![]() |
|
![]() |
#1 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kesildi Fermanımız Kız Hürrem
1/: Yıldızlar boşandı ağzımıza evvela. Yaladı yüreğimiz ayrılığın tuzunu. El uzatıp inatla ömürün çemberine, Her yerine dünyanın hasretle teğet çizdik. Biz ikimiz sevdanın yedikulelerinde Ey Hürrem, Kapkara bir Ali’nin kirişine teslim idik... *** Ucuna ateş battı üstüne titrediğimiz sırrın. Sevdanın hokkasına bandı parmağımız. Dilimlendi ince ince yürekler, Ve gösterdi felahını zilletin. *** Ey Hürrem kız, Çöktü, *******e çattığımız şanlı “B” Artık plan kurma yarına. Kesildi Kanuniler elinde fermanımız. Sürüldük nazlı nazlı, Kurtuluşun darına... *** Çizgileri kesişen şakakta kan izleri, Çırağ çıkıp zoraki Bogomil diyarından, Yarından bölüp umudu taşıma bu anına. Yarışta uzatıp enseleri altına şehadetin Sunalım canımızı ışık dolu yarına. *** Ey Hürrem kız, Çöktü, *******e ördüğümüz şanlı “B” Artık plan kurma yarına. Kesildi Sokollular elinde fermanımız. Sürüldük nazlı nazlı, Sevdanın viran olan yanına... Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#2 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kırk Bin Mehmet Ali'ydik
1/: Ekvatoru kuşanan kırk bin Mehmet Ali'ydik Kayan yıldızlar seyrederdi gözlerde Yekindik mi topraktan denizler yekinirdi Sonra çatladı beyin konuşmadı dil dudak Kendi sevdasının herkes Tuştu yollarına yayan yapıldak 2/: Meridyenler kuşanan kırk bin Hasan Hüseyin'dik Elinde taze nasırları isyana durmuş Doğrulduk mu ağaçtan fidanlar doğrulurdu Sonra çatladı kabuk çatırdadı dal budak Kendi sevdasının herkes Düştü yollarına yayan yapıldak. Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kızlar Ağası Abdülcebbar ve Ben
1/: Bir gün beni de kavrar Otlukbeli’nde İştah ile bu toprak kekitmeden takvimi. Seni de tabii kızlar ağası Abdülcebbar... Ve babüssaade beyini de... 1a/: Orak olur özüm için kimyası ovaların Ve devşirilir bir anda yüreğimdeki harman. Tohum olurum yarına gebe Suru israfile… lezzetli damak… Kıyamet atlarına saman olurum Arzular tenim aşkın ve ışk’ın son cümlesini Sınırsıza ve sonsuza savrulurum… Fısıldar derya kulağıma yunus balığının türküsünü Güneş büzülür kızılca kıyametin eşiğimde Bakıp ardımdan üzülür belki o gelin duruşlu dünya Anam üzülür. Karım, kızım üzülür… Bir gün beni de kavrar İştah ile bu toprak Der belki: “Bak behey ins-ü ahmak! Yanarak geride kalanlarına…” Seni de tabii kızlar ağası Abdülcebbar... Ve babüssaade beyini de... 2/: Gözbebeklerim mart güneşine yanarak bakarım Gerideki üçgen bir tarlaya ektiğim Gümrah ve henüz çatlamış tohumuma. Fısıldar derya Yunus’un şarkısını Usulca allı gelin türküsünü fısıldar ırmak: “Ak sonsuz iksirin orta yerine Şimdi ağlamaklı bir damla olarak.” 2a/: Bir gün beni de kavrar İştah ile bu toprak Ve der belki: “Yak hırsını ey ins! ” Sonsuz kızgınlıkların yutucu hizmetkârına bakarak. Seni de tabii kızlar ağası Abdülcebbar... Ve babüssaade beyini de... 3/: Bakarım zalim acıları sürüp kirpiklerime Sonsuz kızgınlıkların Yutucu ve yontucu hizmetkârına... Korkarım ve sinerim ıssızca yüreğimde bir köşeye. Galiba güneş büzülür galaksinin kıyıcığında Şimdi minik bir düğme iriliğinde belki ay. “Bir bir çakılı çivilerini say geçmişinde Ellerini. Gözlerini. Bedenini... Ve salt doğru doğuran beynini Şahit edip bedenini şaşmaz mahkemede.” Vay vay! ... 