![]() |
İsteme benden....!
İsteme benden sakın/ ______Seni unutup hatıraları silmeyi….! Gücün yeterse götür/ ______İçimdeki o koskoca seni sevmeyi…! İsteme benden kanar/ ______Yüreğimi senden başkasına vermeyi…! Nede kolay söylersin/ ______Ayrılık denen o üç hece kelimeyi….! İsteme benden canım/ ______Ölüm davetiyesine boyun eğmeyi….! Fazlamı oldum yoksa/ ______Sence hak ediyor muyum böyle ölmeyi….? İsteme benden seni/ ______Yükleme üzerime bu ağır çileyi….! Sen bu canımı iste/ ______Kaldırmak çok zor inan ki o kelimeyi….! Metin Yıldırım |
K*ı*ş* * *g*i*b*i*s*i*n
Üşüyorum………! Kış gibisin iliklerimi titreten…. *******de bağrıma bastığım, Taş gibisin……. Hayallerimi yok eden….. Uykularımın kabusu kader, Ve birde sen…….! Kış gibisin üzerimi örten….. Bense asi bir kardelen……. Ne olur sanki; Dağlarıma bahar olup da gelsen….. Bulutlarını çekip; Güneşi göstersen…. Kırılmaz mı buzullar….? Açmaz mı bu yürek….? Sıcaklığını bir hissettirsen…. Dağlar dize gelir di….! Yeter ki sen…..! Yürekten bir merhaba desen………! …Sen var ya sen….! …….Aşkları bile…………… ………...İntihar ettirirdin….! ………..……K ı ş _ g i b i _ g e l m e s e n……….! Metin Yıldırım |
Kalem Yoruldu...!
Kalabalıklar toplanıp, El salladı limandan, Bilinmez bir ummana doğru… İnsanlık adına dümende bir kaptan, Tufanlar kopacakmış, güya birazdan, Yelkenlerimiz, fitne rüzgarlarıyla doldu.. Açıldık enginlere, Dünyayı kurtarmak adına, Amaçlar, unutuldu… Medetle uğurlanırken, Sallandı eller yalandan, Tayfaları da sayarsak, Üç beş kişi ancak, Gerisi sıradan… Kanlar dondu…. Zemin kaygan, Geçilmez iftiradan, Müsaade isteyip kaptandan, Seyir defterine, bir not düşüldü iki satır, Ortadaki mizandan, Anlaşılan lisandan… Dilim tutuldu… Ne dakikalar geçti değersiz, Ne saatler yitirdik, Kıymeti ölçülemez zamandan…. Kral çıplaklığından habersiz, Toz duman içinde, Heybetlice oturdu…. Amaçlar aşıldı, Kesilir ahkamlar, Denize kir akıyor her yandan.. Nereye kaptan…! Her gün biraz daha, Ayrılıyoruz sanki Hak’tan…! Mîzan kuruldu… Estikçe fitne rüzgârları, Gözler can simidinde… Atlayıp, kaçasım geliyor ortamdan, Desinler ki, yüzme bilmiyordu, boğuldu… Yeter artık.! ! ! K a l e m _ y o r u l d u…! ! ! Metin Yıldırım |
Kalk gidelim yüreğim.........!
Susamış, Yol yorgunuyum, Herkes gibi yolcuyum…. Yol üstünde bir çeşme, Oturdum başucuna, Suyu berrak mı berrak, Çatlamış yüreğim, Kavruluyorum…… Uzanıp; Elimi yıkadım, Ellerim pak….! Yüzümü yıkadım, Yüzüm ak……! Dilim değdi, Acımtırak….! Dudağımı uzattım, Kesildi su, İçim alevlerde kaldım kurak….! Naz eder çeşme, Ağlatır yolcuyu, Bir damla suyum kalmış, Onu da akıttım zaten, Yanağım ıslak…..! Kalk yüreğim kalk….! Giy çarığını, Topla azığını, Burası bize tuzak, Daha yolumuz var, Gideceğimiz yer çook uzak…..! Beklersin boşuna, Niyeti yok bu çeşmenin akacak, Dönüp seni suçlayacak.... Kalk; Karşına daha ne sular çıkacak.. Serapların olacak…. Yanıp kuavruldukça, Arzuların kaybolacak….! Belkide; Bir su bulacağız, ………..Seni de, beni de boğacak…..! Sevmeler anlamını bulacak……….. …………...Kalk gidelim yüreğim, kalk..! ………………Yoksa, burası bize mezar olacak………..! ! ! Metin Yıldırım |
Kelepçeli Şiir...!
