, Kalacak gözümde gidiş ânın. Ah çocuk, gri giymeyi de nerden buldun, Gitmek mi sis rengi giydirdi sana? Yamaçları sıyırıp göğe ağar gibi, Akşam karanlığında savrulan kar gibi, Bu ellerde geç kalmağa korkar gibi, Gittin çocuk, sislere büründün de. Ve süreklileşti benim için artık, Bu kısa bölümü zamanın. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Gül olmak Külleşmeye hazırlıktır
Firak çakmaktaşından doğan kıvılcım, Değdiğinde sevdanın kavına... Fesleğen yerine gül bitebilir, Gül yerine fesleğen de... Sevda okunun keskin ucu, Saplandığında yüreğe, yani avına Ateş renkli bir gül kesilirdi; Ateş en iyi kavuşturucudur... Halbuki, sükûn idi O’nun yoldaşi Itir, onu saran bir bulut... Deryâ ise derinliginde berdevâm, Of çocuk neden uzaklaştin sen? Fakat, işte, şimdi hemen söyle neden? Füsun ve hüsün, onun çagrişimlariydi Gül olmak, külleşmeye hazirliktir Külleşmek, acilarin dinişi. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Hazin Kurallar
Kurgusu değişince hayatın, Şirin görünür ölüm; bu kuraldır. Sanırım ki korkumuzdan, Öyle bir duruma düşmüşüz... Düşler bile düz, mâcerasız; Duygular nehri mecrâsız, Yürek vadisi nehirsiz, Zehirsiz ve panzehirsiz, Bir ömür. Sözde özgür... Coşkudan uzak ve yavan Gök yerine bir basık tavan, Güneş yerine bir kandil. Bunun farkına varılınca Arkada tek geçit, bin menzil Önümüzde yolun sonu görünür; Bu da kuraldır. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
İstanbul’a Ağıt
Kaybettiğim eski İstanbul bir gün Yaşlı, hasta bir beyefendinin, Terekesinden çıkacak - vefatından hayli sonra - Ben o günü sanmam ki göreyim Fakat o gün geldiğinde Büyük bir sarı zarf içinde Üstünde "muhibbim" filan beyefendiye İthafıyla yaldızlı bir kent Yarı küflenmiş fakat olağanüstü güzel Zuhur edecek bir evden... O zaman kentimiz çoktan, Hani erkek çocukları ürperden Hımar tıraşından geçerek İmar görmüş tepeleriyle New İstanbul olacağından İş işten geçmiş olacak Sadece gönül sahipleri umarım Derinden ve insanın içine işleyen Bir musıki duyacaklar kısa süre Beton tepeler üzerinde... "İşte onların mahvolmuş yurtları". |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Keder Denizi
Yürekler vardir ki Devran elinden, Onlara gam sunuldugunda, Iri güller gibi kan aglayip Sessiz, dünyayi seyrederler... Yürekler vardir ki onlar, Kirginlik ve yalnizligi tadinca; Sokak gösterilerinde yakilan, Taşit lastikleri gibi, Alevli ve gösterişli yanarlar... Yürekler vardir, gam denizi derinlerinde Mürekkep baliklaridir ki, Onlara sitem eriştiginde, Deniz içine aglarlar... Laciverd ve dilsiz. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Kitap ve Biz
Bütün olaylardan önceydi Kitap, Hayli uzun zaman yumagi bir de Bir ölüm gecesi... dogum ve nice Ölümler, dogumlar, yine ölüm... Yürek çöküntüsü ya da sevinç haberi, Gördüm yüzünde işiyan yazlari, Yüzünde kazilmiş kişlari gördüm. Sözler serpilmişti sazliklara, Sizan işik altinda sözler nemli, Sözler serpilmişti sicak kumlara, Güneş altinda da sözler gördüm Duydum... Kuşkularin yogun kedere, kederin yasa Yasin yikima dönüştügünü Kitap aslinda çok önceden bir muştuydu Neden öyleyse çocuk, neden Yüzünün taç yapragindan çekilmiş su? Küçük bir çiçek için ne uzun... Ne hazin bir öykü bu. |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Lâcivert Gece
Gülüşün kovamaz lâcivert geceyi Bir hilâl belirir gecede, sâdece... Kederle de kararmaz gözlerinin lâciverdi Yildizlar belirir, kayan yildizlar Yeryüzündeki bütün yalnizlar Ürperir, derler ki “çocuk kederli” Sert çocuk, sarp çocuk, lâcivert Çocuk, Biraz neşelensen bu ne dert Çocuk? Ürkme baykuşlardan, baykuşlar güzel Keşki bu kadar azalmasalardi... Hele kirpiler, yarasalar Hepsinin başimin üstünde yeri var. Ölü degil senin gecen, canlilarla dolu çocuk Sisli çocuk, puslu çocuk, bugu çocuk. |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Maktul Yürek
Keskin agzindan ayrilik kilicinin, Yüregimin yedigi darbe, Bu acinin; En uç örnegini bana tanitti: Neden kisas uygulandi yüregime? Ne suçtu ne de bir suça kanitti, Eski Dünya’nın ölümünü seyretmesi... Yılları yele vermiş olması da belki İkinci bir ağır suç sayılarak, Nâhak yere zaman yargıcı, Yüreğim için bu hükmü verdi. Görmeden sevdiği kentler: Bağdat, Saraybosna ve Priştine’nin Harabolduğunu duymuştu Kendini savunmaması bundandır... Ben yirminci yüzyılı, bu sebeple Yüreğimsiz bitiriyorum. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Administrator
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20 Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
Ünvan : Admin
|
Muhayyer Sünbüle
Bu rüzgârla, şimdi çoktan unuttugum Tarlalarda başaklar egiliyor; Degirmen miydi depo mu, o yikik... Terkedilmiş yapinin bacasinda, Derin düşüncelerde iki leylek; Birisi ayakta ve çökmüş digeri. Bu rüzgâr, şimdi deniz kokusunu, O kadîm sâhilde gezdirirken Bir şeyi yapamayacak yalniz... Ölmüş güzellerin saçlarini, -Onlari ben unutmamiş olsam da- Artik dagitmayacak bu imkânsiz. Duyulan bir sünbülün şarkisi mi? Sünbül, eski saçlarin anisi; Sanirim bizim de ardimizda... Ölüm, zaman ormaninin parsi. |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|