![]() |
Nasıl İnanmıştım
Nasıl inanmıştım gözlerine Öylesine masum, öylesine yalnız İlkbahar gibiydi yeşili Bazen hüznü taşırdı Bazen neşeyi. Keyifle bakarken bile Çekingenliği taşardı etrafa Saflığın timsaliydi beyazı Yaşlar bile utanır Hiddetle damlamazdı. Nasıl inanmıştım gözlerine Yalan söyleyemez derdim İstedim ki hep gözlerimde kalsın Dalgınlıkla olsa bile Başkasına bakmasın. Bahar olsun gözlerimin önünde Yeşiller içinde papatyalar Yıldızlar hiç sönmesin Gözlerim gibi gözlerin İstedim ki başkasını görmesin. Gözler de yalan söylermiş Menekşelerin de yalan söyleyeceğini Seni tanıyınca anladım Gittiğin günden beri Hiç bir menekşeye inanmadım. Turgut Uzdu |
Nasıl Olur?
Nasıl yakışırdı gülümsemeler dudaklarıma Neşeyle fıkır fıkır oynayışlarım ne güzeldi Bir lanetli gelip yıktı dünyamı Beynim durdu, Aklım almıyor Üzmemek gerekiyordu hani insanları Hani sevmezdi üzmeyi, üzülmeyi tercih ederdi Kalbim kırıldı, Göğsüm acıyor Canım yanıyor. Hıçkırıklar boğazıma dizildi Söyleyin dostlar Bu insan Böyle acımasız nasıl olabildi. Yalanlar dizildi sırayla Yalnızlığımdan vurdu beni Böylesine bir sevdaya ilk defa tutulmuştum Tam en güneşli zamanıydı sevdamın Yalanları sırtıma saplandı Kahpece vurulmuşum. Bir daha inanmak mı aşka sevdaya Tövbeler tövbesi olsun Bir daha sevmek mi birini Asla Tüm yalancılar dilerim Allah’ından bulsun, Turgut Uzdu |
Nasıl Sevmem
Bir gelin gibi nazlı akan Fırat’ı, Dicle’yi nasıl sevmem Yükseklerden yurduma bakan Gururum Ağrı’yı nasıl sevmem. Alnının akı gibi Erzurum'da kışı nasıl sevmem Her tığında bin çile gibi Oyayı, nakışı nasıl sevmem. Oğuz Kağan yüreğimde durur Dağı, denizi, ayı nasıl sevmem Masalı, destanı türküyü Canım halayı nasıl sevmem. Palandöken’e yaslanmış, başı koltuğunda Abdurrahman Gazi’yi nasıl sevmem Osman Gazi bir tohum Orhan Gazi’yi nasıl sevmem. Çiçeğini, gülünü Bal yapan arıyı nasıl sevmem Alın teriyle büyüyen Tarlada darıyı nasıl sevmem. Dadaşını, gakkoşunu Efesini nasıl sevmem Dizi değince yer sarsılan Zeybeğini nasıl sevmem. Yedi tepede yedi güzel İstanbul’u nasıl sevmem Yazla kış arasında bir kavşak Burdur’u nasıl sevmem. Dağda koyun güden Gelinlik kızı nasıl sevmem Gökten inip bayrağıma konan Yıldızı nasıl sevmem. Bir hilâle can verip, kan içinde Toprakta yatanı nasıl sevmem İki yüz ellilik mermiyi Sırtlayıp atanı nasıl sevmem. Çanakkale bir bayraktır Şehidimi nasıl sevmem Mükemmel bir komutan Mustafa Kemal’i nasıl sevmem. Turgut Uzdu |
Nasıl Unuturum
Tek beni sev deseydin Unutmak yerine seni sevseydim Al bir gül isteseydin Söküp yüreğimi sana verseydim. Bana unut deme Tuttuğum eli nasıl unuturum Okşadığım saçı Sardığım beli nasıl unuturum. Bana unut deme Aldığımız nefesi unutamam Öptüğüm dudağı Duyduğumuz o sesi unutamam. Bana unut deme Akılsız başı nasıl unuturum Gözdeki hüznünü Akan yaşları nasıl unuturum Bana unut deme İçimdeki yangını unutamam Bana unut deme Beynimdeki vurgunu unutamam. Tek beni sev deseydin Unutmak yerine seni sevseydim Bir al gül isteseydin Söküp yüreğimi sana verseydim. Turgut Uzdu |
