![]() |
Geldi Geçti Gölgesi Kaldı
Sözcüklerin bir manası yok Tatlı bir sesin suyunda yıkanmayınca Yazdıklarımın etkisi de yok Çığırtkan olamadıktan sonra Şu sus pus kalabalığa Sağırlar ordusuna seslenmek Körlere gösteri sunmak kadar Abes Of ki oflar bana şimdi Hem körüm hem sağırım Okumam yazamam da yokmuş Dilimi bilen de anlayan da çıkmazmış Anladım sonunda Boşuna kulaç çekmekteymişim Sığ suların olduğu nehirlerde. Zamansızlıktan şikayet eden Tembeller topluluğuna. Yaptıklarım da yapacaklarım da. Silinebilen bir sayfada eğrelti kaldı Bakmayın dokunmayın hatta okumayın Varsın bir yabancı geldi geçti Dilinden anlamadık Hareketlerini bir manaya bindiremedik Bir içimlik su molası verdi soluklandı Şu yıldız yağmuru gecesinde Geldi ve geçti Gölgesini unutarak gitti. Nuray Yıldırım |
Gelemem
Serseri bir kuşum mayın tarlasında gezen Yollar dar yollar karanlık Gece çökmüş hayat gibi omuzlarıma Gelemem yollar dar yollar karanlık Beni anıyorsun ateş bastı sol yanımı Burnum sızladı gözlerim yine daldı Belki o ıspanaklı böreğinden yaptın Kokusu düştü aklıma dilim dilim avuçlarıma Biliyorsun gelemem çağırma boşuna Yollar dar yollar karanlık Biri beni sordu geçende Nerede o delikanlı Biliyorlar gelemem Biliyorlar yollar dar Biliyorlar yollar karanlık Biliyorlar serseri bir kuş oldum Mayın tarlasında yok oldum Nuray Yıldırım |
Gelsin Korkum Yok
Ağlamak istiyorum şöyle yağmurun sele dönüştüğü günlerde Belki de karanlık gecenin en zifiri halinde Bir köşede tek başıma elimde geçmişin acıları Unutulmuşluk kadar derin izlerinde Keder böyle cömertçe bizi gelip buluyorsa Mutluluk oldukça cimrileşmişse Aman varsın gelsin ölüm meleği Korkacak neyim kaldı ki Ne bir dostun sıcak dokunuşu Ne aşk dolu bir kalbin var oluşu Ne dünyaya dair bedenin bitmez bilmek çılgınca istekleri Gelsin korkmuyorum hazırım Elimde valizim de yok üstelik Sadece ben ve geçmişten silik anılarım. Nuray Yıldırım Nuray Yıldırım |
Gerçek Seven
Sevseydi baktığında gözleri Saçlarımın karasında özlemi Oysa buğday başaklarındaydı gözleri Yabancıydı aradığı neydi Seher vakti kuşlar yuvaya döner misali Düşlerim ayağıma geldi demiştin Peşim sıra benimle olmak için çırpınırken Zaman mı seni yanılttı sen mi yalancıydın Bak halen kulaklarımda gecenin kuytu karanlığında Kaderimdin demiştin ellerin avuçlarımda Sendin beni kendine konuk eden illaki sen sen diyen Şimdi boş bir kutu misali tozlu raflara sindirilen Ferhat oldun dağları deldin ovama geldin Telli duvaklı gelin edip diyarına sürükledin Gurbette sılayı özlettin yar sen neyledin Yoksa boşa mı geçti senelerim Yanlışı nerede yaptım Ah mı aldım bu cezaya çarptırıldım Meyve verdim yıllar sonra Sevindim diyemedim Beni ben gibi sevseydin Benim seni senden ziyade. Nuray Yıldırım |
Gör Artık
Gör artık ya! Beni değil Gerçekleri! Hani Yüzüne bakmadığın Yok kabul ettiğin Bir gün kapına gelince Hayal meyal Anımsıyordum Demeyesin Unutkanlığının Sızısını Derinden Yaşatmadan Kendin Sandığın Tüm gerçeklerine Nuray Yıldırım |