Bütün hayallerimi, teslim almış dört duvar, Üç beş adım voltada, her şey, yokta var gibi… Başkaldırmış hayata, ruh tenime isyankar, Yürüdüğüm koridor, makberden de dar gibi… Kandilleri söndürür, toz duman esen rüzgar, Gizlenir karanlığa, masum yüzlü günahkar, Gerçekleri saklayıp, perde çekme, ey inkar, Dört yanımı kuşatan, hakikatler sur gibi… Ayağımda pranga, düşüncemde tel örgü, Kıyama kalk istersen, saplanır paslı süngü, Dön dolaş ekseninde, bitmiyor kısır döngü, Çemberdeki her adım, beyindeki ur gibi… Karanlık odalara, gece mumlar yakılır, Zulamdaki keşkeler, boğazıma takılır, Mazinin kör kurşunu, şakağımdan sıkılır, Nedametler içimde, hiç sönmeyen kor gibi... Baş kaldıran başımın, asi çıkıyor adı, Merhametin kulağı, işitmiyor feryadı, Kalan vakit tek ilaç, arşta dolar miadı, Mizanda denkleşmesi, elbette ki zor gibi… Bükülmez bileğimi, sıksa demir kelepçe, Yürekte asıl kuvvet, ne yetkidir, ne akçe, Uzak bir yer değil ki, kabristan arka bahçe, Ölüm hayat arası, incecik bir zar gibi… Karanlık dehlizinden, akarken kirli zaman, Duruluyor beynimde, sona yaklaşan her an, Hoş gelir sefa gelir, dilemem vallah aman, Korku salan ecelin, soğuk yüzü nur gibi… Metin Yıldırım |
Kendi halim de…..!
Bir şey var bende, Tarif edildiği gibi değil, Ne kitaplarda, ne de şiirlerde…. Toplasam sabahına merhaba diyebildiğim, Birkaç günüm oldu ancak ömrümde….. Gülümsemeyi unutmuşum…. Gülmeler nerede….? Onun içindir ki; Resimlerde durgun ve masumum herhalde….. Hayatı hatırlatıyor sanki bana, Fondaki o siyah perde….. Hayat aheste…… Mutluluklar deste; Aldığım her nefeste; Yaşamak bir beste…. Bu yalanı söyleyemedim işte…. Sınıfta kaldım yine…..! Her zamanki gibi, bu sömestr de.. Şöyle aklı başında; Bir hayat öğretmenim de olmadı…. Yoksa; Ne işi vardı bu kadar zayıfın karnemde…. Tek tabanca, Bu kadar okuyabildim ancak; …………………Kendi halim de…..! ! ! ! ! ! * * Ankara…… Metin Yıldırım |
Kendime Sitem…
Çiğnedim kendimi, aşkın uğruna, Kalbimi yolunda, yordu saflığım… Düşmedim demek ki, yârin bağrına, Sırtımdan hançeri, vurdu saflığım… Gözlerim kıymazdı, masum yüzüne, Aldanıp beyhude, düştüm közüne, Kanınca o tatlı, bir çift sözüne, Zamanı hep sana, kurdu saflığım… Kalan tek mirasın, saçımda aklar, Özümle savaşta, beynim duraklar, Bastırıp suçunu, kendini paklar, Hesabı yürekten, sordu saflığım… Rastlanmaz dünyada, daha eşine, Aklımı zorlarım, ermez işine, Bu gönül divane, oldu peşine, Avare dolanıp, durdu saflığım… Adımı yazarım, sayende nitem, Unuttum sevinci, her günüm mâtem, Kimseye değil ki, kendime sitem, Sevmemiş olsaydım, zordu saflığım… Metin Yıldırım |
Kırmızı gül
Kırmızı gül… Kim kopardı seni… Kimler ayırdı…. Hayat veren toprağından… Kim bilir hangi bülbül figan ile ağladı, Sen giderken ardından…. Bellikli bir sahibin var… Yapraktaki gözyaşından… Hangi gaddar yürek kokladı tenini, Hangi yalancı göz çaldı, Sahte bakışlarla, o saf yüreğini… Utanma be kırmızı gül. Ne ilk nede son geçensin buradan. Kimler geldi umutlarla bilirmisin, Kimler geçti bu çiçekçi dükkanından…. Sarıp sarmalar satarlar, Yaban elde kalırsın Yapmacıktan bir sevdanın, Baş rolünde oynarsın…. Ağlama be kırmızı gül. Sen beni de yakarsın.. Haydi çık ta gidelim seni kıran utansın Madem açtın goncanı, Bâri gülün solmasın.. Gidelim kırmızı gül, Çıkar biri bakarsın. Seni vereyim ona... …………………Vazosunda saklasın … Bir daha kırılırsan…… ……...Ömür boyu kanarsın…….. Metin Yıldırım |
Kim bunun suçlusu
Öfkem, Nefretim, Her şeyim kendime.. Gitmek istiyorum bazen, Benim olmadığım yerlere… Yok edip hislerimi, Kurtulmak istiyorum kendimden.. Hesap da soramıyorum, Ne seni böyle sevme sebebimden…. Ne de senden…. İnadına özgürlük çığlıkları atarcasına gönlüm, Kırıyor zincirleri, Benin karşımdaki o ben… Kelepçe vuruyor yüreğime, En hassas yerinden… Yüzümdeki bu soluk ten… Nefret ettiriyor beni bazen; Öteki benliğimden… Kim bunun suçlusu? Kim bunu bana azmettiren? Kimse gelsin artık! -Onlar -Siz -O -Ben -Ve sen Çok bitkin ve çaresizim, Ruhum komalarda...Yerde beden….. Metin Yıldırım |
Kim inandırabilir ki artık AŞKA beni?
