PDA

Tam Sürümü Görüntüle : Safet Kuramaz


Sayfa : 1 [2] 3

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:34 PM
Hicret Etmeli…

Dostun olursa Allah yolunda…
Cennet dökülür yaprakları her sokuluşunda
Müptela olur nefes kokusuna
Kapısına koyar başım uyku nedir bilmez!

Aç işte dünyam böyle yayla havasına,
Okuyor yaşamaya mecali yok beslenemiyor!
Ruha siner kara dumanlar,
Irmağında kirli gruplar,
Yukarısında soğuk bulutlar,
Yese de, yunsa da, Allah’a kul olsa da huzurda
Arabesk döşenir anlara
İçinde en kanlı savaşlar, söyleyemiyor!

Hicret etmeli gönlüm,
Bulamıyor adres özüm,
Hayali oldukça sözlüm,
Gerçeğim her an sallanıyor depremlerle!
Sevgim hapiste kimseye gösteremiyor…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:34 PM
Hicretim...

Asırlar birden geriler
Orman cahilce çölleşir
Deve sahibi güzeldir
Nur’unu tanır hicretim...

Öğretilen modelleşir
Ezber öz ruha dönüşür
Nefes kalp ile söyleşir
Resul evinde-haramda

Sahabeden son gölgeler
Kimisi derin uykuda
Kimi cepten konuşmakta
Kimi kur’an okumakta...

Bu şekillerde özlemler
Ninnisiyle güldürmekte
Uysallaşırım kundakta...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:34 PM
Hiç Böylesi Doğum Gördün mü?

İnsana o seher kaç kez doğar?
Güneşin ilk ışıkları tene değer,
Rüzgarın cılız esintisi başı eğer,
Resul’un doğuşuna tanık olur yürek...

Böylesine özlem yaşadın mı yavrum?
Her doğan çocuğa bu yüzden sokulurum!
Can resul doğmuş gibi değişir tavrım,
Yaklaşmaya korkarım, bakarım ürkek!

Ey ona şahit güneş, taş duvar, çöl kumları...
Saklamadınız mı kokusunu, sır gamlarını!
Ne Kabe ne Mekke ona bakar gibi sevinçten fişek,
Nede ayak bastığı yer göstermiyor adımlarını...

Nur sakalında olsaydım gölge,
Bakarken doyulmaz gözlerine,
Dalsaydım alem dinlerken sözlerine,
Rüyamda dahi göremiyorum, uyanırım üzülerek!

Ben günahkar, ben fani, ben aciz...
“Benden” kurtulamayan, belli değil neyiz?
Allah habibim demiş, bende görmek dilek...
Öylesine özlerim, cılız imanım ona çeyiz!

Kalbim bozulmuş nasıl temizlerim?
Alsam elime kaç tane kazma kürek...
Her gün binlerce fitne, saklanır gizlerim
Cahillik mi-sapkınlık mı, onsuz gezerim...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hisset Sevgili...

Sanki seninle çağlayanım
Ve akıyorum...
Her gören o güzelliğimi seyrediyor zevkle,
Sen bekliyorsun en yakın yerde,
Ve el salladıkça, aklanıyorum!
:
Ne olur hisset... Akar gibi damarlarımda,
Ve ısımı, sanki benzer denizde hissettiğin coşkuya!
Her dalga,
Sana aşkımı anlatır gibi yavaşça!
Huzur vererek,
Her yenisini aştığında,
Aşkla ileriye gitmek iste, yine düşünmeden!

Sen sevgi dolu ve zevkli hanımsın!
Doğalsın,
Huzur vericisin,
Öyle bir başka dünyada yaşıyorsun ki!
Bıkmışlık yok,
Kötülük yok,
Huzursuzluk yok...
Sadece sevgi,
Sadece heyecan,
Sadece aşkın var...
Sanki bu dünyada zalim orada alim!
“Z” harfini silmişsin başından,
Kurtulmuşsun alfabenin son harfinden...
Sadece coşku yaşanıyor,
Sadece içinde biriken hasret yaşlanıyor!
Lütfen ak içimde,
Ruhunu gönder bana sen gelmesen bile!

İstediğini hisset!
İçinden ne geliyorsa,
Kuralları at...
Özgürlük zincirini bağla yüreğine!
Hapsettiğin... Kırıntıları hala acı olan
Ön yargılarını sil!

İstikbalde sevgili,
Sanalımda neden kavgalı,
Birbirimizi duymayız...
Nereden istersen, övgülü
Beş yıldızlı otelde kalalım!
Kuş tüyü ipek yastıkları da alalım,
Yeter ki küsmeden kalalım...
Bakarsın hiç uyumayız,
Şehrin yollarını turlarız...

Canım ya, biz yetişkiniz,
Her şeyi bilir pişkiniz
Ve olması gereken yere bağlarız!
Zaten eğer paylaşmak...içimizde bir coşkuysa
Diğer her şey kalır birer istisna!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hoş Geldin…

Şu soğuk kış *******inde meltem gibi esiyorsun!
Aklım cennetinde, cehennem uzağımda!
Lale bahçeleri serdim ayaklarına,
Tüm İstanbul fethini konuşuyor,
Yüreğinin ruhumda!

Beşiktaş’tan yıldız parkına doğru yürüyoruz,
Tarihin içinde atlı arabayla süzülüyoruz,
Elinde şemsiye gözlerin zar zor görünüyor,
Dudaklarında çıkan sesler bir müzik parçası kadar harika!
Bir İstanbul bir seni izliyorum aynanda…

Edison’un elektriği keşfi, Arşimet’le buldum diye çınlıyor!
Sevgin, kefenimden sıyrılmış dünyana nüfuz ediyor…
Eminönü’ndeki kalabalığın telaşı şaka gibi geliyor,
Amerika’yı keşfetmiş kadar heyecanlıyım Macellan’ın gözlerinde!
Sen varsın artık, hoş geldin...
Fersah, fersah yükseliyor özgürlük anıtın!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hoşgeldin...

Neler biter,
Yollar,
Ömürler,
Hasret biter...

Zaman insan için yaratılmış,
Uzayda ondan eser kalmamış,
Her şey dünya boyutuna gizlenmiş,
Hayaller bir bir sıralanır
Ahlar, keşkeler, daha neler ruhlarda sıvanır...
İşte böyle insanız, devamlı sızlanır
Hep daha fazlasını istemeye programlanmış...

Çok soğuk bir gün, hala içim sızlıyor
Ayaklarımdaki buzlar çözülüyor
Gözlerimde neşen parıldıyor
Sen geldin yaa...
Burdasın yaaa...
Ondandır, çok şükür elhamdulillah!

Aslında görmeyeli, uzun zaman oldu,
Özlemin diz boyuydu,
Ruhumda her an varlığın hüküm sürdü
Sendin, hayat mektebinde okuduğum her konu...

Seni her saniye merak ettim.
sorularımı beynime kaydettim.
Derler ya, ölümden gayrısına çözüm yok!
Biliyorum vuslat varsa, bana sokulacak.
o gün, bir bayram günümüz olacak.
Bu yüzden çoktu tesellim,
Her an kar taneleriyle sana selam gönderdim...

Hoşgeldin muhabbet trenime güzelim.
Sunduğun kavuşma şerbetinden içeyim.
Ağzımda aşkımızın tadı yenilensin,
Haydi, yalancı cennetin yoluna düşelim...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Höyük...

Aczimi eledim höyük toprağında,
Asırlar dirildi insan konağında!
Gençleri yaşlısı, zengini fakiri,
Kopyalanmış aynı mühür şakağında...

Akılla övünen her asrın yiğidi,
Mumyayı keşfetti, yaptı piramidi!
Ders almak yerine taşıdı eş kiri,
Öldürdü ruhunda aşk alametini...

Kıyımda toplumlar, kıyamda yeniler!
Gizlenmiş örtüyü marifet eştiler...
Para veren gördü sanatsal eseri,
Kah üzüntü dolu kah matrak geçtiler...

Aczim kıyameti bekler sonsuz ruhta,
Binme umuduyla gemisinde Nuh’ta!
Rüzgarda toprakta mayasında diri,
Höyükler açılır kapanır berzahta...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Huzur bahçesi…

Keskin hayat kılıcımda kan,
Yakıyor sürüldükçe dudaklarımı!
Ne dokunsa ne sokulsa hazan…
Olmuyor çare, sahte gülücük kalkan!

Savaştan nefret ediyorum,
Barış meclisine gidiyorum,
Ne kin var nede nefret seyrediyorum…
Herkes kendine hâkim kendine hakan!

Huzur bahçesi diyorlar manevi adına,
Ne rüya gibi nede tozpembe tadında…
Bir nefes al, çıkar dilden zikir anında
Dökülür ne varsa mendil, paran, varsa kalan!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hücre…

Demir parmaklıklar ve loş ışık,
Deşer acıları her adım batak…
Gelecek karanlık, geçmiş bir yatak
Dolanır hücrede masum mahkume!

Eşi-çocukları taş duvar perde,
Masum hıçkırıklar çaresiz derde,
Hala anlayamaz niçin bu yerde?
Dolanır hücrede masum mahkume!

Kendini savunmuştu taciz halinde,
Doktoruydu birde “Soyun…” dilinde,
Namus her şeyiydi yaşam dalında,
Dolanır hücrede masum mahkume!

Eşi inanmadı, çocuklar ağlar…
Safi kadınıydı, on sene dağlar!
Ölmüştü doktoru, müebbet bağlar
Dolanır hücrede masum mahkume!

Aşk yalan insanda, Mevla’dan başka
Kaderi yaşanmış, dese de keşke
Sınav çetin elbet, son bulur kuşku
Dolanır hücrede masum mahkume!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hüzün Adası…

Özlem geçmişe de var...
Yitirilen değerlere,
Karşılıksız sevgilere,
Geleneklere de!
Sakın üzülme hayallerim özlüyorum sizi elbette,
Senden başka yakaran sonsuz özlemler var...

Aslında insanlarla konuşunca anlarsın,
Herkes ayaklı gezer kütüphane…
Azıcık yedin mi?
İçtin mi?
Seyahat ettin mi?
Uçmuş o güzelim sözler, nafile!
Bu yüzden yok umutlarım,
Sahiplenmeyi unuttum,
Güzelliği içimde sakladım durdum,
Son vedayla dostum hüzün adasında!

Bu ada hüzün adası,
Çileyle cilalanır her yanı,
Tuzlu su yakar çıplak ayağımı!
Gökyüzü bu yüzden sevimli... Sevimli yıldızlar
Esen rüzgâr, duyduğum ses, dalgalar!
Konuşur dilim,
Sarılır bedenim,
Ne dokunmaz ki... Bitmez insanda safralar!
*******i hıçkıra, hıçkıra ağlar
Her anda yalnız yaşar ruh kafesim!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
Hz. Muhammed (SAV) -Naat...

Beş yüz yetmiş bir pazartesi sabahı
Seher başka aydınlandı, nurla canlandı
Her yeri sardı sevinç, müjde ve rahmetin!

Aminenin yetimi kâinat efendisi,
Âlemlere rahmet, Allah’ın sevgilisi
Müslüman ümmete kutlu olsun doğumun…

yaratılan canlı-cansız her şey bayram etti,
Doğumuna bir tek şeytan sevinmedi,
Her yere rahmet, yayıldı ışığın-nurun…

Altı yaşına geldiğinde ne ana, ne baba nede deden vardı,
Yetimlerin en küçüğüydün açıldı sana Ebu Talip şefkati,
Ya resullah! Allah sevgisiyle korundun, büyüdün...

Emin bilinirdin, müşrikler güvenirlerdi
Otuz beşinde hacer-ül Evsed’i yerine seninle taşındı
Kâbe’nin inşasına dokundu parmakların…

Cebel-i Nur’da “Oku! ” diyordu Cebrail
Kırkında peygamberlik verildi asıl
Yirmi üç sene tebliğ, bize Kuran’ı verdin…

İslam’ın yaşanan Mekki yılları şerliydi,
Hatice anamız şefkatle teselli ederdi,
Müşrikler azgın olsa da, esastı sabrın...

Ömer’in biatiyle sayı kırklara erişince,
Yürüdüler Kâbe’ye tekbir sesleriyle,
Artık sokaklar tanık, sahabeleri görecektin…

Hüzünlüydü o gece Ali’ye yatağını verirken,
Yasin okuyarak evden çıktılar kimseye görünmeden,
Anılarını akrabalarını bırakıp gitmekte ne zorlandın...

Ebu Bekir dostluk örneği her şeyini feda ederdi ona,
Paylaşacak nesi varsa vermek için arardı bin bahane,
Sevr mağarası sakladı hicret konağı, güvercinler örümcekler, sırdı yerin…

Ensar bölmüştü her şeyini muhacire,
Tanımak değildi derdi iman girmişti kalbine,
“Ver…” diyordu can resul akıyordu infak maidelerden!

Çölün kimse yaşamaz yerinde,
İslam devletini kurdun ihlâs ve iman yâriyle,
Yıkıldı karanlık çağ- yakıldı cahil perdeden…

Tebessümle sessizce gülerdin,
Ağzını her defasında kapatırdın,
Cemaline bakan cennet gölgesine düşerdi.

Cemaatin sohbetini dinlerdin,
Yanlış söze müdahale ederdin,
Doğru konuşulursa tebessüm gösterirdin.

Sakalın vardı,
Ne uzun nede kısa, saflık akardı,
Bakımlıydı, iki cihan içinde ne hoş seyirdin...

At ve deve yarışlarını severdin,
Yarışmayı heyecanla seyrederdin,
Birinci olana ödül verirdin.

Cebinde koku ayna tarak taşırdın,
Temizliğe güzel görünmeye itina ederdin,
Manevi huzur bulurdu yanına oturan misafirlerin…

Kötü söz bilmezdin,
Sabırlıydın, affediciydin
Kimseye kin gütmez, rahmet ederdin…

Çocukları çok severdin,
Hasan Hüseyin omzunda secdedeydin,
Onlar üzerinden inene kadar secdeden kalkmazdın!

Yirmi yıllık İslam düşmanı Ebu Cehil oğlu İkrime’yi,
Param parça eden Hamza’nın ciğerini Süfyan eşi, kayınvalideni,
Ne kurtuluştu o... Biat ettiklerinde affetmiştin!

Emindin,
Ağzın yalan bilmezdi,
Doğruyu tavsiye eder çirkinden men ederdin!

Uhud’ta dişlerin kırılmış,
Miğferin yüzünde parçalanmış,
Yinede müşriklere beddua etmemiş beşerdin…

Her yıl Uhud dağına gelir,
Mübarek dilinle,
“Uhud bizi sever bizde Uhud’u” söylerdin!

Amcan Ebu Talip’e defalarca İslam’ı tavsiye ettin,
Ne çok üzerdi onun reddedişi,
Onu ne çok severdin…

Çöllerde, bulutlar üzerinde yarışır
Atlar develer kurban olurcasına taşır,
Yediğinden içtiğinden bereket akardı…

Hıra mağarası küçücük in…
Kâbe’yi seyrederdin oradan sakin sakin
Eğimlerini kıvrımlarını uçarak çıkardın.

Günahkâr nefsimiz oraya çıkarken şaşkın,
Hala mağara duvarında misk kokun yaygın,
Gözlerim dolu kala kalıyorum oracıkta, hissediyorum! Ordaydın sen!

Aşkın eriştiği zirveydi evliliklerin- kadına değer verirdin -
Her işi kendin yapardın kılıbık tabirinde tasvirin…
Kalmadıkça çok zorda kimseye muhtaç olmazdın...

Her şeyde ölüm varken sahiplenmeyin diyordun,
Çok çalışın çok verin mal biriktirmeyin diyordun,
Amel maneviydi ruha işlenen gerçek mücevherat-kanun...

Savaş meydanında aman dileyeni öldürmeyin,
Dinsiz bile olsa insanı yaşatmaya çaba gösterin,
Kendi canınıza asla kıymayın derdin!

Mekke fethinde İslam ordusu ne görkemliydi,
Müşrikler şaşkın dağlardan seyrediyorlardı…
Can resul hüzünlüydü yıllardan sonra nefesini Mekke’de alıp verirken!

Sevgili eşi Hatice’nin amcası Talip’in mezarı Cennet-i Mualla’daydı,
Oda bir insandı nasıl sevdikleri için gözyaşı dökmezdi,
Bıraktığı Mekke- Mekke değildi artık - güle oynaya yetim büyüdüğün…

Mekke’de kalmadın kim bilir neydi sebebin,
Medine’ydi İslam’ın ilk göz ağrısı şehrin,
Ölene kadar nerdeyse orada yaşadın, hayat'ı maneviyeydi gördüğün...

Ölüm zor sınav can resulden ayrılmak daha zor,
Kimse kabullenemedi Ebu Bekir’in konuşmasına kadar…
Grup grup cenaze namazı kılındı, evin oldu kabrin!

Medine’de kaldı kabri Mescit’i Nebevi,
Az ileride sahabeler kabri Cennet-i Baki,
Yan yana toprak altında birbirine komşu-yarsın…

Sen ölmedin ya Muhammed(SAV) efendim,
Sünnetinle yaşarsın her anım son andım,
Görmeyi dilerim aciz ve ben fakir seni her an...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:35 PM
İhlas'a Davet....

Suç ne mermide, nede asi çanda!
Akıtırken kan, çalarken her yanda…
İman yarım dil, olursa isyanda
Asr-ı Saadet son, yol felaket…

Medine mahzun Kâbe’de gözyaşı,
Çok az insanda dua, dilde yası
Her memlekette küfrün, hâkim başı
Devri cehalet sanır ki safahat…

Kim ne götürmüş öbür dünyasına,
Kefenden başka nasibiyse güya,
Sonsuz mutluluk varken nedir riya?
Sevr-i alamet sanki bir zanaat…

Saffet şok yaşar, günah her yanımda!
Nefsim azarken huzur yok canımda...
Sela depremdir, ölüm dert başımda!
Keyfi saltanat değil ki marifet…

Mekana hapis yada dağ başında,
Ahmet Yesevi gibi yer arşında,
Yaşanmaz İslam sessiz, tek başına
Bizli keyfiyet sarar ki saadet…

Hoşgörü adım doğar ilkbaharım,
Çiçekler aşkım Mevla’mı ararım,
Duasız geçen her ana yanarım,
İman ki safi, yapılmalı davet…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İki Yol...

İki yol vardır!
Birincisi yükseklere gider,
Meşakkatli ve zor geçitlere sahiptir...
Onu geçmek için insan:
Nefsine,
Heveslerine,
Şeytanın vesveselerine,
Karşı mücadele etmelidir...

İkincisi uçuruma götürür,
Boşlukta sürtünmesiz yoldur,
Ve bu yol kolaylıklar doludur,
Çünkü ona düşen meşakkati öldürür!
Kendisini serbest bırakması sonudur!
Böylesi nefsinin bağlarını gevşeterek delalete düşer...
Tıpkı Moğol istilasına benzer,
Ahlaki bozgunluğa uğrayan insanı fakirleştirecektir!
Kibir, haset, gösteriş uçurumda panzer
Dokundukça hızla felakete götürecektir...
Böylesi insan ruhuna çöl bile küser!
Sonsuz cehennem sevdası eser!

Fakirlik meşakkattir,
Sınavı çetin ve ızdıraptır,
Kul nasibinde zor izdivaçtır...
Eğer gaye dünya,
Zenginlik huzurmuş gibi güya,
Cezbederse bu rüya,
Meşakkat saracaktır...
Eğer içindeki Karun’u öldürür,
Sabır gönülde padişah gibi oturur,
Manevi hava nefsi doldurur:
İşte yükselen,
Huzura kavuşan,
Cennete alışan,
Birinci yolda, adımlar atacaktır...

Yol iki... gece ve gündüz gibi!
Ya aydınlık yada karanlık sahibi...
Ya müşrik ya sahabe!
Ya güneş gibi yakacaktır,
Yada ay gibi aydınlatacaktır...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İlahi Aşk…

Bermuda üçgeni gibi minicik aşk, heyecan
Kırıntıları güvercin ağzında hayat verir!
Martı özgürlüğünde semadan hızla inerken mazi
Her dalışında balık tadında anlık belirir…

İt dalaşı kavgalar,
Kıskanç ön yargılar,
Harmanında elde embel-kargılar,
Sızlatır acıdan, hatırlanan her anıda!

Dürt-dürt artar tembel arzular,
Anlamsız kuruntular,
İn-çık teleferikte, körü körüne deli
Telef olur kaderime uykular…

Ah bir yüreğime yapışsa,
Ne olursa razıyım bana alışsa,
Kâbus dolu ******* olsa sızı
Yanarım cehenneminde kışsa!

Düşer kırılan cam aynalar,
Her parçasında yaşlanır manalar,
Doğmak ister güneşi batıdan
Umudu anlık koklanır, tezek hummasında!

Sürüsüne bereket kadın hücreleri,
Her giren anlık doyar, biter süzmeleri,
Hangi aşk ölmez ki sarsa beni
Heves bitmiyor, alışkanlık üzmeleri…

Arı gibi gezdikçe çiçekleri,
Her toplanan hayat suyu, toplar dilekleri!
Hep yakacaklar İbrahim’in ateşini,
İlahi aşk sarmazsa, nefsin ereklerini…

Gelme üzerime ateşten mayası,
Çöllere döndüm yağmursuz tarlası,
Dilimde düğümlendi iyilik safhası,
Kütüphaneden çıksın beden ilmi…

Duadan başka bu vahşeti kim göğüsleyebilir?
Sabır silahını beynime üfleyebilir?
Kalbime inen her kanda dolaşan ezgiyi,
Hayalin-ümidin içinde canla süsleyebilir?

Aslında dokunduğum iman,
Dünya her an ölen mekân,
Vesveseye hapseden zalim zaman,
Unutturan sevgiyi…

Evrenin her parçası mucize,
Mimarını keşfetmek, düşmekte peşine…
Bermudada manyetik döngü, iman kalpte kırıntı
Aşk-heyecan başlamıştı, Kalu Bela’da yeminle!

Ey ruh sen şahitsin,
Neden üzersin bedeni, sürekli ağıtsın
Dürtükle bizi, en büyük kanıtsın!
La ilahe illallah… Demiştik aşkla gani-gani!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İman Çıkmazı...

Ninni kelamında anne feryadı,
Boğazında düğüm şer evlat hasreti,
Harama karışmış damak tatları,
Hançer mi kılıç mı kurşun mu kader!

Kur’andan inciler Japon’u bilir,
Sünnet öksüz kalmış günah dirilir,
Bedene şeytan kafesler giyilir,
Hançer mi kılıç mı kurşun mu geçer!

Vakti yoktur kazançtan namazlara,
Hanımı çocuğu başlar duaya,
Mal birikir faizler muştusunda,
Hançer mi kılıç mı kurşun mu yeter!

Boşuna yaratılmış gibi canlılar,
Kulluk unutulmuş ölüm hesaplar...
Kanda kumar nikotin alkol esrar,
Hançer mi kılıç mı kurşun mu keser!

Her gün sabah akşam aynı sıkıntı,
Neler ölür güler üç gün sonrası,
Çabuk tükenir ömür sermayesi...
Hançer mi kılıç mı kurşun mu sever!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İman Senfonisi

Her sabah uyandığımda şükürle
Seni arıyorum Rabbim hüzünle...
Namazsız,
Zekâtsız,
Ezansız,
Acıyorum manasız
Geçmişte eğlendiğim duraklara...

Artık aşk ile dua ediyorum günlerce
Senden gayrı yer yok kalbimde üzüntülere...
Mekke’de,
Medine’de,
Mescidi Aksa’da,
Miracım ezberimde
Kırklara ererken eriştim huzura…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İnan Yok…

Yaz, meyvenin olgunlaştığı,
Yaşadığımız ömürde son gençlik gibi…
Dalından alırken meyveyi,
Yerken hissedersin sonsuz damak hazzını,
Biraz önce gel dediğim gibi...
Hissettin değil mi yakarışımı,
Yakan kan damarlarımı!
Çılgınca bir olgunluktur bu, yüreğin yerinden oynadığı heyecan
Her an istediğimiz, beklediğimiz olmasını!

Eğer yaşanmıyorsa içimizden geçen şey,
Dinlesek ne zevk verir çalınsa davul zurna ney!
Başkasının yaşamıyla kafeslenen, başka ölüm tadar ruh
Sıkıntıları bitmez sonra say, say…

Sigaranın sıcak külü düşer halıya,
Hevesler istekler kaldırılır arka rafa,
Bedenimiz hissetmez bastığı ortamı
Gebedir yaşadıklarımız başlayacak böyle ne yangınlara…
Pisliğinin, tozunun kokusu benzer hasta adama,
İçilir elde sigara,
Hala külü halıda
Kokusu burunda...
Ciğer iflas eder kimin umurunda!

İçine çekilir ya,
Tıpkı bir gün bırakırım der gibi vicdanda
İçe atılır acılar, böyle neler... Bir reyhan kokusuna hasret
Yayla havası özlenen...
İstek sadece dilde heyhat!
Tembel ayaklar değişimde tökezleyen,
Yaşar her yerde gürünen hayalet!
Veryansınlara sözlenen...

Çırpın ey ruhum, çılgın ol ama çırpın
Ne yıpratmadı ki seni kaldın hep kırgın,
Sana vermeye yüzüm yok hesabın,
Çırpınır evren, keşfet bana benzeyenleri...
Boyun bükme, kimseye olmasın eyvallahın!
Mutluluk seninde hakkın, elinde anahtarın...
Döndür, korkmadan... Değişmekten olmayacak kaybın!

Bir sen kalsan da koca dünyada korkma,
Bedeni ruhundan kovma!
Dünya ikisi varsa var, yaşar...
Sabret ama sakın sorma!
Dirilsin sende gerçek heyecanlar...
Tadı damağında meyve misali!

Ya varsa kafanda şimdi yaşayacaksın
Yada kafandan silip atacaksın..
Güzelim inan, bunun ortası yok...

İnan yok!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İnciler...

Ahlak, çalışkanlık, birleşen eller,
Vatanını sevme, harbi itaat...
Dinimde olsada hoş böyle kabuller!
Ruhuma inciler Japonya'dan gelir...

İnci hem çok güzel hemde pahalı,
kainat kadar nur doğa sanatı...
ahlaktır temeli yansır sefahat
insan aydınlanır, mesaj manalı!

Perde arkasına saklanır gibi,
insan oyun oynar memnunlar gibi
Bir ömür harcanır ölür kanaat...
Hayr'ı anlatırım mecnunlar gibi!

Ne inciler gelmiş Orta Asya'dan,
Bel altına inmiş şer Avrupa'dan,
Maddeye kul insan, deseler bayat
Cenneti arzular haram metadan!

Yusuf'un kuyusu taşlarla doldu,
İbrahim odunu ateşle öldü,
İnci değişildi beleşe hayat
Lut kavminin sosu aşla yenildi...

Sünnet yönetmelik Kur'an kanundur,
İnciler bağlantı, ilahi sondur...
aşkın bedeli var ister icraat
Beden-ruh birlikte teslim olandır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:36 PM
İnsan Yanıyor...

Camiler garip ve cemaatsiz,
Üç beş ihtiyar ya var ya yok!
Kahve, kafe, sinema... Saatsiz,
Tıklım tıklım neden genç çok?

Bir tek cuma yada bayramlarda,
Coşkulu kalabalık durur kıyamda!
Oda bir an önce bitsin diyen selamla,
Gitmeye hazır sanki, ilahi huzura tok?

Ayıplanacak dese beş vakit secdedeyim!
Yuhalanır dese her sene Kabe’deyim!
Daha gençsin der görse, eğlenmeliyim!
Derine dalma üşütürsün, al beni örnek...

Sigara, eksoz, toz dumanı...
Her ortamda öksürten harmanı!
Eğlence işte adı batsın kül samanı,
Şeytana aldanır sayısız denek!

Fikirde, sağlıkta, geçimde aranırken adalet,
Ceza verilir yinede olursa kurala ihanet.
Kim mahkum olmak ister, yasaya muhalefet
Dünyada bile yok böyle özgürlük, nerde görsek?

Sanma hep bahar mevsim, enerji dolusun!
Acısız, çilesiz, özgür Allah’ın şanslı kulusun!
Hazıra dağ dayanmaz, ne kötüdür çok gülüşün!
Üstelik ölüm ve hesap varken yaşamak bilerek...

Boğuluyorum yok mu bir kul benim gibi?
Bakınca yüzünde nur, zikirle titrer kalbi...
Ne olursa olsun ister medeni ister bedevi
Gölgesine razıyım, yeter ki var olsun o yürek!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:37 PM
İnsan…

İnsan dünya sergisidir,
Yansıtılan bedenidir…
Bir emanete tapulu
Mimarı sevgilisidir!

Ölüm her sahnenin sonu,
Anlar hatırlatır bunu,
Kefenden perde kapanır
Alkıştır amele konu…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:37 PM
İnsanlık...

Allah dostu deyip sığındım yüreğinize,
İmdat ederim safi gülücüklerinize...
Beni unutmayın dostlar, henüz ölmedim
Makberimde değil sözlerim, güzelliğinizde!

Allah’ın izleri bedeninizde,
Sizi seyrederim tefekkürle,
Dönerken başım Kâbe’de,
Selam veriyorum içtenlikle!

Gül kırmızıydı, renkten renge girdi,
Toprak suyu severdi kuraklık geldi,
Güvensizlik sardı kapılar kilitlendi,
Bu nasıl kıyamet geçmişi özlüyorum…

Allah’ın izleri bedeninizde,
Sizi seyrederim tefekkürle,
Dönerken başım Kâbe’de,
Selam veriyorum içtenlikle!

Fakirdi sofralar, varlık gümrükteydi,
Parası olan karaborsaya düşmekteydi,
Komşuluk vardı zenginlik yürekteydi
Neşter vurulmuş gibi insanı tanıyamıyorum…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:37 PM
İnternet Flörtü...

Hey güzel kadın her yazılana cevap verseydin
İnternet çiçeği olur bir anda yeşerirdin
Kelebekler kadar kısa ömür yaşar,
Sonra bir hayli zayıflar
Ve nihayet kısa sürede yaşama yenilirdin...

İnternet sanal bir alan, gerçekçi olmalıyız!
Hani yaz desem, kim bilir katıla katıla güler...
Okuduklarımdan oldukça keyif alır
Birde çocuksu dudaklarında müphemce'...' bir şeyler söylerdin!

Ne kadar kadın varsa o kadar da erkek var.
Çok şekersin ya... İllaki ben seni beğendim yar.
Önemli olan burada yazışmaktan,
Zevk almak paylaşmaktan...
Eğer ruhlar aktifleşirse gerisi kolay zaten...
Sen tereyağı olursun bende bal her an
Ekmek üzerine böyle karışır acıktıkça yeriz!

Yazmayı severim, paylaşmayı da tadında...
Senin gibi eceler-sanal eserler var her yerde
Ama bence sen çok özelsin ve doğalsın da...
Hissediyorum!

Yıkalım kemikleşmiş ön yargıları,
Doğu bloğu toplum kurallarını,
Gerçek Mahrem âlemde edelim duaları!
Güven anahtarı neymiş geçelim bu ağızları
Gerçeğimiz teke insin güle güle!

Olur mu?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:37 PM
İnternet Geldi…

Küçükken masal derdik,
Merakla gerçek dışını dinlerdik…
Şimdi sanal âlem interneti,
Gönül sofrasında misafir ettik ikindi,
Demli çayı da, sohbeti de bitirdik!

Ne arkadaş, ne ejder nede canavar
Umutlar sindi, düşler sardı sevinci!
Uzaklar kısaldı, anlar tembelleşti…
Televizyon derken internet de geldi,
*******e düştü derdi elemi, sevgisi…

Karanlık düşerken son uykuya,
Yalnızlık üzerken suskunlukla,
Sıkıntısı bedeni sardı kullukta…
Ayaklarım çamuru, gözlerim suyu
Özler yinede, dost hasret ruhumda!

Baharın evrimi doğanın verdikleri,
Sanatın incelikleri şimşek ürperten şevki,
Tabut elde kabir yolundaki hisleri…
Yaşamak isterim konuşmak paylaşmak!

Penceremin önünde güvercinleri,
Yağmurun çatıyı delen eğlencesini,
Uçurtmalarım delsin isterim göğü…
Her yarışta sporda ararım hislerimi!

Aşkta sevgide sanal ekranda,
Ömrümü kısaltırım abartıyla,
İnternet girdi masallar kızgın…
Sanal oyunlar çocuksu elde!

Kulaklıkla dinlerim müzik,
Gazino kızgın şarkıcı kızgın…
Eller boş cepte kalır metelik,
Gazete kızgın kokusu kızgın…

Köroğlu gibi derim mertlik bozuldu,
Atlar sanal, silah, savaş dedikodusu…
Tarih sanala yazılır, dağları öksüz
Açlık olmasa kalkmaz ayağa yolcusu…

Küçükken masal derdik,
Merakla gerçek dışını dinlerdik…
Şimdi sanal âlem interneti,
Gönül sofrasında misafir ettik ikindi,
Demli çayı da, sohbeti de bitirdik!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:37 PM
İslam Kardeşliği...

Aynı kandan,
Aynı ana-babadan,
Kardeş bile geçinemiyor günümüzde,
Evlendiklerinde değişiyor aleni, gün dönümünde...
Öyle bir devirdeyiz ki, bedir savaşının ahlakı üzerimizde!
Baba-oğul, kardeş-bacı, amca-dayı savaşıyor, ne uğruna?
“Çıkar ve miras”
Sen layık değilsin,
Ben layığım uğruna...
İster dindar olsun, ister kafir, ister zındık; bu kural değişmiyor...
Demek ki gönüle girmeyen Allah'a iman!
Din yoksa böyle emretmiyor aman...
Demek ki, alnı secdeye gelende bir geleneksel baş koyuş var o an,
İşin ruhundan çok vazife süt liman!
Demek ki, yangın var
Ama el her şey bittikten sonra yanıyor.
Zaten doğanında kanunu bu, ateşe ilk önce gölgesi banıyor!

Kardeş olalım olmasına da,
Bu nasıl olacak...yazarak mı?
Ölüsün de,
Mutluluğunda,
Açlığında,
Hani fakirliğinde...
Dahası her ameli anlam ifade eden olayda neredesiniz?
Lafla kardeş olunmuyor maalesef, ayıp edersiniz!
Atalarımız, bir insanı tanımak istersen yola çık, yemek ye, yat kalk derlermiş.
Boşuna dememişler!
Aynı beşikte lafta sallanıyor...

Haydi kardeş olalım olmasına da,
Nerede buluşacağız,
Nerede yer içeriz?
Nihayet seni nerede bulurum?
Desem ki, ben senin kardeşinim,
Yok geçimim!
Evinde bir oda ver, iş bulana kadar kalayım...
El cevap ' Oh....hemen bir odamı veriyorum...' diyen kaç kişi olacak!
Güldürmeyin ya,
Komşu komşunun kapısını bile aşındırmıyor bu devirde.
Hele ki büyük şehirlerde...
Adam ölüyor üç ay sonra öldüğünü anlıyorlar!
Bir apartmana gireni de çıkanı da yıllarca otursalar tanımıyorlar...

Bizler yazarken keyif alıyoruz,
Okurken göz yaşı döküyoruz...
Bunları harcarsak ne olacak ki,
Bankada paramız mı eksilecek...
Dök gözyaşını o zaman!
Teselli et adamı ve hatta içindende zilleri tak oyna...
Adam, gerçek sanıp dinliyor ya!
Yahu adamın içi kaynıyor sen mide derdindesin!
Göz yaşı dökerken sen açım diye ağlıyorsun...
Bedava bulduğumuz her yerden kafamızı uzatıyoruz.
Heyhat ne diyecekler ki, oku, yine oku, teselli bul...bulabiliyorsan!

Kardeşlik lafla olmaz,
Derdiyle gerçekten dertlenecek yürek ister,
lafla karın doymaz!
Ensarlar gibi paylaşacak ve Allah rızası güdecek yiğitler lazım!
Her şeyi emanet gören,
Maddeden sıyrılmış,
Mala tamah etmeyen
Dervişler lazım...
Ve örnekler! sömürülmeyen hisler!
Tastamam aranıyor....

Varsanız böyle kardeşlikte,
Kusur aramayan,
Olduğu gibi kabul eden,
Veren-istemeyen...
Ne yaparsa Allah rızası için yapan!
Haydi meydana dökülün,
Şimdi dökülen olabiliyorsan!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:38 PM
İslam mı yaşadığımız?

Kur’anı herkes okuyor,
Sünneti gözler dokuyor,
Beş vakit secde kokluyor...
Huzur izleri yok, neden?

Reçeteden biri “ezber”
Aynı malı diken rençper,
Ne gübre atar ne sular,
Aldığına yükler kader...

İkincisi “şekil” hali,
Özü ölmüş spor hayli...
En hızlı koşulan kulvar,
Bitsinde gideyim sahi!

Üçüncüsü “boş geçen an”,
Ne tefekkür ne okuyan,
Nede kul hakkı kollayan...
Öyle durur sanki duvar!

Dördüncüsü “bil, yaşama”
Oku öğüt ver, sen sallama!
İlme bürünmüş gitmiş ar
Sömürü hakim adamda...

Medet ve kıyamet “Bende”,
Kusur kabahat nefsimde!
Düzelmezsem benliğimde...
Suçta cezada sonsuz yar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:38 PM
İstanbul Yalnız, Ben Yalnızım!

Son vapura bindim dün gece,
Gitmek için Beşiktaş'dan-Kadıköy'e
Hayran, hayran baktım gecenin gizemine, bir süre
Esen sert ve soğuk rüzgara dayanamadım,
Yeni restore edilmiş mini kafede,
Oturdum çay içtim benim gibilerle!
kafamda tarihi canlandı...
sıcacık bir iziydi,
yaşadığım osmanlı!
sağımda solumda sevgililer, hoş arkadaşlıklar gördüm.
İçenler ayakta duramıyordu,
Ama ben yalnızdım, İstanbul yalnızdı...
bu yalnızlık ruhumu soğuttu.
16 milyonluk şehirde yalnızdım.
Nereye baksam ben vardım,
Mevlananın mesnevisinde
sanki geçtim mana alemine!
Başım döndü boğazın sularında,
Yoktu sırdaşım deniz dalgasından başka,
O kadar bunaldım ki…

Dün erkek arkadaşım vardı yanımda oysa,
Telefon ettim ne yap, yap gel diye elbette
Kırmadı geldi gecenin bir saatinde!
Gece yarısı Nişantaşı’na gittik.
kıyamıyordu arabasına bir türlü.
Nereye park edeceğini şaşırdı.
İstanbul’da varmış park mafyası ve dahası!
Öyle bir yer buldu ki, gideceğimiz yere epey yürüdük.
Arkadaşım vardı ama yine yalnızdım.
İstanbul unutulmuştu benim gibi,
Onu yaşatıyordu cazibesi,
O ve ben yalnızdım!

Sevgilim, vedalar hep buruktur bilirsin
Ayrılık hep hüzündür bilirsin
senden ayrılmak acıya sürgündür bilirsin
İstanbul sensiz olmuyor, sensiz İstanbul!
Biraz önce, uçak biletimi aldım.
Diğer yalnızlığıma gideceğim.
Yine yoğun bir çalışma hayatına gireceğim.
Emin ol! sensizliği her an hissedeceğim.
Ankara'nın bana yabancı dünyasında nefesleneceğim!
Kafamda kalan İstanbul kırıntıları daima olacak:
Hislerim, denizde düşündüklerim, seni görmeden yaşadığım İstanbul!

