![]() |
Gidiş
GİDERKEN (2) Şafak sökmeden gitmeliyim Hiç kimseler duymadan Sessiz sedasız olmalı Bu kent uyanmadan gitmeliyim Sensizlik burada kalmalı Karanlık ******* burada Hiç görülmemiş uzak diyarlara gitmeliyim Yağmurlar bu kente yağmalı Rüzgarlar bu kentin olmalı Giderken olduğun şehre uğramalıyım Haberin olmadan Son busemi yanağına kondurmalıyım Tüm sevgiler senin olmalı Sevdalar sadece sende yaşanmalı Bir duble rakıya gömmeliyim acını Bir an bile olsa seni unutturmalı Senin beni unuttuğun gibi olmasa da. Doğan güneş sana beni hatırlatmalı Ve bütün ışıklar senin olmalı Güneş yalnız seni aydınlatmalı Ve seni aydınlatan o güneş sevdam olmalı... 18.10.2002 Vedat Akdeniz |
Gonca Gülüm
GONCA GÜLÜM Gonca gülüm açma şimdi Mevsim bahar değil ki Fırtınalar alır seni benden Daha ellerinden tutamadım ki Gonca gülüm açma ne olur Koparır seni yaban eller Doymadan daha sana Soldurur seni hain mevsimler Gonca gülüm bir tek bana aç gözlerini Doya doya ben koklayayım seni Mevsimlerin ne önemi var ki Ben seni bir ömür soldurmam ki! 09.08.2006 Vedat Akdeniz |
Gözlerin
GÖZLERİN Gözlerin, ateşin bir parçasıydı Karanlık *******de bir yıldız Gözlerin, cehennemin öbür adıydı Varlığında yakıp kavuran Yokluğunda çıldırtan gözlerin. Gözlerin, aşkın ta kendisiydi Ben sevdayı gözlerinde gördüm Her ne kadar avuçlarımın arasında kaybolsa da Ellerimi sıkı sıkı tutan gözlerin. Gözlerin bazen bir deli çocuk Bazense en ağır başlı bir bilgeydi Gözlerin bazen bir damla su birikintisi Kağıttan gemilerimi yüzdürdüğüm Bazense uçsuz bucaksız bir okyanus İçinde keşiflere daldığım Gözlerin bazen çıkmaz sokağım Bazense tüm yollarımın sonu… Gözlerin dünyanın sekizinci harikasıydı Bazen inadına mavi Bazen tutkusuna kara Bazense tüm çocukluğuyla kahverengi. Gözlerindi insanları yaşatan sanki Can veren şairin ellerine Şiirler yazdıran delicesine Gözlerindi beni derde düşüren Arıyorum şimdi nerde gözlerin… 09.01.2003 Vedat Akdeniz |
GÜLÜŞLERİN
O kadar güzel gülüyorsun ki! Darağaçlarında iplerden döndürüyorsun beni Biraz daha bağlıyorsun yaşama Kış ortasında cemre düşer gibi Düşüyorsun yüreğimin iklimine. Nasılda sakınıyorum seni bir bilsen Kardeleni fırtınadan sakınır gibi. Sen taşırken gülüşlerini yüzünde, Ağlayan bir çocuk görmeye dursun seni Gözyaşları donup kalır kirpiklerinin ucunda, Neşenin sesi alır feryadın yerini, Bir uçurtma sevincidir gülüşlerin Artık, o ağlayan çocuğun içinde. O kadar güzel gülüyorsun ki! Mutluluk saçıyorsun her yere, Şu ağaçlar bir başka dans ediyor rüzgârlarla, Kuşlar bir başka güzel söylüyor şarkılarını, İnsanın seninle ıslanası geliyor şu deli yağmurda, Bak! seller bile daha uysal koşuyor denizlere, İşte asırlardır şairlerin aradığı ilham bu, diyorsun Abidin'in bile çizemediği mutluluğun resmi bu! Dahası insanın tanrıya bile inanası geliyor O gülüşlerini, o gülmelerini