![]() |
![]() |
#71 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seni İçimde Terk Ediyorum Artık...
Seni içimde terk ediyorum artık Gecenin karanlık kulesinde ki yıldızlar Ellerimde taş, yüreğimde yaş olarak Deryanın saçlarına bırakıyorum Gözlerime çarpan dalgaların çığlığı Sanki senin saçlarının çırpınışı Senin izinden ayaklarımı çekiyorum artık Hayatımın damarına yapışmış keneleri atıyorum Kamcılı dilini, canımı zehirleyen gözlerini Yüreğimden anılarını da sökerek Çiğneyeceğin gölgenin önüne bırakıyorum Umudum söndü, Sevda yurdum kendine döndü Artık kalemim sayfalara katil olmayacak Karalanan defterler yüzüne çarpılmayacak Sana olan sevdamın adı Sokakların dişlerinde öğütülmeyecek Seni içimde terk ederek Anıların acı tadı öğütleyecek Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#72 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seni Kalemimle...
Yüreğimin acısı ile seni kafa çerçevesinde yutarım Derdimin yakası beni ta canevimden tutar Gözlerimin ıslaklığı ile seni kalemimle yakalarım Günlerimin ıssızlığı beni çile dilinde yoklar Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#73 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seni Özledim
Seni özledim Bulutlar gözlerime dolarak Senden gök çağlar Saatlerimin akrebi kan kusurak Yüreğim can yuvasından ağlar Seni özledim Anıların karabasanları *******imi yoklar Senden bana kalan ise acı oklar Oklar alnıma saplanır Izdırabın ağrısında gözlerimi ağlatır Oklar aklıma saplanır Hüznün ağırlığında gönlümü parçalatır Seni özledim Kaldırımlarla ayaklarım terliyerek fısıldarım Ellerim yıldızlara dokunarak dertleşirim Avuçlarımla kayıp yüzünü alarak Sahilin mavi dalgalarına bırakırım Karanlığın boyasında ruhum kararır Anı bataklığında duygularım boğulur Canım sendin, hayatımın tanımı sendin Beni hicranın intizarında iplere bırakarak Sevdamın sayfasını hoyratça yırtarak Gittin ve beni düşlerin duvarına çöktürdün Duygularım harap kalarak rüyalarımı söktürdün Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#74 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seni Rüyalarıma Gömmüştüm
seni rüyalarıma gömmüştüm düşlerin kitabını yakmıştım ufukları tarih kuyusuna dökmüştüm zihnimin izbe bölgesinde anıların garip dilencisini peşime takmıştım duygularım hüzün nağmesi çalardı gözlerim acı tokatla yağmura dalardı sana olan sığıntımda sensizlik mağarasına saklanırdım bunca zamandan sonra adımına döndüm sokakların ensesinde bedenini gördüm içimde kopan kıpırtı iğneliyerek izimde kaçan tozları alarak senin ardından topuklu ayakkabınla dövdüğün yaralı kaldırımlara bıraktım kaldırımlar benim sırdaşımdır hiç işittin mi, benden haberini aldınmı kalbin nemli duvarında kaldınmı kaldırımların saçlarında ki dalgalanan benim yıldızlarını boşluğa kattınmı ellerini deryanın tabağına saldınmı gündüzün kalabalığında bedenim esir yıldızların kafesinde yüreğim mahkum Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#75 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Seninle
