![]() |
Söyle Neyleyim
Hem cana can oldun, hem bağrıma taş Basarak ağladım söyle neyleyim Sabahlara kadar gözlerimde yaş Taşarak ağladım, söyle neyleyim Bir gelen var sandım, sevindi içim İnan güller açtı hem de ne biçim İnsafsız ******* benim takipçim Koşarak ağladım, söyle neyleyim. Sabaha büyüdü, göğsümde yara İrinler akıyor inan kapkara Her gece yeniden şu çukurlara Düşerek ağladım söyle neyleyim. Gelmiyor sensizken gönlüme bahar İçimde nedense kış mevsimi var Bulup bir köşede ücra bir mezar Eşerek ağladım, söyle neyleyim Gariplik çöküyor ruhuma inan Var mı benim gibi zulme dayanan Büyüdükçe uzak, vuslatsız sevdan Coşarak ağladım söyle neyleyim. Turgut Uzdu |
Söylemeden Susmak
Tereddüt engel oluyor kaleme Dopdolu, dünyalar kadar his Haykırıp söylemek istiyor aleme Söylemeden susmak bile çok nefis. Tatmak istiyor gece gündüz aşkı Eline alıp da kırık mızrabı Notalar dolusu, yüzlerce şarkı Söylemeden susmak bile çok nefis. Hayaller dolsun tüm kelimelere Hayran olunsun tutuşan ellere Aşka aşık susan bütün dillere Söylemeden susmak bile çok nefis. Unutulmuş gülmek dudak mühürlü Nerden bulsun şu kış günü mor gülü Bitecek elbet şu garibin ömrü Söylemeden susmak bile çok nefis. Turgut Uzdu |
Söz Ver
Bir gün gidersem bu diyarlardan, Ardımdan gözlerin nemlenmesin söz ver, Asılmasın güzelim yüzün, hıçkırmasın göğsün Dudaklarından gülücükler eksilmesin söz ver. Dizlerin titresin, kalbin heyecanla çarpsın, Damlası değmesin ıslanmasın güzelim gözler, Maziyi unut, güller kızarsın yanaklarında, Kalmak için bedenin hiç gelmesin söz ver. Yaşatan ve yaşayanlar senden razı olsun, Bu gönül mes’ut, başka ne ister? Mutlu et, beni mutlu ettiğin gibi, sevdiğim Kimseye ayrılık yaşatmasın söz ver. Söz ver, beni yokluğumda sevmeyeceğine Arada bir hatırlaman inan bana yeter. Yolun düşerse bir gün mezarıma, Bir karanfil isterim getirirsin söz ver. En güzel çiçekleri kokla, beni düşünme, En çorak topraklarda istersen güller biter, Tomurcuklanır yeni mutluluklar gönüllerde, Bir başka sevdaya tutulacağına söz ver. |
Söz Vermiştin
Nasıl sevmiştik nasıl Aynı anda seviyorum demiştik Aynı rüyaları görmüş Aynı denizi seyretmiş. Aynı güneşin altında yanmış Aynı yağmurda ıslanmıştık… Aynı hayalleri kurarken el ele tutmuştuk Hep aynı ağacın altında oturmuş Aynı kuş seslerini dinlemiştik.. Söz vermiştik hep el ele Hep göz göze olacaktık Sonbaharların yaşandığı dünyada Hep ilkbahar yaşayacaktık Ayrılık olmayacaktı Hani söz vermiştin bana Çiçekleri birlikte koklayacak Birlikte yürüyecektik bu güzelim yollarda Hani ağlamayacaktın Hani ağlatmayacaktın… Ayrılığı öldürmüştük hani Hani kalbin kadar uzaktı ayrılıklar Uzaktı bırakıp gitmeler Hani söz vermiştin Gitmeyecektin, Gidip de Beni terk etmeyecektin… Vazgeçtim yalan sevdalardan Vazgeçtim tekrar sevmekten Sevilmekten. Mutlu olmayı deneyeceğim yalınız yaşamaktan Ayrılık türküleri dinlemek istemiyorum artık Hep gidişini anlatan. Önceleri de sevmiştim Gülleri, laleleri, çiçekleri Ama Seninle sevmek bir başkaydı gülü, laleyi, çiçeği Bir başka güzeldi her şey Bir başka sevmiştim gözlerini Ellerinin sıcaklığını Şakalarını, korkutmalarını. Bir başka bakıyordu gözlerim Seninleyken gökyüzüne. Ama sen gittin Söz vermiştin Bulutlandı baharlar Rüzgârlar esti Güller soldu, laleler yaprak döktü Sen gittin diye Bir başka ağladı bulutlar. Nereye gitmektesin Kaç sevda daha yaşayacaksın yolunun üstünde Kaç sevda daha yaşatacaksın Daha kaç kişiye söz vereceksin Kim bilir Kaç seveni ağlatacaksın Turgut Uzdu |
