![]() |
Sildim seni hayatımdan,
Hatıralardan anılardan, Gece düşlerimden, Serap misali hayallerimden, Zorda olsa sildim seni ben. Artık hasret şiirleri yazmayacağım sana, Senin için ağlayıp sızlamayacağım, Gömdüm sana olan aşkımı sevdamı, Kalbim en kötü yerine, Kırdın bir kere beni, Cam bardak misali kalbimi, Yaşattın bana acıların en acısını, Zorda olsa sildim seni hayatımdan, Kırk yılda bir olsa da, Anmam artık adını sanını, Bak yine söylüyorum sana, Zorda olsa sildim seni hayatımdan Her gün bin kere öldürdün beni, Zehir ettin ekmeğimi aşımı, Mutlu olmak varken seninle, Şimdi zorda olsa sildim seni hayatımdan |
Sitemim sana değil ey yar,
Hiç yüzüme gülmeye, Her fırsatta yerden vuran, Kara talihime kör bahtıma Ne kadar sitem etsem, Ne kadarda ah etsem de kaderime, Bir kere kara yazılmış, İstesem de ak edemem ki, Şimdi sitemim sana değil ey yar, Kara talihime kör bahtıma |
Siz söyleyin karanlık ve soguk gecelrimin sırdaşı daglar,
Onun için her gece nasıl agladıgımı, Aşkından nasıl kül oldugumu Siz söyleyin sırdaşım daglar Bir gün benide koynunuza alırmısınız Binlerce kefensiz yatan kardeşlerim gibi Benide günahlarımla sevaplarıma Çırılçıplak alırmısınız koynunuza Söyleyin sırdaşım daglar |
O kocaman şehrin karanlık sokaklarına nisan yağmuru yağıyordu. Hava soğuk ve ayazdı. Bense bir başıma naçar ve çaresizce o kocaman şehrin karanlık sokaklarında dolaşıyordum. Sadece yürüyordum ne ıslandığım ne de açlığım hissediyordum. Sadece kaybettiğimi aşkımı arıyordum umutsuzca. Biliyordum kaderimin onu er yâda geç bir gün karşıma çıkaracağını artık iliklerime kadar ıslanmıştım. Yırtık ceketim kirli göleğim, kırk yamalı pantolonum ve parçalanmış ayakkabılarım sırıl sıklam olmuştu. Artık açlıktan bacaklarım beni taşıyamaz hale gelmişti. Etrafıma şaşkın şakın bakınırken gözüm az ilerdeki çöpten tenekesine ilişti. Yavaşça ve utanarak çöp tenekesine yaklaştım bir lokma ekmek bulmak ümidiyle karıştırıyordum. Ben bir lokma ekmek ararken gözlerim fal taşı gibi olmuştu. Bir düzine ekmek vardı çöpte hem sevindim hem de insanlığımdan utanmıştım. Karnım doyuracak kadar ekmeği aldım ve sokağı aydınlatan sokak lambasını dibine oturdum. Susuzluktan boğazım kurumuş içim yanıyordu gerçi için yanması susuzluktan değil kaybettiğimi aşkımı bulamamaktandı. Gözüm az ilerdeki sokağı süsleyen akasya ağacını dibindeki suya ilişmişti. Tam elimdeki ekmeği ısıracakken benim gibi aç biçare kaybettiğini arayan bir sokak köpeği yanıma gelerek bende bir yardım istercesine kafasını bacaklarımı arasına sokmuştu. Köpeği görünce onun o haline dayanamadım üzerimden ceketimi çıkartarak ona sardım ve göğsüme sıkıştırdım. Belki o beni o böyle sıkı sıkıya sarmamıştı ama ben onu bu kötü gününde onun kadar vicdansız olamazdım. Sonra o sokak köpeğini gözlerine bakınca birden hayale daldım o eski ama güzel günlere daldım gittim. Gözümden süzülen yaşları o sokak köpeği bile fark etmiş halimi anlamıştı ki yüzümü diliyle yalayınca birden irkilerek kendime geldim. Artık o bir lokma ekmeği bile canım istemiyordu bile. Ekmeği elimle ufak ufak parçalara ayırarak o zavallı köpeğe yedirdim. Isınınca da onu kaybettiğini biran önce bulsun diye serbest bıraktım. Arkasına bile bakmadan uzaklaşıp gitti. Ne kadar yürüdüm bilmiyorum ama sokak lambalarının aydınlattığı bir yerde az önce karnı doyurup ısıttığım sokak köpeği aradığını bulmuştu. O köpek haliyle bulmuştu ama ben sen bir köpek kadar olamamış hala o aşkımı bulamamıştım. Artık ağlamalarım sessizce değil hıçkırıklara dönüşmüştü. İçim boşalmış hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Tam onlara yaklaşırken sokağın ortasına geldiğimde tıpkı onun gözlerim gibi ışıl ışıl parlayan bir araba geliyordu. Sanki karşımdan o kaybettiğim aşkım geliyordu. Ben onu görmüştüm ama o beni fark etmemişti bile yolun ortasında öylece dona kalmıştım arabanın çapmasını bile hissetmemiştim. Gözlerim onun hayliyle doluydu. Kaybettiğim aşkımın acısından vücudumdaki ağrıları hissetmiyordum bile. O aşkım beni niye terk etmişti onu da bilmiyordum ya. Gözlerim açtığımda aman Allah'ım rüyamı görüyordum yoksa hayal mi acaba Azraillim onun kılığın damı gelmişti karşıma. Çektiğim ızdıraplara karşı bu bir yüce yarada nın mükâfatımıydı acaba. Gözümden süzülen yaşları elleriyle silerken rüya olmadığını onu gerçek olduğunu kaderimin geçte olsa onu karşıma çıkaracağını biliyordum. Son bir gayretle “benim aşkım” diye bilmiştim. Oda benim sesim tanıyarak “bu sen misin” diyebildi ağlamaklı ve titreyen sesiyle. Nasıl tanısın ki beni bu halimle o bir zamanlar dağları titreten bir aslan kadar güçlü korkusuz sevdi mi tam seven aşkı için canını veren o pırıl pırıl adamın yerinde pis leş gibi kokan saçı sakalı bir birine karışmış adamı. Bense evet dercesine sadece gözlerimi kapayabilmiştim. O hem ağlıyor hem de yardım edin diye etrafına bağırıyordu. Son bir nefes daha toplayıp “aşkındı beni bu hale getiren Ferhat dağları deldi Mecnun çöllerde aradı sevgisini bense seni bu kocaman şehrin sokaklarında aradım. Ama kaderimin seni son nefesimde karşıma çıkardı. Buda yeter bana.ölmeden son bir kez de olsun seni gördüm ya oda yeter bana gözlerim açık kalırsa bırak kapatma, hayalin dolsun içine çenemi bağlama daha söyleyeceklerim var sana ama kader,işte hem terk etmenle hem de gelmenle yaktı beni”…….