3a/: Bir gün beni de. Beni de kavrar İştah ile bu toprak Ve der ki mutlak: “Ak, sonsuz iksirin orta yerine Ağlamaklı ve pişman bir damla olarak.” Seni de tabii kızlar ağası Abdülcebbar... Ve o mağrur babüssaade beyini de tabii ki... Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Lorke Lor
1/: Yepyeni bir can gibi Güneş doğuyor ay ay! Lorke vay lor vay! 1/a: Seviyorum, Kalbimle güreş tutan meyveyi. Kanımı fışkırtan yürek yangınıma hasretim Susuz damağıma ateş eken dilberi Ve özlüyorum Beynimin ücrasında kurulmuş memleketi. 2/: Biliyorum, Kaçkın bir yalazın ayak sesidir Ensemdeki kanyonda yankılanan mut. Şakağımda bir susuz kurt gözyaşımı boğuyor Yesyeni bir can gibi Güneş doğuyor ay ay! Lorke vay lor vay! 2/: Ölüyorum, Kazdığım kabrimin hasretiyle. Boş kalmasın diyerek oyduğum Mezarımın vatanı avuçlarım ağlıyor. Hayal devşiriyor alnımdaki çayırlar Her bin bir yılı yeniden kucaklayıp. Acılı alnımı dikenli dudağıyla dağlıyor. Gözleri *******ime lacivert atan haspalar Mevsim mevsim ağlıyor gül ektiğim yıllara. Ve tünel tünel Oyuyor, yüreğimin dirençsiz duvarını. Yesyeni bir can gibi Kendimden kendim doğuyor ay ay! Lorke vay lor vay! Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Masala Vurur Anka Sürüsü
1/: Masalımı viran eden azgın dev Oturma kalk, Bengisular başında… *** Bir bir yıkılanda ardımda Temelsiz yufka aşklar Başlar yeni bir sevda masalı. Puslu bir aşk kaçkınının gölgesi Ve ardından salı vurur gönlümün kumsalına. Dününe kırk su verilmiş kilit vurulur takvimin Yarına sam yeli düşer. Ilıman kanım şu an temerküz meydanında Damağımsa ananevî taddan ister. *** Masala vurur fantastik dalgalar... Masala vurur fantastik... Masala vurur... *** Burçlarıma cebabirce tırmanarak Masalımı viran eden azgın dev. Oturma kalk, Bengisular başında... 2/:.. Hayalimi viran eden azgın dev Oturma kalk, Bengisular başında… *** Sev anılarını ey geçmişiyle küsüşük adam Onlar ki, Eldeki, gönüldeki tek değer. Ayağına dolaşan ayrık otu Ve sevdalı salkım sarmaşık Aslında sisli bir aşkın son vurgunudur. Ondandır salın karaya oturması Ya da tenha gönlünün kumsallarına… Söyle vakti midir sırt dönmenin hayale? Bir lale ki düşer temerküz meydanına Damağım o an buruk bir tad ister. *** Masala vurur anka sürüsü. Masala vurur anka. Masala vurur. *** Süsü solar büyülü aynanın. Susar konuşkan gözlerim Damağım susar yanarak. Zirvelere cebabirce abanarak Hayalimi viran eden azgın dev. Oturma kalk, Bengisular başında... 3/: Hayatımı viran eden azgın dev Oturma kalk Bengisular başında… *** Bilirim ruhumu saran metalik kasis Hasis bir benliğin yansımasıdır. Temerküz meydanı ise kesme taş şimdi… Çırpınır Kızıldeniz sahilinde deli yürek Esrir puslu baş parsiler sofrasında… Ne kadar eşkin kavak yeli varsa Savrulur yaprakları gönlümün kumsalına. Ondandır salın vurması Temelsiz kıyısına dünün. Bir gün bu günün de süsü solar. *** Masala vurur anka sürüsü. Masala vurur anka. Masala vurur. *** Büyüsü kilitlenir masaldaki aynanın. Susar delikanlı yüreğim, Susar bir kez daha aldanarak. Düşlerimi talan eden azgın dev Oturma kalk, Bengisular başında. 