Emin ol bunu yaşamak sanal alem kadar sanal!
Gel beni kurtar, gerçeğinle tanıştır.
Sen gelmesen de resimlerini gönder, güzel şeyler yaz,
Beni yalnızlıktan kurtar!
İnan ki, hissediyorum bendeki sende, o kadar yalnız...
İstanbul’um sessiz, heyecansız, macera bilmez sensiz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:38 PM
İstanbul’da Bir Gece...

İstanbul sevgisi dilime dolanan
Galata köprüsünden atılır oltası
Çıkar üç beş balık kovada olan
İçimde sızı soğuktan ötesi...

Yürürüm rüzgarında Sirkeci’ye doğru
Üç beş işportacı toplamakta mallarını
Hala ekmek arası balık çığırtkan korosu
Son vapura doğru gece bekler yarını

Seyrediyorum dalgaları ve boğazı
Arkamda Yeni Camii’nin vakarı
Beden israfı yerlerde çöp ormanı
Süleymaniye Camii saklar karşımda asırları!

Metro durağında üç beş kişi
Gideceğim Topkapı’ya birazdan
Üşüyorum aslında sarıyorum ceketimi
Ağrıyan diş etim ediyor canımdan

Yürümeye karar verdik arkadaşla
Sultan Ahmet’te durduk akşam namazına
Amatör çalgıcıları dinledik bir ara
Beyazıt’ta yağmur çiselemeye başladı

Birkaç adım geçince başladı sağanak
Bir çırpıda sığındık tarihi oluk altına
Sonra zevk verdi koşanlara bakmak
Islanmayı göze aldık koştuk metro durağına

Durmadı yağmur yürümek yarım kaldı
Kısa süre sonra göründü otel odası
Gecenin son demi kapladı yorganımı
Araba sesleri uykuma ninni söylediler!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:38 PM
İsterim…

Insanım, akar gözyaşım,
Doğayım, yağmurum!

Gözyaşları bulutlara benzer,
Doğarken koyudan ak renge döner,
Beyaz çoğaldıkça ruh gözü açılır!
Neşe dudaklarda, gözde bahar
Sevmeyi öğrenirsin katıksız,
Yaşamak istersin anı, yarınsız...

Şimşekler çaktıkça içte başlar korku,
Renkler bu sefer kararır, umut yaşlanır!
İstekler mide bulantısına karışır,
Ölüm şiddetlenir, her şeyde sancı vardır
Düşmanlığı öğrenirsin, huzursuz!
Kaşlar çatık, dudaklar duramaz küfürsüz...

Ne olursa olsun her şeyin ortası,
Güzel olanı...
Ağlamalı, yağmalı, özlemeli sabahı,
Böyleymiş doğalı…
Umut gerçeğine yakınlaşmalı
Ezberlemeden yokluğu…


Bilmek değil elbet marifet,
İsterim muhabbet!
Sözler yaşanmalı,
Aşkla yaşlanmalı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:52 PM
İtiraf...

Bir yanım Süleyman gibi uçuyor
Diğer yanım Yusuf gibi saçıyor
Ocağım Mevlana, güller açıyor
Kainat dolunay, başım dönüyor!

Zerreden sonsuza her canda ibret
Okumakta gönlüm ölmüş keyfiyet
Öğrendikçe ruhum yaşar sefalet
Boşa geçen ömrüm ahla yanıyor!

O kadar çok insan kaldı geçmişte
O kadar çok tarih soldu yavaşça
O kadar çok mevsim öldü savaşla
Yaşanan olmadı ders, söyleniyor!

Bir yanım gencecik nefsim azıyor
Diğer yanım gerçeklik korku kazıyor
Son seans sevgisiz roman yazıyor
Daracık duvarlar son gözleniyor!

Affet beni baba seni unuttum
Affet beni anne seni uyuttum
Affet beni evlat seni büyüttüm
Olgun yaşlarda ne çok özleniyor!

Bir yanım Süleyman gibi uçuyor
Diğer yanım Yusuf gibi saçıyor
Ocağım Mevlana, güller açıyor
Kainat dolunay, başım dönüyor!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Japonya...

Buranın incisi hem meşhur hem pahalı…
Sözlerinde hissettim inci alıntılar,
Duygularımda nedenleri çok hazan,
Suzuka şehrinde okyanusa uzanır
Sonsuz merakım ve acılar!

Hiroşima’da hala atom bombası paniği,
Okul hala o günkü gibi canlı,
Nehir hatırlatır gibi akar yanında,
içinde sanki insandan başka bir şey görünmez...
Müzesinde animasyonlar yaşatır o gün hissini,
Gözlerden dökülür bir iki damla gözyaşı...
Hatıra defterine yorumlar, o günkü gibi canlı!

İşin garibi Amerika seviliyor devasa,
Her genç kızın hayali evlenip yaşamak orada,
Önyargım yerini bıraktı şaşkınlığa...
Meğersem, alt yapı ve yatırım akmış bombadan sonra
Japonya'yı imal etmiş Amerikan elması...

Tokyo’da insan her metre karede pirinç gibi,
Metroda kaybolur tarih ve cinsiyet rehberi…
Robotlaşan mekanik yaşam silinmez,
Yüzlere yansır uykulu izleri…
Her yerde telaş,
Her yerde alış veriş,
Mukavva kutuda yatan seksenlik ihtiyarlar eve alınmaz
Sanki çiçek gibiler mukavvalar saksı
Merhamet özlemleri, saklanır utangaç bakış...

Boyun kıracak kadar yükselen gökdelenler,
Depreme meydan okur mimariyi planlayanlar,
Çalışmayı nesillere aktaran şaşırtıcı bilinmezleri!
Dinledim, çalışmaktan başka çaremiz yok diyenleri
Öyle utangaçlar ki... iki laftan sonra gördüm yüzde
pancar desenleri, karışır sarıyla!

İncecikler, sanki kalas gibi sergileri,
Kadın-erkek tek model beden çizgileri,
Başları her an ruku’ya hazır, selam yazgıları…
Ruh aynalarında gördüm şer barınmaz:
Konuşurken,
Tokalaşırken,
Yolcuyken,
Dinlerken... Gülücüklerinde gerçek müzik konserini,
Seyrettim, bilmem kaçıncı baskı!

Ya yeşil çay ya da içki içtikleri,
Partiler, eğlencelerinin taçları...
Müzik tutku,
Sanat aranan kutu,
Okumak büyüsü,
Kucaklar saygıyla her görüşü,
Adım, adım şahane yaşam zinciri birbirine eklenmiş...
keşfettim sanki, yaşam modeli sanatını!

Şinto ve Budist tapınakları yan yana,
İçinde ağaçlara bez-dilek bağlama,
Güvercinden-tavşandan şans arama,
Bağışta bulunanların isimleri alt alta,
İnanç simgesi Nara Parkında, özgürce dolaşır ceylanlar!
Yılbaşı Hiristiyan gibi kutlanır,
Oteller sunar beyaz gelinlikli reklamlar,
Yanmış ölü külleri mezarlıklarda sütun sütun
Din olmuş dinsizlik vesselam…
Kimone içine sinmiş ruh, sarı sarı!

Uçak havalandığında,
Düşündüğüm ve yaşadığım anlar,
Acı bir hüzün verdi Müslüman ruhuma,
Yoktu içlerinde, bir tek tevhidi arayanlar!
Eğer okusalar,
Ya da ruhta dokusalar,
Otellerinde üçüncü kutsal kitab, Kur'an olsa!
Seherin en kızıl seyrinde sona erer korkular,
Güneş başka parlayacak batıl aynasından yazgılar!
Dua ettim ışık hızıyla o anda...
Buluttan süzülürken yağmurdan tortular!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kabullenemiyorum…

Kaybettim kendimi,
Hıçkırıklarla ağlıyorum...
Yalnızım sensiz,
Çok yalnızım…

Belek’te yürüdüm deniz kenarında,
Hayal gibi sevinçler kulaklarımda,
Sevgililerin eğlencesi sadece üzüntü yaşatır
Yazdan kalma…

Üzerime gelen dalgalarda,
Anne şefkati sarar müzikli dansında…
Kirlilik almış başını kumlarda,
Sensizliğin dağınıklığını sokar bedenime!

Koşarım, nefesim tıkanır, yığılır kalırım…
Ölürcesine burukluğa gömülür hapşuruklarım!
Deve kuşu gibi başımı sokabilseydim kumlara…
Boşta olsa,
Devam ederdi yine hoş umutlarım!

Gücüm yetmez, yaşlanmış hissederim…
Her dalgada titrerim,
Soğuk deşer yalnızlığınla buzul çağlarında!
Titanik’le aşkın sanki gömülür derinlere,
Ağlarım çaresizliğime, yokluğuna!
Can derdinde,
Kayık peşinde,
Koşanlar ilgilendirmez o anda!
Karanlık çöker gözlerime, geçmişinden depremler
Fay hattı alır beni senden Yalova’dan-Sakarya’ya!

Yeniden kalkar koşarım… Koşarım!
Sanki sen ilerde bir yerde beklersin, açılır kollarım…
Tuzlu su,
Yaşatır soğuk duşu
Ümitsiz direnişim… Anlıyorum artık yokluğunu!
Kabul edemiyorum…

Bir tanem kabul edemiyorum,
Ölüm çok acı… Kabullenemiyorum!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kaderim...

sessizliği bozan şiirimizdir...
ne yangınlar söner,
ne depremler es geçilir
ne ölümler görmezden gelinir
Ama şu yürek varya sessizliğe dayanamaz!
İçinden bağırır yazamazsa.
Gözyaşları belli eder utangaçlığını her halinde
Tıpkı bulut dönencelerine sarılmış elmas inci tılsımı gözlerinde
Kimseye ne korku ne sıkıntı vermek ister,
Üstünde taşınmaz yükler hamala bakar dağlamaz!

Şimşek ol bu gece şairim,
Gecende parlasın tefekkür yıldızlarım,
Karanlık gölgeler öbek öbek dolunay salıncağım
Tarlada saban sürsün ilkel doğallığında ümitlerim!

Sen tanımazsın beni, çalsam kapını öyle dersin,
Oku emriyle irkilir karşında mimarını zikrederim...
Şeb-i Aruz gecesi gibi doğum ölüm kadar gerçeğin
Kâbe kadar basit gibi görünür nurunu seyrederim!

Kalk heykel olmaktan kurtul öyleyse,
Yönetilmek değil aczini haykır istediğini söyle,
Eleştirende senden farklı değil gebe taklit dölüne,
Çamura bulan, ilim akan yağmurunda *******im...
Islansam da yürüdüğüm aynı yol çocuksu köyümde,
Sen ol yeterki... Silkin at şer tozlarını uçsun uçsuz bucaksız sanat ufkunda
Her iyiliğin embeline ibret için yapışsın tuvalin boyasına!

Dans edelim delirelim,
Her gıdaya ihtiyacı var allı pullu ruh gelinim,
Para atılsın cehennem gibi ateşlere
Soğuk bir kış günü ısıtsın bedenimi eylemim!

Dost kucağına daldı nefesim,
Uyumak istemiyor ayılar kükrer dışımda...
Bozulan ben değil biz kuşağı evlendiğim,
Özgürlük bir'e toplandı renk renk çaputları bağlandı hayat ağacıma!
Hamakta seyrediyorum bu benim kaderim...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kaderimiz Gibiydi...

Allah’ın varlığını ispat etmek,
Ünlü birisini İslam’a katmak,
Bir ucube gibi bizden bahsetmek,
Yıllarca dert, kaderimiz gibiydi!

Başörtüsü simge, yol gericilik
Her sohbette adetti yericilik,
Hacı-hoca yapardı tefecilik,
Ön yargı hep, kaderimiz gibiydi!

Düşmanda olmadık, kindar kimseye
Sabır gönlümüze oldu reçete!
Vatanım emanetti hepimize...
Katlanmak dost, kaderimiz gibiydi!

Rahmet peygamberiydi canım resul,
Hoşgörü-ahlakta-örnekte has kul,
Sünnete aşina bize rehber yol,
Anlatmak hoş, kaderimiz gibiydi!

Cansa emanet sahibine döner,
Aslında adalet mizana konar,
Her amelde hayır varsa yunar,
Anlamaksa kaderimiz gibiydi...

Bölücüye bir an kanmadık şükür,
Sömürüye aklen banmadık şükür,
Şer dölüne kalben yanmadık şükür,
Selamet son kaderimiz gibiydi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kadınlarımız Her Şeyimiz...

Şiddetten,
Geçimsizlikten,
Ahlaki ince elekten,
Her an nelere maruz yaşarken
Kıymetini bilmez erkeklere mesajım...

Kadınlarımız her şeyimiz!
Annemiz,
Eşimiz,
Yarenimiz...

Sevgiye sarılır romantik ruhları,
Yeter tek başına içten duaları,
Vezir eder çocuklarımızın gülleri,
Sayılır mı güzellikleri...

Havva’dan, Amine'den, annemden…
Gözyaşı döken şehit annesinden,
Sevinciyle bebeğine gülümseyenden,
El öpülesi bütün annelere...

Doğduğumdan beri bayramdır anları,
Kıymetini bilirim, doldurulmaz yaptıkları…
Madem evrensel bir an düşünülmüş,
Kutlarım, dünyanın bütün kadınlarını!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kandır Beni…

Ne olur kandır beni
Aşk var de sevgi…
Doğan canlansın baharımda
Yerim ben çiğdemini!

Ne olur kandır beni
Yalan söyle
Alet et rolüne
Sahnemde sen ol yeter ki…

Ne olur kandır beni
Cehennemde bile cennet var de
Yaksın çöllerinde çatlamış dudaklar ve
Aklım ölsün evreninde…

Ne olur kandır beni
Oyunsuz iletişim kaldı mı ki?
Hangi aşk doruklara mıhlandı ki?
“Seni seviyorum” hep bir masaldı!

Ne olur kandır beni
Sen olmazsan sıradaki
Dökerim timsah gözyaşları
Mutlu olmaksa marifet mutluyum anlıkta olsa!

Ne olur kandır beni
Başım dönsün
Acın midemde dolansın
Her derdin heyecanım olsun…

Su gibi kana kana içeyim
Kandıkça sevinsin feleğim
Ey hayat nasıl olsa biteceksin
Sarılsın aklara kanmış kefenim…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:55 PM
Kandil…

Mübarek gecenin adıdır kandil…
Zikir deryasında coşkudadır dil,
Giysiden çıkar ruh uçar ebabil,
Dünya aydınlanır ilim şahlanır!

Şehit anaların yasıdır kandil…
Terörist barınır davranmaz adil,
Her adımda acı, yaşatır kabil
Ah dillense o dağ, gönlü aklanır!

Karanlık ******* lambadır kandil…
İnsanlara nefes, düşünür akıl
Çok şey hatırlanır silinir batıl,
Paylaşılamayan anlar paylanır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:56 PM
Kandiller…

Manevidir, ibadettir kandil
Uhrevidir, saadettir kandil
Seviyedir, keramettir kandil
Misafirine sonsuz huzur verir…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:56 PM
Kar Tanem...

Canım ya…
Layık olabilir miyim sendeki bu sevgiye,
Zenginliğe…
Senin böyle candan içtenliğine
Söyle olur de... Ne olur de...
Ankara şahit olsun,
Ne olur de...

Özlem oldu Ankara yolları...
Özlem koktu Kızılay Meydanı!
Tandoğan’da, belki eczacılık fakültesinde
Kim bilir görüşürüz otobüs durağında!
Gireriz üniversiteye…
Otururuz asırlık ağaçların altına,
Balıklı havuzun kenarında!
Başın omzumda,
Ellerim saçlarında, okşamakta
Sıcaklığını hissettiğim o özel akşam vakitleri...

Soğuk olur aslında,
Sonbaharın son demleri, hazır kışa
Olsun varsın, sen ısıtırsın beni kucağında
Dudaklarında eririm kar tanem!

Yıldızlar bizim için döşenir,
Dolunay pırıl, pırıl parlar,
Almak isterim içime, buharlanan nefesimde
Özlem şarkısı son bulur, yanında!

Son bulur değil mi?
Değil mi kar tanem...

Ne olur çabuk gönder önden resimlerini,
İstiyorum seni ezberlemeyi,
Her anımı döşesin istiyorum…
İçten esen yelin,
Sarsın istiyorum bedenimi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:56 PM
Kar’da Özlem...

Aklanmış meydanlarda, çatılarda
Uçan kuşlar, güvercinler sıra, sıra...
Rüzgâr ve kar... Kaban içinde üşüyen elleri,
İzliyorum sıcak odamda!
İzliyorum kış görüntülerini,
Belki de ömrümün son sorgularını!

Kar tanesi çarpıyor pencereme,
Kurt uluma sesleri... Köyde yıllar öncesinde,
Tandır başında,
Boyumca kar avluda,
Tarihten sahneler dedemin dilinde!
Hayran, hayran tereyağlı ekmek tadında,
Doyamazdık o günlerde dinlemeye...

Büyük bir sitenin küçük hapishanesindeyim şimdi,
Ankara’da yalnızım, akrabalarım çok uzakta...
Çocuğum bilgisayarda izliyor çizgi filmi,
Eşim Pazar günü çalışmakta,
Televizyondan geliyor anlamsız sesler...
Bugün aslında sevinmem gerekiyor,
Düşürdüm sonunda iki tane böbrek taşı!

Şehrin yalnızlığı tandır dumanına karıştı,
Nisan yağmurları sardı gözyaşımı,
Her şeyim var şükür ama özlüyorum mazimi,
Onca para verdiğim gülde ne çabuk solmuş ya…

Sıfıra vurulmuş saçlarım,
Kızarmış kulaklarım,
Şimdi resimlerde güldürüyor...
Yarım asırlık yaşamım neleri düşündürüyor!

Hele rahmetli halamın kiraz dudaklım deyip de,
Çocuk özlemi yüreğinde içten öpüşüne,
Denk bir sevgi kaldı mı?

Özlüyorum o çocuksu sevgileri,
Maddeden kopmuş karşılıksız sarılışı...
Soğuk olmuş, kuru soğan ekmek yenmiş ne fark eder
İstemiyorum kuş tüyü yatağımda aşksız kıvranışı!

Alsam o günleri,
Bozsam parayla hüznümü,
Olmuyor... İllaki olmuyor!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:56 PM
Karabey...

Kalabalık ailenin evlenme çağında genciydi,
Babası otoriter ve oldukça sinirliydi,
Gönül bu ya topal bir kızı sevdi,
Kaç kez istemeye gittilerse de ona vermediler!

Topaldı bir kere diyordu kız babası,
Aile kalabalık ezerler gözümün aynası,
İşten aştan nefes alamaz kapanmaz yarası,
Oğlan evini yoksa, Allah var yermediler....

Kız anası-bacısı dünden razıydılar oysa,
Kıskanırdı hallerini Leyla-Mecnun duysa,
Baba Nuh diyor peygamber demiyordu bu izdivaca,
Kızının var mı bu sevdaya gönlü sormadılar!

Her plan yapıldı gece sessizliğe büründü,
Oğlan evinde lüks-gaz lambaları söndü,
Silahlar saklandı jandarmaya gizlendi,
Oğlan kıza kaçtı geride ne oluyor duymadılar!

Baba dayandı oğlan evine silahlar patladı,
Köyün gecesi mahşer gibi çağ atladı,
Oğlan evinde sevinç kız evinin şah damarı çatladı,
Uzun süre ne haber alındı nede ortaya çıkmadılar!

Sıcak bir temmuz günü duyuldu davul zurna,
Çeyiz kamyonu halayın önünde çalıyor korna,
Düğün-dernek kurulmuş iki taraf oynaya oynaya,
Kadere razı bu güzel sevdayı yakmadılar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:57 PM
Karadeniz’e Benzersin…

Karedeniz’de yaşar gibisin içimde,
Hırçın ve yeşil doğasını seyrettiğimde!
Engel olur uzakları görmeye,
Dağları yükselerek sıralanmış!
Sanki “seversen bedeller vermen gerekir” der gibi
Deniz kenarından hemen yükselen yamaçları...

Karadeniz insanı bu yüzden zora alışkın!
Gördüm dik yokuşlarda çay toplayanları,
Cennet yeşilliğine alışmış adımlarını…

Ya dostundur yada düşmanın ilk tanıştığında,
Aramaz bu yüzden elektriği, güneşi
Damla, damla yağmura karışır emekleri, alın terleri...

Seni yaşadım sevgili, karadeniz toprağında,
Zor kişiliğinde ama içten de…
Bedenin onun kadar yeşil ve taze,
Hayalden uzaklaşmış hislerin, doğalsın gerçekten…
Çılgınca Hortum çayına karışır, mutluluk sevginle
Umutlarım yarına taşınır, özgür nehrinde...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:57 PM
Karanlık…

Akardı uzaklaştıkça suyu çamur kirinde,
Pınar kuruyan nehrin, gizlenmişti gözünde,
Sanki saflığı hatırlatır gibi ukala sözünde,
Cılız haline bakmadan hoplardı fokur fokur...

Güneş ışıklarını alınca semadan,
Her sahne karanlık, nasip alırdı aşikâr beladan!
Görünmezdi hangisi hain, yırtmış seladan…
Tek tanık rüzgâr, oda dost-sayılmaz yardan!

Çamurlu su sessizce: 'Neredesin ahu? ”
“Unuttun karanlıkta sabunu duşu yahu! ”
“Neydi o havan ışıl ışıl yaşarken sabahı”
“Sır oldu ar damarın, şişerdin gururdan? '

Pınar suyu sessiz, güneşe “Doğ artık…” diye dua eder!
Acı veren her sözü içine atar,
Eziyet üstüne eziyet... Uykusuz yatar,
Nihayet sabah olur, kendine gelir şuur!

İnsanlar keşfeder susayınca güzelliğini,
Bu sefer betonla çevirirler bozarak doğalını!
Bilmez bir borudan başka kanalını,
Hatırlatır ona sanki yalnızlık sonsuz yaver!

O zor karanlık *******i, zor...
Çamur şamarı, aklında kalan tek sanalı!
Gelen gideni aratır gibi kor!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:57 PM
Kardeşim…

Geleceğini çalıyor,
Ruhunu çalıyor,
Maddiyatını çalıyor,
Herkes bir şekilde çalıyor…
Çalmayın kardeşim!

Enstrüman çal,
Komşu kapısını çal,
Dostluk-kardeşlik çal,
Tatlı söz gönül alıyor…
Çalmayı bil kardeşim!

Bugün bana,
Yarın sana,
Göle yoğurt çal
Paylaşmazsan kokar maya…
Neysen öyle görün kardeşim!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kardeşlik Andı...

Çok öğrenmek değil, öğrendiğini yüzde yüz yaşamak...
Öğüt vermek değil, yaşayarak örnek olmak...
Her şey keşfedilmiş, keşfedilmeyen yaşamamak!
Ben i unutmak biz i tesis etmek,
Ensarlar gibi kardeş olmak...
Değil mesele cennet cehennem,
Değil bir mekana bağlanmak!
Tek Allah'ın kölesi-kulu olmak...
Bütün bunları yapmak için kardeşlik andı imzalamak,
Kim çıkarsa rotadan-yoldan anında uyarmak,
Bir olmak...
Bir' e yol almak...
Ne kadar çok olursak,
Ne kadar aynı konuşursak,
Ne kadar yardımlaşırsak,
Şer kalır mı, sıkıntı, depresyon, işsizlik, parasızlık...
Evrenin her anı cennet,
Her dudakta saadet,
Sevimlidir kıyamet...
Kin, haset, savaş
Manasız al gülüm ver gülüm yarış,
Biter ki...Görmeli böylesi ne güzel selamet!

Kardeşlik andı şart!
Yürekler kararmadan, olmadan kart,
Yumuşar gönüller olsa da sert,
Bu topluma yakışır ve yaşanır böylesi dirayet!
Var mısınız satılır bedava bu bilet?
Sonsuza karışırken son illet!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kardeşlik....

Kardeşlik kan bağımıdır?
Yoksa iman bağımıdır?
Kambur belin ağır yükü,
Adem’e dayanır kökü...

Habil ve Kabil kardeşti,
Kötülük eş, huy kalleşti!
Öldüren mezarı deşti,
İcat etti zalim yok’u...

Ensar-muhacir kol kola,
Döktü ne varsa yoluna,
Ne sorgu nede rolünde,
Bir an yaşamadı şok’u!

Öz-üvey ayıran biziz,
Karındaşta çok titiziz,
El kızıyla ayırırız,
Çekeriz çekiç orağı...

Benimde kardeşlerim var,
Biri maddi destekten tek,
Diğerinde bencillik yar!
Görüşürüz işte az çok...

Sılayı rahim derdinden,
Anne baba hakkı hepten,
El kol bağlanmış sünnetten,
Bir bağ işte zor, dost tanık...

Kardeşim cennet kokulu,
Aşkı ilahi dokulu,
Çıkarsız, yoktur ki yükü...
Yüzünde nur, gönlü tok!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Karendeki Ruhun Derdim…

Resimlerine bakınca öyle bencil oldum ki,
İçimden sadece benim ol demek geldi!
Sonra sahiplenme ve ölüm gerçeği karşıma dikildi,
Neler yapmazdım, eğer aşkın ince ayarı olmasa!

Karacaoğlan der ki,
'Güzele güzel demem”
“Güzel benim olmayınca...'

Asık Veysel der ki,
'Güzelliğin on pare etmez,”
“Bende bu aşk olmasa…'

Elbette çok düşündüm, sen benim değilsin!
Sana âşık ta değilim...
O zaman neden güzelsin
Diye yazıyorum boşa...
Aşk orucu başıma vurmuş, anladım sonunda!

Her güzellik bir kareye hapsedildikçe,
Ölümü kim hatırlar ki, gönülde...
Bencillik seyredenin yüreğinde miras,
Taciz eden sahiplenip, seyre daldıkça…
Beyninde yara ve çirkin iz bırakır, beklerken pas!

Bakışlarında mecnun edecek söz olmasa,
Arkama bakmadan inan giderdim…
Belkıs gibi ışınlayıp gerçekten görmek isterdim,
Leyla’dan değil, ruhun inan derdim...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kartal Bakışlın…

Yağmur yağıyor gözlerimde nisan gözyaşları
Seni aramak istiyorum hissediyorum sesinde telaşı
Bedenimde temmuz sıcaklığın düşünmeden haramı
Kaynadığım cehennemim hedik tadında
Buram buram saman kokusu burnumda hasat sonrası!

Bıkmış olamazsın özlememiş...
Doğa bile kışa dayanamazken
Kayısı ağaçlarında çiçek, badem çağlası, karpuz sergilerinde
Gözleri kamaştırırken damak tadı,
Tenimi böylesine kokun sarmışken
Görmezden gelemezsin nefsindeki baskıları
İki yastığa düşerken zevkin ve hazzın serapları!
Mecnun çöle mahkûm edilirken
Anlarım ömürle sınırlıyken
Dağlarım mahzun omuzlarım düştü tenim üşüdü sardı kutup rüzgârın!
Gurbet desem teselli etsem
Bir süre ateşin eylesem
Ellerin aklıma geliyor sarıyor gülüşün ne desem
Sevişiyor gölgelerimiz...
Su donuyor, yağmur Fırat’a karışıyor, kar yağıyor yüreğime
Unut desen, unutabilsem!
Denedim olmuyor denedim
İçine karışmak bedeninde titremeden
Olmuyor şu arsız nefis keyfindeyken
Şeytan adım adım izliyor dürtüyor
Heyecan sarıyor benlik deliriyor!

Gerçekten unutup gömdün mü beni geçmişe
İnanması zor kalemin kırılır gelecek perdesinde
Öyle ihtiyacım var ki oysa seninle özgür *******e
Kırkını doldurdu dağlarda yalnız gezer kartal bakışlın!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kavuşma Özlemi…

Özlem kışında dillendi, ağzımda karpuz çekirdeği!
Yokluk denizi kederlendi... Varlık çölünde sarar işkencesi!
Yetim kalmışçasına mahzun aşk ırmağından getirdikleri,
Her saniye yeni zincire bağlıyor, dayanamıyorum!

Dalgalar sana uzak değil,
Yürürsün, varsın ya kumsalında!
Benim dalgalarım hayalimde sefil,
Mizah tarzında!

Şu dünyanın işleri hüzün bıraktı masamızda,
Vuslat için ha bugün ha yarın gün saymada…

Ömür geçiyor, eylesekte yürek inanmıyor
Beklenti kuyusuna düşmüş imdat arıyor!

Yılsonu, kurban bayramı derken telaşı
Sevdiklerimizle olma yarışı,
Kavuşma özlemi sarar heyecanı…
Sen benden ayrı ben senden ayrı
Bu anlamsız ayrılık veriyor kabak tadı!

Neden uzaktayım, uzaktasın?
Neden Süleyman’ın Belkıs’ı değilsin?
Firavun dehşeti sinmiş bedenime,
Silerim gözyaşımı Yusuf’un babası mendiline,
Mısır’dan Kenan diyarına sürükler nefesin
Kıtlık günleri aşkın deminde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kavuşma...

Nihayet Kays-ı Leyla anladı,
Issız çölü nurla canlandı,
İki cihan yaşandı/yaşlandı,
Dede Korkut dergahında
Huşu ile namaz kılındı!

Çöl toprağında alın secdede,
Yürek pişman bin bir tövbede,
Güneş doğuyor hilalsiz geceye,
Sevenler kavuştu/cennet sabahında
Bir ömür daha yaşa/muta eklendi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kavuştu...

Dinledim nur dağında Cebrail’den Kur’anı,
Yüreğime manevi köprü açtım resulün kabrine,
Gözlerim çevrildi tavafla alem merkezi Kâbe’ye,
Kavuştu gözyaşı pınarım, yılbaşı gecesinde!

Kestiğim kurban Allah aşkına feda!
Akan kanları yansır aczime, şükür kıvamında!
Ellerim şeytan taşlar İsmail’in sanatında...
Kavuştu ruhum yeniden sahabe nefsine!

Yendi etler, yutuldu nur... Kalbe sindi marifeti,
Her evde yaşandı coşkulu bayram muhabbeti!
Soğuk bedenden uzaktı...ruhta aşkın ateşi
Kavuştu bahar günlerine, efendimin çadırında!

Kumsal boş, aldığım nefesle döner başım sarhoş...
Limanda gemim sallanır... Veda dalgalarında hoş!
Kafesim açılır... Ruhumda kor sevdalar, son koğuş
Kavuştu kefenim toprağa, yeşerdi ağacın kökünde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kayıp Aranıyor...

Yaşam şartlarım değişince,
Büyük piyango erişince,
Taviz kulvarına girince,
Tanınmaz hale geldim birden!

Çok zenginim her şeyim var,
Neye girsem gelir anında kar,
Eğlence kumar bıkmışlık yar,
Tanınmaz hale geldim birden!

Nefsim ne isterse aldırdım,
Ne kötülük varsa doldurdum,
Ne hayalim yarsa öldürdüm,
Tanınmaz hale geldim birden!

İlan gördüm kayıp aranıyor,
Benim bir resmim bakınıyor,
Ruhsal zenginlik övünüyor,
Tanınmaz hale geldim birden!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kaynak...

Kaynağındaki su yansıttı duru
İçti edep yahu değişti huyu
Yerde gökte kuğu yaşanır huşu
Güneşindeki nur aleme bayrak...

Kaynak adı Kur'an yansıyan sünnet
Edep onla yunan huyunda suret
Kuğu aşık mecnun huşu saadet
güneş rahmete kur cennete burak...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kendimle...

Yargıladım kendimi bütün gece,
Göğüs kafesim daraldı sonsuz kere!
Dinledim müzik, çaldım saz nafile....
Suçluydum yaşadıklarımda, pişmandım!

İnsan doğuyor, yaşanacaksa bir kere...
Ağlarken yer yok geçmişten keş kelere!
Kırılan bardak konmuyor aynısı yerine,
Yedim kafayı sorgular delice, düşündüm!

Okudum bilmem kaç sayfa Kur’an,
Medet umdum tövbeden, namazdan,
Mahkum gibiydim evde dolaşmaktan...
Sanki anlar geldi asırlarca, yaşlandım!

Sigara içmedim, asla içki masam olmadı!
Her derdime sabrettim, buldum zevk yolları...
Kahramanlarım değişti, fark etmedim rolleri
Günah hoş geldi öğütler rafta, anlamadım!

Değişmek zor, alışkanlıklar var ya...
Kırk üç yıl yaşayıp yeniden doğmakta!
Kartal gibi neleri söküp altı ay yalnız kalmakta...
“Sonsuz hayata için” dedim umutla, şahlandım!

Her karanlık gecenin seherinde güneşle,
Aydınlanır bedenler ruh teselli derdinde!
Azrail gelse hazır mısın dese sessizce...
Kara talih, kader kimin umurunda, boş ahlarım!

Gururum, benlerim, heveslerim hemen dirildi,
Özgürlük aslında isyanmış yenemedim derdini,
Anladım hazır değilim terk etmeye hiçbir şeyi,
Ecel anına kadar yoklar aklımda, ne zavallıyım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:58 PM
Kerbela...

Kerbela zulme direnme,
Allah için manen yanma,
Saf kulluğu canla sunma,
Samimiyet yargılanır...

Hüseyin sembol hak için,
Yezit dünyalık yaşar din,
Tevazu yerine ilk kin...
Düğümlenir sevgisizlik!

Münafıktan cemaattir,
Hak yemine ihanettir,
Küfe insanı aldatır...
Can telaşı sergilenir!

Bu dünya bir gün bitecek,
Her can ölümü tadacak,
İsyan eden kor yutacak...
Yaptıkları sorgulanır!

Taraftar olan zalime,
Zayıf olsa da azimle,
Savaş açar bin kasemle,
Mü’min kalben kurgulanır!

Kerbela bir masal sanma,
Yezitlere aman kanma,
Hak için yaşa, aldanma
Kulluk andı vurgulanır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Kesit...

Ne varmış diyen bir küçümseme değil,
Kazmayı indiren çukuru kazıyor!
Zahmetsiz-çilesiz özümseme değil,
Gerçek yaşanmışlık, nasipten yüzüyor...

Gevezelik para, çıplaklık zengin yol
Marifet gülmekte, eğlence gırgır bol
Kolay kazanç dilde, yok amelden sual
Tüketen cepten yer, acı bin azıyor...

Yaşadıkların film, senaryo ilahi
Her izi kayıtta, ecelde var ahı!
Patlamış mısır ve gözünde semahı,
Kalemde kırılıp, pişmanlık yazıyor...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Keşke...

Kabirlerde sessizlik, ağaçlar sallanır hafifçe
Gözü yaşlı adam, ağzında kur’an, dil elifte
Tozlanmış mermeri okşar, yaşıyor gibi safça
Keşke der... Ölüler konuşmaz.

Cebel-i Nur’da, mağara taşına sarılır halis iman
Bir iz arar, haber umar, sevgiliye özlem yaman
Kâbe çok uzaklarda, ön dört asır gibi kocaman
Keşke der... Dilsizler konuşmaz.

Peynir ekmek yer gibi cana kıyarlar,
Çocuk babasına ağlar, anneyi soyarlar!
Sibirya soğuğu hisleri, şerle doyarlar
Keşke der... Kalpsizler konuşmaz.

Ne kadar iyilik etsen yaranamazsın,
Benden dağlar örer kazanamazsın,
Doğru yol nimet, gördükçe dayanamazsın!
Keşke der... Ruhsuzlar konuşmaz.

Evveli düşünmekten gelecek ölür,
Ne evvel silkinir nede ahir dirilir,
Yazık bir ömre, birden kefen biçilir!
Keşke der... Tercihler konuşmaz.

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Keyif...

Şimdi balkonda,
Erciyes karşımda,
Serin rüzgar, çayla
Keyfim ne harika...

Toprağın kokusu,
Ekinle dokusu,
Böğüren öküzü,
Hissetmek şahika...

Yağmur yaş serpeler,
Dolaşır körpeler,
Merakım erteler,
Manzaram antika...

Yenge bir çay daha,
Yemiş koy sahanda,
Amca anlat yanda,
Çınlasın kahkaha...

Karanlık dans eder,
Boş gözler seyreder,
Muhabbet cezbeder,
Var mı bundan daha?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Kırık Testi-I

Pürünler tepesi karlar eriyor
Abant’ta yeşillik bahar geliyor
Bolu beyi ölmüş Köroğlu güler
Kırık testi suyu ışık veriyor...

Düzce’si il oldu depremler gördü
Karadeniz yolu fındık bürüdü
Bolu tüneline araç sürüldü
Kırık testi yurdu modernleşiyor...

Ankara başkenttir politik cephe
Denizsiz pencere kaynar tencere
Kanunla acıtır güldürür hem de
Kırık testi yolu vicdan deniyor...

Kayseri Adana Antakya sınır
Ticaret ehlinde kafa çalışır
Tırlarında mallar döviz kazanır
Kırık testi suru bolluk esiyor...

İstanbul efsane doğası nefis
Boğazda vapurlar ormanında sis
Ekmek davasında savaşır nefis
Kırık testi gücü yürekleniyor...

Akdeniz’de turist yabancı yüzü
Kumsalda çıplaklar çarşıda ünü
Medeni eğlence ruhta çöküntü
Kırık testi düşü kederleniyor...

Duygusal misafirperver hemşerim
Hoşgörü meclisi sıkar ellerim
İnfak eder eşe dosta her şeyim
Kırık testi sustu ecdat geçiyor...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Kırık Testi-II

Mayası sünnettir hamur yoğrulur,
Kızılırmak yığar Avanos toplar,
On dört asır şahit dolar boşalır,
Kırık testi ölçü yürekte şehit…

Anadolu harmanı Veysel Karani,
İçer bismillahla zemzem kevseri,
Allah için gezer hicret kervanı,
Kırık testi gözü eder işaret…

Mevlana’sı Hacı Bayram velisi,
Moğol istilası Yunus’ta sevgi,
Osmanlılar bekçi hak halifesi,
Kırık testi sözü eder şahadet…

Haçlılara yeter tek Selahattin,
Çanakkale’nin saf miğferi iman,
Kardeştir ensara Türkiye’m liman,
Kırık testi özü korur emanet…

Anadolu özü sözü Müslüman,
Her karışında kan, kovulur düşman
Kâbe’de tavafla şerdir gömülen,
Kırık testi yönü yaşatır cennet…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Kısa Ayrılık Hikayesi...

I. Gün
Yalnızlığa gömüldüğün bir akşam da,
Güneşin geç doğduğu soğuk bir sabahta,
Sıcacık bir eli özlediğinde, hasret kaldığında,
Beni hatırla, o anlarda daima seninleyim!

II. Gün
An gelir insanlar gülerken ağlarmış,
Göz yaşları sel olup akarmış,
Gülmek bir maskeymiş,
İnsanlar sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış...

III. Gün
Biliyorum bugün kulakların başka çınlayacak,
Anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi...
Ellerin titreyecek, gözlerin yolda kalacak,
Sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!

IV. Gün
Sevgi değer vermesini bilmektir,
Sevgi sevdiğini özlemektir,
Sevgi birliktelikten sevinç duymaktır,
Sevgi onu kalbinde hissetmektir,
Seni çok özledik....