Bilseydim severmiydim? Bozarmıydım aşka olan yeminimi? Taşların altında yüreğimi ezer; Özlemezdim; Seni özlediğim kadar Azraili….. Bilemedim… Bilemedim göğüs kafesini zindana çevirip de, Beni oraya mahkum edeceğini.. Yüreğindeki mezara gömerek, Sevdanı da başıma taş yerine dikeceğini…. Okyanuslar aşıp gelmişken, Tek kelimede boğup öldürerek… Kırmızı güllerin yerine, Zambaklar ekeceğini…. Nereden bilecektim? Bilemedim, iki damla yaşın gibi kolayca düşürüp, Silip bir kağıt mendille çöpe atıvereceğini… Bilemedim, Bilsem; severmiydim hiç? Bozarmıydım aşka olan yeminimi? Kime şikayet edeyim ki seni? Aşkı böyle tanımamın sebebini Kime, kim anlar? Kim inandırabilir ki artık AŞKA beni? Metin Yıldırım |
Kuşlar...!
Kahpeymişsin…! Hep öyle dediler… Sebep senmişsin güya… Ah dünya… Akılsız bildiğimiz, Hani, o kuşlar var ya; Acaba neden ürkek, Çok çalıştım anlamaya… Çıkıp da gökyüzünden, Bakabilseydik aşağıya, Belki anlardık, Nedir ki sebebi bizden kaçmaya? Kaldı ki; Onlar emin ve özgür, Biz asıl tutsak ve yaya… Ah insanlar…! Hani, o kuşlar var ya..? Onlar bilip seziyor galiba, Kötülüğe kim maya? Kuşbakışı bakalım, Suçlu çıksın ortaya… Sana kahpe demişler, Özür dilerim dünya, Seni de kendimize benzettik, Gül dikilen toprağını, Kan dökerek kirlettik, Nice hayal düştü suya...! Kuşlar biliyor… Kâbusun, biz galiba, Hâlbuki sen, Yaşanası güzel bir rüya… Gelin kuşlar, barışalım, Affetsin bizi dünya.. Misafiriz nihayet, Bir gün koyar kapıya… O kapının ardında, Dökülüyor tüm foya… Yarın çok geç olabilir, Yıkılsın bu ütopya….. Metin Yıldırım |
Naçar Gönül.....!
Düşme gönül, sevda bir köz, Kül eyleyip, saçar seni… Yanağına, yaş döker göz, Her damlada, ölçer seni… Gece sarhoş, gündüz haram, Çözen var mı, nasıl kavram, Yanar özün, bilmez meram, Susadıkça, içer seni… Düşünürsün, çilesi çok, Nasîhata, karın pek tok, Akıl gitmiş, başında yok, Deli edip, geçer seni… Dinlemiyor gönül yasak, Kalbin harap, ağır aksak, Kuş gibisin, ama tutsak, Hapis edip, kaçar seni… Yemek içmek, yok fikirde, Dolaşıyor, yar zikirde, Hal kalmadı, bu fakirde, Orta yerden, biçer seni… Metin Yıldırım |
Naz Ederse...!
Bülbülü ağlatır, gül naz ederse, Mevla’yı kızdırır, kul naz ederse, İçinde aşk varsa, niye ki lalsın, Aşık usandırır, dil naz ederse… Kavurur cihanı, yel naz ederse, Yaprağı yeşertmez, dal naz ederse, Gönüldeki sazı, bilenler çalsın, Notalar şaşırır, tel naz ederse… Vahayı yaşatmaz, çöl naz ederse, Ateşi söndürmez, kül naz ederse, Yüreği bırakma, ortada kalsın, Çalarlar, sendeki hal naz ederse… Metin Yıldırım |
Ne değişti…?
Ne fırtınalar gördüm! Ne rüzgarlar vurup geçti….. Bu gönlüme; Ne çığların düştü senin….. Ne testere gibi sözlerin; Tam ortamdan biçip geçti….. İki çift kelamına, Nasıl da dağlanırdı yüreğim…. Sana o ne biçim keşti…. Şimdi ne değişti….? Sen düşerdin aklıma! Uykularım kaçak…. En erken dönüşü; Ya gecenin saat üçü, …………….Ya da beşti…. Şimdi yokluğunda sanki ne değişti….? O gün beni; Varlığın ezip geçmişti….. Bugünse; …..Yokluğun, ……….Varlığının yerine geçti…. Ne değişti…? Sen mi – ben mi….? Yoksa havasını soluduğumuz, ………………………..Bu düzen mi…? O gün beni kim sevmişti …? Kim….? …Sen mi ….? ……..Yüreğin mi….? ………….Yoksa………….! ……………….Onlar değil de…..! ……………………..H e v e s l e r i n m i ……? Ben biliyorum ne değişti…….! Haydi…! …Seninde gücün yetiyorsa söyle; ………B a n a…D e k i…! ……………Ş u…D e ğ i ş t i……! Metin Yıldırım |
Nedir ki adın…?