Güleç Kız
Hüzün sana yakışmıyor be Güleç kız Hadi şöyle gamzeleşsin o pembe yanakların Gözlerin en parlak yıldızlara inat Işısın boncuk boncuk Neşe kaynağımızsın sen Senin yanında ne hastalıklar ne yaşamın zorlukları Yerleşemez yanı başımıza Sen gülümse yeter ki Güleç kız Nuray Yıldırım |
Gün Kararınca
Gün kararınca Gölgeye dönüşüyor Beden Düşünceler aydınlanıyor Işık veriyor Kim bilir kime Kiminle Kim olduğumuzu bile Umursamadığımız Anlarda Gölgesiz bedenlere Zamanın akmadığı Anlara sürüklenirken Nuray Yıldırım |
Güneşle Uyanmak
Bir sabah güneşin avuçlarına uyandım Tatlı bir esinti saçlarımı savurdu, gülümsedim. Ey sıcak parlak ihtişamlı güneş, Selam sana seninle doğan güne de selam Güneş beni sevmiş olacak Tatlı bir dokunuş gönderdi kalbime İçim sıcacık olu verdi birden. Anladım sevgim karşılıklı imiş, yüreklendim Cesaret kapladı tüm benliğimi. Birden bulutlar çıktı, küstüm yaşama Bozgunculuk yapmasana sözcüklerimi gölgeleme Beyazsın diye kızmıyorum sanıp siyah düşüncelere salmasana Üstümde yığınlaşıp beni boğmasana Ey güneş söyle şu senin yaramaz buluta Bu gün gitsin benden uzaklara Keyfim de böylesi yerindeyken İnsanoğlu daha el sürmemiş ve olumsuz düşüncelerini salmamışken Bulutları çekin güneşin önünden Gölge etmesin düşüncelerimize İnsan olmak için böylesine çaba düşmüşken gönlümüze. Nuray Yıldırım |
H i ç b i r ş e y i z
hiçbirşeyiz tuttuğumuz şu kapı kolu gerçek şu oturduğumuz kanepe de kiri pasıyla kenarda duran kilidi kırık dolapta sağ tarafta sineklerin pisliklerini yapıştırıp beneklediği buğulu cam da biz hiçbirşeyiz uyuyup kalkar ihtiyaç görür sonra tıkınırız ne bulursak acı tatlı tatsız manasız bön bön dolanırız büyük adam edası ile kıyafetlerin bizi kurtaracağını sanıp beyaz bayrak tutuştururuz etimize biz hiçbirşeyiz kağıttan hatta kuşe kağıttan süslü belgelerimiz olur evlatlarımızdan yeğ tutarız da biz hiçbirşeyiz kız tavlarız oğlanları avlarız düzeriz tenhada da biz hiçbirşeyiz herşey olabilmek için hiçbirşey olmak gerekse biz herşeyiz koskocaman hiçbirşeyden mini mini birşeyler kırıntılar çıkarırız biz hiçbirşeyiz çen çen öteriz kalabalıklara sularda balıklara hücumda da biz hiçbirşeyiz uçar mıyız yok su içinde nefes.... tık yok toprak altında.... tık yok eee ne kaldı hava bedava ya şimdilik işte onu bol bol alırız dedim ya biz hiçbirşeyiz koskoca bir hiç.... hiçlikler hıçkırık olup dolanır ağızda çıkar etrafta havada bulaşır nefeslerden bedenlere ha varsa bizde mikrop işte oluruz koca bir ordu mikrop biz hiçbirşeyiz herşeyin olduğu ama bizim olmadığımız hiçbirşey... Nuray Yıldırım |
Haklısın
haklı olduğumu anımsatıyor gözlerinden dudaklarıma akan sözcüklerin bir kez daha haklı çıktın kahretsin demiyorum çünkü haklısın Nuray Yıldırım |
Hiçlik