Nasihat
Yıldızların seyrine dalma delikanlı Onlara varmak için daima gayret et Sen de gidenler gibi düşün, anlı-şanlı Var onlardan daha uzak yıldızlara git. Vatan için çalış, hep millet için yaşa Uyup da yabana, düşme karın kardaşa Hizmet için sıkıntı çek, gelirse başa İlham ol, gel daha sulak yıldızlara git. Okumak için değil, bilmek için oku Gençliğin hoş zamanıdır, atlat şu şoku Durmaktan başka olmasın ruhunda korku Azmini al, daha çorak yıldızlara git. Çok yolu yoktur, düşünme fazla hizmet bir Azme hizmetçi ol, olmasın ruhta kibir, Boş diyarlar dolaş ama bir şeyler getir Sonra dönüp daha sıcak yıldızlara git. Vatandır en büyük inan sevda pınarı Damardır dolaştıran vücutta şu kanı Yarını gör, mazini bil, mazini tanı Gel rahmet ol daha kurak yıldızlara git. Turgut Uzdu |
Nazar Boncuğundayım
Bir başka sensizlik var ruhumda Huzurun yaşandığı bir deniz kenarındayım Sevdiğim var artık Ben nazar boncuğundayım. Güneş en yumuşak ışıklarını gönderiyor Çiçekler gülümsüyor Martılarda bir neş’e Onlarla sevdamı haykırıyorum Yanımda olmasan da önemli değil Damarlarımda akan sensin Ben nazar boncuğundayım. Kendi ayak izlerimi takip etmekten bıkmıştım Hep aynı sokağa çıkmak yormuştu beni Hep serçelerle sohbet etmek pencerede Dertleşmek onlarla sabahın ilk ışıklarında Üzmüştü beni sensizlik Ama şimdi sen varsın Biliyorum bir gülü koklasam Sen kokarsın Bir çift göze baksam Sen bakarsın Bir rüzgâr esse saçlarımda Bilirim Sen okşarsın Çünkü varsın Bütün mavi beyaz renkler seni söyler Seni haykırır yeniden yeşeren yapraklar Sen gibi bakar güneşim, ayım Sen nazar boncuğumsun Ben nazar boncuğundayım. 05/12/2006 Turgut Uzdu |
Nazar Boncuklu Kadın
Her gece gibi bir deli O gece de sohbet ediyormuş yalnızlığıyla Her yanına karanlığı dolamış Gözlerini kapamış Acılardan şişeler dolusu içmiş Unutmak için bile sarhoş olamamış. Sonra birden Aydınlamaya başlamış yılların karanlığı Delinin içi ısınmış Ayak sesleri duymuş, dönüp bakmış hayretle Yıllardır kimsenin geçmediği bu sokakta Yalnızlığı kaçırtan, nazar boncuklu kadınmış. Yıldızlardan gözleri varmış Işıl ışıl bakarmış, Acımış deliye belki, belki de sevmiş Ruhunu avuçlarına koyup Ellerini uzatmış.. Deli şaşırmış Kararsız kalmış tutsa mı elleri tutmasa mı Bir yanda şişeler dolusu acı Bir yanda yürek dolusu eller Delinin ellerini beklerler. Dönüp bakmış yıllardır oturduğu yere Uyuşmuş dizlerini bükerek kalkmış Uzanan yüreği tutup Mutluluk gözyaşlarıyla Göğsüne basmış. Sonra uzaklara bakmış Güneşin doğuşunu görmüş yıllardır görmediği Karanlığın bir daha kararmacasına aydınlandığını Ve yanında Nazar boncuklu kadının yüreğinin oynadığını Atmış kolunu nazar boncuklu kadının omzuna Yürümeye başlamışlar Her yer aydınlanmış, çiçekler açmış, kuşlar ötmüş Neşeyle koşan bulutların altında Yürüdükçe yaşamışlar, yürüdükçe yaşlanmışlar. Turgut Uzdu |