|
Bezler bağladım dilek ağacına,
Son bir ümitle, Dualar ettim ikimizde, Yeniden beni sever mi diye, Kaç kez isyan ettim, Sensiz geçen günlerime, Kaç kez silahı kafama dayadım, Tetiği yavaşça çekerken, Gözlerimde hayalin gülümsedi, İçim ürperdi bir anda, Belki bir daha daha, Son bir ümit. |
Artık seninle vedalaşmanın zamanın geldi,
Yıllarca sol cebimde sakladım seni, Hepsinden ayrıydı yerin, Son çarem kurtuluşumdun benim. Bak arkadaşlarını gittiler birer birer, Hep sendin yanımda olan, Sırdaşım, dostum, arkadaşım, Korkulu *******im son ümidiydin sen. Çok kez namluya sürdüm seni, Çok kez denedim senle vedalaşmayı, Ama artık son bu dostum, Namludan çıkıp şakağımdan geçme zamanı. Senden aldığım güçle şavaştım Saygısızlık,sevgisizlik diz boyuydu Sen son kurşunumdun umuduma Sıkmalıydım ********liğe,yaşamalıydım şerefimle... ................................... gönül dostu sacide ablama çok teşekkür ederim |
Bir akşamüstü,
Şehrinize yağmurlar yağarken, Vicdanın sızlarda, Beni hatırlarsan eğer. İşte o zaman, Yağmur damlalarından, İliklerine kadar ıslanmış, Kimsesizlerde, yoksullardan sor beni. Köşelerde bir başına ağlayan, Aşkından deli divane olmuş, Delilerin gözyaşlarından sor beni Gökte uçan allı turnalardan, İlkbaharda gelen leyleklerden, Kışın yağan kardan tipiden borandan, Karda açan kardelenlerden sor beni. Babaları şehit düşmüş çocuklardan, Gözü yaşlı eşlerden, analardan, Şehit tabuta sarılan ay yıldızlı, Bayraktan sor beni. |
Karar verdim arık böyle yaşamaya,
Sanan olan sevdamı içimde yaşatmaya, Her gece gözümden kanlı yaşlar akıtsam da, Söylemeyeceğim sana olan bu gizli sevdamı. Ağlamaktan gözlerim kör olsa da, Aynaya baktığımda saçımda aklar, Tenim buruş buruş olmuş olsa da, Söylemeyeceğim sana olan bu gizli sevdamı. Bendeki bu yara göz göz olsa da, Her gün alev alev yansam da, İçimde yaşatacağım bu aşkı, Söylemeyeceğim sana olan bu gizli sevdamı. |
Sakın söylemeyin dostlar,
O vefasız yâre, Bir zamanlar sevdiğin o adam, Şimdi çok hasta diye, Düşmüş kanser denen illetin eline, Günden güne eriyor diye, Dökülmüş saçı sakalı, Sararıp solmuş o esmer teni diye, Solmuş o gülen yeşil gözleri, Çökmüş içine diye, Artık sana değil, Kendi haline ağlıyor diye, Hasta haliyle kapılarda gözü, Gelende gidenden seni soruyor diye, İki kemlesin den birinde, Hala seviyorum o vefasız diye, Yalan dünyada göçüp gitmeden, Son bir kez görmeyi istediğimi, Sakın söylemeyin dostlar, Hala onu çok sevdiğimi. |
Kaç kere söz verdim kendi kendime be dostum,
Adını bile anmamaya, Gözlerini unutmaya, Geçtiği yolardan geçmemeye, Sözünü tutun mu diye sorma. Dinlediği şarkıları dinlemeye, Sevdiği yemekleri yememeye, Solduğu havayı solumamaya, Su içtiği bardaktan su içmemeye, Sözünü tutun mu diye sorma. Beraber gittiğimiz parklara gitmemeye, Çay içtiğimiz Ortaköy sahiline gitmemeye, Sirkeci vapurunda martılar simit atmamaya, Kaç söz vermiştim yapmamaya, Ama şimdi sorma be dostum sözünü tuttun mu diye. Bir insanı böyle delice sevmişken Kaç kere söz verirsen ver Unutabilir misin yaşan her şeyi, Gözlerini sözlerini, Unutabilir miyim sanıyorsun be dostum. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:57 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.