![]() |
![]() |
#341 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kartal ile küçük kuş - 3
“korkuluda olsa bu masalı bir daha okumamak üzere” böyle korkuyla uyandı küçük kuş uykusundan gerçekten akmış mıydı gözleri yuvasından elleriyle şöyle bir yokladı, rahatladı kafesinin kapısını keyifle araladı. demek bir rüyaymış dedi o korkulu yaşananlar kendi rengiydi çünkü dalgalanan bayraklar ve çalınan marşlar bir başka havaydı yolunan bu kez kartalın kanadıydı. gerçekler başka yazıyor masallara benzemeyen işte bu kez küçük kuş oldu ipi göğüsleyen aslan bile öfkesinden kendisini paraladı bu kez kupayı kaldıran sarı kanaryaydı. “gerçeklerin masallarda yaşanmayacağını bilerek okumalı” Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#342 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Katliam üzerine akşam çayı
güneşin soğuk baktığı bir sabah, kül renginde ölü balıkları topladım sahile vuran lağım kokulu, siyahı ağır nehirlerden mazota boyalı kurumuş dere yataklarından boyasız tahta sandalyeler yapmak için topladığım kimliksiz ölü balıklardan. kirli çamur akıyor damarlarımdan kan yerine bir çay ocağım var sahilde, fakirhane şöyle beş –altı masa, yirmi metrekare bir kuytuda, maksat halka hizmet olsun mavi denize karşı serin serin oturulsun. kendim için değil her şey sizlere yani. o martılar ki hiç kanat çırpmamıştı Boğaziçi ‘nde ben neredeyse bedavaya hallettim bu işi üç tane ithal ve hain suratlı martı getirdim onlara bir akşam ocağında çay demledim. öyle yanında simit-mimit yok kuru kuruya şeker bile vermedim üç-beş bardak içtiler bir yandan da gagalarıyla tahtaları çivilediler. kanatlarında tüy kalmadı ama, siz üzülmeyin. deniz aile çay bahçesi hizmetinize girmiştir haydi çoluğu-çocuğu toplayıp sizlerde gelin daha ne olsun işte bayat çay, olmayan bir deniz haydi masraflar çıksın, sizleri de bekleriz. eğer gelmezseniz bile içmediğiniz çayın bedelini çocuklarınıza, torunlarınıza nasılsa ödetiriz. ne kadar tabuta benziyordu o tahta sandalyeler. Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#343 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kayıp eşya deposu
sessizlik: işlemeyi unutmuş gibidir saat asılı olduğu duvarda akrep sokmuş kendini, yelkovan donmuştur soğukta boşalmış zembereklerdir kaybolan. bir sandal içindedir yaşam burada, okyanus ortasında ne dümende rüzgar ne de kürekçisi vardır yanında dalgalar öfkeli, saçını-başını yolar. yaşanmışların adı bıçak yanığı, gömülen ölü *******e bir kayıp eşya deposunda, derinlerin bilinmezlerinde …………….ayar, dalga boyundan korkar. “duvardaki saat kaybolmamıştı, bir sandala yüklenmiş, en derine saklanmak üzere denize açılmıştı …..” çığlıklar: taş plak üstünde dönmekte ince sazın fasıl heyeti söylenen her şarkının boğazında bir başka körün elleri iğnesini yemiş bir gramofon kırık ağlıyor. notalar çıldırmış, kuraklık alev olup uçurmakta solfeji olmayacak zamanda kopuveriyor telli sazın telleri bir ses kalıyor geride, sağır kulaklar. suflör unutmuş tüm ezberlerini, güfteler silinmiş gece yarısının silueti hangi yana baksan çok ağır bilenmiş ……………. yıldızlar ölüyor kim doğuracak güneşi “gramofon kaybolmamıştı, mevsimine en uygun çiçekler arasında, büyüsün diye yağmurda bırakılmıştı …..” yangın: duman tütüyor pencerenin el yazması tutanaklarında her tarafı kırık bir melek, ok sadakta, elde yürek iki parça toplamaya çalışırken dumandaki yazıları. iğnesi batıyor gramofonun, bir hayalet saatin kadranında dönmeyecek zaman gibi ağıttır bu hasret kör kuyularda açsaydı çiçekler şarkı söyler gibi. kayıp eşya deposunda sessiz çığlıklar yangının sönmüş hali hangi tohum deniz olur açılır, severken bir çınarın gölgesini …………. saçları rüzgarda böyle savrulur “o günden sonra ihtiyar balıkçı ne bir sahile vurdu ne zamanı merak etti, ne de şarkı söyledi kaybolmuştu ……” Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#344 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kayıp gemici