görünce! Sen o kadar güzel gülerken Birileri yasaklıyor sanki gülüşlerini! Bense avucumda taşıyorum seni Ve bu kentte gördüğüm her duvara Gözlerimle çiziyorum gülüşlerinin resmini Her insan bakışlarında taşıyor bayrak gibi gülüşlerini Her yaşam kendinde taşıyor aslında seni Çünkü gülüşlerinki sevginin Çünkü gülüşlerinki mutluluğun Çünkü gülüşlerinki yaşamın En saf ifadesidir, hatta ta kendisidir! Bir insan anca bu kadar güzel gülebilir! 22.06.2005 Vedat Akdeniz |
Günahkar
GÜNAHKÂR Sen yasak bir meyve Tanrıların bahçesinde Bense o meyveyi çalan günahkâr Asırlardır tanrılara kafa tutan Haram sayıldı güzelliklerin hepsi Cennette vaat edildi bütün rezillikler Seni sevdim diye günahkâr oldum Ve bana cehennemin sahibi dediler 08.08.2004 Vedat Akdeniz |
Güzellik Tanrıçası
GÜZELLİK TANRIÇASI Bildiğim bütün güzellikler senden geliyor Denizlere biraz senden sürüyorum Öyle mavileşiyor Dağların zirvesine seni koyuyorum Öyle sonsuzlaşıyor Suya biraz senden katıyorum Öyle saflaşıyor Yani senin anlayacağın Her şey senle güzelleşiyor… Bütün güzellikleri sen yaratırsın elbet Bense güzellikleri severim doğal olarak Ama ben sana aşık olmasam Senin güzelliğinin ne anlamı olur Ben sana şiirler yazmasam çıldırırcasına Kim fark eder senin güzelliğini İşte kurulma öyle Güzellik Tanrıçasıyım diye Ben Aşk Tanrısı olmasam Kim yaratır sevdaları Ve kim tapar O Tanrıçaya… 04.06.2004 Vedat Akdeniz |
Güzelsin İşte Bugün
GÜZELSİN İŞTE BUGÜN İşte bir başka güzelsin bugün Yaprakta asılı kalan bir yağmur damlası gibi Sulusepken altında kaçışan telaşlar Ya da sırılsıklam gezen Deli sevdalar gibi Bir gülüşün dünyaya bedeldi ya İliklerime kadar geçen ıslaklığı kuruturdu ya Umutları sende filizlendirirdi ya İşte öyle güzelsin bugün Bir gülsen, Belki senin için sıradandır Ama öyle değil işte Güldüğün vakit Dolular dururdu delicesine yağarken Seller çekilirdi yuvalarına Kara bulutlar tek tek terk ederken gökyüzünü Bir güneş açardı Dünyamın üzerine Güneş gibi, ışık gibi Güzelsin işte bugün Deniz gibi, toprak gibi Ekmek gibi, su gibi Güzelsin işte bugün… 26.12.2003 Vedat Akdeniz |
‘HA’ DESEM
‘Ha’ desem koparıverecekti dizginlerini şaha kalkmış bu sevdam çıkacaktı asırlık kılıçlar kınından ve sivriltecekti kalemleri gideceklerdi birlikte zulmün üstüne ‘ha’ desem yıkacaktı bentleri yatağına sığmayan sevda selleri bir tufan olup kopacaktı gözlerimden şehirler sevgiler altında kalacaktı ve tüm denizler ayağına serilecekti ‘ha’ desem kıracaktı zincirlerini idamlık sevgiler, müebbet sevdalar bozkırlarda çiçekler açacaktı karşılıksız aşklar yıkacaktı aşılmaz sıra dağları bir bir kaybolacaktı gökteki yıldızlar çünkü gecenin üstünde bir şafak sökecekti ve ağarırken tan yeri yüreğimde bir sevda belirecekti. ‘ha’ desem sevdam sende çoğalacaktı düşlerin içinden bir şair doğacaktı bir tutsaydın elimden tutuşacaktı yalnız ben değil sen de yanacaktın ah bir ‘ha’ diyebilseydim 15.08.2003 Vedat Akdeniz |