V. Gün
Bulutlara yükledim hasretini,
Rüzgarla yolladım sevgimi,
Yağmurlar yağdırdım gözyaşımda,
Küçük melekler gönderdim seni öpmeye...

VI. Gün
Birbirlerini seven insanların kalpleri arasında,
Gözle görülmeyen ipler olurmuş...
İnsanlar uzaklaştıkça ipler gerilir, insanın canını acıtırmış da
Ama asla kopmazmış...

VII. Gün
Sana bir şey söyleyeceğim ama sakın üzülme,
Dün doktora gittim!
Böbreğimde kum
Buldular, seni kalbimde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 04:59 PM
Kısır Döngü...

Bıçak kemiğe son ana kadar dayanmazsa:
Kimse doktorun kapısını çalmaz,
Öleceksin demedikçe sigara ölmez,
Tiryaki hırsızlık yapar, onsuz kalmaz!

Birde haksız kazançla keyif yapanları anlamam
Ne çelişki çaldığını bir bedele vermek tastamam
Hapishane ev, öbür dünya ayrı sınav, bağ tamam
Hissediyorum ne zor katlanmak da...

Acının her türlüsü ile ömür filmini koparmak
Mümkün mü bir anda bedelinden kurtarmak
Her iradeye hakim Mevla’dan sır kaçırmak
İnsan bilseydi nihayeti... Dünyaya aldanmazdı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kıskançlık...

Kıskançlık sevgiden sahiplanmekten geçer
Onu anlamaya başlarsanız hayat neşelenir
Ne kadar dur deseniz sevgiye sahiplenmeye ihanetdir
Derin izler bırakır yatak odalarında ızdırap verir!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kıtlık Gelmeden....

Üzüm bağında şarabı düşünmek,
Düğün gecesinde ağlayıp üzülmek,
Irmak akışını kuraklıkla süslemek,
Toz pembe ideali benzer kefenlemeye...

Gel barışalım ruhum, bedenim özler seni,
Tevazu sosundan tadayım ver yüreğini,
Yalnızlık masalı tüketti kor asker nöbeti,
Dağlar ölüm, yollar ölüm şehitler bekler...

İsraf etmeden her şeyi paylaşalım
Utangaç, fakir ve şehit sofrasında...
Dünyayı deşelim sonra aşalım
Kıtlık gelmeden boğazımıza...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kıyas...

Olmayınca hep hayal ederdim,
Oyuncaklarım o yüzden çoktu!
Gördüğüm yeni birini beynime atardım,
Oynardım gözüm kapalı koltukta!

Çocukluk işte! Abartıyorum çocuğumda şimdi...

Boyumca kar yağardı kışları,
Üşürken koşardık tandır başına!
Erişilmezdi büyükler beşimde,
Dinlerdik hikayelerini bir solukta!

Zamane işte! Sanki yer değiştirdik şimdi...

Ayağım topraktan çıkmazdı,
Köyün tek çeşmesine giderdik, evde su akmazdı!
Akşama kadar sokakta oynardık,
Kuru ekmek varsa tereyağ yerdik o yoklukta!

Zenginlik işte! Sanala girdi çocuk evrimi şimdi...

Doğrular, eğitim yoktu sadece taklit,
Bulursak çiğnerdik kangal sakızı çiklet!
Arabayı bile zor görürdük kaldı ki bisiklet...
Çimerdik su birikintisinde olsa boğulmakta!

Özgürlük işte! Dört duvarı aşamıyor şimdi...

Ne hastanesi,
Nede ebesi,
Diplomasız iğneci...
Yaşamak mucizeydi hormonsuz gıdanın çokluğunda!

Bilmek dert işte! Onu yeme buna dokunma öldürüyor şimdi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kız İsteme…

Gece gündüzden kız istemeye gelmiş,
Mükemmel şeklinden çekinmeyen ışık,
Karanlığı o an bakışıyla delmiş!
Gecenin sesinde peltek, mecnun âşık…

Gecede tebessüm, hazla “ben olmasam”
“Nurun neye yarar perdemde solmasan”
“Benden iz kalmasa, karamı silmesen”
“Seni çok besleyen, aş yediğin kaşık”

“Sanki gecesi ruh, gündüzü bedende”
“Güçle oynaşırken, karanlık emrinde”
“Mayalayan, tavlayan manidar zeminde”
“Hemde ne keyifle, yaşarsın alışık”

Gündüz sinirlenmiş, ışığı kararmış
İtiraz etse de sözünde şaşırmış,
O an hayır dese kendine zararmış,
Kabul etmiş sonunda ikizine yapışık…

“Kızımı oğluna vereceğim kabul,”
“Ne zaman çalacak aynı anda davul,”
“Oğlunu görmezse kızımda kalır dul! ”
Gündüz pek kıvranmış, gecesi yılışık…

“Kızın eğer gelirse karanlığıma,”
“Diyecek olmaz korkma yarenliğime,”
“Gündüz olursun çok mutlu aydınlığına”
“Hem tanırsın beni, özünde barışık! ”

Düğün dernek hali obada tatlanmış
Kırk gün kırk gecede coşkuyla kutlanmış
Beden ruha varmış resmi mumyalanmış
Ruh genç kalmış, baksa bedeni kırışık!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kızılay’da...

En umutsuz anımda,
Annemin sesi çınlar kulaklarımda:
“Oturma, dertlenme böyle, çık dışarı kısmetini ara! ”
Tebessüm dolar yüreğime,
O sesle martı özgürlüğünde...
Koşarım deve koşu heyecanıyla,
Başını kumdan dışarı çıkarmış ya,
öyle cesaretle!
Bedirde zafer kazanmış sahabe vicdanıyla,
Doğarım yeniden!

Kalabalığa karışırım mesala Kızılay’da...
Akşam vakitleri,
Sarmış her yanı ışıkların aydınlığı,
Hava soğuk ama olsun otururum bir banka,
Seyrederim insanları, telaşlarını...

Ne ararsan var ama sahte bir yaşayış,
Maskeleri İngiliz şato duvarından kalın sarmış!
Hepsi roman kahramanı,
Mükemmel başrol kapma yarışı!
Eller kavramış renkli, renkli çantaları
Bitmez tükenmez alış veriş!

El ele sevgililer,
Uygunsuz görüntüler sergilerler!
Ne kadar belli yapmacık bakınca...
Sokakta mahrem bozmaları saygı mı?
Sabırdır oysa sevgi...
İki bedenden başkasına paylandırmak ne tür ahlaktır,
Ruha sinmeyen izler, bedende kısa sürede yaşlanmaktır,
Sonrası hiçbir şey yaşanmamış gibi ayrılmak mı?

Üşüdüm kalktım oturduğum yerden,
Dondurma yiyenleri görüyorum yürürken,
Yaşlanmışım diyorum üzüntüyle derinden,
Ara, ara gelen öksürüklerle ciğerimden!
Şimdi buna mı takacağım boş ver diyorum...

Parklardan geçiyorum,
Kalabalık sinema önünden seyrediyorum,
Havanın pisliği,
Yayla havalarına özlem bırakıyor nefesimi!

Aslında benim derdim güzele özlem!
Çocukluğumda yaşadığım geçmişe özlem!
Para olmasa ne olur,
Kuru soğan ekmek yesem de ne olur...
İçten bir bakış,
harbi muhabbetle an seyrinde neşeli akış!
ne olur, ne olurda...parayla alınmıyor ki!

Kızmak, yeniden patlamak üzereydim ki,
Rahmetli annemin sözleri çınladı kulaklarımda...
Güldüm kendi kendime!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kimliğin var mı?

deprem oldu deseler bugün
cepheye deseler eli silah tutan
namus şeref gitti deseler duysan
yazmak, konuşmak kadar yiğitlenir misin?

trafik kazasında ölen onlarca
geçimsizlikten cinnetten bak canından olanlara
rüşvet yalan talan soyan soyana
bundan iyi savaş mı olur, depremler...

komşusundan bi haber
sokaktakine bakar ezber
camiler, haclar yaşlı bekler
çıkar ekipleri binlerce, karakollarında bananecilik...

nemlendi havamız
oturduğumuz yerde çürüdü sanalımız
kardeşlik çöpe, benlik oyun sahamız
en iyiyim diyen kendi kendine gelin güvey oldu...

yarışmalarda, sporda işte torpil
rüyamıza girdi korkunç şerli goril
güçlü olan yasa fakire atar her an gol
ahlaksızsan zengin dürütsen sefil!

kardeşlik diyoruz en küçük meselede
Allah için yanmalı yaşamsal meşale
azgınlık büyük belaya gebe gelecekte
papağan gibi ezber yaşayan, düşer erken toprağa!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kimsesiz Gemide…

Kaptanım kimsesiz gemide
Yolcusuz akıyorum meçhule
Baş sallıyor neşeli yunuslar
Buruk yüreğim gökyüzünü saran bulutlar gibi!
İçindeki neşeyi görebilsem,
Çiğdemlerin gülen sarımsı başını okşasam,
Yağmura karışıp selinle aksam ruh ekseninde
Kekik kimyon tarçın kırmızıbiber sarımsak karışsam çemenine
Un beyazlığında!

Sallıyor dalgalar dönüyor başım
Meçhule gidiyorum
Penguenler rehberim
Buzullar görünüyor ilerde Titanik ruhunda gemim!
Gözlerimden her yaşta başka aşk düşüyor buzlara
Düşüyor yere donmuş yansıyor tiryaki ışıklarda
Boz ayılar kükrüyor,
Tenim üşüyor,
Yollarım büzülüyor
Kıyamet tellalı ölüm boğazımda!

Pozitif enerjine demir atsa gemim
Gözlerim kapalı yüreğinde emelim
Her hücremde foton parçalanması
Hiroşima’da bitse çığlığım
Aksa aşk suyunda geleceğim!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kiralık Ev...

Kiralık evde oturanlar,
Para harcayıp da bir çivi bile çakmaz duvarlarına!
Hep hayallerinde kendi evleri,
Dünya mekanı cennetleri...

Yokluğun kaderi,
Umuttur varlık tesellisi...
Kötülük utancından yerin dibini doldurur!
Şeytan kahrından ölür...

İnsan vücudu da,
Dünyası da,
Kiralık ev gibidir...
Karun hazinesi bankada hesabın olsa,
Her yeri benim deyip doldursan da,
Nihayetinde kefene emanettir...

Sevdiklerinden,
Nefsinden,
İnfak etmedikçe:
Kiralık evin bakir bozkırlarda,
Ateşe verilmiş yanar çöl topraklarda!
Susayan dilin pınar saflığına hasret,
Nefesin yayla havasına...

Huzuru o yüzden bulamıyoruz ölen eşyalarda,
Gerçeği bile, bile inkar kiralık ev saltanatında!
Nişan Vallahi yalan... Vuslat kimin aklında,
Yalancı yağmur gibi düşer damla, damla kaygılar!

Ölene ağıtlar,
Hastaya yanmalar,
Bir iki adım ötede uzaklaşır...
Unutur gülen dudaklar!

Gerçek toprağın altında,
Onu da kazarlar hazine sevdasına!
Oruçtur,
Yokluktur,
İlaçtır ruh aynasına...
İbrahim’in Lut kavmine duasında,
Tanıdığı aşk bedenden son yolcudur!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Kişilik…

Hissediyorum,
Bir tren geliyor çok…
Çok uzaktan!
Ölüm uğultusu gibi,
Kulaklarımda,
Yavaş, yavaş…

Ve biliyorum,
Bir gün zincirlenmiş benliğim raylara
O trenin altında,
Sonsuzluğa uçacak…

Beni benlikten kurtaracak,
Evren tuvalinde kutsayacak!
Son kez umuyorum,
Sesim Cennet-i Baki’de susacak!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Konuşur Olduk…

Savaşlar, doğal afetler yerine,
Kanser, trafik kazası şimdide kene
Konuşur olduk…
Kibir, haset, maskeler takmış insana
Sokuluyor korku vererek en güvendiği divanda!
Her yerde bu haber döver olduk havanda,
Kırlarda alışkanlıklarımızla kaybolduk!

Kendine gel kardeşim bu ihtar,
Çare bulsak bunlara başkası atlar,
Yok, bu dünyanın keyfi… Kalıcı tatlar!
Gerçeği olduğu gibi yaşamazsak inat,
Göreceğiz, toplu mezarlar doldurduk…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Korkma…

Nasıl yaşarsak yaşayalım ömür akıyor, geçiyor
Adına gurur de adına ne dersen de!
O gün gelsin diye harcıyoruz ömür zamanını…
O gün geldiğinde bakmışız ki geriye hüzünle:
Gençlik son demlerine gelmiş,
Yapılacak her şey zamansızlığa kilitlenmiş,
Keşkeler üst üste yığılmış...
Geride aşklar kalmış,
Üzüntüler, ümitler, vaatler, zincirlenmiş esaretler...
Artık ne birini sevmeye kalmış cesaret,
Nede elinde silah, işleyecek cinayet!
Her şey kırıntılarıyla sinmiş ruhumuzda...

Eğer ne yapacaksak dimdik ayakta, şimdi yapmalıyız!
Eğer geleceğe bırakırsak yaşanacak birçok şeyi erteleriz.
Eğer merak uyandırmak ya da heyecansa amacımız
Olmayan bir şeyi doğsun diye beklemeye tahammül edemeyiz!
Eğer varsa kıvılcım ve yanacak sevdalar,
Çöl aramaya gerek yok çatlamış dudaklarla gezemeyiz!
Eğer hayalimizde deniz varsa mutlaka yüzmeliyiz…
Eğer düşler gerçeğe izleriyle düşmezse,
Gerçeği yaşadığımız yerde süsleyemeyiz...

Ya varsın... Yanımdasın,
Ya yoksun... Sönmüş yıldızımın son neferisin!
Ortasın da duygularına ihanet edersin,
Mutsuz esişinle yeşil yaprağı dalından itersin,
Sonbahar, ikinci bahar… Bizi son kez diriltemez!
Adem’den beri aynısı yaşanır fark etmez misin?

Korkma, ağrı varsa dişinde dişçiye gitmelisin
Bir anlık tedavi için hayatını zindan etmemelisin
Sebeplere, hislerine güvenmelisin
Yaşamaktan başka ne var ki kaybedeceğin?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:00 PM
Korkutma Beni…

Senin varlığın bana can katıyor...
Başımda ağrılar,
Ağır gribim vız geliyor...
Toros’lardan inerken kiraz yer gibiyim,
Taze doğan nefsimi ne hoş etkiliyor!

Kalbimde gümbür, gümbür volkanik patlamalar…
Sanki Erciyes dağını yok sayan yığınla karlar!
Dönüyorum yörüngende, çalıyor cümbüş, sazlar
Pir gelmiş gibi Mevleviler bayram sevincinde,
Müzik çalıyor şeb-i aruz gecesinde!
Tarih şahit,
Sevgine eder biat,
Zaman durmuş,
Sensin artık saat...
Oturmuş yüreğin aşk terazisinin diğer kefesinde!
Öbür kefesinde yüreğim yaşar, imkânsız hazlar!

Uzaktasın ama ruhumdasın,
Bedenimde özlem, şimdilik uykumdasın…
Mırıl, mırıl eder sevinçle dudaklarım,
Kavuşma temennisi dileyen duamdasın!

Sor istersen her gördüğün ulu dağlara,
Hatta özgürce otlayan karacalara,
Yada nefes al derin, derin yaylamda…
Her gördüğün ot üzerinde rastlarsın adımlarıma,
Uğultulu gelen rüzgâr şahittir şarkımıza,
Nehirde dalgalar bayılır dansımıza…
Bir anda ısınırsa soğuk ellerin,
Hızlanırsa nefesin,
Girmişimdir içine, şölen yemeği tadında!

Üzülme ben seninleyim sende benimle,
Bir gün uykudan uyanacağım seherde güneşinle!
Sakın öcüyle, böcüyle korkutma beni olur mu?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Korunmak...

Ceviz kabuğu insanda anınca,
Korur şerlerden içine sinince,
Yaşar keyfince olsa da kanmaca,
Ne kıran olur nede eleştiren...

Girdiği ortam onda görüntüdür,
Ağlarsa ağlar gülmekse örtüdür!
Yalnız ******* fena üzüntüdür,
Kabuk kırılmış ruhta eleştiren...

Ne hoş inanır, yanında uzanır
İçten sarılır, her şeyiymiş sanır...
Özden paylaşır, kendi gibi kanar!
Eş bildiğinde azar, eleştiren...

Sahnede oyun, açılan perdeler...
Kabuksuz yalan, düşünen irdeler!
Zararsız, içten yok gerçek sevdalar
Neden yüz olmalı bilir eleştiren...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Körebe Oyununda..

Karanlık ve sönen lüks lambası feneri
Ambardan gelen son kedi sesi
Çocuksu gözlerde korkuyla karışık
Son uyku olacakmış gibi
Titreyen tensel karşı koyuş apaçık!
Ferrarinin patlamış freni
Ağızda tat olur bembeyaz mısır yeme isteği
Sessizliğin yobaz hıçkırıkları
Namazda son duadır secdesi...
Yorgandan dışarı fırlar ayak yalınayak
Gözler inatla duymaz uyku sesini!

Köpek havlar
Gürültü patırtı bir an pik heyecanlar
Sarsılır küçücük beden kısa gök gürültüsünde
Sıkıca annesine sarılır
Karanlık noktalar morfin kokusunda aniden saklanır
Sesler yeniden doğar öğleye yakın uyanınca....
Gözler açılır
Maske atılır
Kulak sese alışır
Körebe oyununda!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Köy mü Kaldı ki?

Yürü emmi köyler artık kasaba!
Ne atı ne kağnı, gider araba…
El dokuması tarih, piyango talih
Tandır ve ahır kar, turistten para…

Tarla dikilmiyor yatırım, arsa
Zenginin elinde yükselir villa!
Tembele hoş felah, kahveler ferah
Ev döner otele, kadın başında…

Çeşmeler kurudu sular göletten,
Mahremler bozuldu mazi özleten…
Her evde onca ah, ölünce semah!
Davul zurna sustu, orglar inleten…

Her yere dağıldı nesiller bilmez,
Akrabalık nedir kimseler gelmez!
Ne pir ne padişah, ne kalmış şah!
Topraktan betona, yüzleri gülmez…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Köyün Delisi...

Her köyün delisi mutlaka vardır!
Değnek arabası, düdük çalgısı...
Her filmde izleri, ne sırlar taşır!
Kader tokatlamış, buymuş yazgısı...

Çocuklar peşinde gırgır markası,
Delik deşik olmuş yırtık hırkası,
Kimseyle konuşmaz ağaçtır kankası,
Sara nöbetlerinde çınlar ezgisi...

Birde masalı vardır, alimmiş derler!
Zenginliği dilde, emrinde erler...
Haksızlığa düşman yapar seferler,
Birini çok sevmiş, yıkmış yargısı...

Anadolu’da ne mecnunlar yaşar,
Destansı nağmeler her nesil aşar,
Türklerin kanında sevdalar taşar,
Deli yüreğimde, sağlam sürgüsü...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Kul…

Aynadır insanın bedeni ve ruhu,
Ne söylediysen yansır geri döner,
Allah için terk etmelidir kötü huyu
Alışkanlık yaşarsa beden ölür!

Allah dostları ağlar rahmet gibi,
Doğa yeşerir duada kor sevgisi,
Günahkâr gibi görür cennet ehli,
Müjdelenen Ömer ve diğerleri!

Cahildir zengin sonradan görme,
Kefen giyene kadar asidir özde,
Günahı görecek Haşr’da sorguda
Terinden boğulurken tuzlu suda!

Sevinmem mutluluğa başım döner,
Şeytan Yusuf gibi akla şer döşer,
Derde sevinirim bu yüzden aczle
Kul olurum Allah'a yaşlı gözler!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Kuraklık…

Dilde,
Mevsimlerde,
Sevgilerde,
Toprakta kuraklık...

Irmakların yönü değişiyor,
Meyve ve sebzeler ölümcül genleniyor,
İnsanların fıtratı eşeleniyor,
Anlar aynı kimse ilgilenmiyor...

Yağsa yağmur fakir birden zenginleşecek,
Hormonlarla ürünler hızla gelişecek,
Bolluk içinde insan delirecek,
Heyecansız devrim ruhu kemirecek...

İnsan hayvan değil ki ye iç yat uyu,
Ölür yoksa zenginleşmese ruhu,
Kuraklık frenler belki azgınlaşan huyu,
Buda bir hastalık insan düşünmeli…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Kuram...

İyi hep öğreti yaşam modeli,
Şerden sakınmak, diyet ideal!
Birde iman ve sünnete meal,
İki bilinmeyen denklem yaşam!

Yanlışa açlık şerliye katık,
Ne yana dönsem biter şematik!
Madem günahlar ahrete yazık,
İman ve amel neden karmaşam?

Ruhum sarsılır dudağım güler,
İki perdelik rol beni böler!
Aldatır yollar aldanır kullar,
Mutluluk gölge, ah buram buram!

Halklar, toplumlar hepten isterse
Bireye nüfuz eder dilerse!
Model hükmünce şerri silmeye,
Gerekte yoktur üretmek kuram...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:01 PM
Kuşadası’nda, Baba Evinde...

Kaysı ağacının yapraklarına uzandı son gençliğim
İkindi güneşinde…

Milli park boyunca sahilde gölgem
hatırlamadığım hangi hatıranın içinde yüzmekte…

Aczini bilen, duaya açılan ellerim
Tefekkürle düşünmekte…

Mekke-Medine arası çölde gözyaşlarım
Özlemle, seraplar içinde sürünmekte!

Bir adım gerisi-ötesi hayal gibi
Geçmişim tuvalimde süslenmekte!

İkindinin son demleri heyhat… Güneş sararmakta ufukta
Hamakta uzanmış seyretmekteyim son grubu üzgünce!

Akşam serinliği, gençlik ışığımı karatmakta
Ninniyle tenime değen meltemin dokunuşunda

Bebek hissedişinde hazır, sallanarak uyumaya!
Yıldızlar kayar, ay dolunay, çocukluğum düşümde!

Kuşadası’nda, baba evinde, ablam saklamış birkaç eşya annemin
Hayal gibi gelir ölümü, inanılır gibi değil, hatırlarım hala gülüşünde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Kuşaklar-Son Ağrı...

Çişe, çişe yağardı yağmur süfyen yanaklara,
Kendini bilmez arabadan sıçrardı, çamur yollarda!
Ne krediyi bilirdik, ne lüksü ne süpermarketi,
Fakir için kurtuluş olurdu, veresiye defteri küçük bakkallarda
O yıllar yetmişli yıllar Türkiye’siydi...

Belki bir elli yıl geride bunlarda lükstü,
Savaşsız, silahsız, nükleer tehditsiz yoktu günü!
Bir kaç yüksek bina, o da hükümet daireleri
Sokaklara taşınırdı eğlencesi cümbüşü...

Kim bilir belki yirmi yıl sonra işler evde,
Sokaklar bomboş...kalmaz bir yer yol diye!
Görüntülü konuşma canlı gibi evin içinde...
Kavgalar, savaşlar, aşklar, evlilikler sanal dokunuşu
Öğrenecek birdenbire...

Ne düşünceyi aşacak haller kalırmış,
Nede yalnızlığı ifade edecek gözyaşı...
Tarih deyip gülecek saçsız nesiller çoğalırmış
Kıyamet dedikleri bu belki de son ağrı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Kutlu Doğum Günü....

Bugün maskeler bedenlerden çekilecek,
Tüm ruhlar istiklal caddesinde dizilecek,
Ellerinde pankartlar, sloganlar çınlayacak...
Tövbe istiğfardan sonra yalan-sanal ölecek!

Anlık zevklerle nefsin uyuşturulsa,
Karın aldatsa, çocuğun küfretse,
Kul olduğun kapı yüzüne vurulsa,
Borsada paranı kaybetsen yüklüce...
Yılanlar cennet kapısından,
Şeytanlar onun bahçesinden,
Adem-Havva Hak’ın rahmetinden
Kovulmuş olsa, umutlar tükense!

Abdest alınacak bugün, Kur’an okunacak!
Putlarımız ölecek hak adalet doğacak,
İstiklal Caddesinde ilk kez polis olmayacak!
İhrama bürünmüş nurlar,
Asırların karanlığını aydınlatacak...

Artık AB denilen umutları,
Küfrün sömüren saltanatını,
Beden yemez, göz umursamaz olacak!
Mevlana meclisleri, kurulacak binlercesi
Her şey Haktan alınıp halka dağıtılacak...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Kuyular…

I.

Aynı ocaktan pişen aş
Gün gelir dudağa değer
Tatlanır oynar göz kaş
Tutku olur boyunda eğer!

Atar bu his Yusuf’u kuyuya
Karanlık zindana atar aç susuz
Katil olmak vız gelir şer huya
İflah olmaz artık ne kadar yunsa!

İçinde su çölde hayat
Yusufu çıkarır kuyudan
Köle eder aynı şer sanat
Karanlık yurduna ruhun!

II.

Sıcak kavurur toprağı
Çiftçinin sararır azığı
Emek verilir kuyu kazılır
Sulanır yeşilin sazlığı!

Çatlamış toprak canlanır
Baharın canı an an sağılır
Yüzler güler hasat alınır
Nasırlı eller sayar parayı!

III.

Sela verilir ölüye elbette ağlanır
Kazmalar vurulur toprak kazılır
Kuyu hazırdır kefen ebede sarılır
Üstüne beton dökülür küçük kapak
Islak gözler elveda der silinir anılar!

IV.

Utançtır savaşlar, toplu kıyımlar
Afettir tsunami, deprem, yıldırımlar
Kokmasın diye delinir kaldırımlar
Kimliksiz insanı saklar kuyular!
Üzerinden kaç mevsim geçer unutur uykular!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Küsülür mü Gülüm!

Küsülür mü, doğa harikası gözlerine?
Kahverengi,
Yakar deli,
Amber nefesi,
Goncalar goncası dudaklara,
Küsülür mü?

Senden haber gelmeyince,
Yanıtsız,
Kanatsız,
Düştüm hazan *******ine, boynum bükük…
Dalından kopmuş, uçtum uçsuz bucaksız!
Ne yediğim,
Ne içtiğim,
Nede acıyla inleten dertlerim,
Yokluğun kadar beni mahvetmedi!

Sensizlik,
Çöle has sessizlik...
Çalıdan,
Çırpıdan
Ve öldüren dokunuş sıcaklığın
Kum fırtınasında kör eder yaşattığın!
Gayesizlik,
Çaresizlik,
Hasret ******* sabahın,
Haber yoksa, yoksa andığın...

Ben çeşme
Sen su, akmayan!
Ben çoban,
Sen koyun, kuzu, köpek göndermeyen!
Kavalıma yaban,
Katığıma yavan,
Güzellik abidesi kadın!

Martı kadar yalnızım
Özgürüm ama belli sınırlarım...
Beyazım buluta katık
Bilinmeze karışır sırlarım!

Aslında yakınsın,
Fildişi sahilleri kadar uzaktasın…
Ne elim dokunur,
Ne beyliğim konuşur,
Tespih taneleri say say yorulur,
Sanki yanımda azattasın…

Sana küsülür mü gülüm,
Japon incisi güneşinle parlayan günüm!
Ama yoksun, tanık yaşadığım âlem…
Fizik iflas etmiş, sanal mı hayal mi ne bileyim
Varsın diyorum, ama yoksun...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Lazım...

Gerçekten elimizden bir şeyler gelsin,
Gerçekten hep yaklaşıp da itildiğimiz Allah aşkı
Yüreğimizde dallansın, köklensin,
Dost diyelim, içimizi aydınlatsın!
Madde bağımlılığımız bitsin,
Şeklini yılan derisiyle atsın...

Ellerimiz güneşi tutmaktan korkmasın,
İçtenliğimizden kimse ürkmesin,
Sözlerimiz ecele sarkmasın,
Mevlana öğretisinde allansın, pullansın...

Ne olursan ol ama Allah rızası mayan olsun!
İçinde en yüksek ahlak, dört duvar hayan olsun!
Hiç bir şey olmazsan sus, cansız kayan olsun!
Fitne yayma yeter ki, dök içini sallan...
İlahi aşkın bengisuyunda aklan!

Gerçekten dertlenir gibi ülkeme baksam,
Yüz elli yıldır değişen ne var ki bir bir ayıklasam,
Demek ki daha çok çalışmak lazım...
Herkesi, her şeyi, hoşgörü ile kucaklamak lazım!
Huzur reçetesi İslamı sabırla açıklarsam,
Her doğru yola bir işaret, balçıklarsam,
Zamanla, yavaşça ne kolay olur hazım...
Bombalar, tabancalar depolarda saklansın,
Meclisler, mescitler muhabbetle tatlansın,
Vakit geçirmeden daha çok anlatmak lazım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Leyla ile Mecnun...

Şu asırda Mecnun’a çöl var mı?
Kumsal derler yoksa aranılan o yer mi?
Kum kaynar sanki fokur fokur,
Üzerinde dolaşanlar çırılçıplak-fakir
Sanki, getirdiği diyardan sevabını-sermayesini yakarlar...
Sere serpe kullar böyle yaşamak kar mı?
Dalgalar şahit yapmayın der yalvar yakar!
Her göze fitne yeni yeni günahlar sokar!
Biraz daha karardı ne mutlu, şakaklar!
Mecnun geldiğine pişman-utangaç, yoksa o yerler Leyla’sına dar mı?
Mizan kurulmuş, yatıyor sanki sanıklar!

Dilenci derler o dervişin pak haline,
Gerici derler ağzından çıkan her söze, dokunur bam teline!
Serap deniz, kumsal suni... Dokunulmaz aşksız dalına,
Yoksa yaşadığı cehennem-görünen serap, ona yaklaşan nar mı?

Hatıralar, okul sıraları...
Hissettiği Anadolu yazı!
Tozda toprakta bostanlarda eğlence amacı
Leyla’nın güzelliği mekanına konar mı...
Her konuşulan olurdu yüreğinin tacı!

Kıskanırdı düz saçlarını rüzgarın okşayışını,
Koklardı ayağının çıkardığı toz dumanını,
Haberini sorardı görünce kayan yıldızları,
Güneşiydi gönlünün ateşi hiç söner mi?
Kızardı kendi kendine olsa dargınlıkları...

Ne arabası vardı ne atı nede villası...
Haktan başka bilmezdi yoktu şeytan yarası!
Üniversite mezunu üç beş kuruş aylığı,
Maddenin ağırlığı istekler üstüne biner mi?
İsyan ederdi bütünüyle nefsi hevası!

Eşitlik maddeyle kıyaslanınca o çobandı,
Leyla’nın babasının zenginliği vardı, şanı!
Harama batmış yüreği neylesin di Hak yanını...
Elleri duada davası zor, gözyaşı diner mi?
Huzur bulacaktı eğer yakarsa çöl kanını!

Leyla neyler, anlar geçerken Mecnun’a hınzır?
Evinin yüksekçe duvarları hapishaneye benzer,
Korumalarla çevrili her biri devasa panzer,
İçinde cipler, helikopter, yüzme havuzu daha neler...
Leyla yoksa bu zenginliğe kanar mı?
Arar mı Mecnuna gidecek bahaneler?

Elinden alındı cep telefonu,
İnternet kapandı bir nefeslik soluğu,
Kapattı zalim babası her yolunu,
Yoksa intihar edip kendisini asar mı?

Bir ağlar iki derken havuzunda yüzmeye başlar,
Şezlonga uzanır mecnun güneşler haşlar,
Müzik bangır bangır unutulur matem yaşlar,
Eli kolu uzansa Mecnun orayı basar mı?
Haydi yanına gelse belkide çatık bakar kaşlar...
Başkasına eş, başka giyimler, yer başka aşlar!

Mecnun olanları duyunca soluğu yaylalarda alır!
Orada erimeyen karlar, birkaç ağaç, soğuk teni yalar,
Yabani çiçekler teselli, kıraç içtenlik çalar,
Kurtlar Yusuf’un gömleğini solur,
Saç sakal yüzünü kapatır, toprak yoksa gel der mi?
Aşkın ikindi grubu bulutları ona bir garip güler
Omuz silker mecnunda, güler... Buda keder mi?

Çadırlar kurulur,
Yörükler çalışmaktan yorulur,
Mecnun derler aşık sorulur,
Görseler bağırlarına basacaklar, yüreklerinde ne isterse bulur...
Yoksa halleri ondan beter mi?
Duymuşlar bir kere mecnun orada, hallerini bin telaş alır!

Çobanın kavalı acıtır ruhu,
Alışkanlık ya otlamaktır koyunun huyu,
Gölgesi düşer sanki, yanmışcasına içer suyu...
Saf sevgiye giydirilen bu elbise kader mi?
“Leyla” diyen sesi, inletir-ağlatır Çoruh’u!

Tutar elinden çoban, tırnakları keskin bıçak!
Acıyla inler bir an, kayar kolundan kayar gibi kızak!
Dilsiz gibi sessiz çatlamış hüsranla dudak,
Yörüklerde-çobanda sabır, ne söylense kanar mı?
Bir ölünün altında olur mu dünyalık oturak!

“Leyla” sembol aşk, ilahına köprü!
Dilinden çıkan tövbe, yaratanına özrü,
Sorduğu kadın değil gönlünün gözü,
Onsuz bala, yemeğe banar mı?
Başka alemedir aslında her sözü!

Anlamıştır bu alem yalan, şaşırır dalan!
Sahiplenmek hüsran velev ki ölen,
Saf sevgiye susayan aradığı Kevser’i bulan,
İbrahim’in ateşi bedeninde yanar mı?
Kalu Bela’daki sözünün eri Mecnun kulsan!

Leyla mecnun elbisesini yırttı,
Çoluk çocuğa karıştı dünyayı sağdı,
Aşka hiç inanmadı maddeyi aldı sattı,
Dert dedi geçti acıtsa da, bir ömür tüketti...
Pişman olsa ne yazar geçmiş geri döner mi?
İçinde çığlık dışında baskı, bir başkasını seyretti!

Onu bir daha gören oldu mu?
Bir nefeslik hayal için güldü mü?
Asırlar neslini-fikrini aldı mı?
Gerçek aşklar artık sanal mı?
Mecnun yoksa, yoksa öldü mü?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Lider Önemli...

Turgut Özal’da ölmüştü,
Necip Fazıl’da ölmüştü,
Nazım Hikmet’te ölmüştü,
Tevfik Fikret’te ölmüştü...

Cenazede kalabalık,
Yaşarken-ölürken sadık...
Gelmiş dost bilen azıcık,
Erdal İnönü’de öldü...

Lider önemli cihanda,
İyi günde-kötü günde!
Önemli öbür batında,
Dirilecek dost kolunda!

Lider iyi seçilmeli,
Öyle takip etmeli,
İki cihanda bedeli,
Yaşamaktır aynı yolda...

İki binlik yüzyılda öldü!
Ölen kıyameti bildi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Liseli Aşk...

Sarmaş dolaş iki liseli sevdalı,
Köşe başlarında, sinemalarda, parklarda...
Aleni cilve,
Açıktan fitne,
Ne imana sığar nede dine!
Ellerinde sigara,
Yada bira!
Cep telefonu ellerinde,
Küfür dillerinde...

Anne baba işte,
Okulda ne takip var nede fişte,
Sokak köpekleri gibi yada mart kedileri
Ne ararsan var afişte, sevişte...
Kimse uyarmıyor,
Öğüt vermiyor...
Yaşlılar, emekliler çevresinde
Bakıyor gençlik kaçamakları seyrinde!
Ahlak elden gidiyor ya bunaklar...
Vatana ihanet tutun tutanaklar!

Yeissiz,
Nefessiz,
Yaş ağaçlar kuruyor geleceksiz...
Ezan okunuyor şuracıkta,
İşten aştan ayak kesmişler, koşuyor dini kuraklıkta!
Kalpte korku yok, zikir söylense de dudakta...
O körpeler sevişiyor terbiyesiz,
Uzaktan bakıyor binlerce köpek ağzı salya akmakta...

Efendiler namaz kılın,
Ve sonra çevrenize bakın,
Kul hakkı anlatmadıklarınız!
Unutmayın sakın...
Kardeşlik olsun,
Arkadaşlık baki kalsın,
Ama nedir bu fitne, haram yüklü katlandıklarınız!
Bir tokat atın,
Gerekiyorsa kalkın....
Kalmasın vicdanınızda hesabı bir tek ahın!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:06 PM
Love...

in fact, body is died
but soul is always lived...
love is a present by God
and any lover is never lied!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Madde ve Ruh....

Hangi bedende kalır semavi bahar?
Hangi nefiste yaşar ebedi ömür?
Hangi yürekte aşklar sevgiyi korur?
Ruh hissetmedikçe bedenden nağmeler!

Güle dokunsam, baksam solar tez anda
Belki az daha yaşar kalsa dalında...
Kış mevsimi nerede görürüm bakınca?
Gözlerim kapanır mazimde canlanır,

Gül görünür ruh kapısına varınca!
Esareti başlıyor körü körüne,
Dokunma hissini birden tadınca...
Yokluğu acı veriyor çözünce!
Sahiplenmek değil bu, ben ağacında
Aldığım nefes gibi gelse bedava...

Cennetten bahçedir her güzel şey ruhta,
Cehennem ölmektir madde uykusunda...
Ruh dolmalı her güzellikle son durakta
Ebedi hayata, her boyutta hazır...
Ölüm terketmeli bedenden, korkuda!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mağara Adamı…

Bırakın fakirin gocuğunda,
Bulunsun birkaç üzüm, korukta!
Yaşarken tenhada bir kovukta,
Yalnız, mağara adamı gibi…

Ne süsü,
Ne lüksü,
Ne üç beş eşyası, yok gücü
Doğası bozulmuş yalama gibi…

Terk etmiş her fikir,
Sermaye olmuş zikir,
Geçmişten canlı birkaç kir,
Taşır, vicdanını aklama gibi…

Güzeli bulamadığı şehirden,
Ruhunu kemiren şer zehirden,
Gerçeğine belki dediği tehirden,
Koşuyor doğasına, ağlama gibi…

Sarıyor soğuk mağara duvarları,
Nemi terletiyor, taş-toprak yâri…
Hayaller olmasa mekân gelir dar,
Sevgisiz-çırılçıplak, zamane gibi…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mahşer Gibi…

Bomba patladı,
Kollar, bacaklar, kanlar her yeri kapladı!
Panik
Ve dramatik…
Güzelliği bir anda hakladı!

Orman yandı,
Doğa siyaha büründü!
Gök
Ve emek…
Gördüğüne ağladı!

Çöl sıcakları yaktı,
Susuzluk cana tak etti!
Şevk
Ve zevk…
Yaşayan umutları dağladı!

Dünyanın kaçtı tadı tuzu,
Kıyamet meşalesi yakar sonsuzu!
Tik tak
Ve zamk…
Duygusuz insanları yağladı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mana/Takva

Her umut yaşama sunar ayarı,
Üzerinde bulunur bin anahtarı!
Güzele sevdadır öldürmek şerri,
Sabır reçetesi, paylaşmak yâri...

Tadılırken günah, hoş gelir önce,
Sonra hep sıkıntı gezer önünde!
Mana aradığım “ben”, evren narı
Ah! Feryat ediyor gönle çökünce...

