![]() |
Tüm İyilikler Bitti...
Tüm iyilikler bitti bundan sonra kin ve düşmanlık var artık kan ve acı büyüttüğüm intikam ağacı meyve verecek zehirden ya düşmanlarım cesedimi çiğneyecek yada ben onların kanını alnıma sürüp bayram yapacağım... benim çıkmasını istediğim bi canım var... kim neyinden vazgeçebilirse gelsin artık... ben geldim ölüm... buradayım... tüm dünyanın kan kokuları! Simurg_b (P.D.) Bülent Özdemir |
Umuda Çevirdim Gülü...
Umuda çevirdim gülü Kocaman çarkların Acımasız dişlerinden Bakmadan Cürmüme Batağımda Sırtımda bir kambur İhanetimle Linç edecek hançerlerimle Olsun varsın Bir ben bilirim içimi Gecenin karanlığına saklanan Deniz gibi halimi Güller görmüyor kendini Anlamıyor Toprağı ve dikeni Kan veren bülbülü Ardımdaki karanlığa Vurunca ışıkları Olsun En azından Ayna oluyorum ya! Bir gülü daha Umuda çevirdim ya! Belki de Budur görevim Hep kara olsun bedenim... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Umudum ağlıyor bu esarete! ..
Umudu mu ağlatıyor bu esaret beni mi? .. Bir günah... Bin suç ve hep cehennem mi? .. İmtihan mı emanet edilen, veya benlik mi taşınan... Yasak olan cennet mi yoksa yenilecek meyve mi? .. Olmasa olmaz mı? .. Sabır öğrettiğim insanlar taşa döndü bir bir kalbimde... Samimiyeti kalmadı sözün, isimsiz eşyalar yakama yapışırken, çamura düştü ruh... Güven öldü sonra taş bağrımda... Ölüm sonsuzluğu öldürdü, cehennem başladı şimdi bu dünyada... Pişmanlığım perişan etti gölgemi.. Bir salyangoz sakinliğinde tutundum hayata yumuşakça... Hani; sevdanın zor olanı düşmüştü ya Züleyha’ya, ben de Yusuf gibi durdurulmak istedim tövbelerimle... Barış istedim hayatımı hapsettiğim kelebek kafesinde... ve vazgeçtim üç günlük dünyadan... Yinede güvenmedi sınırlar bana bu çemberde... Süründüğüm gündüzde ve öldüğüm her gecede... Ben şimdilerde, nefes alıp veriyorum işte içinden çıkamadığım büyük bilmecede... Ama elimde olsa idamı seçerdim... esarete yeğdir diye... Umudum ağlıyor şimdi bu zindanda... Olur da göz yaşlarım taşın bağrını deler diye... İnsanlar aslında affetmiyor birbirlerini... Affettiklerini söyleyip bir ömür boyu köle yapıyorlar suçluları... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Unutulan Şeytan Gibi...
Unutulan şeytan gibi Girdin hayatıma Gömüldüğün Hatıralar arasından Çıkıp geldin Sebepsiz ölüm gibi... Yığılmış taşlar gibi Kurulan dünyama Sanki yeryüzünün bağrında Duramadın da geldin Bir çağlayan gibi Sönmüş yıldızlar gibi Yorulan karanlığıma Güneşten ateş çaldın da Sönmeden yetiştirdin Sımsıcak umut gibi... Döndürülmüş dünya gibi Durdurulmuş zaman Sahipsiz mekan gibi Çaresiz bıraktın beni Yaşanmamış kader gibi... Oysa ben şimdilerde kutsanan siyahlardayım Yoluna dökülen sarı laleler Dönüp duran yürekler gibi Sen vadettiğin ölümle git Kovulmuş şeytan gibi... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Üçün İçinde Birden Ziyade! ..