Şafaklara Astılar
Tuttular bir gece yarısı Sabahlara kadar sorguladılar, Kulaklarımda yankılanan türkülerle Bir ayrılığa mahkûm edip sevdâmı Şafaklara astılar. Ummanlar, denizler yetmezmiş gibi Mutluluğumu da gözyaşlarıma bağladılar, El yordamıyla tutup gece karanlığından Umutlarımı, hayallerimi Şafaklara astılar. Savunamadım kendimi neden diye Masumiyetime inanmadılar, Söz hakkı bile vermeden yüreğime Çarpıntılarını bile acımadan Şafaklara astılar. Nerden bilebilirdim bu kadar seveceğimi Nasıl inandıramazdı beni o bakışlar, Mahzun ve mahçup bakışlarımı bile Kirpiklerinden tutup Şafaklara astılar. Zaman zaman bir tebessüm gelirdi yüzüme İşte o an unutulurdu tüm yalnızlıklar, Sessiz, sakin biri olurdum Sükûnetimi bile söküp derinlerden Şafaklara astılar. Ne gece olsun istiyorum artık ne sabah Tek kişilik yastıkları yüklenmiş bütün şafaklar, Bir yastık daha diyordum, üstünde seveceğim bir yürek Her gece derin bir mezar açıp mutlu sabahlarımı Şafaklara astılar Şafaklara astılar. Turgut Uzdu |
Şairin Dünyası
İki dünyası vardır şairin Birinde yaşar Birinde yazar Ne yazdığı karışır yaşadığına Ne yaşadığı Yazdığına Birinde ayrılığın acısını çeker, kahrolur Birinde vuslat vardır Umut doludur, hayat doludur. Birinde sevdalanır delidir gönlü Diğerinde bir hayat Belki saadet denizinde yüzer, Belki monotondur ömrü. Şairin dünyası farklıdır, Birinde hep güzel olsun ister Saç uzar, bazen kısalır Göz deniz mavisi, çimen yeşilidir bazen Bazen de ******* gibi kararır. Boy uzar, selvileşir, Diğerinde güzel ve çirkin Bir bilinmez nikâhla birleşir. Şairin dünyası farklıdır, Başkasının görmediğini görür Teşbihler yapar olmadık Geceye elbise giydirir Güneşi boyar Dalgalarla konuşur Çiçeklerle sohbet eder, En coşkulu pınarlar gibi Gözyaşlarına hükmeder Hep kendi üzülmek ister Bir hayali sevdalıya Kahreder, beddua ederken bile Başkası üzülmesin der. Şairin dünyası farklıdır Her gece başka sevdayı yaşar, Bir başka sevdalıya kavuşur Bazen bıkar hayattan Eli ayağı uyuşur Şairin kendisi de biraz gariptir dostlar Dünyası gibi Şair de farklıdır. Turgut Uzdu |
Şairin Ölümü
Bazen Bir tüy gibi yumuşak Bir ilk aşk gibi Sevgi dolu bir gece başlar Umutlarla dolu Sevdalara gebe Pırıl pırıldır yıldızlar. Yanımda olsaydı der gönlüm Yıldızları birlikte saysaydık Gözlerde yaş olup Işıltılar içinde Ne olurdu Mutluluktan aksaydık… Şimdi yokluğun damlıyor Düştüğü yeri yakarak Saatler hep kendini geçiyor Her saniye Yokluğunu yaşayarak. Ayrılığın ilk günkü gibi sancılar içinde Yalnızlık doğurmuştu sen giderken Bebeğin Şimdi kendine sevdalandı ******* eski karanlığına büründü Bilsen Yalnızlığın o kadar büyüdü ki Bu dünyada bana yer kalmadı. Vedalaşma zamanı yaklaşıyor Hem seninle hem yalnızlığımla Bir uzak yakınlaşıyor Bir çiçek soluyor Bir aşka şair Ölüyor. Turgut Uzdu |
Şairler de Ölür
Şairlerde ölür dostlar Şiirler biter artık Şimşekleri çakmayan mısralar… Şükürlerini bohçalar da gönlüne Şairler de ölür dostlar. Arayışı vardır bütün hayatında Ağlayışları, mutlulukları dillenir Arzuları dal budak sarar Arz-ı ednam eden güzelleri alır yanına Allah’ına kavuşmak için ümitlenir. İster ki mutlu etsin gönülleri İzlesin her güzellik başka güzelliği İncinmesin hiç bir gönül İstenmese de gönüllerde İçte kalsın, kaybolmasın mükemmelliği. Rüyalar yaşansın gerçek hayatta Razı olsun herkes yaşadığına Ruhuna huzur, bedenine sağlık gelsin Rahmetler