4/:.. Yüreğimi viran eden azgın dev Oturma kalk, Bengisular başında… *** Şu an daldırsam yeise gebe Doğurgan gözlerimi toprağın çaresine. Amansız ve Amazonik kılıcımı kuşansam. Dört bir yanı özlem Bin bir yanı mazluma keser sevdamın. Orta yerinde gözyaşıyla örülü ve unutkan Kalakalsam temerküz meydanının Oysa şimdi orada herkes kendi kanında yüzer. En acılı heceyi bilirim bu gibi durumlarda Ve yüklenirim en karanlık geceyi... Sürükler harlı dudaklarınca devler, Ağıtlarımdan çalınan yaslı kelimeleri. *** Masala vurur anka sürüsü. Masala vurur anka. Masala vurur. *** Yutkunur ayna. Deprenir kesme taşı meydanı siyasetin. Durulur Babülmendep çıkışında deli yüreğim Yok olur aşkın tandırlarında yanarak. Gülüşümü talan eden azgın dev İster otur İstersen kalk artık Bengisular başında... Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Masalımın Esas Kızı Dürdane
A/: Masalımın esas kızı Dürdane ve ben... İkimiz de terk ettik kendimizi. Belirgin izimizi Takip etmeyelim diye biz. İkimiz soğuyup iliklerimize dek Kar olup yağdık Dürdane ve ben... Zaten biz İki karlı dağdık... *** Masalımın esas kızı Dürdane ve ben... Uzak bir masalın kıyısındaydık. Bazen otururduk Bilge bir şamanın yüreğine, Tedris ederdik aşkın süphanekesini. Gah kutlu atlara düğümlenirdik, İbrişim ateşine yanık ipliklerle, Bel verip süphanlara, Turaçlarla Ve ferhatvari kekliklerle dilleşirdik. Berekete gebe Kıraçlara bağdaş kurup halleşip Yağmura açardık ellerimizi. Kabul et ey yar İkimiz de farketmedik kendimizi B/: Masalımın esas kızı Dürdane ve ben... Sonunda bir gurbete serildi bağdaşımız. Sıla ise upuzak yanıbaşımızda. Biz ikimiz Sufi bir masalın kıyısındaydık. Bazen uzanırdık Dürdane ve ben... Lahutî bir tayın gümrah çayırlığına. *** Masalımın esas kızı Dürdane ve ben... Gökdelenler dererdik aşkın lalezarından. Gah karanlıklara yudumlanırdık Yedi damak derinliğinde demli bardaklarla. Sal verip nasırlı omuzlara Gözpınarlarıyla kanmadan daha sulara Ve gül işli kabzalarla halleşirdik. Ve enfusi tefekküre banardık ellerimizi. *** Kabul et ey yar! İkimiz de terkettik kendimizi. Belirgin izimizi Takip etmeyelim diye biz İkimiz soğuyup iliklerimize dek Kar olup yağdık Zaten biz İki buz harmanı Ve iki kocaman dağdık... C/:.. Masalımın esas kızı Dürdane ve ben... Teslimen dururduk yezdanî ovalarda. Ellerimiz orta halli birer yaba gibi, Vakur ve çaresiz böğrümüzde. Bazen kavrardık Tarihi kadimin kakmalı kabzasını. Gah gri sulara renk atan ummanlara Garkedip tabansız ayaklarımızı ..........Yakınımızı ...................................Uzağımızı Törpülerdik maharetli marangoz titizliğiyle. Ve telaşelere banardık aceleci ellerimizi. *** Kabul et ey yar İkimiz de terkettik kendimizi. Belirgin izimizi Sürmeyelim ardımızca diye biz İkimiz, titreyip Sibirelince Kar olup yağdık. Zaten biz İki karlı ve kocaman Himalayalardık. Ya da dervişleyin yıldız altında Minicik iki noktaydık... Sonunda kapılıp gök gürültüsüne Kendimizi yok saydık. Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Nah Şuramda Emmoğlu