HABERCİ
Ah yine keder düştü payımıza Bir çocuğun elinden tutup Kanat çırpmak varken gökyüzünde Gözyaşlarıyla düştük toprağa Ezildik ayaklar altında Direnirken gencecik ömürlerle rüzgarlara Savrulduk güz yapraklarıyla Karıştık toza dumana Bir sabah vakti Perdeden sızan ışık olmak isterken Gün batımızdaki Akşam kızıllığının gölgesi olduk Umutlar getirmek isterken çocuklara Karanlık *******in habercisi olduk 03.11.2002 01.40 Vedat Akdeniz |
HANGİ
Faili meçhul bir sevdanın son kalıntılarıyım ben Hiç kimseler duymadı bu kıvılcımların çığlığını Tek görgü tanığımdın sevdamın Ama sen görmezlikten geldin bu çağ yangınını Şimdi ben nasıl dindiririm bu acıyı Hangi yaylalardan su serpeyim bu aleve Hangi dağdan savurayım küllerimi Ve yerinden söküp nereye göndereyim Sana sızlayan yüreğimi Nasıl beklerim sensiz bir sabahı Neyleyim sensiz doğan bir güneşi Hangi dipsiz kuyularda boğayım bu ateşi Hangi rüzgarlarla göndereyim sana son sözümü... 23.08.2001 Yeni su Vedat Akdeniz |
HASTA
Bu kalp ağrısı öldürecek beni Üstelik hasretinle artırıyor etkisini Bunlar yetmezmiş gibi Bir de mide sancısı kıvrandırır beni Ah! Bir sorsan halimi Bu ağrılar, bir de yokluğun Bir gün öldürecek beni 15.07.2004 Vedat Akdeniz |
HAYLAZ GÖNLÜM
Sen bir başka sahilin Söz dinlemez dalgası Çarpar durur yüreğin Yabancı kıyılara Bense bu limanın Köhnemiş sandalı İçinde sarhoş duyguların Şiirler mırıldanarak sabahladığı Nerden vuruldum sana bilmem Sevmeyeceğini bile bile Rüzgarına kapılıp sürüklendim Peşin sıra uzak denizlere Sözlerinin fırtınasında Alabora oldu umutlarım Sürükledin oradan oraya Sonunda attın okyanuslar ortasında Hiç kimsenin bilmediği bir çöle, Yağmurlara hasret Kıraç topraklara döndü haylaz gönlüm Susuzluğu yaşattın asırlardır Denizler ortasında Sense kim bilir Hangi körfezin limanında beklersin Ellerinden tutacak olan sandalı Vedat Akdeniz |
HAYYAM’A RUBAİLER
Cennet sizin olsun, dünya benim Sevap sizin olsun, günahlar benim Al tanrını da git başımdan be mümin Sizin şeytan dediğiniz işte benim. 05.07.2007 Yenisu / Silifke Vedat Akdeniz |
HİÇBİR ŞEY
Bazen her şeydin, bazen hiçbir şeydim Ne sevgi, ne dostluk ne de aşk Yarattığımızın ismi yoktu belki, Adı konmamıştı daha tarihte Bir ucunda sen vardın işte, her şeydin Öbür ucunda ise ben, hiçbir şeydim! Var olmalar ve yok olmalar arasında Akıp giderken ömür Ben güzdüm, yok oldum Sen bahardın, var oldun İşte sen hiç kimsenin her şeyi iken Ben herkesin hiçbir şeyi idim Sen herkestin Ben hiç kimseydim! 13.11.2005 Vedat Akdeniz |
Hiçim