Nazire (Erzurum Kristal Bir Sur gibidir)
Saat kulesinde üşürse zaman Bilge Kağan’a dönmemiz gerekir Çifte Minare’de yanan o yakut Kim için yanar bilmemiz gerekir Mazinin dalında serçeye benzer Yürek gibidir doksan üçte donan Saat Kulesi’nde üşürken zaman. Segah enginlerde kaybolmaz izler Vedâlarda da olsa görünmezler Hasretler üstünde uçuşan, şehrin Acem ekmeği gibi kokar tandır Gönüllerde kurşun izi dehlizler Segah enginde kaybolursa izler. Niyâz burçlarından bakarsa kuşlar Karanlık taşınmaz aydınlıklara Maziden mermidir gökte yıldızlar Fırtına saklar aldanma melteme Mavinin renginde cenaze başlar Niyaz burcunda yaralıysa kuşlar. Dervişler beklesin süvari olup Gözleri yarının mihenk taşıdır Gitmemişlerdi ki gelsinler yine Koldaki baştandır yayılan dua Yürekler kararmasın hep ak kalsın Dervişler beklesin süvari olup. Erzurum kristal bir sur gibidir Beyazı tipidir, soğuğu ayaz Çinilerinde sır, kubbelerinde sim Söylemez, sonsuzluğun kendisidir Beyazın öylesi bir nûr gibidir Erzurum kristal bir sûr gibidir. Turgut Uzdu |
Ne Bu Yağmur
Ne bu yağmur yine Gökyüzünde matem mi var Kalbini kırmışım gibi Bulutlar surat asmış Yoksa yine sitem mi var. Ne bu yağmur yine Kırmızıya boyanmış damlalar Bilmiyorum ben ne yaptım Sabaha kadar Hüznümle ağladılar. Ne bu yağmur yine Bulanık bir sevda yaşamış sanki yüreği, yırtık, Tuttuğu iki ucu kopuk bir ip Oysa başka bir yüreğe gitse Kurtulacak diktirip. Ne bu yağmur yine Sönmüyor içimdeki yangın Yaşlar gönlüme aksa da Şu rengi kaçmış bulutlar gibi Yüreğim sararmış, yüreğim baygın. Ne bu yağmur yine Duygularım bana hınzır Heyecanları öldürdüm diye Küsmüş Yine bir yerlerde saklanır. Ne bu yağmur yine Gökyüzünde matem mi var Kalbini kırmışım gibi Bulutlar surat asmış Yoksa yine sitem mi var. Turgut Uzdu |
Ne Olur Gel
İlk gördüğüm an koptu fırtınalar Aşk tohumları serpildi damlalarca üzerime Her uykuya daldığımda En azgın okşayışlar bürüdü rüyalarımı. Ben en saf duygularımla Üzüm karası gözlerinde takılıp kaldım Sen ümitlerimle seviştin. Bilirsin dalgalar sahillere aşıktır ******* sabahlar için, Mehtabı elçi gönderir Sabahlar ******* için yanıp tutuşur Güneşi gönderir Ben de sana Kim bilir kaç asırlık ayrılığımı Sana hasretime kucaklatıp gönderiyorum Gel artık. Çöller nasıl yağmura hasret Un ufak etmişse kendi dişlerinde kendini Ben de sana öyle hasretim İnan çiğnemek üzereyim Bu sensiz bedenimi. Gel artık Sevmeyen hasreti, Hasret sevmeyeni bilmezmiş Bilmez misin Mezarlığa bile Yalnız gidilmezmiş. Gel artık, Dünü dünde bırakalım Gel Sensiz *******e Sessiz *******e son ver Günler sensiz olmasın Sesin doldursun bütün duvarları Seni seviyorum, geldim desin Ne olur bütün duvarlarda Sesin hiç dinmesin. Turgut Uzdu |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:02 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.