Maddi ve manevi helal olmazsa,
İçime dışıma hayır dolmazsa,
Allah dostlarını arar bulmazsa,
Kim söküp atacak kor efkârımı?

Mana çöl kumları, “ben”de zakkumlar!
Yemesi ne kolay erir salkımlar,
Kayıtta izleri, sarhoş adımlar…
Ölümden sonrası sor zararımı!

Ne ana nede yar çaredir aha!
Menzilde meşakkat amel saliha,
Manadan takvaya tek yol Allah’a,
Ömür otobanı gider kabire…

Safet Kura

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mavi Aşk-“Sonsuz Sevgi! ”

Sevgisiz dünya kıyamet
Sossuz makarna, cinayet!
Bulunsa bir iz, alamet
Acısına kim aldırır!

Namussuz hisler, yalancı
İnsan kendine yabancı...
Aşkın bulunsa ilacı,
Acısına kim aldırır!

Korsan sevgi, yol yıldırım
Gezer ten, inler kaldırım...
Bitse ihanet, soykırım
Acısına kim aldırır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mavi...

Kırılsak ta,
Dağılsak ta,
Sabır her şeyin ilacı,
An geçiyor ve ateşi ölücü
Külleri uçuyor!
Yine toprak üzerinde,
Yeni hayat tünelinde,
Aklın yittiği sürgünlerde...
Aynılar, aynalara rağmen bir kimlik seçiyor!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Meltemlere Açtım Göğsümü

Meltemlere açtım göğsümü, yüreğimi
Sıcacık esiyor... Kumsalında hayal meyal yürüyorum!
Yukarı baktığımda güneşinden göz kırpması
Üzerinde yürüdüğümde görüyorum incecik teni,
Kürk gibi sarmış kum taneleri…
Dudaklarında gülücükleri,
Denizinde dalgalarına karışıp süzüyorum!

Yorgunluğuna, huzursuzluğuna verecek tesellim olsaydı,
Saunanın iklimde alıştırsaydım Asya masajına,
Romantik akşam yemeği, sahilindeki kafeteryada
Durdurabilseydim muhabbete doyulmaz anları...

Akşam uzandığında,
Hayallere daldığında,
Aynanın karşısında saçlarını taradığında…
Gülücükler sırmalaşsın özgür düşüncende,
Yaprak dolması, baklava dilimi gibi
Tat versin senli benli yaşayan perdenin gölgesinde!

Aslında hayallerle olmuyor,
Ömer Hayyam’ın kaleminde hissedişin doğmuyor,
Karacaoğlan’ın sazından nağmeler coşmuyor…
Orhan veli’nin İstanbul’u hep özlem!
Adalarda romantik at arabası gezisi, ellerin elime dokunmuyor!
Hele kırmızı gül, laleler odana sokulmuyor…
Serenadın gitar telinde aşkın yürekten hıçkırık
Dervişin torbasında yetmiyor dünyalık azık!
Çok uzaklardasın ne yazık…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Memlekete Gittim....

Çamurlu yollar olmuş asfalt,
Her kağnı yerine motorlu taşıt,
İn evler yıkılmış ev olmuş anıt,
Yayla havasında yaşanır aynı...

Tabanca yerine hava-i fişek,
Davul zurna halay çalar misket,
Erkek-kız birlikte mekan saadet,
Düğünler yabancı, ithal sancılı...

Yaşça büyüklerim torunlar sever,
Erkek çocuk ısrar yüklenir evler,
Tek cemaat aynı yaşlı alevler,
Gençlerin gönlünde mirastır yazgı...

Utangaç aşığa cep telefonu,
Ayna, aracı yok, budur aşk fonu!
******* gençlerle kaplar her yönü,
Kızları kınanır sokakta aynı...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Mendile Sığar Ağıtlar…

Allah aşkına sevdalıyken
Yollar olsa çile olsa ölüm olsa
Önemi var mı bir şeyin Resule âşıkken
Makam verseler saraylar vadetseler
Kefene sarılır beden nelerden vazgeçerken
Gün gelir on metre bez parçasına!

Allah dostları yüzlerinde sahabe nuru
Fitneler kol gezse ne olur başkadır yurdu
Hak konuşur cennet yaşar zikirle coşar ruhu
Cuma ya kokulanır beden ihram şemsiyesinde!

Silinir aynılar
Yaşanmayan yansımalar
Okuruz duyarız düşleriz
Mendile sığar ağıtlar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:07 PM
Merak ve Sır...

Göklere sığmayan sırlar,
Araç olsa da dolaşsam...
Yetmez bedene ahirler,
An’la, hava’yla, dalaşsam!

Merak ruhumda aşina,
Her toprağına, taşına...
İçine girip eğleşsem,
Mana dar gelir kabına!

Bedeni bir yere koysam,
Ruhun mimarına doysam,
Yağmuruna dost, ağlaşsam...
Gözü kara beni oysam!

Nedene sela verilse,
Gaybın duvarı eğilse,
Mutluluk neymiş savaşsam
Boyutlar ölüp deşilse!

Sorun çok büyük aslında,
Heyecan merak faslında,
Yokluk deyip de birleşsem
Beden dokunur dalında!

Her yerde atom kaynıyor,
Başka şekilde oynuyor...
İzin almak şart karışsam,
Ayrılması zor alışsam!

İskelet üstünde ayna,
Her gözde başka yansıma...
Her dilimde sonsuz sapma,
Almaz aklıma danışsam!

Toprak, beden, hava örtü
Aldatır gözü görüntü...
Camdan fırlar zahir öykü,
İnkar eder hal, tanışsam!

Ruhum ayda, yıldızlarda
Samanyolu izlerinde...
Bedenim yer dehlizinde,
Sığıntı gibi haşlasam...

Sırra manadır tefekkür,
İmdat eder akla şükür!
Her doğan fikri taşlasam,
Dert çözülmez, yetmez ömür!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:08 PM
Merak…

Her karanlık perde
Binlerce nedeni saklar bir yerde,
Aralandığında başka bir ölüm vardır kefenin içinde
Nisan yağmuruydu ıslattı böyle bakarken gözlerimde!

Artık ne perde eski yerine çekildi
Nede eski heyecanları kaldı
Keşkeler arka arkaya sıralandı
Sorunlar daha da arttı ruh kafesinde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:09 PM
Meraklı Çocuk(Masal…)

Oldukça tatlı ve zekiydi,
İyi bir koşucu ve atletti,
Öyle çoktu ki öğrenme merakı,
Okumayı bile kendi becermişti!

Hiç arkadaşı yoktu çevresinde,
Ya sanal ya oyuncak tek evresiydi,
Yalnız gezmesi tehlikeli ve yasaktı,
Ailesi bu konuda tembihlemişti!

O gün sabah erken uyanmış,
Üstünü başını kuşanmış,
Oyuncaklarıyla oyalanmış,
Kapıdaki anahtarı fark etmişti!

Annesi babası derin uykuda,
Açmış kapıyı gözleri pusuda,
Ormana doğru hızlı koşuda,
Özgürlüğü o anlarda çok sevmişti!

Yorulunca bakmıştı geriye,
Ne ev vardı nede tanıdık çevrede,
Ağlamaya başlamıştı içtence,
Ne yapacağını hayli şaşırmıştı!

Korku içindeyken bir köpek,
Üzerine geldi hissetti ödlek,
“Gelme üzerime…” dedi titrek,
İmdat olur diye de bağırmıştı!

“Korkma seni korumaya geldim,”
“Orman tehlikeli bunu görev bildim,”
“Neden kaçtın evden sarsıldım…”
Köpek insan gibi dillenmişti!

Anlattı derdini arkadaş oldular,
Konuştukça hallerini anladılar,
Eve dönmek için her şeyi planladılar,
Köpek, “Ailene kavuşturacağım …” demişti!

Az gittiler uz gittiler,
Dere tepe düz gittiler,
Arada dinlendikçe yarıştılar...
Zaman bir hayli ilerlemişti!

Korkunç bir nara ile durdular,
Bir ayıyı acıyla inler gördüler,
Korkuyla kendilerini gerdiler,
Ayıda köpek gibi dillenmişti!

“Ey çocuk, ayağıma diken battı,”
“Hayli zaman hem acıttı hemde kanattı,”
“Yardım ette ne olur bulayım rahatı! ”
İçi cızladı, ona birkaç adım ilerlemişti…

“Ayılar tehlikeli olur yerler seni…”
“Sakın yardım etme çıkarma dikeni…”
“Pisipisine olursun şu ayının yemi…”
Köpek hiddetle çocuğu uyarmıştı!

“Korkmana gerek yok, yardım etmeliyim…”
“Yardıma muhtaç birini kurtarmalıyım…”
“Hem anne baba andım bu gütmeliyim…”
Der demez ayının yanına gitmişti!

Çocuk dikeni çıkardı,
Ayı birden rahatladı!
“Dostumsun artık benim...” dedi
Çocuğa teşekkür etmişti…

“Niçin ormandasın çocuk? ”
“Bulamazsın ne güven nede sığınacak gocuk…
“Yerler seni, sanırlar enfes sucuk…”
“Can borcum var sana ne dilersen” demişti…

Çocuk her şeyi anlattı köpeği de,
Onun sevgi dolu döşeğini de,
Yola düştüler bilerek özelliğini de,
Çocukta güven, korku erimişti!

Az gittiler uz gittiler,
Dere tepe düz gittiler,
Arada dinlendikçe yarıştılar!
Acıkana kadar yol uzamıştı…

Dereye geldiklerinde ayı birden,
“Buradan balık tutayım bilirim ezelden…”
Dalmıştı suya, farkı yoktu avcıdan
Kısa zamanda Onlarcasını yakalamıştı!

Sürttü çocuk birbirine iki taşı,
Ateş sardı birden çalı çırpıyı,
Döne döne oldu balık kebabı,
Kokusu burunlarını enfes sarmıştı…

Yediler lezzetle, çiğ kalanı aldı ayı,
Zevk bildi hediyelik balıkları taşımayı,
******* uyudular seyrettiler havayı
Evin yolu dikkatlice aranmıştı…

Az gittiler uz gittiler
Dere tepe düz gittiler
Arada dinledikçe yarıştılar
Çocuk kırda otlayan zebra görmüştü…

Başlarını kaldırıp çocuğa baktılar,
Ayı köpek gibi mani yaktılar,
“Hoş geldiniz! ” deyip dostluk ektiler,
Tarifsiz bir muhabbet erişmişti…

Zebra söyledi ayı çocuğu bindirdi,
Tekrar yola koyuldular her biri!
Hepsinde evi bulmak tek fikirdi,
Umutları taze, yürekleri şerri silmişti…

Derken bir papağan üzerlerinde,
Çocuğa hal hatır sordu insan diliyle,
Hikâyesini dinledi merakıyla,
Sonunda çığlık atıvermişti…

“Hey ben tanıyorum aileni…”
“Ağlaşıyorlar tarif ettiğin gibi”
“Eğer istersen götürebilirim seni! ”
Müthiş bir huzur ve davet etmişti…

Ayı, köpek, zebra ve çocukta sevinç,
Kuş yavaşça uçuyor kanatlarında kıvanç,
Gözler onun üzerinde, vardı keskin inanç!
Kısa sürede evin yoluna ermişlerdi…

Çocuk ailesini görünce zebradan indi,
Hızla koşarak onlara öyle bir erişti ki…
Sarıldı öptü kokladı pişmanlık sevişti,
Değer kazandı mutluluk, yeni dostlar gelmişti…

Ayı balıkları hediye olarak verdi,
Anne özenle kor ateşte pişirdi,
Muhabbet çağ atladı olgunluk erdi,
Herkes mutlu, ayrılık vakti gelmişti…

Ayı özür diledi çocukları beklerdi,
Papağan uçmayı ve özgürlüğü severdi,
Köpek ve zebra orada kalmayı yeğledi,
Çocuğa arkadaş, güven sözü vermişti…

Onlar erdi muradına,
Biz çıkalım kerevetine…
Masalda mutlu son, darısı bize…
Gönlümüze bayram havası erişti!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:09 PM
Merhaba…

Kimi görsem “Merhaba” demek geliyor içimden
Bu memleketin evladıyım belli değil mi seyrimden?
Koluna giriyorum yaşlı amcanın,
Başını okşuyorum koşan afacanın,
Dostluk paylaşıyorum kahve fincanından,
Tebessümle bakıyorum çevreme, çok tanıdık ezelimden!

Yolda taşlara Hakan Şükür vuruşum,
Yoğun trafiğe sabırla asker duruşum,
Yeni açılan marketi meraklı soruşum…
Duyarlı,
Hayırlı,
Çıkarken bayırı
Bağlamayı bırakmıyorum âşık gibi elimden!

Bir mart günü halimde bahar,
Sorgu, kusur, tasa, dilimden tehir!
Evimde kanun, sadece benim güttüğüm kahır,
Dışımda hâkim devlet, görmeli istenilse bin seher…
Herkes kendi işine baksın,
Kendi yük kefesinin ağırlığında aksın,
Gereksiz üzüntüyü atık suya döksün,
Neşe akar böylece gönül telimden!

Komşum, iş arkadaşım, misafirim “Merhaba”
Paylaşmak ne hoş lüks, neden yapmadık bu güne kadar acaba?
Konuşalım öğrenmek adına,
Heyecan katalım yarına,
Menfaatleri itelim bir kenara,
Razı olalım birbirimizden, azda nasiplenelim gülmekten…

Bırakın sokakta yapılsın yine düğünler,
Halaya gireyim unutulsun hüzünler,
Bir tek doğada yaşasın hazanlar…
Tabloya dekor olsun, yalnızca ress****** ilham hallerinden!
“Merhaba gençler… Bir yastıkta kocayın…”
“Hayırlı çocuklar ile hayatınızı dolayın…”
“Fatih’ler yetiştirecek sağlam nesillerden…”

Sokaklar yabancı,
İnsanlar yalancı,
Çamur deryaları, balçık saklandı!
“Merhaba...” Birkaç yeşil ağaç, yağdırmayan bulut ve sanalları!

Arka arkaya patlar havai fişek, mantar tabancaları
Sokak futbolu, kondu kale taşları
Kızların voleybolu, ipten gerilen fileye benzer ağları
Hala kulağımda birkaç sokak aşağıda” Vampir var! ” tellalları!
“Merhaba...” geçmiş plağından çalınmış anıları!

Kahvelerde kumar oynamayın, içki-sigara içmeyin ne olur!
Adına kafe deyin, birkaç laf edin…
Etrafınızı samimi “Merhabalar...” doldursun!
Orhan’dan Ferdi’den çalın,
Yeter ki Muhabbetle kalın...
Arayın Açı,
Yardıma muhtacı,
Evlendirin âşıkları, olun sevabına aracı!
Mahalle tanışsın,
Yeniden güzelliğe karışsın,
“Merhaba amca, dayı, abla...” demeye, dudaklar alışsın!
Paslanmış kulaklar duysun, ezan okuyan Bilalları...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:09 PM
Mezar...

Yolum mezarlıktan geçiyor,
Yeni ölmüş biri, ağıt saçıyor...
Çok fani korku içinde kaçıyor!
O pencereden başımı uzattım...

Her mezar taşında ayrı hazan,
Duaya muhtaç dileniyor aman,
Belkide ölmüştür nameyi yazan,
Yeni bir kabre uzandım yattım...

Daraldı mekan dünya kayboldu,
Aldığım nefes toprakta boğuldu,
Geçmişim aktı gözüm yaş doldu,
İrkildim, aldığım mezarı sattım...

Baktım dünyaya yeniden o an,
O toprak değil, var dediğim iman...
Anahtarı gizli, korkusu kocaman!
O mezara düşen emaneti attım...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:09 PM
Miraç Gecesi...

Tavafla dönerken saat tersine,
Hissetmek demek güneş sisteminde...
Miraca çıkarken Burak üstünde,
Çağ aştı insanlık İslam düşünde!

Can resul buluştu Sevgilisi Rab’le,
Ümmetim dedi döndü yeryüzüne...
Sünneti inşa etti Kur’an ile,
Ön dört asır tanık kıyamet gününe!

Bu çağda bile imkansız gezide,
Silkin ve düşün o nurlu gecede,
Kendi miracını seyret evrende,
Mevla’na aşk tazele tefekkürle!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:10 PM
Misa’da Deprem...

Masal gibi,
Misa’nın bakir toprakları keşfedildi...
Her karışı altın,
Her adım huzura sunar yeşili,
Güneşi, kumu, denizi
Duyan göçtü, her çeşit insan...

Birkaç ananas, muz ağacı,
Tek tük maymun, eğlence matrağı!
Kalan ağaçlar maziden duygu sağanağı,
Dikildi gökdelenler her an...

Ahlaki çöküntü,
Paylaşım döküntü,
Sokaklar üzüntü,
Mutluluk oldu yalan...

Dine düşman nesil,
Allah’a isyan asıl...
Eğlence, cümbüş, çılgınlık çoğaldı nasıl...
Dağlara kaçtı, gerici denilenlerden kalan!

Binlerce yalancı tanrılar,
Piyangodan, tarot’tan, kahve falından, inanılan yarınlar!
Öğüde kulak asmayan isyanlar,
Yeşerdi her şeyleri mantığa, bilime dayanan...

Gecenin en derin yerinde,
Sallandı Misa beşiğinde...
Yerle bir oldu tsunami selinde,
Dağdakiler indiler yardıma, can kurtaran...

Araf suresi otuz dördüncü ayetinde derki:
Eğer bir toplumda iyilik kötülüğün altına düşer ki,
Yaratıcı affetmez artık onları öyle üzer ki...
Azgınlığın bedeline katlanmak olur yaman!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Misa’da Özlem...

Misa’da titriyor süt liman deniz,
Her yer ıssız, sessiz... Kor özlem sensiz!
Güzellik anlamsız ararım son iz,
İzlerin avuntu an akar densiz!

Ne çikita muzun nede ananas,
Yenmiyor, kurudu ırmağın Aras!
Sanki izindeki yeşilde var yas,
Her can solgun, bitkin... İştahsız, susuz!

Umutla sorarlar ah! boynum bükük,
Her geçtiğim mekan titretir ürkek
Mecnunun çölüne yerleşti yürek,
Zenginlik böyle ah! tatsız, tuzsuz...

Güneş ısıtmıyor, güller kokmuyor,
Ateş koru temmuz günü yakmıyor,
Gök gürüldemiyor, şimşek çakmıyor,
Yalnızlık pek acı, ahir umutsuz...

Ya yanına çağır yada sende gel,
Misa çekilmiyor artık, bana el...
Kahreder her anı yağmurunda sel,
Bırakır nefessiz, halim şuursuz!

Acı çektirmezdin sen, üzülürdün...
Sorardın masumca aşkla gülerdin:
Bazen anne gibi kor şefkatinde,
Bazen seven gibi yar saadetinde...
Neden gittin böyle bıraktın nursuz?

Unutma ki ağustos böceği bile
Kışın kilit vurur kepenklerine...
Olmayınca rızkı aklen son çare
Karıncaya gider dimdik görgüsüz...

Çılgınım, perişan... Bir karıncayım,
Züğürt olup gelsen de yanındayım,
Lakin ömür kısa, an dalındayım!
Geriye sarmıyor, biter döngüsüz...

Özledim, sözüne safi inandım,
Uzayından bomboş kafi sallandım,
İki yürek birden keyfi dallandım,
Söyler misin yalan, hala özgürüz?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Misa…

Bir adadır kaçamak için hayalde,
Yalnız ben ve eşim sığarız istikbalde!
Yemyeşil orman, sığ deniz, aylardan hep temmuz
Kıyısında yunuslar,
Muz ve ananas taşıyan maymunlar,
Palmiyeden kulübe, nehrinde sal
Şelale ve üstünde güneşe veda tepesi düz,
İpten kumsala inen teleferik tüter avcı ateşinde dumanlar,
Küçük bir bostan soğan, domates, salatalık ve marul
İn gibi bir mağara tepede!
Fırtınada ikinci ev, önünde doğal çiçek süsler
İki ak Arap atı koşmayı düşler…

Gitar olsun ve söyleyecek güzel ses,
Issız ada içimizde cennet kafes,
Yarışan atlar, kulaçlar, ayaklar…
Paylaşmak için genç bırakan yayladan nefes,
Her canlı bulur kendine eş,
Şükreder âşık dudaklar!

Gözler kapanır,
Başlar yastığa yaslanır,
Ruh zevkten dört köşe ballanır,
Varır cennetine huzur verir dualar!
Mekân aynı, dilek yolunda huzur sallanır
Misa sahibini hep bekler, iyilik tatlanır
Uykuya sığar, yüzyıllar yaşlanır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Miskinim...

Bahar gelmiş, çiçekler açmış, arılar vızır vızır!
Üstelik hafta sonu tatil yapmalıyım bolca gırgır!
Dökülür bedenim hayat defterimden satır satır!
Bana benzer gökyüzü, yağmaz yağmur şakır şakır!
Esnerim, bir hayli miskinim...

Geceden kalma sarhoş değilim!
Aşkını kaybetmiş mecnun, hoş değilim!
İpini koparmış beyhude, başıboş değilim!
“Sadece miskinim...”

Yaşlandım mı ne, acırım halime!
Yenildim mi ne, zaman denen zalime...
Küstüm mü ne, baki sandığım gençlik dalıma!
Yuh be koca adam, bir ağlamadığın kaldı haline!
“Merak etme sıradan miskinim...”

Yatak bir oh çekti kalkarken üzerinden,
Şeytanım dağlara sığındı üzüntüden,
Evde şenlik başladı yaptığım gürültüden,
Baktığım aynanın farkı yok dünkünden!
Hayale bakar gibi, derim “Gördüğün miskinim...”

Yatak gel der, karnım zil çalar,
Duvarda saz mahsun uzun hava salar,
Sokak düğünü kulaklarımı deler,
Giyindim kızarak neler dedim neler...
Hastayım ben, desem de “Miskinim! ”

Hapşu, çok yaşa... İnlettim kainatı!
Kime ne zarar verdim bilemedim zayiatı!
Doktor kurtarır ancak yaşadığım tabiatı!
Teselli demek ki, inandığım miskinim...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Model...

Güzel bir ilişkide kavgalar,
Meyveye giren kurtçuk gibidir...
Damaktadır tadı,
Gözde masum cadı!
Acıtsa da en iyi geçim tarzı,
Gönle güneşini salan yurtçuk gibidir!

Mateme boğan vedalar,
Mücevher ölçüsü kırat gibidir...
Yürek ağlar,
Her iz dağlar!
Sanki geçer çağlar,
Kavuşma günü çözülesi halat gibidir!

Dışarıdan seyredilen tasalar,
Enerjisini yitirmiş kanat gibidir...
Kavga merhamet,
Ayrılık kor zahmet!
Ölüm ayarında hasret,
Dili boşa dolduran gölet gibidir!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Mucize Yaşam...

Opera oyun seyrederiz
Müziği zevkle dinleriz
Hacivat-karagöz hicvine
Umursamaz güler geçeriz...

Umursamayız dilenciyi
Kap-Kaç’a kalırız seyirci
Cebinde yoksa beş para
Aşıksak istemeyiz sevgiliyi!

Yüreğe düşer kuraklık
Sonra el açılır dualık
Acı dayanmazsa tene
Doktor aramaz dünyalık!

Her kitabı zevkle okuruz
Yaşanır mı sonra sorarız
Kur’an duvarda amel sualde
Son nefeste saç-baş yolarız!

Mucize mi ezber mi yaşam
Durmadan kararır dost aynam
Bu kadar virüs birde bin bir yüz
Şaşar kalırım hesabını yapsam!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Muhteşem İstanbul’da...

Aşk dolu, dolu yaşanmalı,
Enerjisi her yerinden taşmalı...
******* kıskanmalı,
Kaldırımlar usanmalı!

Danslar ritim ahenginde yarışmalı,
Kumlara değerken ayaklar yanmalı,
Güneş en sıcak gününü yaşamalı,
Ay dolunay tuvalinde,
Geceyi gündüz yapmalı…
Her canlı yüreğinde,
Benim olduğunu anlamalı!

Yüreğim dolu, dolu
Seninle alır soluğu,
Gençliğim aşkının doruğu,
Sığamıyorum dünya divanına…
Ne olur kurtar, var ya şu yalnızlık yolu
Can bulsun sonsuz aşkınla...

Ne olur canım, bir tanem!
Resimlerini gönder sen gelmesen de,
Gelmişsin kabul ederim.
Çıkarım sahiline,
Göl kenarında…
El sallarım sana
Ve İstanbul’a...

Maya tutar belki Nasrettin hoca misali,
Işınlanır da görürüm hoş simanı…
Ellerin elimde yaşarız ikinci fethi,
Aşkın zaferini...
Muhteşem İstanbul’da!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Mutlu Değil Miydik?

Elektrik, televizyon, radyo, internet...
Yirmi-otuz katlı binalar, her yerde villalar!
Uçaklar, hızlı trenler, yollar asfalt...
Modern şehirler, kıraç toprak, çöller...
Dahası bilinmezken mutlu değil miydik?

Büyükbaş ve kümes hayvanları,
Her yerde bağ-bahçe ve ormanları,
Tandırdan pişer aş, yanında ayranları...
Ekip biçilen nihayet harmanları,
Birbirini tanır köye sığan insanları,
Çeşme-çoban edebiyatı yazanları,
Dahası masum hayallerimizde mutlu değil miydik?

Issız bir dağ etrafında,
Sevenlerin kor alevinde...
Kitap sünnet varken ev rafında,
Toprak verimli yağmur tavında,
Bana ne milletten-devrimden,
Lüksten evrimden...
Hormonsuz gıdalar, yaşarım cennet manavında
Ne kilo derdim ne israf nede mala mal katmak var savımda
Varsa birde birkaç komşum bana benzer yanımda...

Rüzgarı müzik, güneşi elektrik,
Suyunda filmler oynaşır dalgasında acık,
Tandır başı lokanta her türlüsü pişer azık,
Erken yatıp erken kalkar aranır rızık,
Av hayvanından et-giysi olsa da şekilsiz olsun sağlık...
İçi dışı bir insan-doğadan bir parça, böyle mutlu değil miydik?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Mutlu Ol...

Mutlu olmak istiyorum,
“Var mı sakıncası? ”
Kiminde acı nağmeler,
Kiminde dert yüklü ağdalar,
Hep kıyas başkasındaki faydalar!
Bre kardeşim, olmasa dert, acı ve sıkıntı...
Ne bulur konuşurduk,
Heyecansız dolaşırdık,
Sessiz filmde oynaşırdık,
Mutlu olur muyduk böyle, ne olurdu yaşamın tadı...

Evine gelmem için olmalı bahane!
Yaşanmalı ve denenmeli öncesinde her merhale...
İşte alsana bir sürü sıkıntı!
Yüzün var mı hepsinden vazgeçmeye?
Bre kardeşim, güven, rıza, tanımam gerekir diyeceksin
Birde tepeleyeceksin onca saati!
Yetmedi her kişiye derdim var diye yanacaksın...
Aslında sen böyle mutlusun, yerken hep aynı mantıyı!
Kabul etsen huzurunu kaçıracaksın...
Durduk yerde suçlama bahtını!

Terazinin bir kolu mutluluk diğer kolu mutsuzluk,
Dengeye getirdik mi bitecek uykusuzluk,
Aranmayacak başkasında kusursuzluk!
Bir eline al acıyı diğerine lezzet ve tatlıyı...
Başla birinden,
Bitir diğerinden,
Kurtul kederinden,
Öyle basit ki, şimdi defet sancıyı...
Sonra ara ve bul yeniden acıyı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:11 PM
Mübarek Kadın…

Tarlada çalıştın ahıra girdin,
Cehennem yaşatan kaynana gördün,
Gözünü açmadan çocuk doğurdun,
Hakkını helal et mübarek kadın…

Eve hapsedildin namus denildi,
İlim öğrenmedin mahrum edildi,
Aşkla evlenmedin kocan seçildi,
Hakkını helal et mübarek kadın…

Podyumda, arabada her yerde soydum,
Erkeğin koynuna nikâhsız koydum,
Soyunmak marifet sanatkâr saydım,
Hakkını helal et mübarek kadın…

Birbirlerine dost, ne itaatkârdı
Âdemi havayı şeytan kandırdı!
Havayı suçladık zalim saptırdı,
Hakkını helal et mübarek kadın…

Cennet ayakların altında, anne
Evimin direği gönlüme ayna,
Kılıbık olsam da aşkın şahane,
Hakkını helal et mübarek kadın…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Mümkün mü?

Seni unutmak,
Seni ihmal etmek mümkün mü, canım ya...
Gerçekten yazabilecek zaman bulmaya,
Gerçekten seninle paylaşacak saliseleri fırsat biliyorum…
Satırlarımda!
O kadar zor ki... Mekanik bir gerçeğe- işlere sarılıp yaşamak!
Aczimin sebebi senden ayrı kalmak!

Ne olur yanlış anlama eğer yazamazsam,
Beni affet geçmişimizi anarak...
Seherinde güneşimle,
Kırpılan gözlerine söyle,
Unutmasınlar beni çabucak!
Her dansın ritminde,
Her çılgın müziğin ahenginde,
Yediğin yemeğinde...
Beni de al yanına olur mu?

Unutma beni bir kasımda,
Sensizlikle sınama!
Çöl de kavrulan sonra su bulunca,
Yakarışın arkasından sevinçle dol!
Serabım ol…

Özlemin çöl tepelerini aşsın,
Denizlere demir atsın,
Limanın olayım her an geldiğin!
İnerken ayakların değsin kumsalıma,
Uzan kumlara,
Sarılır gibi ruhuma...
Dalgaların sesini dinle,
Konuşur gibi benimle...

Hem sen beni unutulabilir misin ki?
Mümkün olabilir mi?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Müptela...

Dertlerim çok dağlar kadar,
Herkes aynı ağlar azar,
Mahkum gibi bağlar nazar,
Acılara müptelayız...

Kime sorsam benden haklı,
Yavan gülüş ruhta saklı,
Engelli koşu zik zaklı,
Şikayete müptelayız...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Namaz...

Kötü koku sever şeytan,
Taharetdir esas, yıkan
Amber misk sürer her an
Kirlenmekten kaçar her kul!

Ahlak dinin yarısıdır,
Abdest şerrin ağrısıdır,
Ezan dostun çağrısıdır,
Bir safına geçer her kul!

Kıyam nöbet şeceresi,
Rükû aczin felsefesi,
Aşk ilanıdır secdesi,
Duasında naçar her kul!

İçini döker ağıtla,
Nimeti diler ümitle,
Anı geçer saadetle,
Aşk suyundan içer her kul!

İnsan gibi değil, nankör
Rabbim, Rahim-Rahman bonkör!
Namazsız gezen yaşar kör...
Tercihini seçer her kul!

Namaz inanç eylemidir,
Yaratana özlemidir...
İlahi davet demidir,
Aşk orucu açar her kul

Şükrün yoludur kanaat,
Sabrın sonudur tevekkül...
Bilet kur’an araç sünnet,
Namazında uçar her kul!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Nasıl Olabilirim Ki…

Ruhsuz değilim, nasıl olabilirim ki…
Elim soğuk, yüreğim donuk, üzüm gibi koruk
Yalnızlık içinde nasıl yaşlanabilirim ki…

Duyarsız değilim, nasıl olabilirim ki…
Çocuklar ölüyor, yetimler ağlıyor, zulüm feryat ediyor
Gözyaşsız baharda nasıl yeşerebilirim ki…

Kusursuz değilim, nasıl mükemmel olabilirim ki…
Hastayım, hata yapmaktayım, her an kimleri kırmaktayım
Hâşâ… Nasıl böyle bir halde tanrıyım diyebilirim ki…

Ölümsüz değilim, nasıl olabilirim ki…
Ecel her an başımda Azrail çok yakında
Her şeyde son varken nasıl inkâr edebilirim ki…

Yurtsuz değilim, nasıl olabilirim ki…
Tarih şahit, kültür adet, birliktelik saltanat
Memleketim deyip nasıl mehter dinlemem ki…

Sorumsuz değilim, nasıl olabilirim ki…
Ermeni, PKK, İsrail… Daha kimler toprak isterken
Dostumu düşmanımı bilmeden nasıl gezebilirim ki…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Nasibinse…

Karun nefisler bedende çürür,
Bakteriler yer keyfini sürer!
Aşksız embel dehşete düşürür,
Ölüm alarga, zevk baki sanma!

Embeller elde kâfir dilinde,
Firavun gözcüsü, sihirbazda…
Musa’nın yılanı yalanı yer,
İnsan hala mucize peşinde!

Hakkın sanatı bedava sergi,
Dokun seyret keşfet evrimini…
Akıl tıkanır ilim bağlanır,
Nasibinse bul hidayetini!

Karun nefisler bedende çürür,
Bakteriler yer keyfini sürer!
Aşksız embel dehşete düşürür,
Ölüm alarga, zevk baki sanma!
…………………………………
…………………………………
…………………………………

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Nazlım…

Çağın şairi Ömer Hayyam suretinde...
Açıldı ruh kapında, boyanır paletinde!
Gözüm tanıdı seni sonsuz saadetinde
Bağlamam/gitarım suskun, yalnızım!

İstersen herkesi dinle, umut bağlarlar
Ne ararsan var, bin bir vaatten dağlarlar
Şairim dilim doğru söyler, kalbim ağlar
Bağlamam/gitarım suskun, yalnızım!

Sen eğer yazmazsan Fırat ölür,
Dicle kıvrım-kıvrım akar yorulur,
Işığın olmazsa karanlık sokulur
Bağlamam/gitarım suskun, yalnızım!

Elimdeki gitarı/bağlamayı al ve at...
Gözlerin sevişsin, aşkla dans et!
Uzaktasın, illaki desende sabret
Bağlamam/gitarım suskun, yalnızım!

Ne olur anla beni, kışın üşütmesin
Ruhunla hisset plajın bekletmesin
Dolunayım güzelliğini seyretsin
Saçlarında buketin olayım, nazlım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Ne Desem...

Kirmen yünle döner,
Mum karanlığı döşer,
Yaş yürekten döker,
Acı mehtabımda aşk!

Deniz dalgalanma yar,
Güneşinle yakma yar,
Kutbunda aldatma yar,
Sen doğalsan ben deli!

Ağrın direniş tende,
İğnesi aczim kalpte,
Nasipsiz saadette,
Uykudayım kışında!

Yiğitlik tarih oldu,
Savaşlar hain doldu,
Tıkandı sevda yolu,
Duyarsız benlik ömrüm!

Küsmek ne değiştirir,
Murat bir nefesliktir,
Ön yargı son eylemdir,
Ne desem iflah olmaz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Ne Güzel…

Yaşam için Kur’an ne güzel rehber,
Düşünmek gerek okunurken ezber,
Gözde yaş, gönülde huzur sofrası…
Hisseder duayla yakaran eller!

Öğrenmek gerek, sünnet yaşanmalı
İman dilden bedene yansımalı,
Nuru alnında, yolu hak rızası
Düşmanı tek nefsi, onu yenmeli…

Ölüm perdenin ardında karanlık,
Açsan da göremezsin, yok aydınlık!
Maharet kumaşta, perdede değil
Ona giz süsü veren, yaratıcılık…

Ne güzel… Ressam tuvalinde insan,
Evrende nokta, Kâbe’de son divan…
Döner sola, yörüngesinde iman
Aşk, Hak’ta gerçek… Kokar cennetinde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Ne Olur Bir Göreyim Ya Resullullah!

Bir ikindi güneşi Hz Ömer yanında
Resulu özlediğini konuşuyoruz
Gözler sulanmış anılar taze
Basit döşenmiş evinde islamın istikbalini soruyoruz...

Din, yetim resulun dilinde yayıldı
Ne zengindi,
Ne yalancı
Nede haksızlık yapardı
Emindi...
yetimleri severim hepsinde resulun izi var!

Nuruna şahit olan ayrılamazdı meclisinden
Sohbetinden
Sessiz gülüşünden
kimseyi kırmayan sabrından...
İnci taneleri dökülürken gözlerinden
Ömer kükredi ' özledim seni ya resullulah...'

Gözlerimiz amazona karıştı
O alemlere rahmet nebisiz yaşamanın yoktu tadı
Güneş akşama ererken ölümü hatırlattı
'Özlem bitecek...' dedi ömer heyecanla...
Ak sakalından bir damla düşerken oturağına!

Bab-ı Selam kapısından mum ışığı süzüldü
Kabrine doğru adımlarımız yürümekte,
Ayrılık koru yandı cansız tülünde!
Fani gözlerimiz eşyaya mahkum görmüyor
Ömerle perişanız düşünde
Selam veriyoruz...

Gördünüz mü siz dostlar resulu
Gerçek aşkı yaşardınız bakınca yüzüne buğulu
Asr-ı Saadet kaplardı günümüzü
Dilinden çıkan emir,
Biatta yaşardık huzuru
Ne su kıtlığı
Ne küfrün melaneti
Nede ölüm korkusu safi yüreğe girmezdi
Şiirler susardı, varsın sussun..
İmam olurdu yedi milyar insan arkasında saf
Her uzva cennet doluşsun
Şeytan kabirde gölgeler nura doysun
Bırak düşlerim soyunsun
Özledim çok özledim seni
Hz Muhammed (SAV) 'i...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:12 PM
Ne Olur Söyle…

Gözlerimden akan yaşlar bulanık ırmaklara karıştı,
Sevilmedim anlaşılmadım ağıt kaderim selinin kurbanıyım…
Sadece uç yaşamanın savaşçı sahibi yıkar zor geçmişim,
Ruh perdem yırtılmış diye ayıplanmış gerçek fukarayım…

Seviyorum kurallar karşımda… Özgür ruhumla düşmanım,
Benimkisi doğada bulunan cinsten öylesine yalnızım,
Ağzımdan çıkan-oda aynı şarkı kabullenişi farklı
Hangi frekansa harmanlanmış içinden çıkamıyorum…

Bir ocak günü ocağımı yaksana,
Ne haldeyim baksana!
Soğuk bir âlem var dışımda,
Dağladığın yerden girip ısıtsana içimi!

Aynayım sana yansıyan görünen bende!
Günah diyorsan günahımsın!
Dokunmadım bir teline,
Vicdanınsa aradığın!

Dua ediyorum her fırsatta,
Gerçeği göresin diye aklınla…
Mahşer korkusu olmasın
Gezerken huzur çarşısında!

Sonra mum aramaya benzemez ki,
Alışkın gözlerde ışıklar sönünce!
O an içini yakar nelerin hesapları,
Temelinde sevgim olmayınca…

Sevmek o kadar ucuz değil inan,
Aldanma benden gördüğüne!
Gerçek inanç hele,
Güneşiyle doğmayınca!

Her şey manasız kalır yoksa
Yıkılır yedi şiddetinde deprem şokuyla!
Can derdinden gelecek kaygısı biter
Ümidin olmayınca…

Son gayretle mazine baksan,
Tavsiye dolu sözlere…
Sahiplendiğin her şey kendin dahi perişan
Tsunamiye mahkûm sahilde!

Bugün konuş eğlen… Şu aciz ve fukarayla,
Ben karınca sen ağustos böceği farkıyla,
Hesapların bittiği yarınlarda sensiz ne yaparım
Giderken ölüme adım adım!

Acı zerre zerre ruh koğuşumda,
Sabrım isyankâr komada,
Niçin cevabını aramak artık boşuna
İllaki yaşanmalı mı böyle, ne olur söyle…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:13 PM
Nebi’nin İzi...