Kiminin içinde, olmuş bir illet, Kimine göre de, en büyük nimet, Ödenir uğruna, en ağır diyet, Akıla rest eden; nedir ki adın..? Kimisi kapında, geçirmiş cinnet, Kimine sorarsın, sanki bir cennet, Elinde değil ki, düşersin elbet, Canlara kast eden; nedir ki adın..? Kiminin gönlünde, duran bir kasvet, Kiminde yıllardır, beklenen hasret, Çözen var mı seni, nasıl bir halvet..? Sırrıyla mest eden; nedir ki adın..? …………….. İllet mi Nimet mi, yoksa cinnet mi..? Ödenen diyet mi, yoksa cennet mi..? Kasvet mi Zillet mi, yoksa hasret mi..? Her çeşit post giyen! Nedir ki adın…? Düşman mı bu millet; nedir muradın..? Metin Yıldırım |
Neye yarar....! ! !
Bir dil tatlı kelâmı, Kelâmında selâmı, Selâm asıl merâmı, Söylemiyorsa eğer…! Göz bakınca mânâyı, Mânâdaki imâyı, İmâda ki Mevlâ’yı Göremiyorsa eğer….! Yürek aşkı anmayı, Andığında banmayı, Bandığında yanmayı, Bilemiyorsa eğer…...! İnsan özünde kanı, Kanında da ihsânı, İhsân ve de irfânı, Taşımıyorsa eğer….! O dil yılandır sokar…...! O gözler sahte bakar….! O yürek çok can yakar..! O insandan ne çıkar......? Metin Yıldırım |
Neyleyim
Dünya denen şu ufacık zerreyi O gönlüne hapseyledim, neyleyim Dünyada sen alemde bense senin içinde Başka dünyamı var ki, sürgününde gideyim Aşk denilen çözülmez bilmeceyi Sende çözdüm, ben leylayı neyleyim Aşkta sen sevdada, yürek baki kaldı sende Başka yüreyimmi var ki, sürgününde seveyim Ölüm denen o çok korkulan şeyi Gidişindir, ölümleri neyleyim Ölümde sen hayatta, canım senin teninde Atınca bir mezar kaz, sürgününde gireyim Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 1)
Yürekten sevenler, perişan halde, Öğrendik sevdayı, bir kurs açalım..! Âleme ibret, biz kaldık her halde, Gel dostum zamane, aşktan kaçalım..! Demiştim baharda seni kış eder, Düşersin ağına, gözü yaş eder, Sefâlet ardına, seni peş eder, Otur da gençliğe, kefen biçelim..! Depreşir yarası, açma mâziyi, Isıtma içimde, aşka seziyi, Bu masa kaldırmaz, iki gâziyi, Kesmedi bâdeler, zehir içelim..! Leylâ unutturdu, bize Mevlâ’yı, Mevlâ’da gösterdi, türlü belâyı, Terk ettik uğruna, gerçek sılayı, Gurbetten öteye, nere göçelim..! Aşk bela değil de, sevgili zâlim, Sevdin ya bir kere,verdirir tâlim, Sen hasta yatarsın, onlar sağ sâlim, Serden geçtik ise, yardan geçelim…! ***''Oflu dostumun dünkü _ Metin Dostuma (Nazireler 1) şiirine naziredir'' Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 2)
Kıymeti bilinse, gerçek sevenin, Uğruna divâne, yanıp dönelim.. Zerresi kalmadı, çağa güvenin, Yandırdı sevdası, sönmez sönelim..! Anlat da düşmesin, kimse batağa, Akıllar kanmasın, iki nutuğa, Bitiyor her şeyi, girse yatağa, Bizde mi zamane, aşka kanalım..! Kalbimiz esâret, kendimiz hamal, Pervâne dönüyor, Nil ile şimâl, Kavurur gönlünü, sahte bir cemâl, Var ise gerçeği, aşka banalım…! Döneklik edenin, devrânı bu çağ, Her köşe başına, kurulmuş bir ağ, Aşkımız çığ bizim, sevdamız bir dağ, Tipisi, boranı, vursun donalım…! Modern aşk dediğin, belden aşağı, Ona da sadece, lazım kaşağı, Sanarız şerbettir, sunduğu ağı, Gerçek bir dal varsa, ona konalım..! ***''Oflu dostumun dünkü _ Metin Dostuma (Nazireler 2) şiirine naziredir'' Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 3)
Göremedim yoktur, vefânın izi, Onlara sırtımı, döndüm be dostum..! En ağır bedelle, çözdüm o gizi, Hesabı makâma, sundum be dostum..! Gelse de bulamaz, o seven öldü, Aklını oynatıp, kendine güldü, O zâlim sevdayı, ikiye böldü, Ayrıldı parçası, söndüm be dostum..! Gönlümün hırsızı, intihar etti, Başını alarak, öteye gitti, Ruhuna fâtiha.! Okuduk bitti, Mezara gömünce, dindim be dostum..! Ne eski ne yeni, yok artık bende, Bakarım değişmiş, haller var sende, Beni çok dövdüler, sen daha zinde, İlk başta sen gibi, sandım be dostum..! Ustanın dermânı, kendine yetmez, Posta koyma ile, hemence bitmez, Akıllı olanlar, deveyi gütmez, Deliler bağırır; Yandım be dostum..! ! ! ***(Oflu dostumun dünkü ''_ Metin Dostuma (Nazireler 3) '' şiirine naziredir) Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 4)