1/: Evvel zaman içinde Nah şuramda emmoğlu! *** Kıpırdadı ilkbaharımın nemli koynunda Sevdalara yarılan nazlı çekirdek Çiğ düştü ağustosta alnıma Sürprizlere gebe çiçek tozlu caddede Kelebeklerin kanadından doğruldu Rutubetli mısraların şanlı kafası. 2/: Evvel zaman içinde Nah şuramda emmoğlu! *** Yuva yaptı davetsiz bir nazlı güvercin Sürgünlere yüklendim arzuma sorulmadan Atanda yüreğimin dar namlusundan İstikbâlin hudutsuz sahraları Yutmada gönlümü taşıyan doru tayları. 3/: Evvel zaman içinde Hah şuramda emmoğlu! *** Denizler yarıldı yutmak için gökleri Eline kına yaktım kanımla umurumun İzanımın ıslığı düştü yollara Kehkeşanlar gerdan kırdı önümde Atıldım gönülsüzce ama sevmek için atıldım Boğazıma kapanan cellat kollara. 4/: Evvel zaman içinde Nah şuramda emmoğlu! *** Gürgen saplı bir bitişi kavradı Kolları çelik kabaralı husumet Yarıldı öfkenin sivri diliyle Yontuldu dilim dilim sonsuz ikamet Eller bakmada gözyaşlarının puslu penceresinden Yıkanmada anılar rahmet seliyle. Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#8 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Ne Şiirle ve Ne Şiirsiz
1/: Ben iki şeyden korkarım ablalar: Biri şiirle olmak, Öteki kalmak şiirsiz. *** Çaresiz varıp tan atanda üstüne, Tüm korkularımın korkusuz. Duruyordum yalnız ve habersiz Ben iki şeyden korkarım ablalar: Biri şiirsiz olmak, öteki kalmak sizsiz. Bir kitap arlığında, zamanı yuvarlarken dışıma, Korktuğum geldi başıma apansız. Üstümde gezinen yüceden yüce, Beyaz kumru kuşlarıydı oysa. Ellerim mısraları kavrıyor, Gözlerim cinayet cinayet ağlıyordu. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri cinayetlerde ölmek, öteki kalmak şiirsiz. 2/: Lacivert şemsiyemin kanatları estetik yorgunuydu. Çukurundan üstüme yağmur yağıyordu şakaklarımın. Yıldızlar ve kehkeşanlar cin düğününde saki, Aciliyeti fışkırıyordu o dem acılarımın. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri cinayetlerde ölmek, öteki kalmak şiirsiz. *** Pırıltılı atlılar düğünleri nallıyor, Bir göz, kırpıp kırpıp dağları, Memleket memleket sağıyordu yaylaları, Acı ile ırlıyordu Sure-i Zilzal şarkta bir yerde. Aya değiyordu ucu, Denizlere bandığım parmaklarımın. Ellerim ateşli mısraları kavrıyor Gözlerim cinayet ağlıyordu. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri cinayetlerde ölmek, öteki kalmak sizsiz. 3/: Bir sevdaydı tüten küller üstünde O cellat zamandı habire hatıra asan Ömrüm erezyondaydı, Yağız yağmurlarının altında. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri erezyonlarda erimek, öteki kalmak şiirsiz. *** Elleri nasır sıvalı sevdalımın, Gözlerinden çağıl çağıl Yeşilırmak bakıyordu. Bense düşlerimi yıkamadaydım sahilde nehrin. Çevirip namlusunu öfkenin, Oturup tetiğine benden habersiz, Kendimi ve hicranımı mıhlamadaydım. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri öfkenin namlusundan, öteki kalmak şiirsiz. *** Ben iki şeyden korkarım bacılar, Biri şiirle olmak, Öteki kalmak sizsiz... *** Yine de yürüyordum korkunun cephesinde yayan yapıldak. Yalbırdak bir demir aleti gibi kuşanıp cesaretin ışkırlağını, Tam alnından vurdum Galiçya’da korkumu. Ellerim mısraları kavrıyordu o an, Gözlerimse faili belli bir cinayet ağlıyordu. Oysa ben iki şeyden korkardım ablalar: Biri sizsiz kalmak, öteki kalmak şiirsiz. Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#9 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Ne Varsa Gurbetten Yana
1/: Atıp son teğeli en son nisan ayına... Dokunup on parmakla adil bir yargıç İşaret parmağının içli sesiyle başlattı Mahkum olduğumuz sevdanın işleyişini... Mahrem sessizliğini kaldırıp aşkın, Vurup ufuktan ufka ilk mevsimimi, Kuşanıp sarhoşluğunu ipekyolunun, Kestirme özlemlerin yanından geçip, Aşka gelip bir şakak üstü, Böğrümüze takıp heybesini öfkenin, Yekinip duamızlan hamaylı harmanında, Gerilere yükleyip, Yüreğin yarısını..... *** Yani Allah ne verdiyse artık, Gurbetten ve aşktan yana, Savrulduk yıllar yılı, Hasretlen yana yana, Atıp son teğeli en son nisan ayına... 2/: Özlemlerimizle düşman ve kanlı ve bıçaklı, Ahbap hayâlleriyle sema çayırlarında, Hicranlarla yüzleşip önünde o yargıcın, Gerçeği arayarak cebeli Kafta, Diz vurup teslimiyet coğrafyasının, Küf kokan toprağına.... *** Allah ne verdiyse gayrı, Sevdadan ve ölümden yana, Kavrulduk yıllar yılı, Odlarda yana yana, Özlemlerimizle düşman ve kanlı ve bıçaklı Atıp son teğeli en son nisan ayına... Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() |
#10 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() ecef'in Rahmindeydi Karani
1/: Somut bir masaldı istenen benden Doğurmamıştı henüz kaf dağı devi İlk evi örmemişti vadiye İbrahim-i harrani Karani henüz necef'in rahmindeydi Çöller misaliydi beynim uçsuz bucaksız Yalnızlığımı yatırıp ıpıssız yüreğime Kurak sahralar vahamı içti Hangi canibe seğirtti isem Vallahi vallahi hiçti. 2/: Annem bitli bir öksüzdü gürgenlerin dibinde Çiçekler soludu babam cıgarasından Savurup iç alemine baldırana buladı Ezildi masif mermerler, kurudu ülkem çınarı Kendimi efkara, eleme uzattım acımasızca Henüz serilmemişti yatağım yıldız aşırı Kara kuasarlar dünyamı içti Hangi canibe göz attı isem Vallahi vallahi hiçti. 3/: Yıldızlar söktüm ellerim kızılca kıyamet Uzak samanyollarından gölgeler yakaladım Temaşa eyleyip kurşuni kainatın özünü Akıttım ırmaklara kendi sancısını beynimin Damıtıp şarap yaptım billur volkan bacalarını Yalnızca otuz değil üç yüz otuz çeken haziranımı Bırakıp bitişik kuyularına ateş komşumun Uzun bacalar yalazım içti Hangi canibe el uzattı isem Vallahi vallahi hiçti. 4/: Boynumda kendi ilmiğim yağlı ve dingin Celladım yapay sandalyemi henüz çelmişti Gelmemişti henüz adem aday-ı Serendip'e Nuh nebi çivilememişti geminin serenini Kendimi resmedip dızmanların acılı karesine Yakalayıp bir fırsatını geri baktımdı Bir izim öteki izimi içti Hangi canibe yol etti isem Vallahi vallahi hiçti... Ahmet Yozgat |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|