Dile dolandı,
Gülle sulandı,
Elde süslendi,
Nebiye yol, düğününde!

Mekan serildi,
Ezan duyuldu,
Burak binildi,
Miraç gecesi gününde!

Kabe göründü,
Nebi döndürdü,
Kabı doldurdu,
Zemzem nuruyla, tatlandı!

Toprak mermerde,
Çöl, yeşil er'de
Varken sormağa
Biten izine ağlandı!

Cebel’i Nur’da,
Miski duvarda,
Çektim şükürle
Ağlayan gözüm kapandı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:13 PM
Neden Aşklar Yaşamıyor…

Başım ağrıyor,
Burnum tıkalı...
Aslında ağlasam iyi olacak
Hangi omuz var ki koyacak!
Kokladığım çiçek solmuş,
Yaptığım yemek kabında kokmuş,
Yatağım dağınık tıpkı benim gibi!
Yabancıyım kendime,
Sanki içimde başkası doğmuş…

Anladım ki yalnızlık ruhumda kalan tek izdivaç!
Bedenle sözlenmiş, her an sevgiye aç…
Çare yok otursam tahtlara, giysem taç
Doktoru da benim hemşiresi de ilacı da...

Bağlasam kaderimi hapishane demirine,
Dağlasam kötülüğü, özlemi geçmişimde,
Arasam her şeyi razı olduğum sevginde,
Seherde doğacak güneşi yine ilk sanacağım…
Uyansam, yeni uykusu yaşatır esaretinde!

Sahiplenmek güzel duygu, hüznü batsın,
Mirasyedi hevesleri sabrımda karalansın,
Her şey ölürken neden aşkın aynı kalsın?
Keşke değişmese ilk bakışın, ilk heyecanın
Ah… Sonsuzunda demirlense!

Kendimi sevmeliyim aslında,
Başkasından önce...
Doyum iki insan arasında,
Tek yaşanmaz söylense de...
Ters giden bir şeyler var ya,
Neden büyülüyor şeytani dansın!
Dün ne hoş yaşardın tenimde,
Neden bugün koca bir ahsın?

Buğdayın un oldu, toprakta saman başakları
Dökülür gözyaşlarım, düşer gibi yağmur damlası…
Ne bende yaşayacak sevdan,
Nede yeşerecek toprakta sap kalmış…
Çöle dönmüş toprak, yürekte avunan hatırası!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:13 PM
Neden...

Neden her kitapta doğrular yazmaz?
Hayrı yaşayan dil neden konuşmaz?

Öğrenmek hep sorun oysaki üzmez,
Kitap son tercihtir kimse gizlemez,
Okuyan liderdir kitapsız gezmez,
Neden her kitapta doğrular yazmaz?

Ahlak bozulunca toplum gelişmez,
Şikayet dillerde huzur bulaşmaz,
Hastalık çaresiz doktor çalışmaz,
Hayrı yaşayan dil neden konuşmaz?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Nefis...

Ey azgın nefis!
Azdıkça kuduran nefis!
Kudurdukça ağzından salyalar akıtan nefis!
Olmak yada olmamak arası ölümcül habis...
Ne bulursan üşenmeden yersin,
Ne bilirsen düşünmeden alırsın,
Ne olursan ilk özünden ayrılırsın,
Seni sevmek zor, nankörsün nefis!
Deştikçe hızlanır nefes, baş belası habis...

Dosdoğru yol seninle hor,
Sana hükümdar olmak zor,
Her insan içinde müphem kor,
İnce ayar nedir bilmezsin nefis!
Kur'an duvarda hapis, yaşatmazsın hadis...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Nehre Benzer Zaman ve Yaşam...

Zaman ve yaşam, nehre benzer:
Kimi yerinde durudur,
İçine atlayasın gelir,
Hazla yüzmek istersin,
Sıcacık sarıldığın çocuğun olur!

Kimi zaman nehir kudurur:
Gözler sadece korku bulur,
Her yere köpüğü bulanır!
Sanki çocuğun canavarıdır,
Adeta yemeye hazır, yutar!

Kimi zaman şelaleye benzer:
İçi sıcak elektrik yüklüdür,
Ne sinirlidir nede küskündür,
Aktığı görülen, pek güvenlidir!

Kimi zaman bir yerde kurur:
Aktığı toprak çöl gibi kavrulur,
Ağaçlarının yaprakları savrulur,
Hatıraları bir kaç kuyuda numunedir!

Sen o nehri nerede görürsen sevin!
Hangi noktasında olursan ol seyredesin…
Islaklığına yapış,
Adaletine alış,
Mutlaka seçersin
Fıtratına uygun bir akış...

Külli yaşam içinde adaleti,
Mevla eşit dağıtmış...
Eğer bir pencereden bakıp, görmezsen binlercesini
Olursun kendini kandırmış!

Nehrin her yerinde yaşar insan farklı
Koşulları ona özel, içinde gizlenmiş!
Her dertte yeni heyecanlarının saran ateşi,
Ne güzel hediye aslında, boşa isyanmış!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Neredesiniz?

Sevgiye hasretim gönlüm dağlar aşar,
Nehirlerde yunar, denizlerde yüzer...
Yağmurda düşer dolunayda ağlar!
Anne, çocuk, arkadaş, dost, yar, amcalar
Günebakan gibi boynum büker karanlıklar...
Neredesiniz?

Yediğim içtiğim olsa ne fayda,
Rızk Allah’tan nasılsa,
Bulunur çalışmakla...
Ruhumda Gölcük Yalova Düzce depremleri!
Sıkışmış bedenim namussuz müteahhit harcına,
İmdat ederim duyan olursa...
Neredesiniz?

Cebimde para yeşil pasaport gezmekte sorun yok,
Beden kafesime akar bereket bolluk...
Resimlere baktıkça özlem dolu koleksiyon parçalar,
Nuh gemisinde keklik avına çıkarcasına benlik dağlar...
Büyüyen obezle pişmanlık sarar sanal yoksulluk,
Budist düşüncesinde aptallaşır ölüm kartallar ağlar!
Kur’an gerçeğine sünnet eşarbı saran dallar,
Neredesiniz?

Bedenim Asya mistiğinde yaşarken ruhum Kabe’de,
Şamar oğlan gibi iki yüzlü yaşadıklarım sahnemde,
Kafesim bürünür bin bir çeşit kumaştan entariye...
Gecenin son deminde şeytansız sıkıntılar,
Sizden habersiz, kalırken nefessiz yanaşmaz kabullere...
Neredesiniz?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Neysen O Ol…

Öğüt vermeyin yaşayın,
Kaşlar çatmadan oynayın,
Çiğde olmasın haşlayın,
Yerken tatlansın güzellik…

Sözlerinizi boğmayın,
Yüzünüzü çok eğmeyin,
Neşemize hiç değmeyin,
Birazcık bulunsun özellik...

Ölüye gidin ağlayın,
Düğüne gidin oynayın,
Muhabbet varken söyleyin,
Yapmayın boşa hamallık…

Ah vah ağlayıp hoplamaya,
Dünya fani, değmez ya…
Gerekte yok çok zıplamaya,
Neysen o ol, bir perdelik…

Felah için arınmalı,
Cennet mekân barınmalı…
Nefis kirden arınmalı,
Ölmeli yüzde sahtelik…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Nisanımda...

Yollar azgın şer salgın sarar cehennem
Sular kızgın ruh dalgın yakar dilimden
Acımdan verirken söz unuturum andım
Anlar dargın düş yılgın ahlar seyrimden!

Neden inandığım çizgiye ihanet
Adem yapmış can verilmişken emanet
Hükme boyun eğmiş yaşarken cehalet
Sonsuza sarılmış kuş uykusundayım!

Bize öğretilen yaşam kahramanlık
Gerçek bambaşka paylaşılanda anlık
Günah havuzunda zevk eyler dalgınlık
Sular durulsa da görecek göz lazım!

Yazan yazana konuşan konuşana
Elde kalan çöplükte yem domuzlara
Gözden akan yaş rahmetle dolarsa
Kur’an hakim şeytan ölür nisanımda!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Noel Baba…

Ticaret mi, din midir Noel Baba?
Umacı gibi görünür hoş yama…
Yılbaşı tutku, ruhu sarar aba
Yalan biliriz, inanmak isteriz!

Çamlar kesilir eşantiyon bolca,
Çocuk kalbinde dönüşür hayale…
Boy-boy reklâmlar, bir beklenti yolda
Haktan değil de, hayalden dileriz!

Zekât, sadaka alışkanlık olsa
Haktan alınıp, halka dağıtılsa
Emanet denip, benlikler atılsa
Noeller ölür, cenneti belleriz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Nuh Gemisi Fora...

Her güzel düşüncenin binlerce şeytanı var
Onlara yine beklemedikleri güzellikle cevap vermeli
Sinirlendirme sindirme silikleştirme yanları var!
İnançla sabrı,
Ateşle gözyaşı,
Çekiçle dağları,
Acının gecesinde seherle sabahı
Tefekkür deryasında seyretmeli...

Hissetmeli tavafla Kabe’yi
Değerken beyaz mermere sonsuzluk alevi
Güneşin raksı
Gözlerde nur ferahı
Çöl ortasında sahra yaşam bulur ruhta zemzemle...

Şeytanlar ancak kendi yandaşlarına korku salar
Allah’a iman sünnetle yaşam huzuru aralar
Tuvale sığar yürek paletinde Allah dostları renk renk
Beyaza bürünmüş cesetten koğuşlar
Cennet provasında haşr kovalar!

Kötülük suyla beslenmeyen ağaca benzer,
Büyür biraz sonra kurur ormancı şeytanlar keser,
İyilik bengisuları içine çeker gökleri deler,
Gelecek nesillere olur yaşamsal muştu rehber,
Embeller sarılır kinnapa
Acılar alarga
Nuh gemisi fora!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
O gün…

Aczim her yanımı sardığı o günde,
Ruhumda depresyon sokuldu tenime!
Gözlerim ağlar, yüreğimse dayanmaz
Her tarafım titrer, sorgular beynimde!

Katlanmak ne çile seven küsse hele,
Demek ne zormuş her şeye güle güle,
Yıkıldım, süründüm, neydi öle öle…
Affına sığındım, özrüme acınmaz!

Hayal bayat, umut gerçeğine yakın,
Yalnızlık miracım dolaşırım şaşkın,
Eğer ömrüm varsa ne yaparım yarın?
Ne bedenim ne de ruhumda katlanmaz…

Eyler “An Tüneli”, kuşak taşır kiri!
Döner kısır çarkta evveli ahiri...
İmdatla aranır mucize, sihirsi
İnsan bu dünyada illaki aklanmaz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:17 PM
Oku Ama Nasıl?

kara kalem çalışması doğa üzerine
kurumuş dallar ve yeşillikler süslemeye
elimde inilti doğada çırpınış ve rüzgar
hevesler ilhamlar yer vermiyor düşünmeye

Oku diyor rabbım...okumalı ama nasıl?
alfabeyi biliyorum bu cahilliğimi yok etmiyor
her zerrede ayrı sanat yaşamalı ama nasıl?
bir şeyler icat etmeye bile aklım ermiyor...

hala kurcalıyorum benlik içinde nizamı
namazı sorguluyor oruç tutmasam lafları
parayı nasılda zor kazandım deyiverip
bol keseden dağıtmak anlamıyorum infakı!

oysa en zor anlarımda yine Allah'a yakarır
ne sözler veripte tövbeye pazarlıkla sarılır
sağlık ve bolluk içinde unutmuş gibi maziyi
icat ettiğim şerlerim dolu dizgin yine şahlanır!

geri beslemesiz sanarız özgürlük
her asır şahit idam edilir kötülük
patlar son yanardağ ecel bırakır sönük
ne değişen var nede eyvallah... rabbim eder sabır!

Safet Kuram

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:18 PM
Oku/Yana...

Hira’da melek, suskun nebi...
Yirmi üç sene sular kalbi!
Sarsılır şeytan ve ecnebi...
Endülüs aşar yayılır kor!

Her bayrak okur, çıta iman
Her medeniyette, güçlü liman
Her yerde huzur, aşkı yaman
Örnekler tarih, ehline sor!

Gevşeklik cürüm, bozar tadı!
Ne hekim ehil nede kadı...
Okunmaz olur, dilde adı!
Hastalık sarar, kurtulmak zor...

Ne çıbanı belli ne dinler ah!
Ne menzili var nede felah!
Ne hınzır dertmiş eyvah, eyvah!
Oku emrine pek şaşkın, kör...

Alem mucize, yazar Kur’an!
Gösterir oku/yana her an...
Teşhis konulur, bir bak aran!
Kendi hayrına, beynini yor...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:18 PM
Ol...

Yağmur gibi gözü yaşlı ol,
Sevdam ol, yumuşak başlı ol,
Ne olursan ol tek aslı ol,
Makyajın yüz değiştirmesin!

Sevmeyi bil ama acı ol,
Konmayı bil hep baştacı ol,
Aşkınla bal, tek bir hancı ol...
Sözlerimde eleştirmesin!

Sığarım gönlüne harbi ol,
Bakınca yüzüne barbi ol,
Yaksın her yanımı konbi ol,
Başkasıyla karıştırmasın!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:18 PM
Olmasaydın...

Varlığımı delen nefsi kurşun, eğer sen olmasaydın:
Yüreklenirdi hayatım bir bahar günü…
Ne nefesimde yâdın,
Ne dilimde adın,
Nede varsa yarın
Umursamazdı öldüğünü!

Aklıma neler geliyor bilsen, eğer sen olmasaydın:
Yokluk ne hoş olurdu uçurumun kenarında,
Usum isyan etmezdi delik deşik yaraya…
Kalbim katlanır, düşünmezdi kara kara
Ve gözlerim unuturdu hızla gördüğünü...

Ne kalırdı ki şimdi dünden, eğer yanımda olmasaydın:
Kartal pençesi arasında boğulmaya hazır,
Uçuyor olurdum gökyüzünde nazır!
Ve sen gözyaşımla ıslanırken,
Kefen, sevgine olurken örtü…
Silebilir miydin izlerimi yüreğinden?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:18 PM
Olsaydım...

Ebabil gibi tüm Ebrehe’lere
Atsam şerlere taş yüreğimde
Nefsim kaynasa coşkun kazanda
İman testim hak çamurda pişse

Kopsam öğreti yörüngesinden
Beslensem ilahi aşk özünden
Kerbala’da Hüseyin safında
Uçsam Hamza’nın şehit göğsünden

Kabirler tanık görseydim azcık
Dokunuş yalan sokuluş yalan
Sahibi birdir rahmettir her rızk
Her kul hakkını olsaydım yıkan

Ey cahil nefsim nedir telaşın
Her gördüğünden kopar hasedin
Secde dar gelir dünyalık derdin
Yalnızca Allah’a kul olsaydım

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:18 PM
Olsaydın…

Ismarlama aşk yoktur...
Aşk ya vardır yüreğinde yada yoktur...
Ne beyaz at vardır nede prens...
O artık bir tarih sembolüdür!
Ne harem vardır nede cariye... Olsaydı dermişim!
Olması için kanlı canlı savaşlar yapılmalı,
Vahşetler kol gezmeli,
Erkekleri ölmüş kadınlar çoğalmalı...
Böyle bir seçenek asla olamaz!
Çünkü atılan nükleer bombalar kadın erkek ayırmıyor günümüzde...
İki ordu karşı karşıya geçip de savaşmıyor!
Hem değişim kaymış cariyeden metrese…

Niyetim hep aynı kalacak diyemem...
Sen çizgileri şekillendirmişsin gönlünde!
Kendi üzerime alınsam da bu bana benzemiyor,
Hem her istek olabilse dünya cennet olurdu...
Hani bize yakın hani bizi anlayanı bulabilmek önemli olanı...
Eğer kadın erkeği tutmasını bilirse,
Elbette aşkta süreklilikten bahsedilebilir...

Ne ayıp kalmış ne mahrem şeyler...
Haremler çökmüş!
Beyazlar kirlenmiş,
Prenslerde ölmüş!
Romantizmi saklar müzeler…

Şimdilerde at yerine araba, mesela BMW, Mercedes veya başkaları...
Yani şöyle demeli BMW’lu kovboyum nerede?
Beyaz atlı prensim yerine...
Nerede kemendi atsa da üzerime demeli bırakmasa...
Saray yerine villalar var...
Hazine yerine takılar...
Savaş yerine boşanmalar, evden kaçmalar, dayak yemeler...
Bu artık değişmez dünya portresi

Aşk ısmarlanmaz ki… Yaşanır,
Gelecekse yaşandığında vardır!

Sana hiçbir vaatte bulunamam...
Ya varsın benim için şimdi yada yoksun...
Ya aşkım var yüreğinde yada yok, üzülemem!
Yetişkin iki insan mantığında bedenimde koğuşsun...
Senden belli bir karşılıkta bekleyemem!
Sadece şu an seni istiyorum hala,
Olsaydın… Ah olsaydın!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Olur Muydu?

Malatya yollarına varsam düşsem,
Hoş hayecanlar yüreğimde duysam,
Bekleyen yari süratle ah...bulsam,
Benden huzurlusu hiç olur muydu?

Piri Reis'in gemisi peşinde,
Teknik donanım her şeyi içinde,
Düşsem seherde yarin bedenine,
Benden huzurlusu hiç olur muydu?

Fıratın yukarısından kıvrılırken,
Güneşinin ışığı hoş yansırken,
Her an özlemle yanar hissederken,
Benden huzurlusu hiç olur muydu?

Ah! olmasaydı bu kadar uzaklık,
Ah! koymasaydı ayıran bu rızık,
Ah! solmasaydı aldığım son çiçek,
Benden huzurlusu hiç olur muydu?

Ruhumda sevdası bahar yağmuru,
Her baktığım yerde şekli şemali,
Çekmesem bu yaban elin kahrını,
Benden huzurlusu hiç olur muydu?

Ömer Hayyam'ın hisleri yaşanan,
Dünyamızın her yerini kaplayan,
Güzel bir şey varmı başka aşkından,
Yoksa benden mutlusu olur muydu?

Ya sabır, sabah yelinden alınan,
Zaman hapishanesinde sıkışan,
Vuslat zamanını her an bekleyen,
Benden huzursuzu hiç olur muydu?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Olursun Üzgün…

Hiç kimse öldürmeyi,
Haklı gösteremez!
Kur’anda cehennemle,
Dünyada müebbetle,
Cezasını çekse de…
Bir şey değiştiremez!

Yüreklere düşünce,
Ah, başkaldıran terör…
Kanı sıçrar başlara,
Yaşama verir error!
Yapışırda şerli zamk,
Cellâdı olur görmez…

Sen, sen ol ki kardeşim!
Aksın sonsuz gözyaşın…
Her şerri bin deşerim,
Hak yollardan aşarım,
Kabil acı katmakta
Habil canlı öldürmez!

Özgürlük imanında,
Allah’a kor aşkında,
Hesap ona, haşırda,
Yapma hesaplar başka!
Anlık heves ve yasak
Yol cennete erdirmez!

Tek yataklıdır kabir,
Zengin ve fakir alır,
Toprak eder misafir,
Melekler sorar hatır!
Orada dünya uzak
Şerli ağaç yeşermez!

Terörist yüreğinde,
Zevk alsan da vurmakla…
Ecelin beklemekte,
Sanma sorgusu yokta!
Beyaz kefen sıkmakta
Azapları güldürmez!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
On Dört Şubat…

On dört şubat’ta “sevgililer günü…”
Tek güne sığan acı bir aşk günlüğü!
Çarşı pazarda alış-veriş sürgünü,
Sanki almazsak kurşunu sıkacaklar!

Reklamı peş peşe döküldü sahana,
Hediye almazsam sert sözler fırında,
Ayıplanan şahsım bel bükmüş hazanda,
Sevmiyor diye yatağı ayıracaklar…

Sevmek zor, âşık olmak-evlenmekte…
Savurgan israf duyguyla yaşlanmakta!
Ne kötü adet ya… Her cahil kanmakta,
Koca bir yıla aşksız mühür vuracaklar!

Oysa rahmet peygamberin ümmetiyiz,
Allah için sever, yaşarız afiyet!
Her an tespih eder aşk ile saadet
Dil düşmezse amel’e, gün sunacaklar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Orman...

Tırmandım ağaçlara,
Uzandım yalnızlığa…
Yeşilde, sararanda
Sarıldım yapraklara!

Orman sessiz, kefensiz
Her yer yaşar bedelsiz!
Renkler şahane, eşsiz
Masaj yaptı ruhuma…

Irmağın kenarında,
Geçmişim yundu başta!
Düşlerim şekillendi,
Zıplayan balıklarda…

Ağaçta güz, gölgeler
Ağzımda söz, özlemler
Yaşamda giz, ölmeler
Yürüdü yalnızlığım…

Avcının silah sesi,
Gürler yağmurun seli,
Umutlarıma benzer
Vahşi çığlığın yeri!

Sonsuzu gördü orman,
Hayır-şer yolcusundan…
Bağrında ben, sormadan
Dört mevsim yenilendi!

Bazen çiçekten balda,
Bazen eriyen karda,
Bazen çöl ayazında,
Tat aldım her yerinde!

Aşkı doğaldır al, al
Her nefeste yine al…
Üstünde güneş, hilal
Nurlandı yüreğimde!

Orman pek delikanlı,
Toprak onla nişanlı…
Bahar vuslat kış azat
Ders verir yaşadığı!

Binalar, kaldırımlar
Nefessiz bırakırlar…
Yeşil beden ruhuna
İmdat eder yangınlar!

Özlem varken yaktığım,
Topraktan ayırdığım,
Ruhuna el Fatiha
Orman öven sözlerim…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Ormanlar yanıyor…

Ormanlar yanıyor,
Elim ayağım kanıyor,
Nefesim tıkanıyor,
Ateşle oynayan nasıl insan?

Asırlık ağaçlar yok oluyor,
Nesiller tarihini okuyor,
Duyarlı insan hesap soruyor…
İçim acımaz o eli kırsan!

Kuraklık başrolde bela
Toprakta yağmura veda
Doğada özlem, yeşile sevda!
Her haberde yüreğimi burkan…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Orucu Anlama…

Oruçlu bedeni azat etmeli,
Ruh nefse hükümran, çok sabretmeli
Tövbe gönüllerde kor nakşetmeli,
İbadet olmalı amele ayna…

Sahiplenme ey dost, dünya geçici
Ölüm her yerde var, yaşa seçici
Bu yol haşr’a gider, anla oruç’u
Rahmet deryasında sebile ayna…

Üç aylardır Recep, Şaban, Ramazan
Rabbime, resule, kul’a bağlanan
Bayramla mağfiret yaşar aklanan
Cenneti kucaklar her duasında…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Oruç…

Açlık neremizde yoktu ki!
Ağzımda aç kaldı toktu ki…
Manevi iklim tat soktu ki,
Aklım hepten başıma geldi…

Zincirlenmiş şeytanım kızgın,
Ölmek üzere nefsim azgın,
Duamdır böyle kalsın yazgın,
Aklım hepten başıma geldi…

Yaşanan cennet provası,
Yayla havasında ovası…
Döker şerri bir bir kovası,
Aklım hepten başıma geldi…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Osmanlı Düşü...

Ne tarafın olabilirim nede savaşın,
Dindarım-insanım-Türküm alışın,
Osmanlı atam, onun izinde yarışın...
Dört kıtada efsane,
Torunlarına kitabe,
Her duada Kabe’de,
Tek çözümdür barışın...

Lider peşinde dört kıtanın halkı,
Almak için özlediği sonsuz hakkı...
Sis dağılıyor,
Güç sağılıyor,
Aşk çoğalıyor,
Keşfedildi, yapıştırmak için düş zamkı!
İzler saf, tek ses ve iman ile haykırışın...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Osmanlı ve düşündürdükleri...

Balkan harbi, öncesinde doksan üç...
İçimizde bırakmamış derman, dışımızda güç!
Hainler, casuslar, bin bir çeşit yüzler
Cep doldurması helal, halkta olsa suç...

Kahvehaneler tıka basa dolu...
İçki içenler,
Nargile çekenler,
Taşlar dizenler,
Aileymiş, çoluk çocukmuş, düşünmez elit yüzler...
Her gün onlarca suçlu doldurur karakolu!

Vicdan yeşil reçeteye bağlanmış,
Şanlı tarih ölmüş acizliğe ağlanmış,
Bir iki vatanperver sürgünle dağlanmış,
Sırtında kambur, yüzünde kalbur çoğalmış yezit yüzler...

“Türkleri öldürebilirsiniz ama yenemezsiniz”
Demiş Napolyon!
Ne kadar bozulsa da madalyon,
Bir rahmet yağmurunda, imanla güzelleşir kalyon!
Kendini bilir nefer, kurtuluşa koşar anıt yüzler,
Seyreder kurulurken bir ulusu, ağırlarken balkon...

Aslında Osmanlı masalı,
Ecdadımın asırlarca yaşadığı kader anı...
Ne zaman güçlense ülkemin ayarı,
Çoğalır bozmak için düşman murat yüzler!
Keserler çaktırmadan, beyine giden ana damarı...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Oy Oy…

Gülen dudaklarında bahar kokusu
Gözlerinde sergi yayla çiçekleri
Arının kanadında uçma coşkusu
Gönlümde tutku olur yar dedikleri...

Çukurova’da şimdi ekinler boy boy
Yayla havasına doyulur mu oy oy
Karacaoğlan kalbim gezerken toy toy
Bağlamam çalar aşkım ezgileri...

Aynasın hep yansıyan sensiz yaşlanan!
Ağıtlarsın yaktıran yağmur bastıran
Ellerin yabanında aczle avunan
Özlemin zor geçer yakar sebepleri...

Çukurova’da şimdi ekinler boy boy
Yayla havasına doyulur mu oy oy
Karacaoğlan kalbim gezerken toy toy
Bağlamam çalar aşkım ezgileri...

Geçmişimiz canlanır kumsalda gölgen
Dalgaların çığlığı geriye kalan
Temmuz ateşinde haberin yalan
Candan sevdim bir kere dağlar gerçekleri…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Oyundur Aşklar…

Dokunur acı dolu sözlerin,
Ağlarya ahu bakan gözlerin!
Mecnun misali masum gizlerin,
Meçhule gitti an tünelinde…

Yalnız başına her dağ arşında,
Yaşar yalnızlık, can yok taşında!
Sevgiye hasret gönül tasında,
Yalandır aşklar aczin tülünde…

Masaldır sevgi yayılır zehri,
Balayı ömrü, sürmez çok sihri!
Nefes aldırmaz, güldürmez selvi…
Yakar hüzünle, biter külünde!

Oyundur aşklar akıtır yaşlar,
Mantığım almaz nasılda başlar…
Gözü kör eder sineyi haşlar,
Heyecan biter, solar gülünde…

Sahte rötuşlar kandırır sahi,
Narda âşıklar, ilanda zayi…
Sen sev seveceksen yalnız ilahi,
Sen bil yeter ki, dursun amelde…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:19 PM
Öfkeme Reçete...

Öfkem turşu suyuna banmış,
Acılı çiğ köfte tadında...
Benliğim şımarık mirasyedi, bahse kanmış
Haset şamarı yağar, tükürük sağanağında!

Salyangoz gibi yapışır şer, katı yüreğime
Düşünmeden sonunu, son gaz hazır üzmeye!
Kazma-kürek toprak deşer gibi küsmeye,
Cehennem yangınları sararken yanağımda!

“Güzelce abdest al istersen,
İki dakika uzaklaş buradan dilersen,
Öfken anlamsız gelir sonra, başını yolarsın
Bulut dağılıp, gökyüzünü güneş yardığında.”

Sağdaki melek böyle tavsiye eder
Ölürken matador, azgın soluma biter
Hayvani o duygu birden ruhtan gider
Allah’a kulluk bilinci, kanımı sardığında...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Öğüt...

Kime öğüt vereyim bende de bir nefis var,
Neye yarar ona söz dinletemedikten sonra!
Bir adım gerisinde kalsam o on adım duvar,
Çekiyor beni her an canımı yakan kora...
Muslukları yalama olmuş, boynuma yular!

Günahsız kim var ki...
Mesele tövbe etmekte sigarayı bırakır gibi!
Gülünecek haline kim ağlar ki...
Sağlık onda,
İşler yolunda
Uyur-gezer
Karun dozunda!
Mesele Allah’a kul olmakta namaz kılmak gibi...
Öğüt yerine kendi kendimizi tedavi,
Amelimize yapabilmekte ince ayar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ölenler Anlıyor...

Tatildi özlem o da bitti,
Sıcaklar kuraklıkla terletti,
Susuzluk panik etti...
Borsa indi-çıktı bizi eyledi,
Sınav sonuşları belirlendi,
Okul kayıtları derdi bitti...
Seçim yenilendi,
Cumhurbaşkanı nihayet Çankaya'ya gitti...

Nereye baksam ucuz-pahalı herkes arabalandı,
Cep telefonunun her türlüsü ceblere alındı,
Fakirlikten, pahalılıktan, maaş azlığından ve daha nelerden şikayet yapılıyor...
Her nasılsa cumayı vitrin yapan cemaat beş vakit namaza alışamadı!
Kimse ölüme aldırmıyor!

Her formula yarışında insanlarda heyecan kapışılıyor,
Yemediklerimiz şükürsüzce çöplere atılıyor,
Yeni ev, araba, beyaz eşya düşünmeden alınıyor...
Para biriktiriyoruz,
Malı yığıyoruz,
Gösteriş satıyoruz,
Kimse ölüme aldırmıyor...

'Ben denize-beş yıldızlı otelde gidemedim! '
'Zenci gibi yanıp şöyle kırıta kırıta gezemedim! '
'Tatil için gittimse de yoruldum dinlenemedim! '
'Birine anlatacak laf dolu sözleri biriktiremedim! '
Derken ben dahi kimse ölüme aldırmıyor...

Kuraklık, deprem, yangınlar....
Mevladan ihtar aslında ama yok kaygılar...
Masal gibi yaşanan sözdeki çalımlar...
İllaki azraili mi göreceksiniz ey faniler!
Dönüş olmaz birde, kimse ölüme aldırmıyor...

Hırsız çalmasın diye sitede kameralar kayıt alıyor!
Asansöre jeneratör, her kata fotosel, doğal gaz ayarı...kaplıyor!
Falan falan bitermi ki dünyanın rahatlığı...
Bitti derken yeniden şişiyor site aidatı!
Bir türlü sorgulanmıyor... Ve ölüme kimse aldırmıyor!

Ölenler anlıyor...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ölüm Marşı…

Rahmetlinin helvası da güzel olmuş,
Allah sizleri cennette kavuştursun…
Paraları dağıldı,
Eşyaları ayrıldı,
Anıları satıldı,
Biraz ağlanıldı…
Eh işte hayat devam ediyor ver bir tabak daha,
Bedenim ölüm atıştırsın!

Videolar atıldı çöpe,
Silindi anılar resimleri öpe öpe,
Mezarını da yaptırdı körpe…
Eh yapacak bir şeyde kalmadı daha,
Elveda, seni toprak yatıştırsın…

Kilitlendi toprak sandık,
Belki hayırlı ameli belkide zındık,
Unutuldu rahmetli birkaç gün andık…
Ölmeden ölümü gören olmadı daha,
Ah şu şaşkın insanlara ders aldırsın…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ölüme Hazır Mıyız?

Şimdi Azrail gelse ve hazır mısın dese
Halimiz ne olurdu düşünsek deşe deşe...
Yediğimiz boğazımızda durur,
Dudaklarımız bir anda kurur,
Rengimiz solar acil telaş bürür,
Bir ömür yaşananlar sıralanır peş peşe!

Hiç olmazsa eşimize sarılalım,
Çocuğumuzla baş başa kalalım,
Kiminle paylaştıysak helalleşelim,
Bile diyemeden, karışırız toprakla taşa!

Güzel sözler döken dil
Dünyayı gören göz, sefil
Yalnızca, bize arkadaş amel
Ölüme hazır mıyız, düşünerek yaşa!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ölüyoruz…

Yanardağ patlaması,
Depremin katlaması,
Terör’ün patlaması,
Ölüyoruz…

Piyango çılgınlığı,
Borsanın yılgınlığı,
Paranın azgınlığı,
Ölüyoruz…

Yalanlar uçuşuyor,
Yürekler buruşuyor,
Ahlaksızlık coşuyor,
Ölüyoruz…

Düşünülen tabutta,
Konuşulan azatta,
Manasız hayatlarla,
Ölüyoruz…

Savaşa gerek var mı?
Daha beteri yar mi?
Bunca yanlış kader mi?
Ölüyoruz…

Arkadan ecel gelen,
Önden dost kaybolan,
Düşünmez saç-baş yolan,
Ölüyoruz…

Allah’a kulken özde,
Neden başkayız sözde,
Şeytan yaşar her bezde,
Ölüyoruz…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ömrüm...

Şıpsevdi ömrüm, varken ölüm nasıl tat alayım
Acı dostum, her bedelinde rehin mi kalayım
Kor yüreğim, dünya tatlıysa saç başmı yolayım?
Anda hapis, gördüklerine geçer es, manasız...

Eyler aczim, neler bağlıyor oysa, sorulmadan
Almaz aklım, her hesabın sonu başka, üzülen...
Kör gözyaşım, olur güneş çıksada hep dökülen!
Hiç ders almadan aynıları yaşadım arasız...

Felaketim, mezarından dillenip sorguladı
Umudum, gelecekten gelip sinemi süngüledi
Ah bedenim, ikisinden habersiz büyülendi
Sundu dünya gerçek rüya, pişer yaşam mayasız!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Ömür Dönencesi...

İçilir yenir uyur uyanır,
Küser barışır beden aynadır!
Ruhuma siner hayırsa ferah,
Sessiz bağırış hepten azaptır!

Laf senlik-benlik, anı eyledik...
Her an eşit hali, ahla görmedik!
Daldık hazıra fena aldandık...
Kibrin yolunu marifet sandık!

Her şerde yarış, söz uçan barış...
Ön yargı bağı üzümde acı!
Amorti moral hayırda varmış,
Cennet cehennem olur nazarı!

Gerici-modern tek safta fikren,
Yokluk zenginlik rette direnen!
Ömrün kışında giyilir kefen...
Bahara veda doğar son evren!

Sevmeli nuru nurlanmış yüzü,
Anma kusuru Hak’tan ötürü...
Nefsini yer ki onar özünü,
Hakiki rehber kendin sergiler!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Öpüyorum Kurbağaları…

Yüreğindeki titrek sessizliği
Arabesk müziğin akorduna gömen
Gülümserken buruk acıyı örten
Yalnızlığı içine sindirmiş dost!

Bakarken pencereden kar tanesine
Aklanmış yüreğine pranga geçiren
Ruhsuz duvara vura vura deliren
Sevgili dost... *******i beni kokla!

Her zaman yüreğinizde safi yerdeyim
Yalnız değilsiniz gelmedikçe ecelim
Geçti geçmişim sorgulamam kaderim
Gelecek belli değil şu anı yaşarım!

Yalnızsın diyenler zehirli sarmaşık
Acı vermekten başka bir şey bilmezler
Elleri kınalı duvaklı gelinin gözü yaşlı duası
Ölüm acı öldürmek acı sensizlik acı.

An gelir anlaşılmaz olur ışıksız kalır *******,
Sallanır ninniyle dünyalık beşikler.
Dosta dönüşür diye öpüyorum kurbağaları
Güzele maya çalar belki yaşanırken sebepler.

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Örnek Alın…

Asırların treni bu, yavaş çalışır
Hem nazlıdır hem de dram yaşatır!
Kimilerinden neler gördü, gördü yanık sevdalar
Mutlu oldu seherde doğan güneşle...

Uykudan uyandı gördü denizde dalgalar,
Çok mutluydu dilinde neşeli şarkılar,
Bahardan hoş esinti, gördü bal yapan arılar,
Gökleri deler gibi yükselen martılar...

Bahçede özlemli kahvaltı yaptılar,
Geçmiş bitmişti, şu an aşka kapıldılar,
Yüzlerde gülücük, bedende heyecan
Saffet prensese kavuştu, müjde verin…

Davul zurna çalın, mehter aşkı bestelesin
Bu gece dolunay gecesi... Yağmurla ağlasınlar
Toprak yeşerdi, saffetin yüreğinde tazelensin…
Gökkuşağının yanına, göğe çıktılar sevinçten,
Saydılar renkleri seviyor sevmiyor diye…
Papatya kıskandı, boynunu bükmekte
Kırlarda hüzün, değmez yere ayaklar
Uçan iki kişi, adrenalin dağıtmakta!

Örnek alın, örnek... Tembel insanlar
Biz geldik...
Sizin için gökten indik,
El ele geldik!
Aşkımızla sevindik...
Kalıcı çözüm ektik!
Yaşam tarlamızda!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:20 PM
Örümcek…

Çamlar arasında cennet yeşilliğinde yürümek,
Yağmur sonrası kokusuna nefesimi bürümek,
Her çıtırtıda evrenler aşan çağları sürümek,
Kaynağa bakan yansımalarda su içer, güneş yanığı dudaklarım!

Kötülükten bıkmış iyilik adına yaptığım adaklarım,
Her dokunuşta tefekküre alışmış parmaklarım,
Umut Merdiveninin bilmem hangi basamağında,
Işık oldu karanlığıma, saçıma düşen aklarım...

Orman insansız, sessiz, yalnızlığımı saran korku, soru sağanağında
Ruhuma kafes gibi bedende, arıyor bir mekân dünya barınağında!

Firar etmiş fırtınalarda imdat eden kaptansı hisler,
Rabbime duada o kadar samimi sardıkça korkunç sisler,
Ölmekte o kadar aceleci davranır azgın hevesler,
İnler mahkûm itilecekmiş gibi bastığı sandalyede, darağacında!

Ne kadar çok benzer cennet-cehennem, soğuk-sıcak
Her uç aynı acıya denk orta yol ırak,
Sanki şer dedikleri bu olsa gerek, bakar bize sırıtarak
Salkım-salkım yenir, sonunu düşünmeden üzüm bağında!

Yer-gök arası birde ufkum tek koordinatım,
Hatırladıkça gülerim, sevgiliye yaptığım son serenadım
Cennet yeşili gözleri, hep umardım tek muradım
Cicim ayları geçince, esiri oldum örümcek ağında!

İçte saklı şikâyet, terk eder keyfiyet büyür her an dağında
Alışkanlık olur her yaşanan, aşk ise ölür solunda sağında!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özgürlük...

Özgürlük bu dünyaya tamah etmemektir,
Ne sahiplenmek nede dediğim dediktir,
Allah’a ham sevgiyle amelle bağlanmak
Kokusu da yolu da ruhu da sünnettir!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özledim Seni....

Kainat efendisinin doğduğu gündeyim,
Salının ilk saatleri onun düşündeyim,
Yüreğim Medine’de kabrinin önündeyim,
Nasıl uyurum bugün böyle bilmem ki... Nasıl?

Nur dağında gezdim, kokladım her karış yeri...
Baktım Kabe’ye izledim oradan evini!
Öylesi yokuşu görmedim nefessiz kaldım,
Küçücük mekanı, sığmış oraya her şeyi...