HİÇİM Yaşım kaç bilmiyorum Kaç çağ devirdim Şimdi hangi yüzyıldayım Birçok nesne var tanımadığım Adını bilmediğim ne çok insan Bir şey söylüyorlar Ne söylediklerini anlamıyorum Ben bir başka dilde yaşıyorum Anlamsızım şimdi her cümlede İşaretleri de tüketmiş insanlar Boş gözlerle bakılanım, tuhafım Tüm yolları elinden alınmış Ezeli bir yolcunun izleriyim Çizilen tabloda kayıbım Ressamın da anlam veremediği Şekilsiz bir imgeyim Benzetme kullanılmaksızın benzeyenim Benzetilenin vakitsiz eceliyim Çok bilinmeyenli denklimin Tek bilinmeyeniyim Sonu, sonsuzluk olan bir işlemim. Dahası satılanım, yurdunu satanım Kavga meydanlarından kaçanım Bir döneğin yoldaşlarına ihanetiyim Korkağım, korkulanım sanki. Sensiz ben koskocaman bir hiçim Bilmiyorum kimim, neyim… Mart 2007 Vedat Akdeniz |
Hüzün
HÜZÜN Yalnızlığımı içtiğim demli çayıma Esmerliğin yoldaş olur Geceleyin el yordamıyla bulunan kağıtlara Saçının rengiyle yazarım sensizliğimi Sonra elim titrer, çayım dökülür Kağıttaki şiir ölümün ıslaklığıyla Yüzündeki hüzün sayfasına gömülür 24.02.2004 Vedat Akdeniz |
İbadet
İBADET Şafaklar sökmekte gözlerimin ağında Kaçıncı doğuşundasın sen güneşin Su katılmamış bir hasret bindi omuzlarıma İbadete döndü bende seni bekleyişim 30.08.2003 Yeni su Vedat Akdeniz |
İçiyorum
İÇİYORUM Yine sensiz içiyoruz bu akşam Sana içiyorum güzelim Yokluğuna, vefasızlığına, hasretine içiyorum Ay var bu akşam Ay dolunay Ay düşmüş Akdeniz’e AKDENİZ düşmüş sevdana Yakamoz var bu akşam Kadehlerde sen, ay da sen Gecede sen varsın bu akşam Ayda yüzün, gecede tenin Kadehlerde acın var bu akşam Yalnız değilim inan Can dostum barışım var O da benim gibi dertli Acılar içinde Zaten şu Mersin’in En yalnızı, en dertlisi Biz, ikimiziz. Unutma ay gün doğunca gidecek Gece sabah olunca bitecek Kadehler içtikçe tükenecek Ama Akdeniz’de sevda sönmeyecek 19.07.2003 Vedat Akdeniz |
İhale
İHALE Boş hayallere dalma yüreğim Sende kalır bu sevdanın ihalesi yine Dürüstçe oynamayı denersinde Aldanırsın bu oyunun her hilesine Sonra acılar doldurursun yine heybene Acılar taşırsın yarınlara yine Gözlerinde süzülen sözcükleri Tek tek toplarsın avuç içlerinde Adına yazdığın her şiirden Bir mısra bağlarsın saçlarına sevgilinin Sonra “seni seviyorum” diye bitirirsin Kurduğun her cümleyi Ama yenilmişsindir artık savaş meydanlarında İşte her cümlen düşmandır şimdi sana 03.05.2004 Vedat Akdeni |
İlk / Usta
“İLK”/ USTA Ver usta ver Demli bir çay ver Tavşan kanı olsun Birde samsun ver ordan Uzunundan olsun Yak da ver usta Bilirsin ben yakmayı beceremem İlk cigaram olsun bu İlk aşkım gibi İlk sevişmem İlk terk edilişim İlk yalnızlığım gibi Usta be öksürtüyor bu meymenet Biliyorum pekte ağır yanıyor Benim yandığım gibi demi Oysa ne ilk dayak yediğimde Mahallenin çocuklarından Ne ilk sürgün yediğimde Ne de ilk vurulduğumda sırtımdan Böylesine yanmıştım ben Usta be zehir sanki bu duman Boğdu beni vurgun yemişçesine Ne ilk içtiğim rakı böyle acıydı Ne ilk deniz suyu yutuşum Ne de ilk içtiğim şekersiz çay Usta neden susuyorsun bir şeyler söylesene Zaten her şeyin bir ilki yok mudur Aslında bu ilk cigaranında Diğerlerinden farkı yok usta Çünkü yüreğimde tatlı bir sevda acısı var O yüzden her şeyin böylesine tadı yok 16.01.2004 Vedat Akdeniz |