Vulsat destur çekmezse eşikten atlarken, uğursuz buluşmalar çuvala girer karanlıkta... Gecenin ruhu görünmez olup kendini minare gölgesine çalar da günahtan kan damlar toprağa ve sıçrar oradan da baharda açan her bir yaprağa... Burç falları çaresiz dönence arar içinden, deliye döner falcılar doğan günle gelen yalandan... Camsız gözlük takan köşeli çengiler at koşturur düz ovada, keklikler güler karga yerine bir onlara bir kendilerine... Maymun iştahlı kargalar da düzgün yürüme öğrenir yalancı yarışmalardan... Gergin davullar helallik ister derisi için, mundar olmasın diye kesilen koyunlardan... Durmadan... Kaşar olunan oyunlardan... Ben bilirim, okurum, dokurum... Yazarım, çizerim, ezer geçerim... Bir çuval pislik hep durmadan dönerim... Severim hem de çok severim... Kör kütüğüm ya onu da içerim... nasıl ama değil mi içinde çok güzelim? ! . İlham mı geldi ne? Hele ben bi helaya gideyim... İşte böyle büyür delik durmadan... Sesler gelir bir o yandan bir bu yandan. Bin bir delikli bir zurnadan... Ah ne olur ben de içeyim... Taşına toprağına kurban olduğun o kurnadan... Taş kalmadı düvelde... Çıkar yediyi yirmi birden say hele... Elde var mı üçün içinde birden ziyade... Bülent Özdemir... Bülent Özdemir |
Yağmurdan Mektup Var 1
Baba bize bunu yapma! Baksana bi yüzümüze... Abime bak Minicik ellerine bak Emirin... Nasılda gülüyor gözleri... Gözlerimize bak baba... Öldürmeden önce lütfen son bir kez kokla bizi... Hayatımızın örnek adamı! Adam gibi bir neden söyle bize... Neden getirdin bu dünyaya Ve neden öldürüyorsun... Biz sana ne yaptık baba? Senin çocukların olmak mı suçumuz... Aldığımız nefesler mi ağır geldi be baba! Yoksa yedirdiğin bir lokma mı? Olsun varsın Sen verdin sen al canımızı... Sen bizim Canımız babamızsın... Aslında bizi öldürmene üzülmüyoruz babacım.... Hani akşamları sen eve gelince Üçümüzde boynuna sarılıp öpme yarışı yapardık ya Kokunu içimize çekerdik... Saçlarınla oynayıp birimiz burnunu Birimiz kulağını çekerdik... Çok özleyeceğiz be baba... Yoksa buna mı kızdın da öldürüceksin sen bizi.. Tamam söz yapmayız babacım... Çocukça tüm isteklerimizi atarız içimize Uzaktan bakarız sana Gölgen bile yeter bize... Simurg_b (Ü.D.) Bülent Özdemir |
Yağmurdan Mektup Var 2
Babacım... Hani hatırlıyor musun? Bir keresinde ben çok üşümüştüm Ellerim üşümüştü Gecenin bir yarısında uykunun tam ortasında Seni çağırmıştım yanıma Sen sımsıcaktın babacım Ellerin sımsıcaktı Sormuştum sana Neden sen hep sımsıcaksın diye Sende babalar hep sıcak olur kızım demiştin Çocukları üşüyünce ısıtmak için Babalar hep sımsıcak olur demiştin Biliyor musun baba Ben o gün çok korktuğum için üşümüştüm aslında Senin sıcaklığın korkumuda alıp götürmüştü Babacım Hani sen şimdi bizi öldüreceksin ya Peki ben o karanlık mezarda yeniden korkarsam Üşürsem Ellerim üşürse Sen yine sözünü tutacak mısın Unutma babacım Babalar çocukları üşüdüğünde Şefkat yüklü bir yorgan gibi onları sarıp Isıtmak için hep sımsıcaktır..... Simurg_b (P.D.) Bülent Özdemir |
Yağmurun Elleri Yakıyor Güneşi...
Yağmurun ellerini yakıyor güneş... Emir düzelmeyi bekliyor damla damla... Yeni bir hayat başlıyor yine sana En yeni ölümlere gebe bir gelecek geliyor... Yokluğuna alışmalı yeryüzü... Tüm kıyılar öldürmeli denizlerini... Dağlar boğmalı bağırlarındaki gölleri Tılsımlı sevdalarını kaf dağına saklamalı Tüm leylalar... Canıma yapışmalı Öldürdüğüm çocukların minicik elleri... Canım sandalcı olup asılmalı küreklere... Beyaz kaderine yazılan suçu asılmalı boynuna.. Asıl sen benim canımsın Asılmalı küreklere... Varlığında Yokluğunda Anlamsız senin! Kendi elinle büyüttüğün sevgiler çürüdü bir bir Ölüm öldürdüler Karanlıklar içinde... Güneşi ikiye yaracak emir mi senin... Minicik ellerinde Güneşin ateşini yakan yağmur mu? Cıkartıp attığın canım mı? Miniciğinin mezar taşındaki isim mi? Gökyüzüne bakıp durma Karanlık görmek istemiyor seni... Gün ağarırken bulutlar Ağlamıyor senin gibi... Sana gelen haberlerden Kıyametin haberi yook! .. Sevmesini bilmiyorsun sen Ölmesini bildiğin gibi... Öldürmesini bilmeseydin keşke... Sevdirtemezdin kimseyi... Yada yada Sadece Herşey ama herşey için Pişman olmayı bilebilseydin... Kimseyi değil Sadece ölümü öldürebilirdin Ve herkes hayat bulurdu Sabah gözlerinde... Üzgünüm Üzgünüm Üzgünüm Ama Pişman değilim! Demeseydin keşke! Simurg_b (Ö.D.) Bülent Özdemir |
Yağmurun Güldüğü An...
Bağdaş kurdum tüm dertlerimle evrenin merkezine ne sema yapan yıldızlar ağlatıyor güneşi ne ikiye yarılan ay yağmurun kokusu hariç yaşamın bahanesi yok... ölümün asıldığı andır yağmurun güldüğü an! .. Simurg_b Bülent Özdemir |
Yalnız Baharlarda...
boğulabilmenin sıkıntısını atabilirsiniz artık yalnız olun ve rahat boğulun... rahatınız yalnızlığınızla yerli yerinde hayatınızın ortasındayken hayallerinizle şenlendirin mahallenizi sokağınızı ve evinizi... olmadık dilekler tutun her yıldız kaydığında horozlanın hayata tavuk kadar cesaretinizin olmadığına aldırmadan sonra yenileyin yine yeniden tüm hayallerinizi sizi saran yalnızlığın içinde boğulun işte şimdi tam da boğulma zamanında... yalnız baharlarda... Simurg_b (P.D.) Bülent Özdemir |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:42 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.