Yanında olsam koysaydım omzuna başımı,
Okşasaydın saffetim diyerek saçlarımı,
Nuruna karışsaydım aşsaydım bu çağları,
Zamanı durdururdu sevinçten göz yaşlarım...

Fitneyle, yalanla yaşar aldatır insanlar,
Her saflık kirletilmiş savaştan beter anlar,
Okudukça, öğrendikçe kur’an, artar ahlar...
Hud süresini okurken seninle yaşlandım!

Asur halkı tövbe edişini ezberledim,
Yakub’un Yusuf’u sevişi, sabrını sevdim,
Ağzından dökülen ayetlerine seslendim...
Neredesin ya resulullah özledim seni!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özlem Dili…

Özlem garip bir şey
Yüreği öldürür tik taklarda
Her an gece gibi bir şey
Habersizlik tak eder cana…

Yerken pencere kenarında bir şey
Huzursuz bir sancı yakar uzaklarda
Tek tük gelen giden umuttur gözyaşına
Silikleştikçe gölge cehennem kâbus geri döner!
Uyumak istemez baş döner döner
Saniyeler sayılır gönül tahtında...

Sesler hışırtıyı
Düşler hastalığı
Gizler hapşırığı
Dışarı bırakıverir…

Etna yanardağından fışkırır lavlar dilden
Kalburdan sallandıkça dökülür kor yeniden
Ne yeşil bırakır yerde ruhta aşk derinlerden
Nede yaşanan güzel şeyler görünür filmlerde!

Özlem garip bir şey
Yüreği öldürür tik taklarda
Her an gece gibi bir şey
Habersizlik tak eder cana…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özlem Döngüsü...

Hüngür, hüngür ağlıyorum,
Bulutların altından yere doğru akıyorum…
Senden ayrılmanın acısı içimde,
Gittikçe uzaklaşan gözlerine bakıyorum...

Seni kaybetmek istemiyorum,
Sadece benim olmalısın diyorum
Ama aşağılara indikçe umutsuzluk yakıyor!
Toprağın kokusu ve yerçekimin gücü,
Hızlıca içine alıyor...

Öyle akıyorum ki...
Çamurların üstünden!
İçimde hasretin öyle ki,
Akıyor… Çamura karışmış hüznünden!

Hava her an kararıyor,
Yıldızlar kayıyor,
Bulutum gitmiş yeller alıyor,
Elimde değil akıyorum, sensiz!

Güneşe yalvarıyorum 'Kaynat beni'
Yellere çağırıyorum yok mu 'Bulut seli'
Sudan ayrılıyorum 'Al sevgili'
İçinde-bulutunda kaybolayım yeniden,
Yeniden...

Özlemim kışında bitsin,
Sevgin baharında yeşersin,
Gökyüzüm beyazı sevsin,
Unutayım nasıldı geçmişin…

Sen yoksun ya… Hüzünlüyüm ondan!
Ciğerim yanar aşkının korundan.
Gözlerimde yaş... Seyrederim nisan yağmurunu!
Bulutundan ayrılmış taneler, deşer sonsuzumu
Akar, aşk sürgünü koynumdan!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özlem…

Kalbim sürgünde, pranga vurulmuş mahkûm…
İçimde sonsuz bir âlem, onu düşünmekten yorgunum!
Yalnızca bakıyorum, görüyorum… Ya sabır! Susuyorum,
Zorundayım sanki oyuncu olmaya,
Senaryo okuyup, yaşamaya!

Ne doğayı nede doğalımı bir nefeste alamıyorum,
Ruhum dört duvar arasına sıkışmış, her an ölüyorum!

Bir tomurcuk, hani filizlenecek… Şuracıkta görebilsem,
Aksa hayat suyum pırıl, pırıl içinde balıklarla yüzebilsem,
Bastığım toprak üzerinde tanıdık ayak izi bulabilsem,
İçimde yangınlar, anılar, neler… Kendimi bir yere koyamıyorum!

Her şey bensiz: sesler, gezenler, temaslar…
Âlemin kokusu, gelecek korkusu, umudumun yolu!
Oysa düşümde dünya eşsiz: sevgiler, seçenekler, sebepler…
Tarih şuuru, yürek coşkusu, herkes bilir beni kimin kulu!

Ne ispat var özlemimde nede şaşırtan icat… Senaryo anlık doğuş!
Kalmamış suç, insan olmak büyük güç, âlem bedenimde koğuş!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Özürlü…

“Bak postacı geliyor yüzler gülüyor…”
“TRT yerine özel kanal ses oluyor…”
“Telefon yaygın internet gelişiyor…”
Gözüm uykulu, teknolojik özürlü…

Lüks lambası, mumu, elektrik çözdü
Çamurlu kaldırımlar, pikniğe özgü
Kara sis dağıldı aratan göz gözü,
Lüksü sevdi ruhum, mekanik özürlü…

Korkutan mitingler, hiçe ölen gençler
Kan davası, başlık parası, linçler
Kardeşliği unutturan vahşi hınçlar,
Küflendirdi, ideolojik özürlü…

Mahalle tanırdı selam verilirdi,
İyi gün kötü gün nedir bilinirdi,
Çıkarsız paylaşır, candan sevilirdi
Böyle iz kalmadı, romantik özürlü!

Roma arenası yerine stadyum,
Arzuhalci yazar yerine Pentium,
Halık’ından istemek yerine medyum,
Kulu değiştirdi, fanatik özürlü…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:21 PM
Paran Mı Var?

İki kişi ortak olmak isterse,
Üçüncü kişi ben olurum diyor!
Allah böyle derken şüphe et yine...
Ortaklık toz duman, iman eriyor!

Güvensiz, keyifsiz, insanlar şaşkın!
Olamaz bir şeyin sahibi, taşkın!
Üç kuruş toz olur, enflasyon azgın!
Ucundan tutanda ahlaksız kimse...

Malı ben satayım müşteri gelsin,
Her hile aşikar güçlü tek elsin,
Yinede şükür yok dünyalar alsın!
Siftah yapacakmış komşu neyine...

İyi mal en üstte altında çürük,
Terazi dengesiz çalar küçücük,
Dokunsan bağırır dil “İşine be...”
Minnetsiz edayla çıkar tükürük!

Cumadan habersiz dünya aşıdır,
Dükkanı açıktır, taksi çalışır...
Sorsan müslümandır, nasıl tartışır!
İhtar mı gerekir, gelen ecele?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Peki…

Ne olurdu hamal, amele, çoban olsaydım…
İnsanların nefsimi aşağıladığını görseydim…
Bastığım toprak, aldığım nefes, içtiğim su aynıydı oysa
Peki, neydi böylesine farklıymışım gibi oynadığım!

Hayvanlar bilinen fıtratta yaşıyor,
Doğa belirli dönemlerde canlanıyor,
Güneş her sabah yeniden doğuyor,
Peki, kendi hamurumu neden böyle yoğuramıyorum?

Bir şeyleri itelediğimi zannetsem de sürüklenen,
Sevgimdeki pikten her an uzaklaşan,
İnkâr, özgür ve isyan üzerinde yaşamış olsam da
Peki, neden kendimle barışık kalamıyorum…

Erozyona uğramış kırlara vardığımda,
Kel olduğumun farkına vardım birdenbire!
Geride bıraktığım hiçbir şeyden iz kalmamıştı burada…
Hayal bile kurmak ne zor şeydi benliğimde!

Bastığım toprağın sertliği,
Tepemde yükselen güneşin ateşi,
Yüreğimde zelzele etkisi yapmıştı
Dudaklarım uçuklarken…
Yaşadım o an ruh aynamın keşfini!

Öylesine hükümranken aslında ne kadar acizmişim,
Ne vardı ki çevremde var olduğunu sandığım?
Çok konuşan ama ayıp olmasın diye dinlenen,
Geçici olguydu her aşk, bedenimde bitiveren,
Uykumda yalnızlık kâbusuyla acısı ruhumu deşen,
Amaçsız-imansız süslerle üç günlük bayram dileyen…
Dökülen saçım misali bir şeylerim her an terk ediyordu
Peki, doğada gördüklerim nefsime ne anlatıyordu?

Yürüyen ama sonra yorulan,
Sürekli acıkan ve susayan,
Huzur peşinde koşarken, hayattan bunalan…
Her anın diğerine benzediği dünyada
En cesur savaşçı gibi yaşıyordum rüyada!
Ölenler, yaralananlar, hastalananlar…
Sonu vardı her dokunduğumun!
Peki ya kendi sonum? Korkunçtu cevabı sorumun…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Peygamber(SAV) 'e Mektup...

Bismillahirrahmanirrahim,

Selamun Aleykum ya resulallah,

Ne kadar hayırla yad etsem seni kelimler yetmiyor aczimden. “Oku..” diye öğrenmeye başladığın ve 23 yılda bitirdiğin Kur’an’ı okumaktan, yazmaktan ve yaşamaktan aciziz. Hangi dilden yazılırsa yazılsın elbette okuyan çok o yüce kitabı ama senin gibi yaşayan yok...Yok!

Ülkemde kutlu doğum haftası düzenleniyor. Seni oyunlarla, ilahilerle, seminerlerle ve konferanslarla anıyoruz... Sanki ölen birini yad eder gibi! Bir iki damla gözyaşı, gözlerimizde kabrin şekilleniyor. Salavat-şerife okuyarak ruhuna gönderme yarışı cabası... Ancak, bir kulun olan hoca misali iman gölüne atılan maya gibi bu anışlar, tesir etmiyor....sünnetlerin yaşanmıyor!

Selam veriyorum meclise, hoş konuşuyoruz... Ayrıldıktan sonra hakkımda yakıştırılmayan kötülük kalmıyor! Dost arıyorum ki aldığım nefes gibi ciğerlerimi tazelesin, cilalasın diyorum... yüzlerin haddi hesabı yok.... İkiden başlıyor, binlerce! Alıp başımı dağlara çıkmak istiyorum bazen! Ama islam insanlara geldi dağlara taşlara değil ki...

Bir ismin emindi... her sözüne inanılır, ne kadar kötülük yapsalar affediciydin. Etrafımda emin insanlar arıyorum. Liderler arıyorum. Her başımıza geçen ağzı laf yapıyor ama bizlerde düzelme olacak halleri göremiyoruz. Dili başka yaşayışı başka... Her yaptığı bize dokunuyor, bizi karalıyor...

Sen Beyt’ül Mal’dan kendi ailene yada şahsına hiçbir şey vermezdin. Hatta çok sevdiğin Fatma Anamız(RA) “ sevgili babacığım, Beyt’ül Mal’da cariyeler var. Akşama kadar işlerimde çok yoruluyorum. Onlardan bir kaçını verde rahatlayayım.” Dediğinde, devletin malı, herkesin hakkı var diye vermemiştin. Şimdi gel de gör ki, her bahaneyle kaşık kaşık alıyorlar hanelerine... Onlar hakkında konuşulmayan gün yok.

PKK diye doğu insanıyla kandırılmış bir terör var... Her gün masum çocuklar ölüyor. Onlar ölürken, artistler, dansözler, mankenler, futbolcular paraya para demiyorlar. Üstelik en saygıdeğer insan oldular. Onlar seninde mesleğin olan çobanlığı bile aşağılıyorlar, oylarımız aynı olamaz diyorlar!

Her makama gelen, adam kayırma usulü ile geliyor. İşin ehline yönetici atanmıyor. Atananda, ne şeref, ne yüz, nede sahabe duruşu var. İki gün sonra, eşini boşayıp sekreterini aldı veya şu rüşvete karıştı diye haklarında yazılar çıkıyor...

Kime derdimizi anlatsak nasihat veriyor. Kendisinde olmayan ahlakın yaşanması gerektiğini savunuyor. Zaten o ahlak varsa, onunla kim ilgileniyor ki... Sokaklarda sigara içenler, çöpçülerin el arabasında onlarca bira şişeleri, hep benim olsun diye yarışan, kuyruğun önüne geçen insanlar....

Büyük depremler oluyor, yağmur yağmıyor, yazın ormanlar yanıyor, yer altında saklı hazineler çıkmıyor, her televizyon kanalında piyango usulü paralar dağıtılıyor, kimse çalışmak istemiyor, çalışanda hemen emekli olup, keyif düşünüyor. Her insanı eğlence düşkünlüğü sardı, ömürle sağlanan zamanı boşa harcamak için yarışıyorlar... ******* bile müzik eşliğinde zina partileri yeri oldu... Bunun için ithal kadınlar geliyor, kızlarımız kirletiliyor.

Zengin zekat vermiyor. Sadaka unutuldu. Bankalar kredi adı altında faiz veriyor. Herkes rahatlığı seçiyor kredi alıyor. sorsak birine, param yok başka nasıl ev alabilirim ki diyor. biraz daha zorlansa, Allah affeder gibi acı yanıt veriyor. su gibi faiz içiliyor!

Seni anlamak için çaba göstermiyorlar. Yaşadıklarının manevi havası verilmeyince, annesini öldüren, ailesini yok eden islah olmayacak nesiller ortaya çıkıyor. Biz çocuklarımıza örnek olmak yerine onlar doğruyu yaşasınlar diye eğitim veriyoruz. Onlardan kopuyoruz. Büyüdükçe tanımıyoruz. Biz düzelmedikçe onlar düzelir mi?

Ne komşuluk, ne dostluk, ne samimiyet, ne kendine layık olanı karşısında da isteyen, her şeyi madde ile ölçen ve bu çerçevede mal edinmek, ün, şöhret kazanmak peşinde dünyalık yaşayan...hani yaşlandığında ölümü görüp de ibadet yapılmalı diyen bir toplum oluverdik!

Ya Resulallah, bunları yazarken bile mahçubum. Ne yapabilirim diye düşünüyorum. Ben senin sünnetini yaşamak istiyorum ama tek başına yaşanmıyor, anlatsam burun kıvrılıyor yada sende nereden çıktın gibi bakılıyor. Ancak, ümidimi kaybetmedim. Israr ediyorum. Senin yüzün suyun hürmetine Mevla’m bize yaşamayı nasip eder inşallah! Senin hayırlı duana muhtacız...sen ölmedin, yaşıyorsun içimizde! Senin beğendiğin bir toplum olmamız için dua et bize ya resulallah! Yoksa halimiz nice olur!

Veysel Karani gibi hissediyorum kendimi. O seni dünya da yaşarken görmedi bizde görmedik. Ancak hırkanı giydi! Sende bize duanı gönder ya resulallah! Yoksa bu gidişimizin sonu, eyvah....

her gördüğüm izde yeniden mektup yazasım geliyor. küçük çocukları taciz edenler, öz babasından yedi çocuk doğuranlar...cinsellik, hırsızlık, azgınlık...her yerde boy gösteriyor. ağlamak istiyorum gözlerim kurudu, gök yüzündeki bulutlar gibi...yapmalı bir şeyler, yapılmalı...ama nasıl?

Ya resullah (sav) , bir cuma daha geçti...yine havada kararan bulutlar, dökülmeyen yağmur damlaları...sıcak içine sinmiş soğuk...hastalığa bahane bekliyor. enflasyon tsunamisnden söz ediyor birisi...marmara denizinde büyük deprem söylentileri...hep felaket konuşur olduk. hep kötülüğü manşete taşır olduk...şöyle çevreme bakıyorum, bolluk ve azgınlık içindeyiz. bu başımıza gelenler boşuna değil, maalesef anlıyorım ki hal böyle...sana şikayetten başka bir şey yazamıyorum. yazmak isterdim...başarıları, güzellikleri ama bir türlü olmuyor. hani kardeşlik ki, nerede saklanır ki seni sevenler? beni onları görmemeye iten bu cehalet gözlüğüde neyin nesi..kırıyorum yeniden yerine geliyor! ne olur bize dua et ya resullah! sohbetinde bulunmadık, mübarek duana ortak olalım ne olur...ne olur!

Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Pıtırcıklar Arasında...

Pıtırcıkların arasında,
Gölgeler yaz seansında,
Ayaklar sımsıcak kumsalda,
Denizsin, üzerinde dalgalanıyorum!

Eskişehir’de aşk var,
Var fırtına…
Kızları tüter gözlerimde,
Yüreğimde…
Bulut oldum semasında
Seyrediyorum!

O orkide gözler seninse,
O etli dudaklar yerindeyse,
Bedenin ruhuna esirse,
Neden hala yoksun yüreğimde...
Ne olur söyle!

Sus Eskişehir!
Porsuğun nehir,
Odun pazarı nedir?
Hamam yolu neden böyle kalabalık
Neden ki...
Göremem orada seni,
Yüzündeki tülü azcık indir!

Prangan vurur,
Embelin dokunur,
Acı çektiğim yetmez mi?
Aşkın saç baş yoldurur…

Anla filizcik şu sonbahardan,
Pıtırcıklar olgunlaşmadan,
yeşillik solmadan,
Ressamın fırçasına boya bulaşmadan,
Karala beni...
Siyahında,
Beyazında!

Cuma günü şahit olsun,
Seni görsün...
Beni ekmeğinin üzerine koysun,
Yesin de… Doysun
Bal, kaymak yer gibi!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Piknik...

Hevesleniyorum yemek yemeye
Aklımdan neler geçiyor, tatlılar, kebaplar...
Sıcak hava, yeşillenmiş kır, zengin sohbetlerle
Yalancı cennet direksiyonunda yola düşer arabalar...
İşsiz tembel hem ruha hemde bedene tıkınmalar
Geçen her anı boyarken paradan ve zamandan israflar
Cazip geliyor nefsime sürgün gibi yaşananlar!
Yağan yağmur ardından şimşek,
Ölüm korkusunda ses titrek,
Alır miskin hayallerden hac iklimine
Dönerken başım tavafla türlü dilek...
İbadet hazzı, doyurucu zemzemler
Konulan hazır hurma sebiller,
Aşkın sarhoşluğunda, sıcacık Kâbe örtüsünde, mazimi bitiriverir!
Alırken nefes,
Başı kaplarken fes,
Dünya nimetlerini geçerken es,
İstikbal beyazla yıkanıverir...
Yürüyen ruhtur bedenden bihaber,
Çöllere gider deve sütü sağar çadır arar,
Kainat efendisinin izlerini sürer bedevi tecrübesinde!
Kumdan adam olur yuvarlanıverir,
Sıcaktan çatlamış dudağım suya hasret umursamaz
Her hayale gülümser...

Deprem tsunami sel baskınları,
Mevsimler geçer bozulur ömrüm balansı,
Ay güneş mum ışık yarası,
Kana bulaşan tabanca kılıç teması,
Arafat’ta dinlenir kalpten dualar...
Mahşeri kalabalık cebel-i rahme’de aşkla buluşur,
Dünyanın en yüksek tepesi gibi yapışır bulutlar,
Tövbe selinde yüzer piknik malzemeleri...

Kendime gelirim aczimle fakrımla,
Çöl kumlarında yıkanırım teyemmüm farkıyla,
Bedenden kurtulur ruhum acıyla,
Sarılır toprağa ihrama sarılmış kefenim...
Son piknik başlar kim bilir belki azapla belkide ilahi aşkla
Bilinmezler ölür açılır alem bambaşka
Sur’a şahit kabrim, kıyamet terletir haşr’da
Sonsuzluk biter dünya derdim!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Ramazan…

Açlık çekerim çöllerde kıvranırken,
Telaş sarar sahur vaktinde uyanırken,
Nefsim elinde aczimle sızlanırken,
Seherinde güneşinle doğdum seninle,
Bedenimde...

Hayal kurmuyorum çünkü gerçek sensin,
Yediğim aş içtiğim su gibi bedendesin,
Her aldığım nefeste saf rüzgarda esensin,
Bahar gibi doğdun böceklerde, çiçeklerde,
Şehrimizde...

Mekke’de kutsal, Medine kadar sadık
Şükürsün, nereye gitsem yolumda azık
Sevr’e yolcu, Hira’da tefekkür azcık
Hoş geldin Ramazan sahurda, iftarda,
Teravide...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:22 PM
Renkler...

İçimde dolaşır birçok yabancı,
Her hücresinde renkler, değişir istek!
Dertlere düşüren masum yalancı,
Her an baştan sarar, solduran dilek...

Mantığım bin sıkar, imdattır kurşun
Acı çeken benliğim, ona ne azgın
İtfaiye üstüne itfaiye, yangın
Karabasan gibi kontrolsüz yatak...

Uzaydayım ruhen, beden dünyalı
Kalmadı ardan bir surat, hayâsı
Anı andan çalmak, ölmek gayesi
Sorgu nedir bilmez, her adım batak...

Yayılır kokular enfes burnumda,
Tuzak kurar sefil ilim yurdumda,
Tilki mayasında kadın koynumda,
Güneş yükselince ne güler kaltak!

Her şeyi bilirim içimde zehri,
Yaşarken güzeldir, vicdanım piri
Acısına tutsak kandığım peri,
Her tövbeden sonra batırır dürtük!

Küfür bas bas bağırır dil yaralanır,
Göz görmemiş gibi bakar aldanır,
Kulakta pür dikkat şerre katlanır,
Zehirlenir ruhum güzelden uzak!

Haksızlık bağırır görmezden gelir,
Zenginlik çoğalır yokluk serpilir,
Kusur arayıcı gıybet yayılır...
Taşır onca boş yük, harami kucak!

Her anım sıkıntı, patlar yanardağ
Doğal ne orman kor nede üzüm bağ,
Gece yastık boğar, gün gözümde ağ...
Negatif gezerim huzur yok, ırak!

Doymak nedir bilmem ne olsa yerim,
Hastaneden geçmem, mezarlık şerrim...
Komedi ararım, gülmek seferim
Özgürlük felsefem, delirtir yasak!

Dünyalık hallerim, kaygısız kafes
Nemrut misalidir aldığım nefes...
Yalnızlık şikâyet, tanrı bilmez ses
Amel türküleri keyfime uyak!

İnkâr yayılsa da kan dolaştıkça,
Güzeli tanırım kul dalaştıkça,
Gurur ziyan eder neler aştıkça,
Cehennem hislerim cennete uzak!

Ey sefil bendeniz uyan uykudan,
Nisan yağmurunda arın kuşkudan,
Aklan renkler, sonu gelmez tutkudan!
Ölüm telaşında, yakamı bırak...

Doğa isyan etmez renkler ki asla,
Her hareket zikir nur yayar nasla,
Gökkuşağı ağıt, gecesi yasta...
Mevla’sına özlem korkutur firak!

Kavak yaprağında yeşil titrerken,
Beyazın raksında karlar erirken,
Toprak renginde ayak yürürken,
Gözler aldanırda, denir mi yitik?

Renkler bezenirken beden seyrinde,
Yansımayı inkâr duçar ezgide,
Mana gölgelenir aşkta-sevgide
Aslı her inkârda patlar infilak!

Ressam fırçasında doğar aykırı,
İnsan resmi farklı, doğaysa aynı!
Renklerde hilafet egemen baskı,
Değişim hayaldir, bilinmez zig-zag!

Doğar muhtaç çocuk, yaşlanır çocuk…
Renkli simasında kıvranır yokluk!
Kul olmak marifet yasadır soluk,
Fıtratında has renk süt gibidir, ak!

Mademki her eşya renge tabidir,
Evren döngüsünde mana kalbidir,
İçimde dışımda her şey fanidir,
Neden kul düşünmez, tadında damak?

Renk bence önemli-beşinci boyut,
En, boy ve derinlik gibi bir soyut…
Gözde hayat bulur aldırmaz komut,
Güzeli sevdirir, evrene duvak!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:23 PM
Resulullah...

Dönüyor başım yörüngem dönüyor
Hu diyen ağzım döşümden söylüyor
Kalbimde Kâbe’m gönülden özlüyor
Dünya köşkümde yoksun Resulullah!

Kömürden kara yüreğimde yara
Hasret huzura kandım vicdanıma
Döndüm yakara yakara Allah’a
İmam önümde yoksun Resulullah!

İçten ağladım kabrinin başında
Görmek diledim günahkâr başımla
Gönlüm eyledim görseydim rüyamda
Uykum nöbette Yoksun Resulullah!

Perde indirdim kuşaklar tahtında
Nice incindim umutlar yurdunda
O gün sevindim dualar sonunda
Sardı cemalin nurun Resulullah!

Kendimden geçtim aşkınla döndüm
Cemalin sevdim nur evrenler gördüm
Yok oldu derdim şer dünyada öldüm
Sünnet sarayım doğdu Resulullah!

Öğüt bekledim başımla omzunda
Okşanmak derdim annem kokusuyla
Yalnız seyrettim mümkün mü doymaya
Şükür Allah’ım gördü Resulullah!

Niyet efendim gönülden dilemek
Cahil ezelim kökünden bitirmek
Gerektir derim özünden titremek
Gerçek dergâhım döndü Resulullah!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:23 PM
Reyhan…

Saksıda Reyhan kokusu gelir dağdakinden,
Mayası toprak kalsa da yağmur rüzgâr hasretinden,
Kulluk ruhunda ayırsalar da doğal mekânından,
Sevgisi içten, yeşil ormanlara benzer bakışları…

Koparsan bir parça kolu kanadı acımaz,
Haz verir damakta yersen cenneti aratmaz,
Sözdeki güzeli yaşatır çıkardan habersiz,
Rio Karnavalı özgürlüğünde doğar sabahları!

Kavaklarda kış görüntüsü düşer günlerine,
Kanser olmuş sulayanı hasret kalır gülüşüne,
Kula mahkûm kaderi nokta koyar günlüğüne,
Ezelden beri doğumları aşar fani insanları…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:25 PM
Rica...

Senden ne isteyebilirim ki?
Aşk varda pazarlığımı olmalı,
Yol varda yolcusunu mu bulmalı,
Son varsa ölüm perdesini mi yolmalı,
Eğer yazdıysan, bende bir parçan var demek ki…
İster sanal de istersen gerçek, bunun için saç baş mı yolmalı!
Sende kalan beni görmek istiyorum, gönderebilir misin?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:25 PM
Rtük…

1994'ten beri telsiz sustu,
RTÜK kuruldu Bilkent üstü…
Radyo-Televizyon her yerden üşüştü,
Ekranlar canlandı-diziler, sinemalar, belgeseller…

Alo-RTÜK halkın sesi,
Her yoruma uzman raporu esti,
Atıldı tek taraflı medyanın fesi,
Alınan kayıtlar olunca mahkemeye deliller…

Her yerde frekans-kanal karmaşası,
İzinsiz yayın alma telaşı,
Kirlenmeyle yolduran saçı-başı,
Yerinde tespitle kısmen sona erdi kötü emeller…

Dokuz üye dokuz doğurttu medyaya,
Elinden geldiğince tarafsız, attı imza…
Halkın yanında, her an doğruya ayna
Alınan kararlar oldu Best Seller!

Medya okur-yazarlığı,
Akıllı işaretler kararlılığı,
Yaparken sayısal teknoloji ayarı,
Anladı-tanıdı medyatik diller…

RTUK, artık ekran karartmıyor
Uyarı sonrasında para cezası ama abartmıyor!
Yirmi dört saat kayıt yapmayı aksatmıyor,
Kurum disiplinine emanet çalışkan eller!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:25 PM
Ruh aynamız...

Kim mükemmel ki,
İnsan eliyle yapılan makine yüzde yüz verimli olsun!
Çocuğumuzdan, eşimizden, işimizden o kadar çok ki beklenti...
Nedense unuturuz içinde kendimizi!
Sigara içeriz,
Dumanını sokaklarda gezdiririz,
İçmeyin dediğimiz insanlara böylece zulmederiz!
İçki alemiyle keyfederiz...
Sokaklarda,
kullandığımız arabalarda,
aile arasında,
terör estiririz...
Daha neler cabası yaşadıklarımız!
Kötü ne varsa alışkanlık adına,
Sanki süt beyazmışız gibi eleştirmeye devam ederiz!

Aynalar bizi yansıttığında yansıttıkları kör eder sanki...
Nedense örnek olmak yerine tavsiye yolu rahatlatır vicdanımızı!
Mükemmel olan kitaplar, doğa, anlatılanlar....
İnsan onları yaşadığı kadarıyla ortaya koyar verimini!

Gördüm Mekke’yi-Medine’yi,
Kainat efendisinin kabrini,
Allah’ın evi Kabe’yi,
Ahret provası ihram içinde saf beyaz tek giysiyi...
Tavafta dönerken başım döndü,
Tatmadığım hazlar sunuldu...
Ağladım rahmetle birlikte içerken zemzemi!
Dönmek istemedim,
Bölmek istemedim,
Kaybetmekten korktum yakaladığım mükemmeli, huzuru!

Hacı olmuştum...
Artık mükemmeldim!
Ara, ara kendimi kaybetmekten korktum,
O anları düşünmekten çekindim...
Gelecek yaşanacaksa, onun içinde dua ettim!

En sonunda anladım ki saf insan “Benlerle” yaşayamaz!
Kur’an diliyle “Biz nehrine” karışmakla mükemmelleşir!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:25 PM
Ruh...

Ruhumuzu el ile tutabilir miyiz?
Aynada yansırken gözle görebilir miyiz?
Dokunduğumuz beden dilinde sanırız
Ruhumdur desek kimi inandırabiliriz!

Rüyalar görürüz gerçek gibi yaşarız,
Keşkeler dilde her yerde onu ararız,
Aslında ceset içinde ruh ölmez eser
Toprağa sarılır bir gün şakın habersiz!

Nefret ruhtandır aşk aynasında kalır iz,
Sinirlendirir sonrasında ne çok ağlarız,
Yağmur toprakta ağlamak insanda nimet
Tazeler yeniden doğmuş gibi yaşarız!

Ruhsuz hayat sahiplenmektir malmış gibi,
Her an ölen beden anlamaz değerini,
Sanal dünya dedikleri içimizde gizli,
Bizden başkası bilemezde çözemezde!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:25 PM
Ruhumda Dansımız…

Sabah dışarıda yağmur ve bulutlar
Yüreğim ne okunuyor nede var sözüne yorumlar
Gribin ağırlığında halsizliğim ve hapşucuklar
Hüzün ormanlarında bahar ve soğuklar
Milyonlarca çiçek var koklanmıyor!
Irmaklar saf akıyor suyuna dokunulmuyor
Kuşların sessizliği ruhumu dolduruyor
Her canın adı belli bakıyorum boş koğuşlar
Askerler nöbette sınırlarda hareket!

Ambargo konmuş eriyor eldeki stok
Hazır silinecek duygularıma tabut
Matem türküleri bağlamanın telinde ağıt
Saplanıyor acısı yüreğime giriyor binlerce ok
İştahsız bedenimde artıyor nedenler sorgular...

Günümüz şen olsun, davullar zurna sesine karışsın muhabbetimiz var
Şu gönül koruma sizinle çare var!
Çay içelim sohbet edelim atışalım
Geçmişimizi yâd edelim
Tarihimizle övünelim
Okuyalım güzel tasvirleri, okutalım
Dost sevgisinden mahrum olmayalım
Çingene raksı Anadolu bozkırına dalga dalga yayılır!

Ağlamak güzeldir...
Yağmur damlaları toprağa hayat verirken gözyaşları da ruha
Ağlamayı bende severim ama uzun zamandır tatmadığım duygu da
Bazen yağmur altında yürüyorum bu duyguyu yaşatmak lüksünde!

Dostlar gelin rahmetin çamuruna sürülsün gözyaşlarımız
Yeşillenelim kısım kısım şenlensin topraklarımız
Hastayım der miyim şimdi ilaç içsem de var ya coşkularımız
Ölüyü yatağından fırlatan can katan kabir bilmez
Danslarımız!

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Ruhumdan Tomurcuk…

Suyun üzerine ruhumdan bir damla düştü,
Gitti en derinlere karıştı mercan kayalara…
Karanlığın göz kamaştırıcı görmezliği üzüntü
Seher yıldızı güneşle sevişmeden doğdu aynalarda…
Nefessiz kalmışken,
Gözlerim neler görmüşken,
Yukarı fırladım son evrenden…
Yükseldim nur baki düşlerden,
Son tomurcuk dalgalandı suyun üzerinde!

Hak sancaktı ölüme meydan okuyan son kale,
Tomurcuk yüzüyordu ağır, ağır tehlikeler treninde!
Yalnızlık değildi aslında çaresiz bırakan günlerce,
Ölen umutlardı şekilden şekle giren sabırsız bedende…

Ey zalim sen olacaksın elbet şeytan filminde,
Yok etmek belki kefene bürünmüş ölüm dilinde!
Başka bir âlem, doğum sancısı çekerken seherinde,
Gel gitlerin ayın hallerinde susacaktır başka seyirde…

Güneşinle sar beni rüzgârınla kar cennetini,
Özüm buhar gönlüm uçar içir aşk şerbetini,
Özlem bahar gözümde yaşlar unutturma ezelini,
Tomurcuğun kelebek ömründe sırlanmış ağlıyor…

İnsandan başka hiçbir canlı israf etmez yediğini,
Çocukların gözünde öcü vahşi orman efendileri…
Kıvılcım korku yangınları iflah olmaz neleri,
Ölüm doğum günü partisi, yapsam şeb-i aruz töreni!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Ruhuna El Fatiha...

Kelebekler özgürdür, çünkü bir gün yaşarlar
Her şeylerini bir güne sıkıştırırlar, koleksiyon olurlar sonra!
Elleri kirli, yürekleri duyarsız, evlerinde insanlara
Süs olurlar duvarlarında!

Elinde silah mirasyediler ava gider, zevkle safariye
Hiçbir şeyden habersiz hayvanlar hazırdır ölmeye
Sömürüye maruz kalmış Afrika insanı diğer yanda,
Av bulamaz savaşmakta açlıkla...
Bulamaz sıcakta kavrulurken su nerede,
Hayvan hacet giderirken, altında kafasını yıkamakta!

Güneşin doğuşu bile orada artık işkence
Yağmursuz toprak dilim dilim ayrılmakta
Deriyi saran kemik bedenler, aşkı unutmuşlar
Ruhunda hayallerini susturmakta

Bende Afrikalı gibi o zengin hülyanın arkasında,
Susuz, aç... Dolaşmaktayım güneşin altında!
Sevgisini kaybetmiş ruhum, enkazının altında kalmış
Kuruyan toprakta inadına çıkan gülü seyretmekte!
Hala bir umut yaşıyor, o gül gibi başı dik ama çoktan sarsılmış!

Yüzyıllar hep aynı, insan aynı… Aynı sevdalar!
Değişim kalmış tek farklı, denk geliş, farklı aynalar…
Karanlığa gömülen gece, sitem bahçesine açılmış
Dilenmiş bir kırım sevda için defolu boş kalpler!

Oyunun adı aynı, tiyatro sahnesinde dekoru…
Sabır bahçesine açılan bir yudum umut, seyircilerden belli sonu
Ne kadar alkış alırsa sevinecek zavallı sanatçısı,
Bilmez ki başkasının hayatıdır oynadığı...

Fakir ruhunda parçalanmış Kadifesini
İğne iplik alıp eline diker, yaşamanın yoktur başka yolu!
Gülseler ne yazar pantolonu dizinden yamalı,
Hülyaları ölmüş… Tabutunda Saffet kefeni
Ruhuna el fatiha!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Rüyamda yaşıyorum İstanbul’u

El sallıyorum rüya eleminde, İstanbul’a
Çok uzaktan, Ankara’dan… özlem kalbimde!
Kokluyorum Eminönü’nde deniz kokusunu,
Balık tutuyor ellerim Galata Köprü’sünde,
Karaköyde’ki eski sarnıçtan, içimde çocuk korkusu
Çıkıyorum istiklal caddesine, çok duygulu.
Yürüyorum sağımda solumda çarşılar, insanlar,
Kültür zenginliği dolu, işitirken bin bir çeşit konuşmalar…
Yemek yiyorum Hacı Abdullah’ta,
Kahve içiyorum saray pastanesinde,
İlerliyorum kağnıyı andıran tıramvayda,
ve Taksim meydanındayım sonunda!

Yürüyorum Beşiktaş ve Sarıyer dolmuşlarına doğru,
Artık tek tük insan belli ki, onlarda iş peşindeler.
Gözümde Osmanlı sarayları, mesala Dolmabahçe!
Kulaklarımda ağır bir trafik gürültüsü,
Oturuyorum bir banka sahilde.
Ellerim boynumda, gözlerim kapalı,
Burnum çekiyor çekebildiğince deniz havası,
Martı, vapur ve insan sesleri
Denk, meşhur bir orkestranın konserine
Ruhum dinleniyor...

Ayaklarım Beşiktaş’a bastığında,
Vapur iskelesinin yanında,
mehter marşı çalınıyor parkta.
zaferden gelmiş sipahiler, yeniçeriler
halk küçük topun etrafında seyrediyor merakla!

Yürüyorum yıldız parkına,
Sanki yolda serin bir kış rüzgarı esiyor,
Trafik yoğun, gürültüsü ağrı başımda,
Giriyorum yeşiliğin içine…
Bir kaç aile var ve çocukları koşuyor,
İki sevgili sarmaş dolaş, sıra dışı aşk yaşıyor
Her taraf yemyeşil orman, tarihten kalan
Yüzyıllar öncesinin izleri benimle selamlaşıyor,
Tüm ruhumu başka güzellik sarıyor.

Çıkıyorum yine sahil yoluna
Sapıyorum biraz Yahya Efendi’ye
Mezarlığın içinde dualar dilimde
Sonra, iniyorum yokuşundan aşağıya
Kayar gibi, yıllar ne çabuk tükeniyor!

Nihayet Ortaköy’deyim, boğazın tam yanında,
Caminin ışıkları, karanlığı döve, döve parlamakta
Bir kaç loş bardan, kafe’den cılız müzik sesleri,
Ağrıyan ayaklarımı dinlendiriyorum kıyıya vuran dalgalarla...

Üsküdar’a geçiyorum vapurla sonra,
Aziz Mahmut Hüdai’ye misafirim artık!
Dua ediyorum yüce veliye,
İniyorum camilerin arasından.
Hareme doğru haliçte yüzüyorum adeta,
Kız kalesi karşıda, duruyorum biraz orada.
Yanan ışıkları hasret arabesk aşklara,
Yalnızlık iyice sinmiş içine, hatıralarına yanmakta
Geçiyorum yanından kimileri gibi bende!

Artık küçük bir otobüs terminali, bakınca Harem’e
Eski ihtişamı ve insan kalabalığı kalmamış…
Bir kaç şirket çalışanıyla dalıyorum sohbete
Şikayetler dillerde, reçeteler sayfalarca
Acı bir çay ikramından sonra
Vedalaşıyorum...

“Taşı toprağı altın..” dedikleri ve geldikleri Haydarpaşa’dayım!
Eskimiş, tren rayları
ve umutları...
Gecenin derinliğinde kulağımda tren sesi
Oturuyorum bankın birinde!

Orada uyuyorum...
Tarihini,
İhtişamını,
İhtiras ve emellerini...
Rüya aleminde yaşama devam ediyorum!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Safi Annem...

Ah annem! Sevgisini doya, doya yaşamadığım...
Gün görmemiş,
ölene kadar dertle özdeşmiş,
Gözleri masum, yüreği masum safi annem...

Evlendim uzaklaştın benden,
Sorularıma cevap alamadım neden, neden...
Çarşamba günüydü haberini aldım ölümünden!
Doyamadım,
Torununa doyamadın,
Gözleri masum, yüreği masum safi annem...