İmkansız
İMKANSIZ Öyle uzak ki kurduğum kentler Belki canlanır dönüşünde ölü düşler Kayboldu bu kentte hayaller İşte öyle imkansız yaşadığım sevgiler... Vedat Akdeniz |
İMKANSIZ SEVDALAR
vakit gece yarısı oda karanlık ben daha karanlık o da benden de karanlık... uzak dağların ardında bir amansız gül açtı sevgimi verdim ona yüreğimi verdim yetmedi benliğimi verdim hiç biri ama hiç biri geri gelmedi... bir uzun yola çıktım sonu belli olmayan ne bir ışık var ne bir umut karanlığın ortasında bir kara bulut ne yoğunlaşır yağmur olurum ne de rüzgarlarda dağılır yok olurum... dedim ya vakit gece yarısı oda karanlık ben daha karanlık o ise güneş olmuş doğmuş gözlerimin ülkesine ve sevgim ve yüreğim ve benliğim çiçek açmış o uzaklardaki gülün dalında... vakit şafak gün doğmuş bu kente yokluğun ise duruyor yine odanın bir köşesinde bende ise hala hüküm sürer bu gözü kör olası karanlık ve ben avuçlarıma düşen damlalarla sararım kanayan yaraları ah bilirim bu imkansız sevdaları bilirim de tutulurum bile bile tutuştururum bu yangınları..... 08.04.2001 Vedat Akdeniz |
İNADINA
Acıların kalesinde büyüdüm ben Vuruldukça yürekler ateşler yaktım Kundakladılar sevdanın ocağını da Dimdik ayakta durdum zulmün ortasında Cesaretin kalesi düşerse eğer bir gün Bugünün umutları değil, acıları kalırsa bizden sonraya Ve ben sende saklı kalırsam eğer Durma hiç, korkaklığınla yürü aydınlığa Karanlıkların bende kalsın, acıların bende Gül yeter ki yarınlar için sevda güneşine Ulusumsun sen benim, bağımsızlığımsın Kalbimden beynime giden akyuvarlardasın Demir parmaklıklar arasında, zindanlarda olsam da ben Tel örgüler koysalar da aramıza Dikenli telleri batsa da sıktıkça yumruğumu İnadına afişlerle donatırım kanlı duvarları Sloganlar atarak uyanırım hep şafak zamanı Yeni doğan çocuk gibi yepyeni bin umutla Bin yıllık bir çınar gibi yeni bir kavgayla... 02.05.2001 Vedat Akdeniz |
İNANIR MISIN
Sensiz iki yıl geçti aradan Ve ben hala matemdeyim Gecenin bir yarısı uykuya hasret Senin için hüzünleniyorum desem inanır mısın? Esmer teninin rengi girer Karanlıkta gece yarısı kanıma Şafak sökmez bir türlü Tan yeri ağarmaz hasret dağımda Ve sonra bakışların hançer gibi yüreğime saplandığında Sözlerin çığ düşer gibi düşer aklıma Bir damla gözyaşı akar yavaş yavaş Tutmak isterim de tutamam Ellerini tutamadığım gibi inanır mısın? ! ! Ekim 2001 Diyarbakır Vedat Akdeniz |
İNAT ETTİK