yağsın Rahmetler eklensin dualarına. Laleler açsın tüm gönüllerde Lila rengi güller bürüsün her yanı Lanetler silinsin tüm dillerden Lülelenip uçsun mutlu saçlar Lahdine şiirler koysun her hatırlayanı. Ellerini öpsün tanıyan, tanımayan Emellerini paylaşsın tüm kalanlar Eziyet çekmesin hiçbir yürek Efganı duyulmasın Elem görmesin şimdiye kadar ağlayanlar. Rabbi’ne erişsin bütün dualar Reddolmasın hiçbiri, hep kabul görsün Refakat etsin her yanına sevapları Rehavete kapılmasın arzuları Refah içinde, acı çekmeden, çektirmeden ölsün. Dertler silinsin hayatından herkesin Daima saadet güneşleri doğsun her karanlıkta Damlalar uğramasın gözlerine, yanaklarına Dermansız kalmasın ümitleri Daima sevdayı bulsun aradıklarında. Elmas gibi olsun tuttuğu her şey Emin olsun dününden, bugününden, yarınından Emirler verip en güzellerini yaşasın rüyaların Emsali görülmemiş mutluluğu ömrü okusun Enkaza dönüp yok olsun acılar kahrından. Öfke görmesin yüzü Ölümden korkmasın gözü, üzülmesin Öyle mutlu olsun ki tüm hayatında Ödemesin hiç ayrılığın bedelini Ömrü hep bulmakla geçsin, hiç kaybetmesin. Lal olsun kem gözler Lodoslar dinsin Latifeler duysun hep kulakları Lügatler mutlu sözlerle dolsun Lavlar bile gönlünde serinlesin. Üşümesin elleri ayrılık soğuklarında Ümitsiz bakmasın gözleri Üstüne yıldızlar kadar ilham doğsun Üzüntü uğramasın kelimelerine Üzmesin ne kendini ne başkasını sözleri. Rüzgârlar hep rahmet getirsin Rahmetler Rabb’dan nur olup yağsın Rab en üstlerden seçsin rütbesini Rütbesi ruhunu mutlu etsin Dilerim bütün şairlerin gözleri hiç ağlamasın. Turgut Uzdu |
Şehitler mi Sandınız
Her şafak şafaklardı Şehitler mi sandınız külçe gibi toprağa düşen Güneşti her kurşunda Allah Allah! diyerek Kendi ölümüyle öpüşen. Her şafak şafaklardı Karlı dağlarda güneşsizlikten ölen Dumlupınar’da, Sakarya’da, Çanakkale’de Bir mum gibi “Vatan! Vatan! ” diye yanarken Kendi ateşiyle eriyip sönen. Her şafak şafaklardı Orta Asya’dan başlayıp Anadolu’ya gelirken Çiçekler gibi açıp Bir vatan uğruna Kendi yapraklarını döken. Her şafak şafaklardı Bir derviş edasıyla boynu bükük gelen Allah’ı, vatanı, insanı seven Bir düşman görünce Aslanlardan öte kükreyen. Her şafak şafaklardı Şehitler mi sandınız külçe gibi toprağa düşen Güneşti her kurşunda Allah Allah! diyerek Kendi ölümüyle öpüşen. Turgut Uzdu |
Şehitlere Rahmet
Yavuklusundan ayrılmış içinde hasret Şanlı bir düğün hayali, dönüşte niyet Yerin altına saklanmış, malum hayalet Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Yolculuk davul zurnayla başlayıp garda Sevinci kavşaklar gibi uzar yollarda Ucuna adlar yazılı kurşun uçar da Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Giyince elbisesini, yüzünde gurur Türkün askeri olmaktır yürekte onur Vatanı için akınca, kan bayrak olur Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Silahı vatanı bekler, yüreği dini İnsana sevdalı ancak kalleşe kini Biri gitse de devamlı gelir on bini Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Kötü haber tez duyulur, rüzgârlar susar Boynunu büker sevdalı, beddua yazar Gururlanır başı diktir, ağlar bakışlar Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Garibin gönlünde yaşar, ay-yıldız, bayrak Mehmetlerimin hepsinin alnı aktır ak Onlara ölüm kusanlar alçaktır alçak Şehitlere rahmet olsun, haine lanet. Turgut Uzdu |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:57 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.