Doktorlar yapacak bir şey kalmadı demişti,
Ne kadar yaşarsa kar sayın demişti,
Hasta halinle mantı yapayım mı demiştin...
Oğlum, hamur açmaya halim kalmadı demiştin!
Hala kulaklarımda sesin,
Gözyaşım dökülür, dökülür sedire, kaç mevsim geçti
Gözleri masum yüreği masum safi annem...

Morgda son halin öyle çaresiz,
oysa ne kadar korkardın morglardan ölülerden...
sarıldım öptüm buz gibi göğsünden,
Safet deyişini duymadım baktım anlamsız!
Elveda diyemedim, ayrılamadım döşünden,
Gözleri masum yüreği masum safi annem...

Kuşadası’nda kabrin,
Gitsem gidilmiyor uzadıkça uzuyor yolların...
Sulasam ağaçlar diksem okşasam toprağın,
Yok sesin cemalin ümidim...annem yoksun!
Gözleri masum yüreği masum safi annem...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Sahi...

Ruh baki,
Beden fani,
Yaradan bir gün alacak emaneti...
Ayrılacağız yani!
Ha bugün ha yarın ha yaşlılıkta esareti
Yılan gömleğinde terk edeceğiz sahi...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Sahiplendiğim...

Silahı doğrultmuş üzerime en sevdiğim,
Dönüşsüz yol, katilim olacak övdüğüm…
Manasız ağlayıp dizlerimi dövdüğüm,
Elveda, toprağına sarıldığım dünya…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:26 PM
Saklanan Tarih…

Çiviler mıhlanır,
Misketler yuvarlanır,
Toz toprak odalara serilirdi…
Yollar işkence sıvazlanır,
Çamurdan ne şikâyet edilirdi…
Duvarlar çamur sıvanır,
Toprak zemine döşenen hasırlarda yatılırdı…

Şimdi toprak üstüne betonlar atılır,
Çamur banyosu parayla yapılır,
Misketler, çivilir müzelere asılır,
Duvara ve yere sağlam malzeme katılır,
Bu nesile geçmiş nasıl anlatılır?
Dillense saklanan tarih, ölmez dirilirdi!
Atasını severdi, sevildiği bilinirdi…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:30 PM
Samsun Çok Uzakta,

Sıkışmış şehir merkezinden sahile inerken
İki tezat yer zannedersin, iki ayrı şehir...
Birisi anadolu, diğeri karadeniz, ikiside şirin!
Birinde sen yaşarsın diğerinde geçmiş ve asirlar...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:30 PM
Sana İhtiyacım Var…

Ne kadar içtensen o kadar akıcı,
Bıkmadan gel lütfen, frenleme!
Ressamın paletinden dökülür gibi klavyeye,
Bas her tuşuna nane limon tadında, üşenme!

Rüzgarın nereden geleceği veya gideceği belli mi?
Ruhumuz gibi...
Keşke demektense gelecekte bir yerde!
Vermekten çekinme, yansıt aynanı!

Hastayım diyelim ki...
Yatakta aciz beklemekteyim!
Olabilir ecel sancılarım,
Hala böbrek taşı sancısı çektiğim gibi!
Tebessümle gir odama,
Ruh aynama yansır gibi!
Ellerin udun ritminde kemanın sesiyle aydınlatmaktasın seher doğumunda
Tuvalin her karesi göstersin seni!

Ben senden yansıyan bir parçayım,
Ne gönderirsen almaya hazırım,
Paylaşmak bu değil midir ki...
Kötü günde kurtulmaktır yalnızlığım!
İspat bitmiş,
Maharet devri sona ermiş,
Kar yağarken, nedenlerin cevapsız kaldığı gibi!
Doğa böyledir, şaşmaz kanunları,
Aynıdır varsa yarınları!

Tek şey eksik ruh zarında, son nefes çırpınan
Hazin ikindi yağmurumda ıslanabilsen...
Güneşinle yansısan tozlanmış duvarlarımda resmin,
Sus der gibi kulaklarımda… Gülücüklerinle çınlatsan!

İnan konuşmam,
İnan seyrederim,
Leonardo Vinci’nin Mona Lisa’sına baktığı gibi!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:30 PM
Sanal Dost Daveti…

Şimdiye kadar çok ilişkileriniz oldu.
Dostluklarınız hemde ne boldu.
Hepsinde başka hüzün, yüreğiniz soldu.
Heyecansız, tatsız-tuzsuz hissediyorsunuz, şu an belkide...

Her tecrübeniz umut üçgenini daralttı,
İsteksizlik ve kopukluk iş yaşamıyla arttı,
Maddesel doyum kat-kat Karun hazinelerince
Ruhsal doyum kaldı ihmal ile ikmale!

Heyecan arıyorsunuz, kalbiniz Formula gibi
Güven arıyorsunuz, anne sıcaklığında sevgi
Özgürlük diyorlar bakıyorsunuz deli-deli
Yama olur mu boş gönlünüze, yalnız *******de!

Sanal diyorum, gerçekçiyim, uzaklardayım!
Ruh her yerde gezer, elveda tabularım-yasaklarım!
Yazıya bir-bir dökerken, konuşur belki dudaklarım…
Güneşiniz başlangıç olur, sabah ilk ışıkların sineme!

Sizi sanal dostluğa,
Davet ediyorum dost postuma!
İnanmayın güvensiz kostüme
Son verelim özlemlere, viranelere...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:31 PM
Sanalda/Bekliyorum...

Düşünki/elinde sihirli bir lamba
Çevirdikçe/şekillenen bir görüntü
Kapak açıldığında/ben karşında
Öyle korkma/değilim öcü böcü!

Her şeyimle hazırım/keşfetmek istersen
Hazsa haz, sohbetse sohbet/ne dilersen
Sanalın namusu yok/düşünme istersen
Kapat gözünü-bir adım at/sürsün büyüsü...

Ver elini güzelim/nağme cumhurdan
Ön yargıyı at/kurtul kuruntudan
Kurtar beni/yalnızlık ve üzüntüden
Olayım/gönlünün değişmez konusu...

Bekletirsen/şarap olurum dudağında
Gecikirsen/hamal olurum yüreğinde
Aradığın/düş olurum gündeliğinde
Yaşattığın aşkım/sorma, soru üstüne soru!

Merak etme görüşelim/demeyeceğim
İstediğin gibi salla/eleştirmeyeceğim
Nüfus memuru gibi/kütük deşmeyeceğim
Sen ol yeter ki/yok mahşer sorgusu!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Sanki Yanımdasın…

Seni hissetmek demek,
Kumların yakıcılığında
Temmuz sıcaklığına gömülmek!
Dalgaların sesi sensin,
Rüzgârım ben…
Öyle sevişiyoruz ki,
İkili birliktelik sonsuz karede,
Teke düşmüş doğanın tuvalinde!
Başımız dönüyor, dönüyor...
Neremizde heyecan yok ki?
Alsın bizi cennetine hazların akışı…
Cehenneminde aşk yangınları!

Hayal değil bu inan ki,
Gerçeğin ta kendisi...
Tulumbacıların yangından yangına koştuğu İstanbul’da,
Tarih tekerrür eder sanki…
İki sevgili doyasıya aşkı yaşarız,
Kış günlerini temmuza taşarız!
Nefisler bayram eder,
Duygular martı çığlığı atar,
Sulu Kulede Çingenler raksla biter,
Açılır sırlanmış aşk definesinin anahtarı…
Hediye denir verilir!
Sarılır canımın içi koşarak,
Kelepçeler yarınları…

O anlarda öyle çılgınlık vardır ki…
Roma’yı da yakarım diyen Neron’un çığlığı
Avşa adasında duyulur yankısı…
Sezar’ın Cleopatra’sı Mısır’da özlemle öyle inler ki…
Çöllere düşürür sevenleri!

Güneş öğlen gibi dorukta, kasıldı
Gecesinde ay dolunaya sarıldı!
Eğer gelmezsen İstanbul matemde,
Dilde makber şarkısı söylenecek,
Yakup Kadri bile şaşacak,
Kabrinde ağlaşacak…
Görmez misin yüreğimi dövenleri?

Nefsimde ağıt varken canısı,
Kırağı yağdı kardan önce…
Aklar kapladı toprağımı gölgenden böylece,
Soğuk ölümüne yapar köle…
Eğer gelmezsen İstanbul matemde,
Makber söylenecek dilimde!
Aşk affeder mi üzenleri…

Boğazın suları durgunsa,
Vapurlarda sessizlik varsa,
Gece karanlık
Ruhun huzursuzsa,
Biliyorum bana koşacaksın...
Sevincime ortak görüyorum, benim gibi gülenleri!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Savaşsız Teslimiyet…

Hamburger yemeler,
Pepsi-Kola içmeler,
Sigarası içkisi Las Vegas’tan
Ahlaksız filmini izlemeler!

Sokakta öpüşmeler,
Evlilik öncesi görüşmeler,
İhanet dolu sürtüşmeler,
Böyle severiz AB‘yi-Amerika’yı…

Hıristiyan sever Müslüman elbisesi,
Yaşanır ahlakı, geleneği, eğlencesi…
Gıdasını yer, onu konuşur, oynar söbelerimiz
Hatta spiderman, süpermenle büyür bebelerimiz!

İngilizce, gördüğümüz her yerde dilimizde
Türkçe utanç gibi, başarmak onu bilmekte!
Millet kavramı gençten yavaşça silinmekte…
Maddesellik girmiş her iletişim sahamıza!

Paramız sokağa atılır,
Dolar’ı-Euro’yu saklarız,
Ekonomiyi IMF’ye bırakırız
Bir tek yular lazım o da çoktan anılır!

Neden savaştı Kuveyt’te-Irak’ta?
Savaşmadan yaşıyorsa bir ocakta!
Elbette bir gözdağıdır bu
Dizginlemektir asi ruhu…

Dedemin Çanakkale’de yaptıkları masal,
Sütçü İmam’ın Fransızlara direnişi hayal,
Dede Korkut ad veremiyor yiğitlik sanal,
Kime kul olacağız unutturmuşlar yazık ki…

Hasta olmuş toplum ilaca ihtiyacımız var,
Tedavisi tarih, dil, din, kardeşlik ruhunda ince ayar,
Şehitlik en güzel mertebe, yaşar özümüzde serdarlar
Kimliksiz özgürlük olur mu?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Saygı…

Üzerinde yürüdüğün,
Ekmek davasına sürdüğün,
Ne ekersen fazlasını bulduğun…
Günün birinde yurdun,
Toprağa saygı…

Yağmurun yıkadığı,
Karın eridiği,
Hayatın yeşerdiği,
Toprağa…

İçinde doğan, büyüyen ve ölen
Neler yok ki… Konaklayan!
Üstünde halifesine gösteren,
Örtüye saygı…

Ezmeden,
Tükürmeden,
Günahlar yüklemeden,
Yapamadığın son dostuna!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Seçim...

Siz sandıktan Rabb’inizi seçin,
Tapmak için meclise yol açın,
Yalvarın-gözyaşı dökün, niçin?
Çünkü makam itibar kader yeri...

Rab kimdir herkes bilir, ya bu şirk?
Asilde-vekilde eğlenir kumpanya sirk!
Her sömürü giyinir başka bir kürk,
Toprak bile istemez, yok yatar yeri!

Siz olmaya niyetlenin de asil,
Görün demokrasi neymiş asıl...
Seçtiğiniz vekiller olur masal,
Meydanlar olursa mahşer yeri!

İste Rabb’inden yeter ki sabredin,
Mülk onun hayırlısını iste servetin,
Yüzünden görünsün nurun, alametin!
Dünya cehennem mümine, keder yeri...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Seferi Davet…

Ne mermide suç nede var gür çanda!
Akıtırken kan, çalarken her yanda…
İman dolu dil olursa isyanda,
Asr-ı Saadet bakar ki felaket…

Medine mahzun Kâbe’de gözyaşı,
Çok az insanda dua, dilde yası
Her memlekette küfrün, hâkim başı
Devri cehalet sanar ki safahat…

Kim ne götürmüş öbür dünyasına,
Kefenden başka nasibiyse güya,
Sonsuz mutluluk varken nedir riya?
Sevr-i alamet sanki bir zanaat…

Şaşar ben beşer günah her yanımda,
Nefsim azarken huzur yok canımda,
Sela depremdir, ölüm dert başımda
Keyfi saltanat değil ki marifet…

Mekana hapis yada dağ başında,
Ahmet Yesevi gibi yer arşında,
Yaşanmaz İslam sessiz, tek başına
Bizli keyfiyet sarar ki saadet…

Hoşgörü adım doğar ilkbaharım,
Çiçekler aşkım Mevla’mı ararım,
Duasız geçen her ana yanarım,
İman ki saffet yapılmalı davet…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Seher Vaktinde..

Seherin serin rüzgârında, ıssız sokaklara daldım…
Üç beş evde lamba yanıyor,
Sessizlik kabrin içine banıyor,
Yüreğim yalnızlığına tefekkürle kanıyor,
Karıncalar çoktan uyanmış…
Camiden yaşlı üç beş cemaat beni ucube sanıyor,
Fesuphanallah deyip yanımdan geçiyor!
Umurumda da değil,
Mevla kalpleri de, ibadetleri de icra edeni seçiyor…

Büyük bir marketin önündeyim,
Yenmiş-içilmiş ve çöplerin yönündeyim,
Kulaklarımda canlı sesler, tutkunun döşündeyim!
İndirim ilanları,
İçindeki zengin iknaları,
Gülüyorum ağdalarına…
Yol boş, ne belediye otobüsü var ne dolmuş nede sarhoş naraları,
Bir kaça araba, ralli yarışması yapar gibi geçiyor…

Parka geliyorum,
Issız, kimseleri göremiyorum…
Ağaçlar rüzgârla çırpınıyor,
Sular kurbanın açılmış derisi gibi titriyor,
Spor aletleri dinleniyor,
Uykudan uyanır gibi bana bakıyorlar:
“Ne işin var bu saatte…” der gibi delileniyor!
Uğultusu kulaklarımda, nefesim tıkandı öksürüyorum…
Biraz sonra göbeğini eritmek için sözüm ona spor yapacak birileri,
Yahut gösteri için çalım satacak mahallenin kızları,
Törenle geçecek dedikoduya hazır komşu kaynanaları,
Kim bilir kaç sigara içilip yerlere atılacak izmariti!
Sağlık adına mı geyik muhabbetine mi park eğlence saçıyor…

Televizyon seyretmek, internete girmek varken!
Nefret ettiğim halde demli çayı içime çekerken,
Sinir krizleri içinde yalnızlığıma küfrederken,
Oturmak vardı şu an dört duvar arasında, ne dert ya böyle üşürken?
Her şey merak işte,
Çaresizlik zorluyor ruhta direnişle,
Çıkmaz sokak bile olsa arıyor son çare,
Görülmesi gerekeni-değişimi zoraki açıyor…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Seher Yıldızına Sor…

O kadar güzel gülüyorsunuz ki…
Gözlerinizin arkasından öylesine doğal ruh esiyor,
Karışarak kar tanelerine…
Yüreğimi öylesine eziyor,
İçtenliğiyle…

Leonardo Vinci’nin Mona Lisa’sını,
Paletindeki boyalarına değerken uykusuz *******i,
Nakış, nakış kilim desenlerine düşebilseydi,
Uçan halı gibi Alâeddin’in lambasında dünyayı gezerdi,
Düş bile olsa...

Ne yazık ki seni tanımak ta geciktim...
Yıpranmış ve ön yargılarla dolu şu anımız var...
Zaman makinesini icat edebilseydim!
Seninle on sekizli yıllara geri döner,
Kimsenin olmadığı Venüs gezegeninde
Sonsuza kadar yaşamayı vaat ederdim...

Maalesef yıllar geçerken,
Anlamsız ilişkilerin sürtünme kuvvetleri…
Pozitif enerjimizin çoğunu yok ederken,
Ön yargı güvensizlik ve daha nice alışamadığımız değerleri…
Yaşamaya sürüklüyor yalnızlık dolu *******de!

Mesela bana yaz diyemiyorum...
Bencil olmaktan korkuyorum,
Mesela telefonumu versem ara diyemiyorum…
Sen versen bile ben aramaya cesaret edemiyorum!

En azından bu cesaretlenen ilk adımıma,
Bir adım atmak isterseniz sizdeki emanetle...
Sonralar olabilir!

Ne olursa olsun sizi görmek,
Elimden alınsa bile
Mona Lisa’ya bakmak gibi eşsiz bir hülyada,
Bağlandı kindaplarına...
Ne olur elinden embelleri bırak ve seher yıldızına sor...
Alışmadan güneşine sıcaklığına,
Prangaya mahkûm aşkımız kalmadan alarga!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Selam Dostlar…

İnsan aslında birbirine yabancı değil!
Her insan elest meclisinden beri bize tanıdık...
Nedir bizim aramızdaki bu tel örgü?
Arsızlık eder güvenme duygusu!
Nedir bu kirlenme kendine sordun mu?
Keşkelerle anları öldüren, ahları konuşmak değil
paylaşmak istiyorum içimdeki coşkuyu!

Sevgili dostlar…

Ben geldim,
Dünyamı açtım size...
Ruhumda titreme,
Deprem etkili derinlerimde...
Yaşamak istiyorum sizinle,
içimdeki özlemde,
Kalan huzuru!

Selam dostlar...

Sevgi bedava yaratıcıdan hediye,
Eğer seversek yürekten, zulüm siner sinesine…
Her yer döşenir Mevlana’nın meclisine,
Haksızlık konuşulmaz Hak’a zikirde!
Hoş geldiniz bu dünyanın cennetine,
Cehennemler ağlasın, kalsın odunlar ağaç!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Sen Kimsin Hayırdır?

Düşte gibi yaşarsın
Ne yalanları duyarsın
Nede kötülere bulaşırsın
Yüreğine inmez namert kurşunu
Boğazından geçmez haram…
*******i evinde loş ışık uykusu
Gündüzleri gölgeler yurdundasın
Sıcak korkutur
Susuzluk soldurur
Yeşile sarılır ruhun-maviler gözlerinde süslenir…
Sen kimsin hayırdır?

Zehirle akan nehrim
Biraz uzağımda kokmuş göl denizim
Çöplüklere yığılmışken taze ekmeğim
Sabırsız insan kümelerine bağlanmış feleğim!
Yollarda, sokaklarda, dedikodularla canavar şahlanırken
Ölmeyi öldürmekle eş tutan sonradan görmüşlerde emeğim
Kıvrandıkça kartopu gibi dönerek büyür geleceğim…
Paradan başka yar yok gibi boş sevgileri çalarken tezenem
Huzursuzluğa-acıya sevinen benler yaşarken…
Sen kimsin hayırdır?

Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşi Veli yok sanırdım
Her tezenede senlerin sesi âşıklarda nakarattı yalanım
Yıldızsız kaldı gökyüzü diye hep ağlardım
Ormanlar yanıyor,
Yağmurlar yağmıyor,
Mevsimler şaşırtıyor,
Dünyayı yakan refah yarışına bakakaldım
Ama kefenimi almaya para bulamadım…

Kocaman karanlığı delen nurun o kadar yabancı ki,
Seni yaratana kurban olayım üçler yediler kırklar sardı dilimi
İlim döküldü cennet yeşiline-toplandı şükrün meclisi
Dinlemeye doyamadım
Seyretmeye de… Dondum kaldım!
Üfür de içimiz temizlensin öğret ahlakını sevmeyi
Özür dilerim yine unuttum “Sen kimsin hayırdır? ”

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Sen Varsan…

Kimse, insan ruhunu keşfetmeye çalışmaz!
Oyun içinde küçük hesaplar maya tutmaz!
Bu yüzden aşkta sihir, bedeni keşfettiğinde biter!
Tsunami gibi birdenbire geçmişi siler atar...
Bu yüzden dertlenmiyorum geçiyor diye her an...
Zaten uzun zaman sabır ederek,
Gerçek aşklar şarap gibidir,
Ve içmesem de bilirim çok kıymetlidir...
En yaşlısına hiçbir asırda paha biçilemez!
Aşkında böyle değerlidir, kaplar her yanımı
Kavuşmak adına öğrendim zor sabrını…

Geçip giderken aşkımdan habersiz ve hızla ömür,
Ölüm gerçek, nihayet gelen sondur!
Mecnun gibi Leyla’sına kavuşamadan özgür,
Bir destan mı olacağım yazan ahlarımı…
Umutsuz heyecansız ve sensiz, neyleyim yarını!

Elimiz değseydi yaşam dalgalarına denizin,
Ölüm korkusu silinseydi gelecekten…
Umut safında olsa da sonsuz, bizle eğlenen
Geri verseydi sensiz bırakan yarınımızı…

Aşkımız var ya, aramızda kalan son perdede,
Sabırsız merakımın önünde, yapar ya işkence,
Belkıs’ın Süleyman’a ışınlanan tahtı peşinde,
Varla yok arasında aczimle kalmış umut içinde…
Seninle olmak hep hayalse, unut gitsin yarını
Alacak yoksa seninle hepten dolmuş kıt aklımı...
Dolaşacağım deli… Deli!

Anlatsan da nefsim anlamıyor, dünyalık ya!
Dokunsun, görsün, konuşsun istiyor bir kere…
Sonra ne olacaksa olsun gitse de selin önünde,
Havva’nın Âdemi günaha ikna ettiği-ağacın altında
Adı özlemse unut gitsin bilinmez yarını...

Baharın sıcacık teması bedenimizde,
Cennet kokusu çiçekler nefesimizde,
Bütün emanet hesaplar kalsın gerimizde,
Unut gitsin, benden yoksun bırakacaksa yarını...
Sen varsan eğer şu an, anlarım yaşadığımı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:33 PM
Sen Yoktun...

Ne seherler gördüm kanlı bulutlar
Arkasına saklanmış güneş yavaşça kendine gösterir
Aydınlandıkça gün doğar, doğar umutlar...
Diklenir zirveye güneş gizlenir sır gölgeler
kocatır şuurlar
Neler geldi geçti ama sen yoktun!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Sensiz Yalnızım...

Öylesine duygusalım,
Ağlar gibi buğulu gözlerim!
Yüreğim yalnızlığa büründü,
Ankara’ya su yetecek kadar hıçkırıklarla boşaldı
Aşkının lavları yeşilliğe ulaştı,
Acı içinde doğa teselli verdi,
Ağladılar benim için,
Sensiz perişanım!

Ateşimin içinde sarardılar!
Ne toprak kaldı ne yeşillik,
Nede güneş doğdu bugün...
Kapkara bulutlar, üşüten soğuk!
Sensizliğime ağladılar…

Sıcacık omuzunu aradılar!
Senin mutsuzluğuna üzüldüler...
Mutsuz ettiğine üzüldüler...
Bir demet çiçek-kır çiçekleri sevgi dolu ele geldiler
Günlerce yaşamadığın tebessümüne güldüler...

Kahretsin yollarda taşta yok ki...
Ayaklarımla vursam, atsam sinirimi,
Bağırsam… Özlem aşsa dağları!
Tene düşşe,
Nefesinde erise!

Gecenin karanlığı yatakta ışıklara bürünse,
Yaşatsa hazlar ülkesinde,
Yarın olmasa, hep o anda kalsa, ruh ve beden!
Çarşaf gülse,
Duvarda yansıyan sokak lambası gülse...
Sesler, uzaya yayılsa mutla!

Yalnızım... Çok duygusal,
Gözümden akan yaşlar muson yağmurlarına benzedi!
Yoksun işte, ne yapayım varmış göl, kumsal
İçine girsem soğuktur, veremez aşkının sıcaklığını!
Seni arıyorum, geçen anlara isyan... Nedir bu hal?
Mütevazı ve içten bir pıtırcık,
Güle dokunmuş pamuk ellerini,
Yağmur damlası güzel prensesim
Ağlıyorum,
Sanki gök gürültülü nisan yağmurları,
Sensiz yalnızım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Sensizlik Öyle Zor Ki…

Neler ağlamaz ki senin yokluğuna,
Bedenim özlerken, ruhum hep koynunda!
Gün güneşle gece ayla dargın-dargın…
Haberini gözlerim yolun sonunda,
Boynunu bükmüş görürdün dalgın-dalgın!

Hep tesellim olur senin yaşadığın,
Duyduğum sesin, şimdi oldu hayalin!
Ne desem mazeret olmaz suçladığın,
Yeni bir şans vermeyen önyargılar hain,
Halimi görsen bakardın şaşkın-şaşkın!

İçtenlikle yapmak istediklerim çok,
Görünür yapamadıklarım daha çok,
Elim kolum bağlı, çare tükendi yok!
Geçmiş tsunami gelecek fani, yok…
Kalbim harap, düşünemem sakin-sakin!

Kelebeğin ömrü bir gündür belki de,
Cıvıl cıvıldır hep o ömrün seyrinde,
An bize muamma, sıkıntı peykinde…
Uzun ömre sığar bunca mut içinde,
Heyhat, kendime acırım hazin-hazin!

İsteyip de, yaşamamak öyle zor ki...
Prangalıyım, aşk kırbacı kor gibi...
Yaşama aynı aşk benim gibi, sor ki…
Ağıdım yaşam felsefem oldu, gör ki…
Boynunu bükmüş gezerim mahzun-mahzun!

Şu an hala ağlıyorum, gözüm kör ki…
Kurak yüreğim çırpınır solgun-solgun!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Serpiliyor…

Her yaz gibi havam Akdeniz koktu,
Yat limanına girdi hislerim...
Kemer'e doğru daldı hayallerim
Tanıdık simalar gençler çığırtkanlar dondurma görüntüsü!
Her dalgada ölüm geldi sonra gitti,
Hz Ömer'in ilk saçının akına karıştı
Aynalar yansıya yansıya haykırdı,
Her evliya güneşinde gözlerim nurlarla kamaştı!
Yoksulluğuma sarıldım,
Ebu Zer'im sanki fakir yüreklere yağdım,
'Sahiplenmeyin her şey ölüyor...' hor davam
Geçmişim uçuyor, dalgalar hırçın, haykırıyor acıyla geleceğim...

Boy boy reklâmlar,
Sıra sıra eğlenceye doymayanlar,
Anları akıtıyor gözyaşı yerine!
Döven dalgalar,
Yıpranan taşlar,
Yaza yaza yaşlanan satırlar
Ne tuhaf benlik içinde büyüleyici aldanış yaşıyor!

Kim bilir kaç milyon kere okunmuştur selâ,
Şimdi sesinin şiddetinden kulak zarımız yırtılıyor...
sertmiş soğukmuş basitmiş yer yok rahatlığa,
İlk defa görmüş gibi bedenimiz musalla taşına yatıyor...
Yaşam perdesi yırtılmış dönmek nafile,
Pişmanlıklarımız nelerine ağlıyor!

Ellerinde dost çiçekler,
Ağlayanları seyrediyor,
Üzerine toprak dökülürken
Kabrine karanlık serpiliyor...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Servis Arabası…

Servis arabası çocukluk yıllarımın geçtiği mahalleye saptı,
Her anı başka drama kesik, kesik yaşanmışı hatırlattı!
Çocukken gerçi yaşarken her sahneyi,
Daha ağır basan yanı eğlencesiydi!
Seyrettim film şeritlerini Toygar camisinden sağa dönerken
İçime buruksu heyecan kapladı…

Nerede su var kuyudan, kaynaktan
Koşardık fetih marşıyla durmadan…
Sıra, sıra insanlar yüzlerinde bulmuşlukla tebessüm
Dolduruyorlardı sanki Kevser ırmağından!

Ankara susuzdu yetmişli yıllarda,
Kışın havası kirli bahar çamur deryası yollarda…
Eczanede ilaç bakkalda sana yağ bulunmazdı!
Sokakta anarşi, çocuksu ellerde tabanca…
Evden çıkmak istemezdim bu yüzden okuldan gelince.

Ayşeler, otlar ve yiğit insanlar vardı
Ölen ve öldürenler…
Her kişi başbakan her gün yeni hükümet kurardı,
Ne güven nede güvenen vardı…
Yaşanmazdı verilen sözler!

Annem hastaydı,
Her ay penadur iğnesi alınmalıydı,
Kalaba’dan Bahçelievler arası eczaneler
Sora, sora teker, teker…
Nihayet bulurdum yarım gün zarfında!
Kurşunla ölmeyenlerde yokluktan ölüyorlardı
O günlerde…

Bir şubat günü yollar buzla kaplı,
İki sokak arası yaşardık futbol savaşı…
Benim yaşlarda bir sürücü top oynarken çarptı!
Peşimde meraklı kuyruk çalındı evin kapısı,
Görünce halimi annemin beti benzi sarardı.

Sanatoryum hastanesine kırılmış kolum için yola düşüldü,
En sonunda bir kırıkçı dükkânına girildi,
Kolum orada sabun ve yumurtayla sarıldı…
Allah’tan doğru yerden kaynadı!
O günlerde kolumdan da olmak vardı.

Servis Eskişehir yoluna girdi şimdi,
Dışarıda yağmur, sis ve akıyor trafik…
Sağımda solumda hala coşkulu geyik muhabbeti,
O günlerdeki gibi öldürüyoruz anı ne trajik!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Sevda Tuvalleri...

Otuz yıldır süren PKK terörü artık çok yakınımıza geldi...
Kırsalda ölenlerin gölgeleri düştü dün yüreğimize!
Şehitler aldı ölenleri hakkın yoluna gülücüklerle...
Artık ağlamak istemiyorum sevda tuvalleri...

Ne yazmak bunları nede bazılarını suçlamak!
İçimizde bu acı, dışımıza yansıyan lekelenmiş ak!
Kardeşliği, milliyetçiliği, şanlı tarihi özlemle düşlüyorum!
Bir cennet sevdası ülkemin kiremitleri terörle yerlere düşerken
Kanıma yansıyan ay yıldızlı *******de kış rüzgarıyla ürperiyorum!

Silkiniyorum toprağa basarken
Hep kırmızı hep kan görüyorum...
Kurumuş sanma şehit izlerine bakarken
İmanımla uhudta savaşçı ruhumla Mekke'yi kuşatırken
Terörün yurdumu terkedişini gözlüyorum!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:34 PM
Sevgi Sağanağı...

Yıllandı sevgimiz üzüm bağında,
Her bağ bozumunda pekmez tadında,
Doyumsuz hazlarda aşk şarabında,
Embeller dürtüler sürdü peş peşe!

Her güz sonbaharda ölmüş yaprakta,
Sardı hüzünlerin gurbet bahtında,
Bitti hasret nisan yağmurlarında,
Yeşerdi toprağın yar kavuşunca...

Gökyüzü toprakla sözleşir suyla,
Her dokunuş dua tefekkür kurla,
Yansıdı sevgiyle yaşandı ruhta,
Kamaştı dişlerim cennetin yedim!

Sevgi sağanağı gürler yıldırım,
Karanlığı deşer geçer sıratım,
Çiçeğinle kokar güzel yıllarım,
Mevlevi meclisin döndürür başım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:35 PM
Sevgi Tarifi...

Tarif olmazsa tat olmaz,
Kalıp içinde taht olmaz,
Bir gelense sonra gelmez,
Sevilen, zorla baht olmaz!

Önyargı sert bir duvardır,
Aklın elinde yulardır,
Tatsız tuzsuz kulvardır...
Pişman olmakla ölmez!

Kuralın tek sana aittir,
Kusuruna aidattır,
Gururuna şer kilittir,
Ben bilirimle yol almaz!

Elbette sen seveceksin,
Tavrınla tavlayacaksın,
Hoş cilve avlayacaksın,
Tarifsiz bağlantı olmaz!

Sana emirler veremem,
Ruhuna hemen eremem,
Sözlerimle hep geremem,
Yoksa muhabbet kalmaz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:35 PM
Sevginin Zirvesi...

Allah’ı seven insandır şükür yolunda,
Sevgide doruğa ulaşır kulluğunda...
Namaz aşıkların buluşması gibidir,
Mekan küçülür ulu çınarın altında...

Has sevgide her şerre tahammül eder yar,
Ruh dünya kefeninde her an imdat arar,
Her öğretici bilgi birden cahil bırakır,
Tebessümle gezince tefekkür seyrinde!

Sonsuz evin anahtarı resulün dilinde,
Ümmetim dediği miracın zirvesinde...
Her kul halife sahabeyle gölgelenir
Kainatı okur devesinin son izinde!

Kul kardeş olur dervişlerin sofrasında,
Yarışır neyi varsa verme konusunda!
Yaşatır malını Ebu Zer çadırında...
Sünnetinden tat alır ibadet sosunda!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:35 PM
Sevgiyse, Yeniden....

Sevmekse
Pişman olmadan, sevmeseler de...
Nasıl olsa bir son var
Dönüşü olmayan yaşanan ömür!
Bir geçmişte, kabul etmeseler de....

Ellerinde dokunan,
Ayaklarında alınan,
Bir hedef seyrinde
Kelimelerde okşanan,
Olacak konuk kalbinde, istemeseler de...

Her anda her kişiye diyelim merhaba
Bir şeyler verelim karşılıksız, hep aldığımız şu dünyada!
Birbirimizi sevelim son vererek rüyalara
Sürelim toprakları,
Görelim başakları,
Aşalım gönül kuraklarını...
Böyle baharın çiçekleri yeniden yeşersin, hanelerinde...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:35 PM
Sevilen Yalnızlık …

Öyle duygusalım ki…
Yüreğimde hüzün,
Kan damarlarımda düğümlenmiş sanki…
Gözlerim ağlamaklı,
Dudaklarım mühürlenmiş gibi,
Beni duyan yok ama içimde fırtınalar, depremler, tsunamiler!
Amazon humması boğan ateşi!

Olsaydım şimdi sahilde,
Kumların yarenliğinde,
Hissetseydim yüzerken denizin dalgalarını…
Gel deseydi,
Ölmüş annemi getirseydi,
Kucağında dinleseydim ninni.
Sarılıp saçlarımı okşasaydı,
Dokunsaydı tenime, ölüm soğukluğunda elleri...
Huzur hissederdim martının özgürlüğünde!

Gözlerim bulut bilmez gökyüzünde,
Hayallerim cennet ölümsüzlüğünde,
Ne kaybedeceğim hamalın küfesinde?
Olmasaydım,
Uzak kalsaydım,
Tek başına dert yüklü dünya yörüngesinde…

Ayaklarım karış, karış geziyor tarih sayfasında,
Kimi zaman savaşlar,
Kimi zaman tutkulu aşklar,
Kimi zaman ölüme dökülen yaşlar,
Belki Roma’dayım!
Giysiler aşina,
Kılıçlar kında,
Yürürken tek başına kaldırımda,
Yeni bir sefer için yoldayım!

Kahretsin yinede yalnızlık çok kötü!
Sevgili eşim ve ufaklık gözümde tüttü…
Nefesimde aldıkları nefes,
Yediğim en son yemek,
Burnumda kokuyor enfes!
Gözyaşımla özlem ıramağına akıyor
çocuğumla oynadığım oyunlar, güreşler türlü, türlü
Olsalardı yanımda şimdi kalır mıydı hüznü?

Neden yalnızım?
Tutkularım, duygularım, düşündüklerim,
Neden azdı arenadaki boğa gibi!
Kırmızı renge daima düşman,
Boynuzlarıyla nerede görse vuran,
Kimilerini komik haline güldüren
Berbat görüntüdeki ben miyim yoksa kırık olan aynam mı?
Yaşama kıvılcımını dışımda söndüren…

Telefon etsem de kurtulsam,
Ses belki oyalar ama hangi sesi duysam?
Sela verilir gibi sanki
Ben miyim yoksa tabutu kuşatan!
Herkes burada, görüyorum dua eden dilleri
Neden beni görmezler ki?
İçimde yaşarım çılgın neşeyi,
Dışımda işitirim ondan arta kalan sesleri…
Nafile böyle… Emrimi kim dinler ki olsam şimdi sultan!
Yalnızlık mührü vurulmuş, yaşam kütüğümde izi
Raflarda almış yerini,
Unutulmuşlar gibi tozlanmış, yaşarken tarihi…

Yoksa rüya mı bu?
Kendime yakıştıramadığım öğüt mü?
Lekesi üzerimde kalıcı ya en korkuncu,
Çıkartacak deterjan yok mu?
İmdat…

Avunsam diye biraz oyalansam,
Gürültünün içinde barınsam,
Doktor dedi diye reçete kullansam,
Yok, faydası yok… İnatçı aradığım, yok…
Değişmeliyim ama kimin için kulluk?
Aradığım bir kurtarıcı var, içimden dışarı taşan isimsiz kahraman!
Ebedi hayat, değişen sonsuzluk!

Ya boş versem yalnızlığa, yesem, içsem, dolaşsam
Ağustos böceği gibi yazın nefesiyle solusam
Hem karınca gibi olmak, illa gerekli mi ki!
Hani kefenden başka ne var ki üzeri mi dünyadan örten
Ne kaybederim öldün dese Azrail, çukurda yeniden doğsam!

Yok, öldükten sonra yalnızlık ya varsa?
Güzel amelsiz uzansam ev misali mezarıma
Karıncanın kapısını çalsam artık nafile
Kim kulak verir duyulmayan sesime?

Neden yalnızlığı anlamadım, söylüyorum duyan yok
Okuyorum yaşamaya mecalim yok…
Soruyorum cevap bulmaya alim yok!
Kefen bile çok… zor iş toprak içinde yolculuk!
Şikayet etmem lüks, rehberim belli,
Dünyada tatmalıyım, haremimde sorumluluk!

Yalnızlıkta var aslında hikmet,
Sonsuz hayat içinde sayısız nimet…
Karga mıyım ki tarlada, rızkımı kesecek korkuluk...
Kur’anda seyahat etmek için aslında almak lazımmış bilet
Yaşamak için tek anahtar sünnet!

“İsmail’in teslimiyeti bıçağı kör etti”
“İbrahim’in aşkı ateşi suya çevirdi”
“Hacer’in evlat sevgisi zemzemi çıkardı”
“Sevr mağarası yaşlandı yüce nebiyi ağırladı”

“Fakirlik geldi yalnızlık başladı”
“Dünya bağı koptu ruhumu özgürlük kapladı”
“Cehennem yüklü dünyada ruhum cenneti aradı”
“Ölümüm Mevlana’nın düğünü, yalnızlığım aklandı”

Anladım yalnızlık, tek başına ebedi son yolculuk…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:35 PM
Seyrediyorum...

Ruhum sade ve ıssız kenti keşfetti
Zaman durdu
Yüzyıllar eridi...
Güneş hayli yakıcı
Kuraklık kurutmuş yaşam sarnıcını
Çölde yalnızca Hacer’in feryadı
İsmail’i-oğlu ölüyor sanıyordu
Safa-Merve arası inleyip koşuyordu
Hislerim onun derdinde
Yere düşmeden buharlaşırken gözyaşlarım!

Ayağım yere vuruyordu
İsmail’in perişan sesiyle
Mucize zemzem-su yıkıyordu
Beni ve Hacer’i sevinçle
Toprağı
Havanın kokusunu
Yürek selinde...

Yoktan Var edenle doğuyordu Say’ın doğası
İhrama girmiş tavafta dönüyordum güneş solarını
Âdem’den beri bakıyordum benlere tefekkürle
Nur demeti dönüyordu Resulallahla birlikte!

Oku diyordu Cebrail Hıra’da
Geçmişim ölüyor anım titriyordu her duamda
Cennet-Cehennem kefenlere sarılıyor
Şeytan-Mü’min çıkıyordu teraziye Haşr’da...