yağmurları unuttuk özlem mevsiminde yüreğimize serpecek bir damla su bulamadık kıvılcımlar yangına döndü, dumanında bunaldık yeşille mavinin birleştiği yerde sevgiye doya doya bir nefes alamadık sevgimizi ektik kıraç topraklara tohumundan hasretler filizlendi bugünden yarınlara çatlayan bir dudak gibi umutlarımız kanadı bir avuç tuz bulamadık kanayan yaralara şimdi bir ağaç gibi tutsağız yeşile ve bir serçe gibi özgürüz mavide inat ettik kazanmak için kavgada ve sevgide hazan olsa da mevsimiz, baharı bekleriz biz yine de 22.05.2001 Yeni su Vedat Akdeniz |
İNSAN VE HAYAT
Bazen olmadık anlarda efkârlanmalı insan Düşünmeli bir sevdalıyı şiir tadında Saklanmayan gözyaşı ile türküler söylenmeli Bahçedeki gülleri utandırabilmeli kendinden Ve ağlatabilmeli bir öyküyle yemlenen güvercinleri Bazen hayatla vuruşmalı insan Yenik savaşlarda önder olabilmeli Yapabildiği tek uçurtmayı verebilmeli yitik bir rüzgâra Tanımadığı bir yolcuyla azığını paylaşabilmeli Ve terk edilince prangalandığı aşkı tarafından Duvarları yumruklamak yerine Kaybetmeyi de öğrenmeli insan Bazen kendisiyle konuşmalı insan Bağırmalı, çağırmalı dertleşmeli yani Sonra tarafsız davranıp kötü huylarını da kabul edebilmeli Bir bütün olabilmeli kişi her yönüyle Keşfedebilmeli hayatın tüm güzelliklerini Yedisinde de yetmişinde de güzele güzel demeli Bazen hayata karışmalı insan Yaşına aldırmadan bir çocukla oynayabilmeli Bir teyzeyle sohbet edip ortak olmalı gözyaşına Dahası bir cerenle suya inip vurulabilmeli Sonra her sabah güneşle doğmalı yeryüzüne Gülümsemeli sevdaya, umuda, acıya Canlılara, yaşama gülümseyebilmeli insan…. 15.09.2007 Vedat Akdeniz |
İNTİHARIMSIN SEN
Şimdi yüreğine komşu bir şehrin Hasretine boğulmuş bir odasındayım Saat gecenin iki buçuğu Şehirde yine her zamanki ölü sessizliği Sen uykularının ortasında Ben savaşların yarısındayım Bir an şarap rengine bezenir duygular Her yer kıpkırmızı sevda olur Ateş gibi kızıl hasretler yakarken bağrımı Sende tozpembe hayaller Yemyeşil umutlar filizlenir Her yer deniz, her yer gökyüzüdür Senin uçsuz bucaksız gözlerinde Bilmem kim bakacak sabah uyanınca O masmavi manzaraya, Ya da kim uyutacak Savaşlar ortasındaki kan kızılı hasretleri! Ağzımda ucuz şarap tadı Avucumda biriken özlemler varken Beynimde intiharlar sıraya girer bir bir Mozart gibi yolun yarısında ölmek de var. Sevdalarım tutar beni yersiz Yok olmalar çağırır derinden Martin Eden intihar etmemiş miydi zaten O bencil sevdaların zirvesindeyken, Ya sen, uyuyan güzel ya sen Ben yokluğunun cehenneminde çıldırırken İntiharım değilsin de nesin sen! Bak nehirler akar yatağında yine denize doğru Heyecanını kimseler görmez bu vakitte Gemiler geçerken uzaktan Kıyıya vuran dalgalar anlar bu hali Dağlara ayağı takılıp da düşerken denizlere Ben görürüm yıldızların sarhoşluğunu bu vakitte. Bu vakitte her ölü şiir senin içindir kalemimden düşen Bütün intiharların nedeni sensin yeryüzünde Bu sebeple ölü doğar sevmelerim her seferinde… 12.05.2006 Vedat Akdeniz |
İŞGAL