Kalpteki merâmı, sözde yok ise, Şaşarsın düzenbaz, dilde be dostum.. Sevdaya ödenen, bedel çok ise, Kalırsın muhannet, elde be dostum… Her ölüm ardına, tattırır acı, Ölürse cânan’ın, beterdir sancı, Sırtın hep toprakla, kardeş ve bacı, Tâkatın kalmıyor, belde be dostum… Halini görürüm, içler acısı, Senin gibilerin, olduk hancısı, Oflu sen bu aşkın, bir yabancısı, Sahtedir kokular, gülde be dostum… Gönül dinlemiyor, usta çırağı, Saçını yolanın, olmaz tarağı, Harmanda ağalar, tutmaz orağı, Bilmezki tutanı, halde be dostum… Seni kılavuzum, seçerim sanma, Burnumdan korkarım, sonu muamma, Sen de çok kitaplar, okudun amma, Hâla çırpınırsın, Nil’de be dostum… ***(Oflu dostumun dünkü ''_ Metin Dostuma (Nazireler IV) '' şiirine naziredir) Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 5)
Mahiri kalmamış,sevdanın artık, Batakta neyimi, buldun be dostum.. Perdenin arası, birazcık açık, Oradan gözükür, oldun be dostum… Kılavuz seçemem, halin ortada, Çıraklık görürüm, bizim ustada, Geçmişte eridik, biz o potada, Sen bizi cahil mi, bildin be dostum.. Geçmişim süngerli, kararım karar, Kokusu olmayan, gül neye yarar, Zaten işin gücün, kendine zarar, Çektikçe içine, soldun be dostum… Okyanusu sizin deniz zan edip, Yanını yöreni, toz duman edip, Yıldıza bakarak, yön tayin edip, Takayla ummana, daldın be dostum, Ofluya mı kaldı, aşkın destanı, Sen daha mesleğin, bir asistanı, Gülistan zannedip, diktin bostanı, Mahsulde saçını, yolma be dostum… ***(Oflu dostumun''_ Metin Dostuma (Nazireler 5) '' şiirine naziredir Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 6)
Kayık yüzdürmeye, değildir küvet, Orda insanları, çözdüm be dostum..! Seversin bir türlü, sevmezsin bir dert, Ben bu mahlukattan, bezdim be dostum..! Bu işin kaptanı, çıkmadı daha, Herkes atıp tutar, önü boş saha, Gerçek kapısına, sermişim çuha, Ayağım basarak, gezdim be dostum..! Perdeden içeri, perdeler vardır, Sırların üzeri, ince bir zardır, Ne üzüm ne bağcı, tek sebep yardır, Kalp ile âlemi, sezdim be dostum..! Yıldızın yönünü, şaşıran insan, Kaybolur âlemde, koskoca umman, Erzincan değil de, ummana liman, Ben olup gemiler, dizdim be dostum..! Artık yaşanmıyor, ne aşk ne sevda, Yürekler hep kırık, olmuş bir hurda, Kesildi sesimiz, çok yazdık ferda, Gönüller sahteymiş, çizdim be dostum..! ***(Oflu dostumun''_ Metin Dostuma (Nazireler 6) '' şiirine naziredir Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 7)
Deryâda en iyi, kaptan olsan da, Fırtına çıkınca, üzer be dostum… İçine kapanıp, sessiz kalsan da, Ruhunda sitemin, gezer be dostum… Gerçekten öteye, kelâm edilmez, Tevâzu noksansa, benlik güdülmez, Nâmerdin peşinden, asla gidilmez, Bedeller ağırdır, ezer be dostum… Sevâbı bıraktık, günah şîardır, Sırât-ı müstakim, bir tek umardır, Kirlilik sebebi, çatlak damardır, Bu dünya çirkefte, yüzer be dostum… O eski aşklardan, yok artık eser, Görse halimizi, aşk bize küser, Güllerin yerine, ellerde keser, Yontulan yüreğin, bezer be dostum… Belini bağlama, kayan yıldıza, Aldanma yüzünde, boya yaldıza, Elinde iğne yok, bak çuvaldıza, Batırıp kanını, süzer be dostum… ***(Oflu dostumun''_ Metin Dostuma (Nazireler 7) '' şiirine naziredir Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 8)