Mahşer provası,
İhram abasında...
Bulanıyordu terlere,
Pırıltıları Veysel Karani obasında!
İman çölden Kâbe’ye
Yeniden meşale ilahi aşk korunda
Sarılıyordu Cebrail’in vahiy dolunayına...

Las Vegas tutkunları
Kadın Kumar şeytanın kulları
Çölden aşıyordu Nur’a
Diller pişman
Zikirle çatlatır dudaklarını...
Kıbleyi öğretiyordu
Silinirken geçmişin şer durakları
Mermere değerken kirlenmiş uzuvları
Yeni his dünyasını aşıyordu nurları...

Resulallahla sünnetine sarılıyor
Kul tanıyordu gerçek miracını
Burak yedi gök semaya şahlanıyor
Dünya derin uykuda unuturken kıyametini...
Kabe’de saf kalpler yaratanına koşuyordu!

Ebu Cehil ağlıyor
Ebu Lehep şaşkınca bakıyor
Ebu Süfyan’ın parası paralanıyor
İnlerken Hacer’ül Esvet’te “Bismillahu Allah’u Ekber” nidası!

Şehitlerin babası Hamza’yı
Allah’ın Aslanı Ali’yi
Fakirin dostu Osman’ı
Dostların piri Ebu Bekir’i
Sevinçler sarıyordu...

Ayaklarım mermerin serinliğine kanarak
Piri Reis’in savaş gemisinde Akdeniz’e yelken açıyordu
Güneşinde başım ak giysi altında bile yanarak
Çanakkale savaşında şahadet için yanıyordu!

Dönüyordu Kâbe’m
Dünyanın her çeşit insanı Kale’m
Bu misafirlik bambaşkaydı vesselam...

Ne ormandı manzaram
Nede ırmak kenarında modern binalar
Ruhumu saran huzur Say’da
Mahşer provasından nasip alır!

Derdim ne para kazanmak
Ne gıybet yaparak keyif almak
Nede dünyalık baktığım aynam...
Yeniden doğmuş bebek gibi sevinç ağıtlarım!

Mevla’ma derdimi anlatırım
İsmail sevincinde zemzemden tadarım
Her yudumunda şifa niyeti dualarım
Şimdi ikindi vakti Kâbe’yi seyrediyorum...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sınav...

Her anım sarsılır, girdaplı sınav
Başaramazsam olacağım dillere av!
Keyif sahibiyim,
Bedeline razıyım,
Çağdaş köle gibi çekerim şınav,
Kusursuz itaatte ve her emre hazırım!
Anlık tutkulara tav,
Yanlışı nasılda harbi yaşarım!

İçimde sesler...
Kandıran kandırana!
Beynimde fıs fıslar,
Kalbimde tükenmez hevesler...
Gözlerim hasta gibi bakmakta,
Kulaklarım tıkanmakta...
Sınav karşımda,
Tavizlerle aşarım…

Karışık işte böyle ilişkiler,
İnsanlar yanlışı geliştirdiler,
Paylaştıkça kir serptiler...
Bulaştılar leşine şimşek gibi yayla,
Köle yaptı işte böyle,
Sonra onu zoraki çağdaş testiler...
Çamurumla döndükçe acıyla pişerim!

Aldanmış bilimde, akılda, sanat kapıda
Sarhoşluk verir akılcılık hapında,
Ölüm arzulu günahkâr hippide…
Böyle çokbilmiş tekeller,
Tasarımlar emeller,
Yaşatır cansız heykeller...
Ayakkabısı taş, soğuk eller
Sadece yorulmaz durur, bakışları körpede!
Ey! Ruh neredesin demek geliyor içimden,
Sadece kaba bir ses çınlıyor tepince!
Düşünemezliği deşerim…

Zindan, elbette karanlık ve kötü yerdir,
Ondan da kötüsü, oradan çıkılınca duyulan zaferdir!
Belki ömürden dökülen ecel teridir,
Doğası bozulmuş insana dinlenme yeridir!
Ya ölür yada yaşamak bin beterdir,
Birde yok mu sınavına derler kader,
Böylesi düşüncenin/seçimin üstüne basarım…

Yiğitler, pehlivanlar, ormanlar kralı... Nerede?
Sanal dünya hapsolmuş yüreğin içinde,
Dolanır hainlerin dilinde…
Gerçekse, açılmasından korkulan tül perde!
İnsanlık Ademden beri sınav yelinde,
Yenmiş bitmiş kendi kendine!
Haşr’da dirilir gelinde, görümcede,
Bütün notlarımla hesap mak****** düşerim…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sır Ağlar...

her kalemde aşk yazmakta şiir
her yürekte ak kalmakta pir
her süreçte ark akmakta kar
otağ beyaz bulut ak sır ağlar!

bilir miyim neden unutur dost
anlar mıyım neden susturur dost
kavrar mıyım neden küstürür dost
saçlar beyaz sebat ak sır ağlar

umut müslümanın hoş türküsü
davet ülemanın beş ülküsü
ahret tüm insanın kardeş yurdu
ölüm beyaz ceset ak sır ağlar

bir gün ben unutulurum...anılmam...ama aşk kalır, yüreğim kalır, sazım kalır...duvarlarda kulağı duymaz gözü görmez bir resim güler...son kalan istiklal gazisi olur hatırlanır altın saat hediye edilir...unutmayın ki, ben sizden biriyim, ben unutulursam sizde unutulursunuz...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sır...

Hesap soran hislerime,
Mafya mısın demek geliyor...
Dilimden kapılmışken hapsine,
Başka şekil yaşamak alıyor...

Girmeyin hücrelerime ayıp,
Mutsuz olsam da acayip!
Olmayın gizime talip,
Alıştım mı fena izleri kalıyor...

Aklım var henüz delirmedim,
Saçlarım ağarsa da ömür bitirmedim,
Alışkanlık zor değiştirmedim,
İşkence nöbetleri, her an paylıyor....

Hem bana derken sen ne alemsin?
Hep baş aktör, iyi yazan kalemsin
Aynı oyuncuyuz, bana zalimsin...
Yalnız, bize ayrılan süre doluyor!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sırları Keşfetmek...

Sırdır cevizin kabuğu,
İçinde öter tavuğu…
Giyer padişah kavuğu,
Hâkimdir tüm kâinata!

Öğrenmek sabır işidir,
Hafız gibi bir kişidir…
Şifresi Hakkın sesidir,
Hâkimdir tüm kâinata!

Çalınmaz değerli maldır,
Yaşamayan hep hamaldır…
Evliya ruhta kemaldir,
Hâkimdir tüm kâinata!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sigara Kokuna Sahip Ol...

Önümde biri sigara elinde,
Üflüyor sağa sola ah keyfince,
Ciğer sızlıyor nefesim çekince,
Nasıl özgürlük bu, nasıl bir saygı?

Bina içinde sigara yasak ya,
Kapı önüne giderler içmeye,
Öğlen arası imkan yok geçmeye...
Nasıl özgürlük bu, nasıl bir saygı?

Şimdi inat ya elbise içiyor,
Sinmiş kurumlar kokular saçıyor,
İçmeyen ferdin yanına geçiyor...
Nasıl özgürlük bu, nasıl bir saygı?

Tercihtir kabul, zorlamak cinayet!
Hakka tecavüz bedene ihanet,
Hastalık yayma birazcık et zahmet...
Nasıl özgürlük bu, nasıl bir saygı?

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:36 PM
Sight of Love.../Aşka Bakış...

Cheerfull face which is a message of love!
Soft hands which is taken red rose,
Romantic songs which are magical sound in nose,
Long life which is way of life in so nice!
Heads are turned with happiness
When its crazy breath caress
Body is changed with pleasure
They are gone in other dimension by advance!

İf love dies like a candle, and similar changes are needed.
We seek again, this dark and lovely nights...
There is a shadow but we still see sun lights:
When it is mirror to our fights,
When there is the big silence...
A pain is ascending in the depth of our heart!
In this time, we look at over earth
Where we will enter in it with death
Suddenly, we feel unlove a lot alone!

Love is big chance!
But it is finished in the course of time...
We feel like two forgein in same house,
No excitement no desire isnt anymore,
We are divorced last!
If there are childreen, they are innocent
Who live a real shock or stroke!

I say sip “Life is limited”
I want to be happy, maybe dated
My logic is given to decide offend
I havent got a big patience
So i live disappoinment in short time
Suddenly, dream of wonderful love was died!

I think in now
I must love myself in the first time:
When i see from my soul window,
I must be happy in my hearth!
If i’am not unhappy and negative,
Whoever can find comfort with me!

If my soul and body dont say same
And i dont listen whats its necessity
Meanwhile i try out to solve other people trouble
Can i be productive?
Can i understand as logically?
Maybe we can share one-two time nice welfare,
But after... we leave to be offended like earth*****!
Who want so love?

All people is lux for someone
Love is understood, shared and lived decently!

........
........

Neşeli yüz aşkın bir mesajıdır!
Yumuşak eller alır kırmızı gül,
Kulakta sihirli sestir romantik şarkılar,
Uzun yaşam böylesi hoşlukta yaşamın yoludur...
Başlar mutluluktan döner,
Onun çılgın nefesi okşadığında...
Beden hazla değişir,
Başka boyuta geçişi her adım yaklaştırır!

Aşk bir mum gibi sönerse,
Ve benzer değişikliklere ihtiyaç dönerse:
Ararız karanlık ve sevgi dolu bu *******i!
Gölgesi vardır ancak biz hala güneş ışıklarını görürüz,
Kavgalarımıza ayna olduğunda,
Büyük sessizlik dolduğunda...
Kalbimizin içinden bir ağrı yükselir!
Bu anda başımız toprağa çevrilir
Hani ölümle içene gireceğimiz
Aniden aşksız bir çok yalnızlık hissederiz!

Aşk büyük şanstır!
Ancak kısa zaman içinde biter...
Aynı evde iki yabancı gibi hissederiz,
Ne heyecan ne istek artık yoktur,
Sonunda boşanırız!
Eğer çocuklar varsa, onlar masumdur
Büyük şok ve darbeyi yaşarlar!

İçimden söylerim “ yaşam sınırlıdır...”
Mutlu olmak istiyorum, belki modası geçmiş
Mantığım düşünmeden karar verir,
Sabırlı değilimdir...
Böylece kısa zamanda hayal kırıklığı yaşarım,
Aşkın şahane rüyası aniden ölür!

Düşünürüm şimdi,
İlk önce kendime aşık olmalıyım!
Kendimi ruh penceremden gördüğümde,
Mutluluk kaplamalı kalbimin içini!
Eğer mutsuz ve olumsuzsam
Kim benden huzur bulabilir ki...

Eğer ruhum ve bedenim aynı şeyi söylemiyorsa,
Ve onun ne ihtiyacı olduğunu dinlemiyorsam,
Bu arada başka insanların sorunlarını çözmeye uğraşıyorsam,
Verimli olabilir miyim?
Mantıklı anlayabilir miyim?
Belki, bir iki kez huzuru paylaşabiliriz...
Ya sonra? Ayrılırız gücenerek deprem gibi,
Kim ister böyle aşkı?

İnsanlar başkası için lükstür,
Aşk saygı içinde anlamaktır, paylaşmaktır ve yaşamaktır!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Silkin Gafletinden...

Zenginiz,
Öyle ya israfla harcar, bol gezeriz!
En iyi dünyalıklar serisindeyiz…
Diller Kâbe’den sesleniyor,
Ameller deniz kıyısında sergileniyor...

Meşakkatle ağlayan,
İşkencelerle dağlanan,
Her emeği sağılan,
Müslüman öldü, ikilem peşindeyiz
Unuttuk geçmişi deliriyoruz...

Eğer köşeyi dönersek Rus kızları,
Politika Rus ruleti...
Adet oldu yabancı millet hazları,
Köpüklü eğlence sureti…
Kafkasya’da yoluyorlar kazları,
Hortladı zalim âdeti…
Onlara ruhen köleyiz
Her karış toprağımızı tapuluyoruz!

Mehmet Akif demiş 'Rus fahişesinden kurtuluş umanlar var! '
'Ne yaşamı ne teması nede nefesi havadar...'
Amerika derken, Rus dörtnala üzerimize sürer
Sevimli gibi görmekteyiz
Mahremine sokuluyoruz...

Diril, zenginlik manada beş para etmez
Silkin gaflet uykusundan…
Eğer edebin,
eğer iman dolu kalbin,
eğer canlanmazsa şeytana harbin,
cehennem yakar cennetteyiz
Son pişmanlık faydasız, yok oluruz!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Simurg’a Uçar...

Dost gömleğini giymiş zemzem tatlar,
Döner Mevlevî peykinde gölge anılar,
Martı özgürlüğünde kefenler açarlar...
Toprak cemreye düşer ölümlü uyanır,
Simurg’a uçar göçmen kuşlar umutlar...

Alışkanlıklar ölür aynalar kırılır,
Yalnızlık silinir sanaldan sıyrılır,
Kıyamet sevimli aşk koruna sarılır...
Şeytan kefenlenir vesvese dağlanır,
Simurg’a uçar göçmen kuşlar umutlar...

Sevgin yanı başımda hurim şahitler,
Kıyas perdesini yıkar dikilir ahitler,
Galu beladan yeminler sahnelenir...
Açılır defter okunur harfler bahtlar,
Simurg’a uçar göçmen kuşlar umutlar...

Teveccüh nehrinde yunar suratlar,
Sırattan ince elek geçer muratlar,
Sevgilisine kavuşur saffet ruhlar...
Sonsuz düğün ikinci bahar turlar,
Simurg’a uçar göçmen kuşlar umutlar...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Siz Sanal Mısınız Şairler…

Karpuz kabak çıktı diye,
Çöpe atma hayal ile ye…
Burası okuma özürlü ise
Ramazan davulu ne yapsın!

Ulusta teröre ne lanetler okuduk,
Ermini pkk’ya lanet şiire doyduk,
Haksızlık dedik yazdık kokuştuk,
Kardeşini tanımazsan bunlar ne ki…

Elinde kalem sen en iyisin,
Safi sadece senin yüreğin,
Ayakların yere değmez sahi…
Sen bir numarasın popülersin!

Sen bilmezsin nedir derviş sofrası,
Öğlen öyle yenir ki amele kumanyası…
Fakir fukaranın sesi depremden kötü,
Mirasyedi ağzı tok bilmez açlığı!

Yazmak değil gerçekten hissetmek,
Gerçekten milliyetçiliğe giyinmek…
Yaşanan acıyı yaşlandırana eğilmek,
Sakalına cübbesine soytarılığına değil…

Boş ver diyemiyorum elimde değil…
Ülkemin aydını böylemi olmalı rezil…
Hep söylenen ama hiç yaşanmayan,
Kelebek ömrüne sarılır kefenler sefil!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Sofi Olsaydım…

Sofi olabilseydim...
Günahı ret etseydim...
İçtiğim suda yediğim aşta
Besmele çekseydim!

Allah dostlarına karışsaydım,
Mekke evim Kâbe pencerem…
Bir adımda Medine’ye varsaydım,
Zemzem’den başka su bilmeseydim!

Dünyada cennetime şöyle baksaydım,
Cehennem vız gelirdi İbrahim makamında!
Yükselirdi merdivenleri bakarken tüm insanlara
Allah aşkını hücrelerimle yaşasaydım!

Öyle özlem ki Uhud’ta resule çember sahabeler,
“Uhud bizi sever biz onu severiz” diyen nur rehber!
Çölünde kum tanesi, pişip kavrulsaydım…
Bilal’ın sesiyle zıplasaydım Allah-u ekber!

Kim yanmadı ki, Yunus’u, Mevlana’sı, Geylani’si..
Özlemle gözünden yaş dökmedi ki!
Sofi olabilseydim şu baharın seherinde,
Doğsaydım hicret takviminde Sevr’inde,
Nur yüzene baka, baka ömrüm geçerdi!
Nefes alırdım, nefes... Sigarasız, gazsız, safi
Feda ederdim neleri, Osmanın elinden her şeyimi verirdim, nelerimi!
Sevinirdim derviş hislerime!

Sofi olsaydım... Öğrenmeyi bilseydim!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Sofi…

Müslüman küfrün önünde eğilmez,
Rızkı Allah’tan başkasından bilmez!

Dünya misafirhanesidir sahiplenmez,
Her yaşadığı şey sınavdır dertlenmez!

Nefsine hükümran edep deryasıdır,
Nur içinde nur yaşatan hoş ahlakıdır!

Yalnızca Allah’a inanır, yardım diler
Yalnızca böylesini tanır hep dost bilir!

Vatan kutsaldır kıta peygamber ocağı,
Ölmekten korkmaz şehitlik son sancağı!

İyiliği emreder kötülükten men eder,
Hemen hiddetlenmez bir süre sabreder!

Zalimi sevmez hakkın yanında yer alır,
Doğruluktan taviz vermez, son ayarıdır!

Ne kazanırsa zekât-sadaka dağıtır bolca,
Rüşvet, hile, faiz, gasp, bilir haram kula!

Kardeşinin kusurunu örter, sorgusuz…
Öğüt verir, rahmettir emeli kuşkusuz!

Herkesten rıza alır kul hakkı ne fena,
Kimseyi kırmaz güler yüzlü simasında!

Büyüklerini sever küçüklerini sayar,
İşinde en iyisini yapar, fıtratını boyar!

İbadeti cennet hesabında değildir,
Vuslat-Rabbin rızası en yüce emeldir!

Şehit makamının müjdesi tutkuyla kavurur,
Yatarak ölmek istemez her duada yakarır!

Boş vakit nedir bilmez, sevmez uykuyu
İsraftan kaçınır, yaşadığında yoktur kuşku!

Sadece ibadetine engel olunursa kinlenir,
Tebliğ etmek vazifesi, gerisi yaratandandır!

Yalnızca Allah’a kuldur, dünya tefekkür
Sünnet izlediği yoldur, rızkına teşekkür!

Dünya lideri olacak sofi böyle görülmeli,
Süper güçlere değil, Allah’a kul olmalı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:37 PM
Sokaklar...

Külhanbeyleri olurdu eskiden yarım urbasız
Nargile ağzında,
Kaması belinde!
Künyesi bileğinde,
Elinde tespih, gezmezdi narasız

Şerrin sembolü,
Haraç embeli,
Yedi bela temeli,
Ondan nasipsiz kalmazdı yarasız!

Devlet iflas etmişse,
Her memurunda ar bitmişse,
Boşluk dolar cahil yetmişse...
İyiler süründü, böyle yasasız!

Sokaklar şimdide hırsızlara,
Kapıp kaçan arsızlara,
Kedi köpek, birde evsizlere...
Gündüz medeni,
Gece serseri,
Donanır ıssız, bekçisiz, lambasız...

Arabada alarm, kasko
Evde, işyerinde güvenlik kamerası banko
yaşamı sarmış sigortadan koro...
Nedense insanlar hissediyor korumasız!

Sokakta zahiri kabadayı,
Andırır mirasyedileri!
Ne çalarsa evde sergileri,
Hızla ürüyor kalınca cezasız!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:39 PM
Son Doğum Gibi...

Kimlikte değil amelde yaşar İslam,
Amaç Allah rızasını kazanmakta...
Komşuya,
Yolcuya,
Doğruya,
Allah için vermekte selam!
İyi-kötü günde araç olmalı hayrı paylaşmakta...

Baharda budanan ağaç gibi malın zekâtında,
Emaneti bilip Allah rızası için sadaka dağıtmakta...
Yoksa her fazla yüklenilen yürüdükçe beli ağrıtmakta,
Meselenin özü hamallıktan kurtulup maddeyi aşmakta!

Eğer aşk ilk önce Allah’a varmıyorsa,
İki kalbin aşkı sonra gönlü sarmıyorsa,
Dudaktan çıkan söz olgunlaşıp ermiyorsa,
Ne anlamı olabilir kütüphaneler eşmekte!
“İlim öğren...” diye bağırıp toplumu deşmekte...

Gönül asr-ı saadet özler,
Can resul sohbetinde yaşarır gözler,
Sahabeden arar izler...
Her mecliste olunca, böylesi manasız konuşmakta!

Yaşanmayan özgürlük olur mu?
Kardeşliğe aşina, vatan bölünür mü?
İman Allah’a olunca şer görünür mü?
Aynı tencereden bereket yağar her sokulan kaşıkta!

Dünya daralır ilahi aşksız, cehennem gibi
Ölüm sonrası duadır cennete, özlem gibi
Mecnuna bahane Leyla, çölde ağlamakta...
Sevgili Mevla’sını görmek diler, son doğum gibi!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:41 PM
Son Söz…

Gönlünde cennet kokusu,
Yüreğinde Allah korkusu,
Uhut’da er, resule yar
Aşınca sahabe yolu…

Titre dönerken tavafta,
Yaşa Kâbe’de sonsuzu!
Mahşerin provasında,
Tadarsın hazzı doyumu!

Aşklar Allah’a olunca,
Aşlar bismillah sosunda…
Cennet hali yarılanır,
Yaşlar hasretle dolunca!

Cehennem kor, zindan ahı
Zikirsiz dilin şu hali…
Zehir zemberek her anı,
Yaşarken şeytan meclisi!

Huzur varken dertli başı,
Kim ister yaşasın acıyı...
Dilde tövbenin kapısı,
Nurlanır hidayet hali…

Kaynaşır gölgesi ruha,
Son söz ezberler tevhidi!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:41 PM
Son Şans...

Gözlerim kapalı/dinlerken türkü,
Her mesaj ülkülü/acı-üzüntü...
Mazim tir-tir titrer/kahrı başımda
Ruh nefsime aşık/azdı büyüsü!

Mağlup oldum nefse/tövbe nafile,
Kıvranır nafile/doğrulmaz niye?
Çırpınır yüreğim/gider elliye,
Vaadime ne oldu/Kalu Bela’da?

Küheylan altımda/dert savaştığım,
Dünya alem şahit/haddi aştığım,
Tükendi bahanem/iki batında
Teslim ol hak yola/yaşarım son şans...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sonsuz aşk…

Turna uçuşu daldım gözlerine,
Sevdan kelebek kavuşmaksa dilek!
Amazon yürek çağlar sözlerinde,
Zeybek ruhunda dolanırım titrek!

Toprakta tohum doğarım özgürce,
Her bahar rahmet, yağmurunda gürce!
Aşkına teslim kıyametten hücre,
Bir kadın Leyla bir mecnun yar, erkek…

Ağıt gözlerde yağmur gökyüzünde,
Gönül hep hasret yaşatır hüzünde!
Dolunay parlar sonsuz aşk yüzünde
Mesaj aşığa, deşer kazma kürek…

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sonsuz Ateş...

Yanıyor evimin içi uykudaydım,
Öyle gafletti ki, hala kuşkudaydım!
Düştü elime bir köz alev parçası,
Bir panik, dilimde imdat... Korkudaydım!

Benden başka kimse kalmamıştı evde,
Dışarıdan sesler gelir “Etki tövbe,
“İmanım su olsun, yangın sönsün, alevde! ”
“Hayırlar doldursun amelim bohçası...”

Yaşama isteği dedirtti tövbeyi,
Attım ne varsa içimden övmeyi,
Saçlarımı kestim, kazıttım dövmeyi...
Yangını söndürdüm, birden kısacası!

Sarıldım eşime, çocuğuma aşkla!
Sanki yenilendim, doğdum sonsuz şevkle...
Öyle anlar geçti, sonra ateş zamkla
Farkında olmadan tüttürdü bacası...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sorgu Panayırı....

Hep düşünürüm,
Neden doğa yeşil de
Bilgisayar yada sinema ekranı beyaz...
Neden erkekler kırmızı güller verirlerde,
Kadına aşkı anlatırda,
Boğalar kırmızı görünce gürler sinirle,
Avaz avaz!
Neden hep yaylaya gitmeye,
Hasret yaşarız taze nefese de,
Sigara içeriz çok az...
Neden kurban bayramını eleştiririz de,
Et yemekten bıkmayız yinede,
Döndür pişir yap, ızgara köz...
Neden hep acı çekmekten bıkarız da,
Acıyı çok verene de,
Âşık oluruz...
Neden zamanı hor kullanırız da,
Yapacak bir şey yokmuş gibi canla başla
Yaşarız…

Belkide bir bedene düşer gibi gölgeler,
Yada suya atılan taşla yayılan dalgalar,
Hiç sormadan yorumladığımız konuşmalardan algılar,
Mirasyedi yaşamı renklendiriyor,
Belkide hiç ölmeyecekmiş gibi…
Bilen yok her şey emanet,
Duyan yok her an ona hıyanet,
Neşelenmezsen koptu kopacak kıyamet...
'Rastgele der' gibi balık tutanlara!

Ne yaparsak yapalım bozulmuyor sıradanlık,
Kaynıyor gelenler değişse de çaydanlık,
Kimileri şikâyet etse de sürüyor bu hanedanlık,
Alışkanlık var ya... İnci taneleri gibi ne pahalı!
Gösterebilse aynalar bu ne kadar kötü garibanlık!
Dilim dilim doğransa, yinede hoş geliyor adı...

Kitap okumak gibi baktığımız yaşam,
Biliyoruz işte yaşamasak da vesselam,
Makyajı tazele, önemli bakarken endam!
Ha unutmadan, ucuz şeylerde al açıksa salı pazarı…
Yağla balla öyle konuş dururlar önünde kıyam,
O ortamın hem sevileni hemde olursun padişahı!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sorgular...

—Sevgili dost Müslüman mısın?
—(Gayet emin bir şekilde!) Şüphesiz...
—Namaza, oruca düşkün müsün?
—(Boynu bükülmüşçe!) Hanım kılıyor beşe beş firesiz,
Bense cumadan cumaya Müslüman!
Geçim ne zor görmez misiniz?
Çalışmakta ibadet siz söylemez misiniz?
Aç olunca hem başım olur duman!
—On dakikada mı uçar paran,
İlahi aşk için açlık ne ki sağlıklıysan!
Ne var ki bu dünyada bedelsiz...

—Sigara, alkol içiyor musun?
—Sigara her an, alkol ara ara
—Peki, elini bir hortuma açıyorsun…
İçinde de duman tütmekte bolca,
Veya alkol güçlüce boşalmakta,
Kâbe’ye akıtıyorsun!
—(Korkuyla…) Aman yüklendiğim yeter dost, ne günah saçıyorsun
Dünyalar versen razı olmam yapmaya!
—Kâbe’nin mimarı Halil İbrahim peygamber, insan bilirsiniz?
İnsanın mimarı ise Allah,
Hangisi değerli Ah!
—Elbette ben, bu ne akli egzersiz?

—(Yemin ederek!) Yukarıda Allah var…
—Şahittir her aza ve ruh,
Her yerdedir Allah…
Allah mekândan münezzeh,
Dilimiz şirke şahit, ne çok cahiliz!

—Hacca gitmek,
Evlenmek
Evlat edinmek...
İçin paranız var mı?
— (Gururluca…) Çok kazanıyorum!
Daha yaşlanmadım ki onlara bağlanayım!
Gücüm kuvvetim yerindeyken eğlenmek,
Her yerde gezinmek
Dur hele zamanı mı bunlardan sakınayım...
—Ölüme garantin var mı?
Ya şimdi göçersen olmadan emek,
Ne diyeceksin sual ederken melek,
Kabirde kalacak mısın gülerek...
Koyma bizi ya Rabbi iki cihanda sensiz!

—Kaldı ki mimarın seni mutlu görmek diler,
Onsuz edindiğinden kat kat hanene salar...
Dağlar eğilir,
Boyutlar açılır,
Huzur sağılır,
Azla yetinmek değil midir sence değersiz...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sorun Bende…

O kötü bu çirkin şu şer,
Söylemek için seferber!
Oysa anlatır sonsuz yer...
Sanırım tek sorun bende!

Yahu acı tatlı mı ne!
Sıktıkça, aşktır mengene!
Şans gibi yaşar hergele…
Sanırım tek sorun bende!

Tek kişilik film benimki,
Yalnızlık adlı eylem ki…
Dışı çölüm içi özlem ki,
Sanırım tek sorun bende!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Soykırım…

Bosna Hersek’e yapılan soykırım kabul edildi.
Sırplar aklandı!
İsrail öldürüyor binlerce Filistin’li,
Irak’ta Amerika İngiltere cabası…
Öldürülenlerin hepsi Müslüman,
Katilleri dolaşıyor aramızda safi!

Osmanlı’ya kim başkaldırmadı ki!
Arap’ı, Bulgar’ı, Romen’i, Yunan’ı…
Anadolu toprakları da nasibini aldı.
Yaşlı çocuk hamile demedi,
Ermenilerde soykırım yaptı!

Öldürme yaşat der İslam dini,
Savaşır sadece yaşatılmazsa inancı!
Allah’a küfredene haksızlığadır kini,
Adı milleti ırkı dini kim olursa olsun…

Bosna Hersek’te soykırım,
Nahçıvan’da soykırım,
Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta, Anadolu da soykırım!
Aklandılar… Akladılar!
Dünya şahit, şahit kendi gazetecileri…
Yaptıkları kaldı yanlarına kar!
Pişkin, pişkin Ermeni gibileri
Öldürdüklerinden hak aradılar!

Ölüyor hala Müslüman kardeşim.
Öldürende sözüm ona hak dağıtıyor?
Kur’an sevginin rehberi,
İçinde zulüm-küfür ağlıyor!
Medine ülküsünü gönlüm arıyor…

Bölük pörçük birbirinden habersiz Müslümanlar,
Nerede kaldı Ebubekir’ler, Ali’ler, Osman’lar, Hamzalar…
Gönlüm gerçek adaleti,
Cenneti arzuluyor…

Vatan bölünmez yaşarken Çanakkale ruhu,
Al bayrakta şehit kanları toprakta izi kupkuru...
Ne Ermeni'si ne İsrail'i nede başkası başaramaz!
Soykırıma siper tarihini bilir yaşadıkça iman gücü...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Söz Ola...

Yaşam içinde kandırmaca oyun,
Birkaç mutluluk oda mumyalanmış...
Çoban emrettikçe, oluruz bin koyun
Otlar yığılı, vaat balyalanmış...

Kaf dağı umut, külkedisi masal
Fakirlik kor yol, sağlık verir moral
Maddiyat hasat, ruhta açlık yasal
Doğarken ağlar, sanki bir mayalanmış...

Her çağda savaş silahlar değişmiş,
Yaşam hep telaş, arabesk aşk deşmiş
Oyun-eğlence zevk, aynen pişmiş
Göz ama gibi, tarih kuryelenmiş!

Söz ola uçar, göçebe yurt konar
Bahardan miras, kış çarkında donar
Kimse ders almaz, düzen beylik döner
Ahde vefasız nesil, mafyalaşmış!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sözün Özü...

Manidardır kalbe nur, Kur'an!
Mutluluk ondadır, her duan!
Her an hayr öğüdüyle uyan
İçi-dışı bir, olur insan...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sultan’a...

Ağzıma sakız gibi aldım günahı,
Çiğnedikçe patlar aslında hüsranı!
Neymişim dedirtir zevk dolu silahı,
Affet ya rabbi sarmışken şer tufanı!

Biraz önce tövbe eden değil miydim?
Hangi cesaretimle böyle eğildim...
Gaflete düştüm söz vermişken sultana!

Delirdim herhalde aklımdan zorum var,
Anlatan dilime yüreğim olmaz yar!
Şer kaynana dır dır eder, bahtım kayar
Ne çok severim eğlence ve yalanda...

Girdiğim yazılı bir sınav olsaydı,
Ne çok çalışırdım neleri alsaydı...
Dünyaya dalarım varmışken sultana!

Bermuda üçgeninde-kara deliği,
Okyanusta uzayda yutar belleği,
Köpek gibi salya, boşaltır yalağı
Günahkar köle-dönmek azap, salında!

Piyango oynarım serveti koyarım,
Elimde oyuncak maddeye doyarım...
Her tövbede aczim ermişken sultana!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:42 PM
Sur’u Beklemez…

Herkes yaşıyor nefes alıyor beden taşıyor
Fakirde zenginde körü de topalı da
Hastanede inleyende kumsalda terleyende
Yaşıyor ana rahminde kurşun yiyen ceninde
İsyan eden seste adalet bileti zor piyango!

Kimse faize, yalana, talana aldırmıyor
Şu anı kurtarma modasında saklanıyor
Düşmüş savaşlar susmuş silahlar yangınlar
Mirasyedi meslekler zevkte paralanıyor
Acıdan dertten şikâyet ağızda bol lokma!

Kütüphaneler gerçek hayata kapalı
Ceset kadavraya girmiş yok mahremi
Tende her yerde küpe döğme yarışı
Bulaşık suyuna karışır modaysa hamamı
Çılgınlık adına kazılır insanlık sondajı!

İyiler azalırsa belalar hak olur der Kur’an
Mal biriktirme zekât sadaka dağıt her an
Her fani ölümü tadacaktır duyarsa uyanan
Öğüt bedava tedavi bedava bilirse inanan
Sur’u beklemez şah damarına yakın pompası!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Suret Değil Siret…

Toprağın altında hazineler saklı,
Kuru toprak, bakınca sarsıyor aklı,
Kökünde mucize, başağında meyve!
Sür, tohum at, sula, sonra gör yeşil halı!

Toprağın hep üstüne bakıyoruz,
İlk insan görür gibi taş ayıklıyoruz,
Anlamak, çalışmak, düşünmek yerine
Tenine çöl, haline kusur ekliyoruz!

Hakikat suret değil gizlenmiş siret,
Zengin yolculuğa keyif veren bilet…
Sığınmak yeter hücresinde gölgesine,
İster sabır elbette, birazda zahmet!

“Hiç defineyi bilinen yere korlar mı? ”
“İşte kurtulmanın, halas olmanın da”
“Zahmet ve meşakkatlerde gizlenmesi buna benzer! ””
Söylemiş-yaşamış Mevlana, yüzyıllar önce!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Sünnet...

Kaftan giymiş oğlum sünnet olacak,
Düğün dernek dilde dostlar gelecek,
Meclisinde sevgi yüzler gülecek,
Hoş geldin mehteran, sen Mevlevî han!

Buyurun sofraya helal hoş olsun,
Yiyin için hoşça muhabbet dolsun,
Cennet bahçesinden örnekler olsun,
Besmele ardından okunsun Kur’an!

Oğlum her halinle oyna hakkındır,
Ağrılara dayan şifa yakındır,
Asker gibi mert ol, hoşça bakındır!
Lider ol her an, odur yakışan...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Sürgün...

Sustu konuşan dudak,
Bağlandı bele kuşak,
Kınalı el ve duvak,
Yolcusu yanık sürgün!

Kıymet evde daraldı,
Herkesten emir aldı,
Kusur bulma çoğaldı,
Dört duvar dost, aşk sürgün!

Töre hazırlar köle,
Müslüman yapmaz böyle,
Kim anlar ki söylese...
Ruhundan, azık sürgün!

Yaşam-ölüm arası,
Her tercih yüz karası,
Şark kadının yarası...
Her çağda, tanık sürgün!

Fayda vermez firarı,
Dağda PKK canavarı!
Bomba yüklü kaderi,
Beyhude, sanık sürgün!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Şahadet…

Yunus Emre dergâhından/Mevlana'ya küsmelerim
İltifatınız ile neşemi/ gönül deryama sığdıramadım...
Kâbe mermerine çıplak ayakla/ basarken rüyalarım,
Hamza’nın şahadet narasını/ Uhud’a sığdıramadım!

Malazgirt’te Alparslan/ ihrama bürünmüş hissiyatım,
Şehit olmaya hazır/ Ömer, Osman, Ali’de ilahiyatım…
Bu yolculuk sadece Allah’a/ amazon coşkulu niyetim,
İçimdeki mutluluğumu/ Çanakkale’ye sığdıramadım!

Ölümden korkmak mı/ ne saçma cennet vaadine,
Kaldı ki sonsuz bir vuslat/ âlemde özlerken zatını…
Neyleyim/ sahip ol deseler de şöhret, güç, saltanatı
Varlığımı/ kâinatın sonsuz zerresine sığdıramadım!

Halid Bin Velid’in/ özlemiydi savaş meydanında,
Ulubatlı Hasan’ın/ sancak elinde coşan imanıydı…
Osman Paşa’nın / doksan üç harbinde tek andıydı,
Kanımı/ vatan toprağına düşen kan’a sığdıramadım!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Şairler…

Evrendir insan ruhu boyutlar aşar,
Kâinat sığar âcizane bedeni içine...
Hep bana deyip almak yerine
O insan şair olur güzele alıştırır!

Şair susarsa evreni sıkıntı yaşar,
Patladığında dökülür gözünden yaşlar...
Bu yüzden aldığımızı,
Bildiğimizi,
İçimize atmak yerine
Fışkıran çağlayanlar gibi yazıyoruz şiirlerimizde...

Biz şairleri tanımıyoruz ifadesi aşar,
Çünkü içini cömertçe mısralara döşer!
Sevgiyi, muhabbeti, hoşgörüyü yaşar
Zengin gönül sofrası bulunur köşesinde...
İnsanı anlar böylece
Otağına giren başlar!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Şarkılar…

Şarkılar meleşir çoban kavalında,
Akar ayrı ayrı yaşam kanalında!
Her ağaçta çiçek, doğar ruh dalında!
Uyutur yüreği zalimin bağrında…

Esrar yahut içki içenler uyanır,
Her diriliş ağrı, aynıdır hüsranlar…
Bestekâr ünlenmiş keyifle uzanır,
Yalnız mutludur o, yağla bal ağzında!

Uyku vakti değil, şarkılar avuntu!
Diril iman ehli, küfür mani sundu…
İt gibi sevindik üç beş kemik kondu,
Düşmanı dost bildik, cehalet bağında!

Zaman tek sermaye, zenginlik aslında!
Fakiri eğlenir her şarkı faslında…
Kim sahiplendiyse dünyası süslendi,
İki batın ölmüş son daracığında!

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Şehide Ağıt...

Sabır ağlar, hasret kor demlenirken!
Altındaki ateş şaşmaz keyfinden...
Ne anılar nede yarın teselli,
Umut ormanı çöl, yanar kibrinden!

Ey oğul! Ey kara gözlüm, civanım!
Neslimize akarsu, körpe fidanım!
Hangi kurşun aldı gittin temelli...
Kanınla uyandım, çöktü tavanım!

Ölecektin elbet! Hak etmiş davet,
Hamza’ya dost oldun bize saadet,
Dersek de özleriz, olmaz teselli!
Körpecik yaşında tattın şahadet...

Safet Kuramaz

GooD aNd EvıL
09-28-2008, 05:43 PM
Şehit Evine Gelince...

Işıklar bir bir söner karanlıklarda bile!
Yürekler acıya yönelir hal dili ile...
Yetimleri ağlaşır kanları sile sile,
Kefene sarılmış şehit evine gelince...

Ölümü anlamak zor, çocukların gözünde!
Baba feryatları yürek parçalar sözünde,
Hangi oyuncak teselli olur bal özünde?
Kefene sarılmış şehit evine gelince...

Babalar günü gözler mezarlık taşlarında,
Resimleri görünür binlerce başlarında,
Toprağına sular dökülür göz yaşlarında,
Kefene sarılmış şehit evine gelince...

Hamza gülümser, gökyüzünde binlerce bulut!
Yıldırımı ile yok eder binlerce salut...
Demirden sağlam kale islamla yeşeren yurt,
Kefene sarılmış şehit evine gelince...

Safet Kuramaz