Hiçim koskoca görünmez bir hiçim Görünmezim basbayağı görünen bir görünmezim Duygusuzum taş kadar sert su kadar duygusuzum Ben ben miyim yoksa senin gözlerine yansıyan bir gölge sen miyim gölgeden deniz olur mu güneşten gölge toprak benden bir ben olur mu yoksa hiç biri rüya kadar gerçek değil midir Nuray Yıldırım |
İnat
Uykularımı haram ettim gecenin masumiyetine... beni koynuna alan düşler ülkesine... takıldım elimden tutan düşlerimin yalnızlık kokan bir gecede peşine... yıldızlarda aramayın beni yere inmeyeceğim... bulutları sakın beklemeyin yağmurla gelmeyeceğim mehtabın güvenli yüzünde inatla solmayacağım... cennetten indireceğim gökkuşağını bir gece yeryüzüne... gülümseyen yüreğimi sereceğim.... belki de bir yağmur sonrası düşlerinize.... Nuray Yıldırım |
İnsaniyet Namına
Bu saatler geldi mi bir başka olur aklım Gider sorgu sualsiz Ardına bile bakmadan Hoş olurum hoş belki de içmeden sarhoş İyimserlik denizi dolar tüm evrene Şöyle keyifli de bir türkü yapışır dudaklarıma Varır uzaklara belki yakınlara da ulaşır Gölge misali yakama. İnsaniyet namına. Nuray Yıldırım |
İnsanlıktan Yana
İnsanoğlu etimi cımbızla çekedursun Düşüncelerime karışmasın da Etim onarır kendini kabuk bağlar bir süre da sızlar Ama ey insanoğlu içimde insanca ne varsa Duygudan yana el sürme bakir kalsın bir süre daha Kirlenmiş olan dünya olsun temizlik için seferber oluruz Korkmasın şu nehirler, ormanlar, erozyonla alıp başını gitmiş topraklar. Bir süre daha sessizlik istiyorum, şöyle sağımı solumu kolaçan edeyim Ne kalmış elde ne gitmiş yad ele. Bulduklarımı bir bir sıralayayım, bembeyaz bir kağıda siyah kurşun kalemle Hani olur da silmek istediğim çıkar içinden, cimrileşirsem insanlıktan yana. Nuray Yıldırım |
İstanbul'a Tanıştırmayı Beklerken
Güneşin Kız Kulesini kırmızıya boyadığı Yahut martıların çığlık çığlığa balıkçıları yorduğu saatlerde Gel Muhteşem nazlısı Marmara’nın Bir çift inci gerdanlıksın sen kıyamadığım dokunmaya Gizli sevdam aşikar ol bana. Dokun saçlarıma Boğaziçi’nde. Öp kiraz dudaklarımdan Emirgan sırtlarında yıldızlar gülümsüyorken sana. Arzuluyorken seni hep daha fazla Işıkların her yanı gündüze boğduğu Beyoğlu’nda Nefessiz bırak Haydarpaşa Garında sımsıkı sararken. Ve gel gizli sevdam gibi Apansız Gündüzüm ol tutkum ateşim aşkım Yeter ki gel bir İstanbul sabahında. Düşlerim gündüze dönsün geceye inat Yaşam beni yaşatsın seninle yürürken Sultanahmet’te Sahafların mekan tuttuğu köklü çınar ağacı altında Bir sigaralık mola verdiğin anlarda Ben sana dalmışken Sen sigara dumanında İstanbul’u sorgularken İstanbul her gün bizimle keşfetsin kendini Altın boynuz bizi eskilere ulaştırırken Mucizeler bir bir gerçekleşsin Sultanlar dile gelsin ses versin Ve İstanbul sil baştan. Yaşanıyorken gözlerimizin akıllarımıza hüküm koyduğu anlarda. Nuray67 Nuray Yıldırım |
İyi Bayram Dilekleri Bendenizden