kimse bilmez şimdi kayıplara saklanmış gemicinin neler yaptığını. belki dayamıştır sırtını bir yorgun dalgaya. iskelesinin gazı bitmiş sancağı yanıyordur öte yanda. belki hasretine yazıyordur okuduğu tüm şiirleri. pusulanın şimal tarafı duymasın diye sessizce,öfkeli. yada yakamozlardan taç yapıyordur hiç takamayacağı saçlarına taşıyamadığı umutların. korkular ve kokular şimdi firavun bulutlarına saklanmış, çöllerde üstü kapanmış ayak izleri. renkler sarı mı sarı, sapsarı. ve birden saçlarını bir alev saracak, yüreği ve gözleri tutuşup yanacaktır. rengi kan kırmızı, kıpkırmızı. adını bilmediği bir ışıktan doğmuş ışıltılı bir dalga fısıldar birden kulaklarına. rengi sandal sesi, su sesi. kimse bilmez; kayıplara saklanmış gemicinin neler yaptığını. yitmiş denizlerin, sönmüş fenerlerin öte yanında gizlice ağladığını Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#345 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kelebekler gibi
posta pullarının; ömürleri de bir günlüktür, kelebekler gibi. posta pulları da; kanat takıp uçarlar, kelebekler gibi. posta pulları da; gittikleri yerden dönmezler bir daha, kelebekler gibi. posta pulları da; binbir renk rengarenktir, kelebekler gibi. posta pulları da; bilmezler renklerinin kıymetini, kelebekler gibi. posta pulları da; renksizliğe göç ederler sonunda, kelebekler gibi. Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#346 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kendimi dinlemek istiyorum birazda
çok savaşlarla yorgunum. yaşamın çakıl taşlarından paramparça dizlerim. siperde, kan-ter, toz-duman içinde. meçhul askerim. her kurşun bir gözümden girer. beklenmedik sonuçlarda bütün sevgililer, buz tenli, birer ölü can gibidirler. çok sevdalarla yorgunum. gecenin karanlığında., aydınlığa tutulmuş yarasa kanatlarım. çarptığım her duvar birer çıkmaz sokağa çıkar. hiçbir zaman açılmayacak perdeler arkasından kimsesizlik zamana bakar. çok savaşlarla yorgunum. bugünden yakalanmayacak yarınlarım yok avuçlarımda. kurumuş eski sevgililerden gelen çiçekler satır aralarında en çocuksu masalı dinler gibidirler şimdi mahur bir bestenin mahmurluğunda. ne bir piyasa akşamında kentin en frapan bulvarında, ne bir akşam simitinin susamına takılmış boş bir çay bardağında. yani boş bir deniz üzeri ufuk çizgisi değil üstünde en sevdiğim gemiler. ve martıların çığlıklarında sen olsan da olmasan da birazdan gece bastıracak güneşin güne gebe kaldığı zifaftan oldukça uzak acımasız ve kıran kırana bu yangına tutunarak yeni bir şiir yada bir öykü yazılacak. eski bir pazar hamalının küfesinde yüklü, tüm geçmişlere, acılara, tutkulara, inanmadan merhabalara hepinize.... çok yorgunum savaşlarla. ve sevdalarla bir parça sessizlik lütfen. Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#347 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kırlarda Papatyalar
bugün kırlarda papatyalar topladım senin için rüzgar saçlarını öylesine alıp dağıtmıştı ki, topladığım papatyaları göremedin. üzerimizde kanat çırpan bu kuşlar……, adı martı mı nedir dedin, bu çığlıkların. kanatlarındaki beyaz sanki papatya yapraklarının ötesi boynu bükük bir fotoğraftır masanın üstünde. suyu kendinden tazelenir aklına estikçe….. sen şimdi bana, saçlarını dağıtan o rüzgarı geri ver. bir lodos köpüğü gibi mavi ve yosun koksun kanat olsun üstüme, alıp götürsün beni kır papatyalarının doğduğu yere …., son derece sarhoş bir deli yürek bulayım ona söyleyeyim haydi şimdi diye, ya da o ben olayım ne kadar koku alırsa o kadarını koysun bir zarfın içine ve yazsın üstüne: zambakların tükendiği yere...... ve sevgili şair dostum Esin Döndüoğlu ne demiş bakalım; BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE Uyanıverdim ansızın Pencerem de martı sesiyle Beyaz mı beyaz, ama ürkek Gagasında papatya boynu bükük, Yol yorgunu.. Aşklar diyarından dedi usulca, sana Kanatlarını salladı,koktu boğaz Papatya beyaz,masum ama kışkırtıcı Aşkın ilk hali sanki. Yaz Aldım başım gözüm üstüne.. Ey martı, mavi güzel martı Yol mu uzun,sen mi ağır Benden geçti ki bahar Gönlüm sen kadar çırpar belki kanat Başımı da döndürür kokan boğaz Ama ne ihanete,ne yalana Bu da değil e Kaldı takat Aldım başım gözüm üstüne Seninle yollayacak ne bir umudum Ne hayalim Sadece zambak kokum var Aşk diyarına, zambaklar diyarından Bir de sorum Niye geç kaldınız…. Esin Döndüoğlu 22/02/2007 Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#348 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kırmızı halıda yürümek - düz yazı