Sar dursun içinde, sevdanın közü, Yürekler yandıkça, pişer be dostum… Aklını çelince, zalimin sözü, Ruhuna bir mezar, eşer be dostum… Mizânı kuralım, zirve neresi, Zirvenin kokuşmuş, yanı yöresi, Örfünü yitirmiş, yoktur töresi, Onlarda çukura, düşer be dostum… Bu yollar dikenli, bitmez hıçkırık, Vuslâta kurulan, saatler kırık, Koymadı vefasız, gönülde çarık, Çıplak bir ayakla, koşar be dostum… Aşk çıkmış yürekten, gezer pazarda, Dostluklar Bürütüs, can yok Sezar da, Gerçek yüz sır olmuş, maske nazarda, Bu âlem bizleri, aşar be dostum… Leylâ’yı yazanlar, Mecnun olmamış, Mecnun’dan Leylâ’dan, eser kalmamış, Daha bu gönülde, sevda solmamış, Leylâ’yı bulunca, yaşar be dostum… ***(Oflu dostumun''_ Metin Dostuma (Nazireler 8) '' şiirine naziredir Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler 9)
Yürekler kırılmış, gönüller harap, Kalemler bir hayli, üzgün be dostum… Rüyası bir kâbus, cemali serap, Gerçek aşk bizlerden, bezgin be dostum… Mısralar ağlıyor, bozulmuş endam, Dostluklar sır oldu, kalmamış adam, Cezamız kesilmiş, akîbet idam, Meydanda gezenler, kuzgun be dostum… Mecnun’la anılır, Leyla’nın adı, Zamane Leyla’sı, olmuş bir cadı, Hiçbiri yok artık, dolmuş miadı, Ne Leyla ne Mecnun, düzgün be dostum… Düzen değiştirmiş, bizim elleri, Yalan ve iftira, sarmış dilleri, Sam vurmuş açmadan, gonca gülleri, Bülbüller avâre, gezgin be dostum… Biz mertçe duralım, bozulsun âlem, Hak yazmak içindir, eldeki kalem, Şiirdir şâirin, yaptığı eylem, Vurulmaz fikire, dizgin be dostum… ***Oflu dostumun ''_ Metin Dostuma (Nazireler 9) '' şiirine naziredir... Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler I0)
Kırılan yürekler, Hakkın Kâbe’si, Kadrini bilmeden, yıkan çok dostum… Ruh çıkmış bedenden, yoktur tövbesi, Avare geziyor, gönül tek dostum… Mevlâna, Yunus’ta, olmadı kibir, Mecnun ve Leylâ’da, başkaydı fikir, Şimdiki sevdanın, duygusu fakir, Aşkında acı var, tadı yok dostum… Nefsimiz değil mi, en büyük düşman, Dost diye sarıldık, sonumuz hüsran, Bir okul bilirim, deryayı umman, Kurtuluş kapısı, orda, yek dostum… Bozuldu şiirin, şekli, şeması, Mısrânın, dizenin, yoktur teması, Biz ancak üstâdın, birer yaması, Ben ipi takayım, sende çek dostum… Yürekler çekiyor, gamı, kederi Bizdeki kalemin, bozuk kaderi, Geriye kalanı, kemik ve deri, Ona da gaz döktüm, kibrit çak dostum… ***Oflu dostumun ''_ Metin Dostuma (Nazireler 10) '' şiirine naziredir... Metin Yıldırım |
Oflu Dostuma (Nazireler II)
Kıyâmet yakındır, alâmet tamam Herhalde zamanın, sonudur dostum… İşlenen günâhı, paklamaz hamam, Câhilin zâfiyet, yönüdür dostum… Yürekler körelmiş, sevdalar bitmiş, Nefsine hû çeker, dergâha gitmiş, Kurt kuzu postunda, temâşa etmiş Gün batar onların, günüdür dostum… Şiirde şekilde, hakemimiz kim..? Şair geçinenler, tahtlarda mûkim, Saygı ve yorumda, menfaat hakim, Vitrinin görünmez, yanıdır dostum… Haksıza haksızsın, haklıya haklı, Kimseye olamaz, sözümüz farklı, Hak tektir meydanda, kalamaz saklı, Burası yolgeçen, hanıdır dostum… Düşmanın kurşunu, bilirsin düşman, Dost atar kurşunu, yarası yaman, Muhannet elinde, dilemem aman, Gerçek dost sinemin, canıdır dostum… ***Oflu dostumun ''_ Metin Dostuma (Nazireler 11) '' şiirine naziredir... Metin Yıldırım |
Özlem
Bir şeyleri özlüyorum Hayatı, yaşamayı, insanları Erkenden gelecek bir baharı Ve Papatya fallarını Karanlık bir gecenin aydınlığını Kırmızı bir karanfil ikramını Ve Yüreğimdeki ferahlığını Bir şeyleri özlüyorum Ölümün diğer yanını Sevgideki yaşamın tadını Ve Güneşin bana bir selamını İnsanların özlediğim yanını Verebildiğimin karşılığını Ve Sevginin asıl adını Bir şeyleri özlüyorum İçimdeki düğümün açılışını Duyguyla hayata sarılışını Ve Gözlerimin manalı bakışını Yüreğimin farklı bir atışını Mutluluğu tadışını Ve Manasız bir hayatın Manaya akışını……. Metin Yıldırım |
S e n m i s i n....?