Şekersiniz illaki en kalitelisinden karamelli Öptüm yanaklarınızdan Çaktırmadan da dudaklarınızdan Kızardınız eğdiniz başınızı utangaçlıkla Bayramları seviyorum sınırlama yok diye Belki şen şakrak oluyor bütün ebeveynler Yaramazlıklarımızı hoş görüyorlar İşte çocuk olduğumuzu bu bayramda anımsıyorlar Bayramları seviyorum, Bayramlık giymesem de Elini öpecek büyüklere sahip değilken de Bayramları seviyorum Vallahi bunu içten söylüyorum yalanım var ise çarpsın bayram beni. Kocaman bir dağ olsun şekerden Aldıkça eksilmesin gizliden geceden yığılsın stoktan Şekerleri dağıtalım en yüksek binalardan balon niyetine Kapsın çocuklar birde çocuk olduğunu unutmak istemeyen yürekler Bayramınız kutlu olsun sıcak bir yudum çay içinizi ısıtıyorsa soğukta Selamım da eritsin kötü niyetli düşünceleri gelsin tüm samimiyetiyle. Nuray Yıldırım |
İyilik Yap
Bir iyilik yap hayrına Duvara yazılan yazıyı oku Allah aşkına Bilmiyorlar mı gözlerimiz bozuk Zihinlerimiz ise hepten bulanık Koalisyon hükümetleri gibi Başı sonu yok Bu gidişatımızın Allah hayra yorsun Diyorum Bir ben dinliyor bir ben haykırıyorum Anlayın feryadımı artık Bakın mahyalarda dile getiriyorum İyilik her işin başı sonu İnsanlık ölmedi ölmemeli Yaşatmak için ne yapmalı Bilmem ki mahya yerine mancınık ile evlere Taş içinde not mu bırakmalı Nuray Yıldırım |
İzliyorum
İzliyorum gün be gün bir kendimi aynadan İzliyorum gün be gün bir kendimi dünyadan Her ikisi de sanki benim değilmiş gibi yabancı Aslında gözlerimi kapasam ve düşlesem kendimi Ellerimle dokunsam tenime yanaklarıma dudaklarıma Kapalıyken gözlerim yansa olumlu düşüncelerden Kendimi gün be gün değil an be an yaşasam Yaşasam bedenimde taşıdığım ruh kadar gerçek Yaşasam bir gün terk edeceğim bedenimde an be an Zamanı heba etmeden. nuray67 Nuray Yıldırım |
K a n ı y o r
dünya k a n ı y o r kan a c ı t ı y o r dikenli teller ise düşüncelerde a s ı r l a ş ı y o r dünya a c ı t ı y o r kan ak ı y o r düşünceler ise dikenli tellerde a s ı r l a ş ı y o r... Nuray Yıldırım |
K i m s e s i z l e r e
Hüzün dolu bir bulut ç ö r e k l e n d i Doğum günümde Ve yalnızlığı d u y u m s a d ı m Gözyaşı dökecek kadar değil Göz yaşlarımı içime a k ı t a c a k k a d a r Büyümemek için d i r en e n b e n Bilsin ki! Yaşam kabuğunu s e r t l e ş t i r d i Apansız acıların k ı r ı l m a l a r ı n d a K a y ı p l a r d a y ı m Yeminlerim bir bir s ö k ü l ü y o r Bak artık dudaklarım da m ü h ü r l e n d i İ y i m s e r l i k Kuş kanatlarının ç ı r p ı n ı ş ı n d a Kıtlık gelmiş d u y g u d a n y a n a Biz duygusallık denizinde D i r e n e n k i m s e s i z l e r e Nuray Yıldırım |
Kaçış Yok
Sen kendini gerçek sanan yalan Bozguncusun her şeye hatta gölgene Fark et fark edildiğini şu iletişimsiz anda bile Kaçmak yok olumsuzluk aşılayan düşüncelerine Onları sil baştan düzenlemek Ve iyimserlik denizine akıtmadan. Nuray Yıldırım |
Kadındı Adı...