Ya seninle Ya da sensiz Yaşanacak Bir sevda bende Yüreğimi İşgal etmiş Silah çatmalar Faydasız Gerilla mücadelesine girsem de Kuşatılmış etrafım Bir amansız pusudayım Kurtuluşum yok artık Belli ki düşeceğim sevdana Teslim oldum sana İdamım olsan da Teslim oldu yurdum Yurdum işgal altında Yurdum sevdan altında 30.12.2003 Vedat Akdeniz |
İŞKENCE
Bildiri dağıtır gibi Dağıttım tüm sevgilerimi Giden gelmedi Sevilen bilmedi Ve sonra Yaşadım bir işkence gibi Yapayalnız *******imi 08.11.2004 Vedat Akdeniz |
İZMARİT
son kez dumanını içime çekip ayaklarının altında ezdiğin içtiğin sigaranın izmariti değil sana dair tutuşan hayallerimdi işte o an sevda yüklü umutlarım gülüşünde yüzdürdüğüm geminde battı 14.04.2004 Vedat Akdeniz |
KAÇAK
Kaçak aşklar yaşarız Kaçak umutlar besleyerek Şekersiz içeriz çayımızı da Hasretin gölgesinde demlenerek Yudum yudum içimize çekeriz Uçurumlarda büyüttüğümüz hayalleri Ele vermeyiz asla yine de Damarlarımıza kadar işlemiş Kaçak sevdaları 08.05.2004 Vedat Akdeniz |
KAÇINCI
Bilmem kaçıncı gece Böylesine acı çektiğim Kendi yaktığım ateşleri Yine kendi ellerimle Söndürmeye çalıştığım Kaçıncı yangın bu… 19.03.2004 Vedat Akdeniz |
KAÇIŞ
Rüzgârın kovaladığı kenger dikenleri gibi Kaçsam da şimdi sensiz tüm sevmelerden Pusat Dağı’nın hiçbir koyağı barındırmaz beni Tutar verir elleriyle bu cellât poyraza Bir türlü vazgeçemediğim yersiz sevmelerimi 28.03.2005 Vedat Akdeniz |
KALEMSİZ ŞAİR
Kalemi elinden alınmış bir şair Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibidir Ağlamak ister ama ağlayamaz Çünkü şair kalemiyle güler, kalemiyle ağlar. Kalemi elinden alınmış bir şair Silahı elinden alınmış bir silahşor gibidir Savunmak istese de doğruları, savunamaz Çünkü silahı kalemidir şairin Ancak kalemiyle yürüyebilir karanlığın üstüne. Kalemi elinden alınmış bir şair Gülşah’ı elinden alınmış bir Varka’dır Vurur kendini dağlara, çöllere, yaşayamaz Nasıl yaşayamazsa Ferhat Şirinsiz. Kalemi elinden alınmış bir şair Şarabı elinden alınmış bir tiryaki gibidir Bağlanmıştır sımsıkı kalemine Onsuz ne yapacağını bilemez… 09.11.2004 Vedat Akdeniz |
KAR
Kar yağıyor denize, deniz kar tutuyor Gözlerim donuyor, buz tutuyor görmelerim Gözlerini soruyorum tanımadığım insanlara Afallıyorlar, garip garip bakıyorlar suratıma Gözlerin nerde ey yar, görmüyor mu beni Bak buza kesti her yanım. Kar yağıyor kıyılara, yollar kar tutuyor Yürüyüp giden ayaklarını kaldırımlara soruyorum Tanımıyor kaldırımlar izlerini, şaşıyorum Dönmelerin nerde kaldı ey yar Hasretlere batmış bak kavuşmalarım Bin asırdır yapayalnız seni bekliyorum Bin asırdır beyaza bürünmüş bir kentte Bembeyaz bir özlemle seni seviyorum. 23.12.205 Ereğli/Zonguldak Vedat Akdeniz |
KARADENİZ’İN AKŞAMLARI