Kimilerimiz bakanlık merdivenlerine serilmiş kırmızı halılara tozu iyice silkelenmiş ayakkabılarımız ile çıkmak gibi bir yaşam kadranının içinde dönüp durmayı amaçlamışken, kimilerimiz Cannes’in festival sarayı önüne serili kırmızı halının üzerinde iki adım atmayı bir yaşam amacı olarak edinmişlerdir. Kimilerimiz tükenişimizin el etek öpme faslında gezinirken diğerlerimizin yaratıcılık ufuklarının taçlandırma jürisi karşısında şık bir selama durmasının arasında öyle kolaylıkla eldeki rulo haline getirilmiş mezurayla ölçemeyeceğimiz bir kalite farkı vardır. “Ben 2000’li yıllarda Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin bir bireyi olarak, bir Türk olarak eğer gururla göğsümü kabartacaksam her gün bakanlık merdivenlerini arşınlayan o kişiler yada taşıdıkları zihniyetten değil Cannes’in kırmızı halısı üzerinde adım atabilecek sinemacılarla, edebiyatçılarla, ressam ve heykeltıraşlarla, mimarlarla gurur duyup göğüs kabartırım ancak.” Bu farkı; belki içi doldurulmamış milliyetçilik şırıngalarını çok küçük yaşlardan ve bünyeye uygunluk kontrolü yapılmadan her aklımıza estikçe damardan pompalamakla kendimiz yarattık. Yada Allah ın öyle söylendiği gibi pekte sevgili kullarından olmamak gibi bir şanssızlığımız vardı ve o neden oldu. Ama bize benzer bir başka ülkede olsa bütün gündelik siyaset haberlerinin dar havuzundan taşarak ortalığı iç ferahlatacak bir akşam serinliğine dönüştürecek “ üç genç bilim insanının neredeyse tükenmeyen enerji tüketim aracını icatları “ şeklindeki bir haber gündelik magazin hevesi gibi anında tüketilmez ve öyle kolay kolay manşetlerden inmezdi. Üç tane şarkı ile kavgalı jüri önünde ne yaptıkları pekte belli olmayan yarışmacılara sponsor olabilmek için yırtınan ileri gelen zevat’ımızın listesi de aynı haberin altına sıralanmaya başlardı, projeye katkılarından dolayı. “Ben 2000’li yıllarda Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin bireyi olarak, bir Türk olarak eğer gururla göğsümü kabartacaksam her gecenin uyku kaçırma hapı gibi önümüze serilen garip ve bol ışıklı şovlarda kavga edenler yerine laboratuarların ecza kokulu dehlizlerinde insanlık adına gecesini gündüzüne katanlarla, o bilim insanlarıyla, araştırmacılarla yada geliştirdikleri sistemlerle ülkenin yazgısı üzerine yaldızlı cilalar katacak sanayiciler, ekonomistler ve adını anamadığım niceleri ile gurur duyup göğüs kabartırım ancak.” Yakınma ve şikayetlerimiz madem dünya üzerinde yanlış anlaşılmaktan, hep üzerinde değişik kobay işlemlerinin yapıldığı bir karalama motifi olmaktan yana o zaman o vitrine başka kimliklerle çıkmanın zamanı gelmedi mi. Karizmayı boş efelenmelerle gümbürdeyenlerin üstüne oturtarak yeniden tanımlamak yerine dünya vitrinine; sanatta yaratıcılık, bilimde insanlığa hizmet adına, sporda ahlaklı ve dürüst rekabetin gereklerini sağlayarak başarı kupalarını birbirini ardına kucaklayacak kişi yada ekiplerle çıkarsak görün bakalım o üzerimizde karanlık hesapları yapanlar, küçümseyenler nasıl karşımızda saygı ile önlerini ilikliyorlar. Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#349 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kısa çizgi üzerine
her yerimden en derin hançer gibi içime işledin her telimden en turna türkü yaktım acılarıma her günümden en yarım yaşanmamışları yaşadım her pencereden en yokluk göremedim bir solukluk her güneşten en sıcak çok üşüdüm ağlayarak her doğumdan en ölüm şimdi hoş geldin iki gözüm Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() |
#350 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kış gelmediki daha
bozacı geçmeyecek bu akşam sokaktan, kış için henüz çok erken saattir. gerek yok kapıların altına, kum torbası koymaya. al ellerini çocukların,avucuna. sür yanağına. ısınacaklardır. varsın kestaneler kebap olmasın sobanın üstünde. başka eğlenceler bulunur merak etme sen otururuz karşılıklı, elim sende oynarız istersen. gör işte hala yazlıklarımız asılı ipte. yorgunluğundandır insanların, boş bırakmaları sokakları bu saatte. kış gelmedi ki daha ve gözlerimde böyle gezdirirken gözlerini veda edemeyiz asla bahara. Cevat Çeştepe |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|