Kadındı adı Hep yapacakları vardı Ve sunacakları altın tepside Oysa Etten kemiktendi Eğer dinlenseydi Kısacık gülüşler bile yeterdi Öfke nedendi.. Beklemedi Fazlaca bir ilgiyi İstediği Sıcacık bir gülümseyişi Bir dokunuştaki Ürpertiyi hissetmekti… Yoksa eriyen ruhundan geriye kalan bedeninden istenen değildi… Nuray Yıldırım |
Kahroldum
Sevginden çöle dönüşen yüreğimi verirken sana gözlerinde .................. kahroldum Buz kestim üşüdüm dokunuşunda zoraki sarıldığını anladım ihtiyaçtı seninki .................. kahroldum Dokunmak için beklediğin anın yoğunluğundayım bil ki senin ki ne aşk ne de sevda Kuru kuruya bir ihtiyaçtı sevgin ......................... kahroldum Değersizim gözünde .............. biliyorum Hissettiğimi anladın gözlerime bakmadan adımı fısıldadın.... Sadece bir kadındım o anda... yaşamın içinden sana sunulan ........................kahroldum Nuray Yıldırım |
Kandırmak
nede çok özlerim bendeki geçmişi... sanırım adına mazi denilen buruk seneleri... özler mi insan çocukluk günlerini... herşeyden habersiz ÇOCUKLAR diyen ebeveyn sözlerini... şimdi aynı sözcüklerle kandırdığım geleceğimi...... tatlı uykular diyen sahte gülüşlerimi... Nuray Yıldırım |
Karmakarışığım
içerdesin duvarlarla başbaşa bir rüzgar eser aniden nereden geldiğini haber bile vermeden karmakarışık saçlarınsa inatla gelir gözlerinin önüne beni hisset beni yaşa der sana sıkıntı veriyorsam da şak diye damarını keserler her yer kızıl kan yeryüzüne çıkmayı bekleyen artezyen içinde sen minik bir karaltı nokta bile değilken melteme bile söz geçirememişken sen mi duracaksın engin dağlara göğsünü gererek limanları zapt mı edeceksin başka çıkışın yokken köprüleri mi uçuracaksın yolların bile patikayken açken fırını mı yakacaksın açlığına inat sen ne yaptığını bilmeden değil sen düşmanını görmeden paçalarını sıvamışken günün düş mü gerçek mi olduğunu hayal meyal anımsarken zamanın elindeki şımarık oyuncaksın sen ve içinde kendine labiretler oluştururken duvarlarını gökyüzüne uzattığın temellerini mağmaya ulaştırırken ey garip gerçek sen insanoğlu aciz kul bil düşmanı ama o seni bilmeden sinsice fark ettirmeden saliselerden bile kısa insan gibi yaşa duyguların rüzgarında ama aklın sağlam halatlarında. Nuray Yıldırım |
Kaybolmalı...
K a y b o l m a l ı kaybolmak ister mi insan evet çok ister ve isteyince olsun diye çocukça şımarır kaybolmak anlık olmalı istediğim yerde ve zamanda var olmalı kural sınırlar ve zaman terk etmeli düşünceleri işte insan yok olmalı bir sınavda soruları çalmalı bir olayda bir yanın canını korumalı insan kaybolmalı kuralsız zamansız ama istediği için de yapmalı istemeli yaşamalı insan kurallarını koymalı ne biraz üzerinde olmalı ne çok aşağılarında aynı çizgide öpüşmeli düşünceler ve istemeli insan kaybolmayı kaybedilmeyi güzel olmalı şehvet kokmalı ama insan olmalı insan gibi yaşamak nasıl geçiyorsa düşüncelerinden işte öyle olmalı yaşamalı yaşatmalı insan bazen kaybolmalı kaybedenin yanında kaybolmalı insan yok olmalı yorgunluğunu da dindirmeli ve insan yaşamalı özgürce kuralsız kaidesiz zamansız ama istemeli değil mi ya bir an bile olsa sonra tekrar eski çizgiye dönmeli insan yok olmalı yok olmak istediğinde..... Nuray Yıldırım |
Kimsin?