Bir gün daha biterken devrile devrile Bu rüzgâr çıldırmış galiba Nefret eder gibi karanlıktan Vuruyor kendini daldan budağa Düşen yapraklar toprağı kucaklıyor Toprağımsa seni söylüyor inadına Bense onu dinleyip hasretini yazıyorum Karadeniz’in hırçın dalgalarına. Ereğli Limanı’na gelen gemiler Seni alıp bana getirmiyor İşte bu nedenle yazdığım tüm cümleler Karadeniz’in kara akşamlarında yanıyor. Bu rüzgâr giden güneşe küsüyor Güneş ona aldırmıyor bile Arkasına bakmadan sana koşuyor Bu rüzgârsa bana kalıyor İçim cehennem gibi yanıyor işte Yanıyor da rüzgârla Bir yandan toprağımı kucaklayan Yapraklar savruluyor Öbür yandan saçlarım dağılıyor Uçuşan yapraklar arasında. Gözlerimdeki nemler donuyor Adını anarken ellerinin boşluğunda Gözlerim her batan günün kıyısında Nemli bakışlarla seni arıyor hala Dilimde ağza alınmaz küfürlerle Söverken Karadeniz’in sensiz akşamlarına. 25.10.2005 Vedat Akdeniz |
KARDELEN
Şimdi gözlerinle bana karlar yağdır Ki açsın şu kardelen sevgim ellerinde Hercai olma sende hadi tut ellerimden Utansın hercai sattığı sevgisinden İstersen ben sana ellerimle baharlar getireyim Boş yere beklemesin kışı kardelen Bir yayla çiçeği olup açsın bu defa Koyaklar bembeyaz olsun çiçekten Yüreğinse dolup taşsın sevgimden Sonunda mutlu olsun kardelen 01.07.2004 Vedat Akdeniz |
KARŞILAŞMA
Sevgisiz zamanların kesiştiği bir yerde Karşılaştık senle ben Bir şahin gibi baktın gözlerime Pençelerinle kopardın yüreğimi dalından Sonra çığlıksız kanat açtın gökyüzüne Sancılı bir ırmak gibi sessiz sedasız gittin Dökülen onca yaprakların ardından Bozulan onca kuşun yuvasından sonra Tüm yangınlar küle dönmüşken Unutmaya alışmışken biraz Bu şehirde yokluğuna lanet okurken Şimdi ummadık bir anda Karşılaşmak senle revamıydı bana... Yine saçma sapandı sözlerin Yine eskisi gibi sudan bahanelerin Hiç değişmemiştin sanki Yine bir yaşam kadar güzel gözlerin. 15.07.2001 Vedat Akdeniz |
KARŞILIKSIZ SEVDALAR
Adının geçmediği hiçbir şiiri yazmaz kalemim Sensiz hiçbir sokak lambası aydınlatmaz bu şehri Ve hiçbiri tanımaz beni Oysa her birinin yalnızlığıdır yalnızlığım Bir zeytin tanesini bine böler gibi sevdim seni Uykusunda ölen bir kuş gibi seni içime gömdüm Bir tanesini bile sana okuyamaya cesaret edemediğim Sayfalar dolusu kırılgan şiirler yazdım İyi bak yokum şimdi kırık aynalarda Sensizlikten de korkmuyorum aslında Ama ne ben unuturum seni Ne de sen anlarsın beni Harcanır gider ömrüm karşılıksız sevdalarda. 20.07.2001 Yeni su Vedat Akdeniz |
KATİL
Bir kurşun at şimdi, Tam ortasından Delip geçsin tüm şiirlerimi Bir dağı delip geçen tünel gibi. İçinden trenler geçsin Simsiyah sevda dumanlarıyla İçi tıklım tıklım hasret kokan. Bir kurşun at şimdi Tam ortasından Delip geçsin kalbimi Cesaretin yoksa eğer En asi yerinden öp beni Sonra kapa gözlerini Elimden çeker gibi elini Çekiver işte tetiği Beni öldürmüşsün zaten Şimdi de öldür şiirlerimi 27.03.2005 Vedat Akdeniz |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:14 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.