Seninle düşlerimizin ipini çekelim Hayat kuyusunun dilinde su içelim Zaman sarmaşıklarını dişlerimizde itelim Sevdanın yanlızlığına son verelim Karanlığın perdesi elimizde yırtılsın Gözlerimizin milleri konuşsun Saatlerin mimleri buluşsun Sevdanın yanlızlığı son bulsun Fırtınaların uğultusu dinsin Baharların gülleri serilsin Hicranın korları sesimizde erisin Sevdanın yanlızlığı kapansın Ufuklar gözlerimizde siperlensin Zamanlarımız eyvanlarla sürülsün Hicranın ağır tozları süpürülsün Sevdanın yanlızlığı solsun Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#76 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sensizlik Sessizliği
Günler günleri telaşla kovalıyor, aylar ayları takiple kapatıyor. Fakat yüreğim yırtıldığı, rüyalarım kırıldığı halde yine yoksun. Yoksun kalan hicran derdimle, sensizlik sessizliğinde karanlığın giysisini giyen gölgeni arıyorum. Ufukların kanlı yüzüne ismini ve cismini sarıyorum. Gecenin karanlığına boğulan Üsküdar pencerelerini, gemilere kılavuzluk yapan fenerle tarıyorum. Fenerler; rüyalarıma yavuz, biriken gözyaşıma havuz, sensizlik körlüğüne kılavuz oldular... Kız kulesine fırlattığım hüzün taşları, yorgun duvarlarının canı yanarak acımla feryat ediyor. Deli dalgalar gözyaşımı yutarak, bilinmezlerin kara fanusunda kapanarak iradem hapiste kaldı. Sensizlik sessizliğine gömülen, kaldırımların kalabalığıyla sürülen ruhuma yaklaşarak bir santimde olsa tebessüm ver, benliğinden bir gramda olsa bakış ser. Umutsuzluğun sıkan cenderesinde boğulacak gibiyim, Uzakların bıkan enderinde bağıracak gibiyim... Sana olan özlemim darağaçlı intizarıma dayanarak gönül yasımla yandıkça yanıyorum, kalemim mürekkepler tutarak kanlı hüzünle battıkça batıyorum, bedenim Karacaahmet’in ölüm soluğunda yattıkça yatıyor. Düşlerim sönük, sözlerim donuk kaldı, beni benden aldın. Dudaklarımı tellendiren melodiler, duygularımı seslendiren şiirler, ellerimi terlettiren işaretler seni söyler bana. Ah..! sevginin çilesinde çiçek bahçeleri kuruyarak kopan ızdırap çığlığım... Ah..! yaşamımın filesinde topladığım dilek sayfaları tutuşarak deryanın serinliğine bıraktığım küllenmiş kaşım. Ah..! hayatımın direğinde yükselen sevda kubbesi yıkılarak koparılan başım. Ah..! zamanımın dişlerine atılan taşlar: Hep seninle akar, yüreğim seninle bakar. Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#77 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sessiz Limanlar
Ellerim uzanmış sessizlik limanına Yüreğim ulaşmış anların ihtirasına Hayatın ağı, ufukların bağı Can damarından bağırır Geçmişin tuzağı göçmüş Geleceğin uzağını avuçlarına gömmüş Sessiz limanlar bekler, bez siz bedenleri ölüm gemisine uğurlamak için Anlar kuyulara damlar Hayat kelebeği ağlar Güneşin bakışı sönerek Karanlığın kucağında toprağa bağlar... Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#78 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sevda' nın Yanlızlık Gülü