Bu gece düşüncelerimde varsın, Kimsin, nesin, neredesin ve neden Benim düşüncelerimde gizli öznesin? Bu gece bitmek, bitirilmek istemiyor. Gözlerim düşüncelerim kadar uyanık. Ama dedim ya, Kimsin, nesin, neredesin ve neden İçimde bu kadar çağlarsın? Anladım, deliriyorum, Kendi sözcüklerime, Başka bir beden biçiyorum. Ve beni bu kadar Yakınlarına iliştiren Düşüncelerime başka bir beden gibi Anlam yüklüyorum. İçimdeki sesin başka bir dünyadan geldiğini, Ve bedenim toprağa dönüştüğünde de Dipdiri var olacağını da biliyorum. Ama yine de soruyorum, Kimsin, Nesin, Neredesin ve Neden halen sımsıkı tutunuyorsun İçimdeki f ı r t ı n a y ü k l ü K ı y ı l a r ı m a Nuray Yıldırım |
Korkaksın Sen
Korkaksın işte haykırıyorum dağlara Şu geçen aylak kuşlara Korkaksın sen Duygularını köreltip kendini inkar eden En büyük korkaksın Tarihler bile korkar seni yazmaya Senin cesaretsizliğini kağıtlara haykırmaya Gözlerini kaçır bakalım daha ne kadar An gelecek bulamayacaksın bir nefes ve de bir ses Korkaklığını haykıran Zaman seni yutacak dinazorlar çağına taşıyacak Son pişmanlık fayda etmeyecek nafile yere çırpınma Sesini duyan bile olmayacak Evrende bir sen bir de korkaklığın Payidar kalacak. Nuray Yıldırım |
Kurcalamak
Anlamaya çalışıyorum ................ günü Kurcalıyorum ...............anlamını bilmeden Bozup kenara atınca... şimdi çözdüm .... yanlış yerden başladım .....................diyorum Nuray Yıldırım |
Kuşlar...
kuşlar özgürlüğümdür özlemlerimdir görmediklerimin yer gök ufuk çizgisinde kuşlar kanat çırpar içimde bir şeyler kopar bir kedi çığlığı ile parçalanınca kuş kanatları kalır gövdeden geriye ve taksam tutar mı beni özgürlük düşlerime uçuracak.... Nuray Yıldırım |
Leyla Mecnun Aşkı
Tohum çatlamış güneşe aşkından Aşk parçalanmış sert kayalardan Kayalar ufalanmış çöl sıcağından Mecnun Leyla'da Leyla Mecnun’da Aşkmış Serapmış Umutmuş Ama bitmez rüzgarların Şekillendirdiği çöl kumullarında Aşktan bir dağmış Mecnun Umutmuş rüzgarın ninnisinde Leyla Sonsuzluk kum denizinde Ne balıkmış ne balıkçı Sadece rüzgarın fısıltısında Unutulmazların Leyla Mecnun aşkı Nuray Yıldırım |
M i ğ f e r
Hadi be ciddi olamazsın O bunu yapacak ha! İnanmam hayatta Dediğiniz çok olmuştur Hani şu saman altından su yürüten Kimi vakit yokmuş farz edilen Tehlike ikazı gerektiremeyen Yedekler kervanındaki Gölge adamlar Düşünüldüğünde Bakın yaşamın gerçeği bu Ummadığın taş baş yarar Sen taş gelmeden başını koru İster kask olsun başında İster miğfer Yeter ki başını belaya sokmadan Yedekler kervanından Sırtından vurulmadan Nuray Yıldırım |
Magma
magma yüreğim öylesine ki bana işkence edercesine magma yüreğim seni unutmak istercesine git gecemden günümden bırak dercesine magma yüreğim haykırışım sana değil sakın bana akma yüreğim benim magma yüreğim seni söndürmek için ummanları ısmarladım yinede beni terketmeyen magma yüreğim bir çatlaktan sızma dünyamdaki sessiz ahengi bozma benim magma yüreğim siz hiç aşkla yandınız mı yandığınızı bile bile sancısında kaldınız mı yinede inkardaki benim magma yüreğim Nuray Yıldırım |