Yokluğun azaptır, deli gönlüme, Düşümde gördüğüm, rüya nerdesin.. Varlığın can katar, sefil ömrüme, Hayalde kurduğum, hülya nerdesin.. Olmadı ne gündüz, nede bir gecem, Çözülmez sırrıyla, bitmez bilmecem, Dilimde dolanan, üç harf tek hecem, Serapta gördüğüm, derya nerdesin… Gözlerim yollarda, hasret güdenim, Aklımı başımdan, ziyan edenim, Derdini sineme, koyup gidenim, Dilime sürdüğüm, arya nerdesin… Bulunmaz benzerin, ah o gözlerin, Çınlar kulağımda, sevda sözlerin, Sen olda yakarsa, yaksın közlerin, Mânayı bulduğum, dünyâ nerdesin… Nerdesin özlemim, nerde gülenim, Aşk koydum adını, aşkı bilenim, Kapımı çalan kim, kimdir gelenim, Mecnûn'u olduğum, Leyla SENMİSİN… Metin Yıldırım |
Sarı ışık...........!
Bende yandı sarı ışık, Sendeki de sarı ışık. Biz bu aşkın kavşağını, İhlal ettik, ve çarpıştık…. Bizde aşık, herkes aşık, Seyri sefer çok karışık. Sıkma hasara canını, Sebep oldu sarı ışık…. Ne küs oldun ne barışık, Âlem çarpar, bak alışık. Gel anlaş da koy adını, Koy kırılsın dönen kaşık…. Metin Yıldırım |
Sebebim....!
Bakarsın bir insan, hayatın çırası, Bâzen de bir insan, ömürün karası.. Mânayı teşkilde, insanı görmedim, Ondandır bendeki, bu hüzün yarası…! İçimde bitmeyen, kasâvet sultası, Giydirdi sırtıma, sefâlet hırkası… Gönülde yatanda, vefâyı görmedim, Makamı temsilde, ihânet cuntası…! Boşluğu çınlatan, kalbimin nidası, Vefasız bir yârin, hançerli edası… Dilinden düşeni, özünde görmedim, Karanlık gibidir, hayatın ferdası…! Metin Yıldırım |
Sebebin neydi.....?
Sen beni; Terk etmek için mi sevmedin….? Mecbur musun….? Bu uğursuz vedâ ya……… Sebep ne….? Hangi neden….? Allah’tan başka, Kimin gücü yeter ki…? Gerçekten bir sevdayla, Seveni ayırmaya… Demek ki…! Bir yalandı; Yada bir heves…! Veya bir öfke; Belki de bir piyondum senin için, Hayattan aldığın intikamda…..! Düştü hayallerim suya…! Şimdi gidiyorsun demek….! Peki kim dindirecek, Kim saracak bu acıları; Hangi doktora göstereyim….? İçimdeki tarifsiz sancıları….. Hangi taşa çalsam yüreğimi, Hangi SU..da boğsam….? Hangi yardan aşağı atsam, Hangi yâre bağlasam…..? Kim anlar ki artık beni….? Kim alır ki şimdi….? Paramparça olan yüreğimi….! Arıyorum……! Hangi parçasında saklı….? ……Bulamıyorum; ………….Yeni baştan sevmelerimi……! Göster bana yerini de; …………..Bende artık bulayım kendimi…..! Metin Yıldırım |
Sen /.......
Sen / karanlık gecenin, güneşte yok oluşu… Sensin / susuz bir çölün, yağmura gark oluşu… Sen / ağlatan kaderin, yüzündeki gülüşü… Sensin / âmâ bir gözün, yeni baştan görüşü… Sen / hayatın baharı, yokluğun kara kışı… Sensin / tüm dertlerimden, bir kenara saf dışı… Sen / kalemin yazarı, bana düşen tutuşu… Sensin / bozuk dünyanın, yeni baştan rötuşu… Metin Yıldırım |
Sen de ölme....!
Bizim yüreğimize, Sevda bir kere düşmeye görsün…… Düştümü; Yanar orda, Yanar, kap kara olur... Lakin! Alnımızda ak durur! Kıymet bulur….. Girmeye görsün gönlümüze yar …… Girdimi bir kere; Oraya sultan olur; Baş köşeye taht kurulur; Tek durur…….. Yardır; Damarlarda dolaşan! Yardır,eğer onsuz atacaksa! ………………Kalp durur! ……… ………….Ammaa…….! Birde çekip giderse …………………var ya…….! …İşte o zaman! …......Yar vurur! ……..…....Dünya durur! …..……………SEN DE ÖLME…….…! Metin Yıldırım |
Sen de...!
Usanıp hayattan, bıkınca bir gün, Kendinden öteye, kaçarsın sen de… Sevdiğin yürekten ederse sürgün, Gerçekten yalana, göçersin sen de… Gönlüne ayrılık, acı düşende, Canının parçası, mezar eşende, Baharlar içinde duygu deşende, Hüzünlü çiçekler, açarsın sen de, Feleğin pençesi, büker belini, Çaresiz bırakıp, bağlar elini, Kimse hatırlayıp, sormaz halini, Yalnızlık zehrini, içersin sen de… Bozulur o süsün, yüzün solunca, Ak düşer saçına, kâmil olunca, Ardında kalana, ukde dolunca, Ah ile gözyaşı, saçarsın sen de… Pişmanlık içinde, gülmez kaderin, Yok artık gidecek, başka bir yerin, Toprağı aratır, gamın, kederin, Ölümle vuslatı, seçersin sen de… Gidenin vebali, ağlayan yüzler, Tutulmak içindir, verilen sözler, Barışmaz yanakla, küs olan gözler, Ektiğin ne ise; biçersin sen de… Beyhude geçiyor, değersiz her an, Yetmez mi boşlukta, dilenen aman, Aşk ile kalbinin çarptığı zaman, Benlikten, senliğe, geçersin sen de… Metin Yıldırım |
Sende gör....!