Sevdanın kimsesizliğine gömülmüş Sevdanın hicran sesiyle boğulmuş Seninle zamanların basamaklarında yürüyorum Anılarımızın kirli kapısında buluşuyorum Alnımızın kementini sıkarak ahdediyorum Seninle, geleceğin ufuklarında kanatlanıyorum Zihnimin odasını altüst eden Fikrimin adasını işgal eden Düşlerin adresini yırtarak ezen Ruhumun aynasını kırarak yayan Yosunlu zamanların kuyusuna saklanmış Gözlerimi uzaklıkların kayalarına yapıştırmış Gönlümü yarınların kalabalığına kaçırmış Seni sevdanın yanlızlığıyla kavurmuştum Kalıp ta donan ruhum erimiş Kafam da duran muhakeme açılmış Kalbim de dinen nemlerin aşılmış Alnımın damarlarına girerek taşmıştı Ah! başımı taşlarla ezseydim Ah! kaşımı iğnelerle batırsaydım Ah! yaşımı balyozlarla vurarak Çocukluğumun yanlızlık sevdasını bulsaydım Çocukluğumun yanlızlık sesine dönseydim Duygularımın çığlığı seninle yankılanıyor Şiirlerimin dizeleri seninle yayılıyor Fikrimin mürekkepleri seninle yazılıyor Zihnimi uğuldatan karıncalar seninle yaşıyor Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#79 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sevda Güvercinim
bir güvercin pervazlığında gözlerine konmuştum gözlerinin yuvasından güvercinimi beslemiştin kalemimden fırlayan çekirgeler tebessümüne dalmıştı mürekkeple sürme çekilmiş bakışların tanla batışıyla senin pencerenden umut ve uzaklık diye ötüyordum izinde durmuştum, vakitlerime mühür vurmuştum gözlerin, bulutlara değince kanadım çarpardı sükütlara eğilince yüreğim çırpınırdı yuvandan zehir azık sunduğun bir gün güvercinim kan kusarak kaçtı hayatın ruhundan hızla koparak çekingen beyaz bulutlara derdimi açtı sevda güvercinime yıldırımlar çarparak yağmurun ipinde intizarı boynuna geçirdi Özkan Karaca |
![]() |
![]() |
![]() |
#80 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Sevdanın Yalnızlık Gülüne
Bir sevdanın gülünü sisli ufukların yağmurların da bırakarak; gözlerden uzak, gönülden ırak kalmıştım. Kalıp'ta donan ruhum erimiş, satırlar da duran hasret kalbime inmişti. Günümüzün tozlu kirpiklerinde anılar canlanmış, ruhumdaki yarada kanamaya başlamıştı. Kalbimin baskısının ve ruhumun sancısının okları muhakememi açmış, izan muhasebesiyle aşmıştı. Benliğimin solduğu, irademin dolduğu ve yüreğimin hicranla yoğrulduğu taşkınlıklar da boğuluyordum. Kah... tabiatın yeşil boyasında bedenimi kapatarak, Kah... sahiller boyu ufukların çizgisine doğru ayaklarımı sürükleyerek, Kah... İstanbul'un geniş ensesinde kaldırımları çiğneyerek: vakitlerimin damlasında akan sen, hayallerimin aynasında sen, gözlerimin boğuntusun da sen... Düşüncelerime yığılan, duygularıma çarpan kelimelerin önüne geçemiyerek sellerin taşkınlığında sürüklenerek haykırıyorum. Selamlar sana: kelamlar seninle buluşsun. Canım Ay. K... Buhranla tütsülenen duygu atmosferinin çilesi ile: yosun tutmuş zamanın koyu boşluğuna; zihnimi yapıştırarak, fikrimi yaslayarak süzülüyorum. Anlık kuyulara akan hatıraların perdesini aralıyorum. İzanım durmuş ve ruhum dalmış olarak film şeritleri beyaz sayfalara yayılıyor. Çocukluğumun basamaklarında; gül kokulu, şen dokulu sevdanın izlerini takip ediyorum... islerini anlık kuyuların kovalarına batırıyorum... Sevginin yakınlığından uzaklaşarak, sessizliğe kapanan. Gölgenin ve bulanık çehrenin peşinde olan ben..! Hani... gözlerin gözlerimde eriyordu. Hani... sesin sesimi arıyordu. Hani... nefesin nefesimi soruyordu. Zihnimin