Masallar ve Düşler
Masallar ve düşler Biri anlatılan biri özlenilen Masallar ve düşler Öncelik nerede? Masalların içinde mi? Düşlerin bizimle yaşayan halinde mi? Tercih etsem belki de düşleri arzulayacağım. Bana ait bakir olduğu için ve paylaşımının Arzularımla olacağını bildiğim için. Masallar ve düşler Biri anlatılan biri özlenilen Masallar ve düşler Öncelik elbette ki Bizi tanımlayan düşlerimizde Düşlerimizle can bulan düşüncelerimizde… Nuray Yıldırım |
Merak
okuyorum siz yazdıkça ve yazılanı yorumluyorum içime akıttığı duygularla, hepsi bir birinden ahenkli tınılar sergiliyor ve uçarcasına bana gülümsüyor işveyle yürekleniyorum, sohbetinize odalarınıza doluyorum, aniden merakla okuyorsunuz bu acemi yüreği nuray67 yaş 38 şanlıurfa kim diye merakla bakan gözleriniz belki sarı saçlarımın kaprisinde yada zeytin gözlerimde arıyor duygularımı bilmiyorlar karşılarında onbeşlik yürekle durmakta olduğumu, sizinle yön buluyorum, siz yazdıkça kan buluyorum can oluyorum ben akıyorum sayfalarınıza gülümsüyorum Nuray Yıldırım |
Mühür
dünya özel günleri anma peşinde, oysa herşey insan içinde, kimi yürekten söyler kimi dilden, ....................... şöyle bir geçer aşkı anlatır bakan gözler gözlerin mühürünü de ........................ yürekler gizler bu sırra erince gönüller ölsede beden ....................... ruhta silinmez izler Nuray Yıldırım |
Not Defteri
Aklımdaki not defterine baktım dün şöyle bir neleri yapmıştım eksiksiz, neleri de umursamadan yok kabul etmiştim. Sonra üzerini çizdiklerimi hangi renk kalem ile dağıtmıştım. Silinen ya tepesi olmuştu ya kuyruğu kelimeden geriye not niyetine kalan. Nokta koyduklarımı artı işareti ile yıldızlarla donattıklarımı ve hiç dokunmadan öylesine zaman içinde silikleşen isteklerime baktım. Hiçbir iz, işaret koymamıştım bunu kaydederken dahi peşinen umutsuzlar kervanına atmıştım boş bir çaba gibiydi notum. İnanmak yapmak kadar etkiliymiş demiş bir bilenler diyorum inandığınızı alın not defterine korkmadan Boş yere not kalacaksa yazmayın notunu bile anımsamayın hafızanızı işgal etmesin Düşünce denizinde not niyetine batırdıklarınızı Titanik faciası ölenlerinin yalnız soğuk ve kimsesizliğinde bırakmayın derim. Bunu da not alın lütfen çok yıldızlı ve parlak olsun göze çarpsın ilk bakışta ve unutulmasın zamanla. Nuray Yıldırım |
O Gün
Özel bir gün olması için beklemek niye O gün gelmeyecek belki de Ne bizim için bize Ne de bizim yakın çevremize Dünya böylesi kan gölüne dönüşmüşken Beklemek niye Günü sınırlamak çabası içindeki Şaşkın zihniyetimize Nuray Yıldırım |
Oburluk
İnanmazdım derlerdi de Sormayın neden diye Sırası geldi şimdi Oburlaştı Doymak bilmez düşüncelerim İstiyor fazlaca Verdikçe Taşıyor Sağa sola Nuray Yıldırım |
Offf
offfff nereden düştüm bu aşka... şiirin tutkulu kuyusuna... uykusuz bıraktığı *******e hüzüne boğduğu günlere ya bırakırsa korkusu... azrailinkini bastıracak cinsten... dedim ya nereden düştüm bu aşka.... Nuray Yıldırım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:57 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.