Senin eserindir, bu aşkın encâmı, Vuslata ermekti, kalbimin merâmı, Kararın boynuma, ipini takıyor, İncindi duygular, verince idamı….! Bedeni yakıyor, zulmünün yalazı, Manşettir çehremde, ayrılık infazı, O yalan sevdanı, bir cihan okuyor, Dilerim sen de duy, nasıldır avazı…! Eğlenen gönlünün, bitince devrânı, Vefasız yüreğin, basacak figânı, Sürdüğün bu zehir, içimi yakıyor, Sana da adalet, yazacak fermânı….! Metin Yıldırım |
Sende Kim..!
Bu toprağın üstünden, nice insanlar geçti, Hepside en sonunda, üç metre kefen biçti, Uyan ey gâfil insan, insanlıktan nasip al, Alemleri yaratan, insanı özel seçti… Ayrıl ki farkın olsun, yaşayan mahlûkattan, Yüreğini Hakka ver, nasiplen hakîkatten, Ummana açılırsın, altında kırık bir sal, Böyle çok zor geçersin, kurulu barikattan… Gıybet, yalan, tefrika, şeytanların ameli, Kul hakkını yiyenin, olmaz sağlam temeli, Etekle baş örtülmez, bu ne duruş, bu ne hal, Takke ile ne kadar, gizlenir başın keli…? Birkaç tane değildir, tek sırat-ı müstakim, Ancak Ulu Yaradan, yargılayan tek Hâkim, Hüküm verip dolaşma, haddini bil orda kal, Asıl hesap gününde, sorar sana, sen de kim..? Mevlâ’sıyla kulunun, arasında perde yok, Yalnız O'na ayandır, günah mı, sevap mı çok, Sen git de kendin için, tövbe kapısını çal, Ya da götür başını, tekrar yine kuma sok… Metin Yıldırım |
Sensin..!
Aşk koydum adını, sana duygunun, Kalemin değişmez, şiiri sensin… Mîmarı olmuşsun, bende olgunun, Mısrânın, dizenin, şairi sensin… Sevgidir ruhumun, ekmeği aşı, Gidişin felâket, gözümün yaşı, Geldiğin o gündür, hayatın başı, Milâdım sen oldun, âhiri sensin… Delidir bu gönül, dinlemez yasak, Sol yanım incinse, topalım aksak, Yüreğim özünden, sevdana tutsak, Halinden anlayan, mâhiri sensin… Hasretin başımda, esen yel gibi, Sılada olsam da, gurbet el gibi, Hayalin canlanır taşar sel gibi, Caddesi, sokağı, şehiri sensin… Bedenim tabîat, cemresi oldun, Canlanıp yeniden, tenini buldun, Yağmurlar misali, vâhaya doldun, Su bilmez çöllerin, nehiri sensin… Muhtaçtır yaşayan, her can bir eşe, Sevdiğim yokluğun, benzer ateşe, Merhaba diyorsam, doğan güneşe, Mutluluk, neşenin, sihiri sensin…. Aldığım her nefes, adınla güzel, Mâzide kalıyor, hüzünlü ezel, Gidersen ömrümden, dökülür gazel, Ölüme arzunun, tehiri sensin… Metin Yıldırım |
SEVDİĞİM' e.....!
-Kesinlikle, bir güne hapsedilmesine gönlümün razı olmadığı; Sevenin, sevilenin, bu güzel ve eşsiz duyguyu hak edenin her gün anılması ve hatırlanması gerektiğine inanıyorum… -Baktığım her yerde onu gördüğüm, nabzımın her atışında onu hissettiğim, adeta bütün dünyam olan bir varlığı nasıl bir güne hapsedebilirim..? Ama; Madem öyle demişler bize kutlamak düştü… -14 Şubat Sevgililer Gününü Kutluyorum.... __SEVDİĞİM' e….. Sadece bir günlük, değilsin bende, Her güne yazarım, senin adını… Attıkça bu kalbim, canımsın tende, Ruhumda sezerim, senin adını… Yanında çiçeğin, kalmaz mânası, Sen oldun hayatın, gerçek rânası, Şenlenir gönlümün, viran binası, Her yana çizerim, senin adını… Sel olur gözümde, bir damla yaşın, Baş gider gövdemden, eğilse başın, Zindandır bu dünya, çatılsa kaşın, Aşkımda çözerim, senin adını… Dinmesin yürekte, sevdanın seli, Değmesin saçına, rüzgârın eli, Esmesin aradan, ayrılık yeli, Haykırıp gezerim, senin adını… Sevdiğim, dileğim, al muradını, Üç günlük dünyanın, çıkar tadını, Mutluyum gönlüne, versem şâdını, Kanımdan süzerim, senin adını… Kişisel Sayfam Metin Yıldırım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:33 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.