odasını altüst eden, fikrimin adasını işgal eden, vicdanımın yarasını işret eden: bir zamanların yalnızlık gülünün samimi ve içten sevdası. Sen izanımın bünyesinde, hali yemin bütünlüğünde gölgeli varlıksın. Sürekli zihnimi, fikrimi kemirip duran varlık. Zamanların çarkında: gölgenin kelepçesinde peşinden sürükleyen darlık. Sevdanın yalnızlık gülü olan: Ay. K... Karanlığın aynasından sıyrılarak; ruh güzelliğinle, gönül zenginliğinle, duygu enginliğinle... gözyaşı ve gönül yası ile birikmiş kuyumdan su alırmıydın. Hatırlarsın; ilkokulun ilk sınıfında senin bana yaptığın ilanı aşkın mührünü. İlan sözle değildi. Ne olur gözlerin küçülmesin, gönlün ezilmesin: anlatıyorum... Sıra arkadaşlarımla oturup konuşurken, sen aniden iki kolunu; incecik boynuma dolayarak sağ yanağımdan öpmüştün. Geriye dönüp baktığımda senin zafer kazanmış edalarla tatlı gülümsemenle karşılaştım. Eminim ki; şimdiler de bu yaptığın hareketi hatırına geldikçe kendinden utanıyorsundur. Çocukluğun gamsız ve idraksiz silsilesinin içinden geldiği gibi davranışlar özgürlüğü bunlar. Hatırlarsın, bazen okul çıkışlarında beni beklerdin. Omuzun kollarıma yaslanarak evlerimize dönerdik. Ben bir üstte, sende bir alttaki sokakta bulunurdun. Hani... okulumuzun olmadığı günler de Sokağında karşılaşırdık ta nasılda gülümserdin. Sanki seni görmeye gelmişim gibi. O anda dünyalar senin olur: için içine sığamaz alaka gösterirdin. Hani okulun en uzun boylusu olduğum için ' sırık' derdin. Bunu söylerken tatlı tatlı kırıtırdın. Ben de; yüzümü buruşturarak, başımı eğerek alınmış rollerine bürünürdüm. Sen ise hemen pişmanlık duyar ve kalın sesle ' Özkaaan'' diyerek sarsardın. Geride bıraktığın o çocuk şimdide boyu uzun. Beni görsen: şakaklarıma hafif kar düştü, yüzüm ince kırıştı, alnım ve ellerim nasır bağladı. Kıskanırdın, kem gözlerinden sakındırırdın. Kız arkadaşların benimle konuşmak istese onları iter, birileri baksa önünü keserdin. Okulun bahçesinde oyunlar oynardık; mendil kapmaca, çember olup dönme ve daha farklı oyunlar. Mendili daha çok benim arkama bırakır: fark edince de peşinden koşardım. El ele tutuşarak şarkılar söyleyecek olsak yabancı elleri kırar ve ellerime yapışırdın. Nasılda mutlu olurdun: benim gözümde eriyecek, ellerim elini tutacak ve sadece benimle konuşacak: sahiplenme isteğin. Hatırlarsın... İlkokulun dördüncü sınıfına gelmiştik. Beni senden kopartan kiralık evimizden, bir kaç kilometrelik uzaklıkta ki satın aldığımız eve taşınma olmuştu. Bir ılık sonbaharın günlerinde, semayı karabulutların ördüğü saatlerin akşamında: okulun koridorlarında yalnız sen ve ben vardık. Nasılda bedenin sarsılarak: gönlünün içi yanıyordu. Kaybetme korkusundan göz bebeklerimin içine işleyerek oyuyordun. Dışarının fırtınalı esintisiyle beraber hafif yağmur yağmaya başlamıştı. Senin acı dişli bakışlarından koparak: pencereleri tokatlayan yağmurları izlemeye başlamıştım. Pencerede yansıyan başımda ki yağmurla bir süre öylece kalmıştım. Sonra senin ıslak yüzün penceredeki yüzüme değmiş ve şunları söylemiştin. ' Özkan ne olur gelicen değil mi. Bekletme beni, ne olur gelirsin değil mi. ' Islanan yanakların, islenen küçücük yüreğinin korlarını üflemeye gayret ederek senden kopmuştum. Acımasızca döven yağmura bedenimi bırakarak karanlık sokaklarla dertleşerek yürümüştüm. Ertesi günde yeni okuluma merhaba diyecektim. ' Özkan ne olur gelicen değil mi. Bekletme beni, ne olur gelirsin değil mi. ' Ve... bu bizim son görüşmemiz olacaktı. Ah... başımı taşlarla vursaydım. Ah... kaşımı iğnelerle batırsaydım. Ah... yaşımı balyozlara vurarak, çocukluğumda bıraktığım gülüme dönseydim. Gitmedim. Hiç gitmedim: çünkü unutmak, maziden silmek, sevdadan koparmak istiyordum. Ama geçen bunca yıldan sonra da unutamadım seni. Beni beklemiştin, yolumu gözlemiştin. Ders sırasın da kapı açılacak; sırığım ve yakışıklım ' Özkan ' görünerek hasreti donduracak diye. Kapılar açılmadı, sokaklar aralanmadı. Böylece dudaklarını ısırarak, dişlerini sıkarak boynunu kırdın ve mahzunluğun girdabına kapılarak ağlamış, ağlamıştın... Bunları biliyorum çünkü: aynı sınıfımız da okuyan akrabam ' Murat ' söylemişti. ALLAH şahidimdir ki bu olanları bana okuldan mezun olduktan sonra anlattı da: bir kaç yıl kendisine kırgın ve kırgın kaldım. Niye bana bunları zamanın da söylemedin diye. İnan. Daha sonraları seni aradım. Sana kavuşma özlemleri ile yanıp tutuşmuştum... Sevdanın yalnızlık gülü. Canım Ay. K... Okuduğun '... Anadolu İmam Hatip Lisesinin ' nizamiyesi önünde bazı zamanlar seni beklemiştim. En sonunda bekçi ve hocaların sövüp, itmesi sonucu uzaklaştırıldım. Hatta bir kaç kere de üç katlı apartmanın en üst katında ki evinizin önüne gelmiştim: kapınızı çalmaya cesaret edemedim. Kavuşamadık, buluşamadık seninle. Şimdi ise sana; Ses olsam... sesim kalın duvarlara çarpıyor ve içimde feryat olarak yankılanıyor, Nefes olsam... nefesim donuyor ve ruhum boğuluyor, Ellerimi uzatsam... ellerim boşlukta saplanıyor ve idrakim duruyor. Sevdanın yalnızlık gülü. Canım Ay. K... Rabbim bilir. Şimdiler de nereler de ve ne yapıyorsundur. Belki mutlu bir evlilik ocağında sana bağlı eşin ve şefkatle üzerlerine titrediğin evlatların vardır. ALLAH her daim bahtiyar kılsın: İnşallah. Ya da... Evet hepimizin dünyada ki imtihandan sonra hesapların düşüleceği; ahrete menzil olan kabirdesindir. Bedenini toprağın sıkarak sakladığı, gelinlik gibi kefenin içinde ki kabir misafiri. Belki de bunlar olmamıştır: hayallerin mahsulü olsa da. Evlenmemişsin, henüz beğenebileceğin kısmetin çıkmamıştır. Karşına çıkarak, ailenin de rızasını alarak: ' Beni eşin olarak, kabul ettin mi ' derdim. Evet bu teselli mahsullerin hayalleri. Belki de bana olan derin kırgınlığınla; maziye sünger çekerek, defteri kapatmışsındır. Ama; ben ise seni hiç unutamadım. Canım gülüm Ay. K... Sevdanın yalnızlık gülü: Ay K... Genişleyen vicdanımın ağır tokmakla vurulan feryadı, yaralanan gönlüme akan yaygın kanlardan: bu satırların gölgesi gölgeni bulsun. Selamlar seninle buluşsun. Satırlar senin gözünü öpsün. Kelamlarım kırgınlığını dindirerek tutsun. Canım: Ay. K... Ne olur bir ses ver: kalbim ferahlansın. Ne olur bir nefes ver: duygularım sefahatlansın |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|