![]() |
Eskimiş Mendilin Dili...
Boş vakit sıkıntısı çekmeyen beyzadelerin, her bir renginden, işlemesinden anlam çıkardığı haberci mendiller... Hangi rengi kullansam acep, ne desem diye uzun uzun düşünüp, dadısına bibisine danışıp renklerde çözüm arayan küçük hanımların işleme yaptığı mendiller... Koca koca çınarlar bir bir devrilirken, geçip giden zamana ağlayan mendiller.. Şairlerin dilinde kanatılan, gidenlerin ardından sallanan mendiller... Bestekarların hüznünü silen, dinleyenlerin ruhunu ipeksi dokunuşlarıyla rahatlatan mendiller... Tarlada güneşin altında çalışırken hafif bir koruyucu olduğu için dört ucu düğümlenince takkeye dönüşen mendiller... Çeşme başında havlu niyetine kullanıldıktan sonra ağaçların güneş gören dallarına asılıp kurutulan, sonra da yine dört ucuna atılan düğümle keseye dönüştürülüp, tarla, bağ, bahçe dönüşü meyve taşınan mendiller... Önlüklerin ceplerinde çifter taşınıp; biri özellikle kışın akıntısı hiç durmayan burunları temizlemeye yararken, diğeri henüz tüketim köleliğine tevessül edilmediğini gösterircesine havlu niyetine, sürekli temiz tutulan ve tekrar tekrar yıkanıp kullanılan mendiller... Bol sıfırlı etiketlerine bakılmadan alınan, son moda takım elbise veya dopiyeslerin olmazsa olmaz aksesuarı olan mendiller... Bir kez kullan atlık selpaklar... Özellikle selpak dedim ürün ismiyle markanın bütünleşmesine ilk örnektir selpak... Kağıt mendil demiyor insanlar, selpak verir misiniz diyorlar. Kim bilir belki de selpak’ı mendilden saymıyorlardır bilinç altlarında. Yeni kuşak gençler ve ilk öğretim çocukları hariç tabikide... Neredeyse ülkemizin tüm yörelerindeki halk oyunlarının vazgeçilmez unsuru mendiller... Hokkabazların elinde rengarenk açan, içinden türlü çeşit şaşırtmacalar çıkan, göz aldatıcı mendiller... Düşüncesizliğin ötesinde bir şey olsa gerek; kaba ama pratik, çağdaş yaşam... Belki de sinir bozucu ritüellere bir baş kaldırıdır bazı değerlerin unutulması. Enderun mezunu beyzadeler yok şimdilerde... Parklarda ya da sahillerde hangi dilber mendil atacak diye bekleşmiyor gençler... Arkadaşlık sitelerinden istediği özelliklere göre seçiyorlar sevgililerini ve direkt konuya giriyorlar... Msn arkadaşlığıyla devam edip, minik ve anlamlı ikonlarla, sonrasında cep telefonu vasıtasıyla metin ya da resimli mesajla da yollarına devam ediyorlar... Hanım kızlarımızın danışacakları dadıları yok, bibileri de kendi dertlerindedirler... Dert geçim derdi... Kırmızı mendil; seni bütün varlığımla seviyorum. Mavi mendil; kederlerdeyim. Kenarları sarı mendil; rahatsızım, hastayım üzüntüden bitap durumdayım. Eflatun mendil; Yarın penceremin önünden geçiniz mektup vereceğim.... Düşüncelerinden çok uzaklarda, bu dünyada var olmalarının suçunu tek başlarına yüklenmiş olarak ev bütçesine katkı derdinde yaşam savaşı peşindeler... Tüm bu hengame içinde kabalıkları mazur görülebilir belkide... Mendil kültürümüzün neresinde... Toplumun hangi bölümünde var olmuş hepsini belirtmek, tespit etmek mümkün görünmüyor pek. Bill Gates’in “Düşünce Hızında Çalışmak” isimli kitabında belirttiği gerçek şuydu kısaca: “20. Yüzyıla kadar elli yılda tamamlanan gelişme ve değişim süreci bundan sonra beş yıl içinde gerçekleşecektir.” Bunu yaşayarak anlamaya çalışmak gerek sanırım. Ya da çok gerilere gitmeden yakın geçmişimizle aramızdaki dünyalar kadar farkı görerek. Unutulan, önemsenmeyen, bir nostalji gibi davranılan tüm gelenek, görenek ve değerlerimizi düşünerek... Mendil, bunların belki en sonuncusudur, ama yine de birçoğumuza hafif bir iç çektirmeye yetti sanırım. Kaba ama pratik yaşam zamanı şimdi yapacak bir şey yok, düşünce hızında ama düşüncesizce akmaya devam ediyor... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Gece Bulutları...
Gece bulutları gibi mahzun durma Paramparça... Birkaç damla gözyaşı Umutlara ve tüm sırlara... Huzurdasın üstünde insanların... Arasında yarılan ayların Kendi nefesinden uzak Ölümü öldüren canların... Delirmiş melek gibi Yakacaksın arşı Bil ki ağaçlar ayakta isyan da Karıncalar kıyamete gün sayar Karanlık da doymayan ervah da Birazdan ağaracak Nefret ettiğim günler Sayısı arttıkça Acizliğim ölüme göz kırpıyor Yapma böyle Çektiğin çileler adına Akan kanın kutsalına... Büyüttüğün hayatlarına Nefretimin verdiği acı Sevgimin intikamı biliyorum Acizliğimde hayatlarım... Ya peki ben? Nerde sığınacak eski limanım... Ve yol gösteren şimalım... Simurg_b Bülent Özdemir |
Gece Gizlediklerimizi Açarken...
Huzurlu şarkılar Fısıldamayın artık.. Yıldızların neşelendirdiği Karanlık ******* bitti. Çıplak gerçekleriyle Gündüze döndü hayat... Sessizlik dersen Şaşkın ve kararsız Peki ya sen? Gerçekten gidersen Susar mı ağıtların Sorunsuz aydınlıklar Ağır gelmez mi Siyaha meftun gözlerine... Uzaklarda doğmayan günler var mı Meçhul aydınlıkla yaşarken... Gece gizlediklerimizi açarken.. Tıpkı buralar gibi Renkleriyle ******* yaşar mı... Simurg_b Bülent Özdemir |
******* Boyu...
hercai yüreğim ******* boyu süren yalnız ******* boyu tüm mistik hezeyanlarım yaşadıklarım aahh yaşattıklarım.. ölümüm ve öldürdüklerim... yaşam mı bu... yaşam bu mu... simurg_b (Ö.D.) Bülent Özdemir |
Gecikmiş Ölümüm...
Gelişi güzel gelmeyin üstüme ne olur! kaçırmayın gelmeyecek ölümümü dokunmayın içime akıttığım gözyaşlarıma! sararmış gibi yapmayın kanayan yaralarıma. geçikmiş ölümüm zaten bide siz ertelemeyin kesinleşmiş cezamı… Simurg_b Bülent Özdemir |
Geçiyor Vakit Sınırdan...
Kazası olmuyor barışın Kaldımı savaşa çalıyor Kendini aşk... Sabır bitmeyen silah Affedilmeyi bekleme ey çocuk Bir fidan dik Gözlerimin bağrına... Gelmedikçe kanatma umudu Bir busen ışık olsun yarına... Yok olmaz ama Sen çektin sınırını çemberin Bırak barışa uzanmasın Ellerin... Zor yanın bana düştü Gözlerin... Hiç gelmeden hep gidişlerin Cellatım sen ol ama Acıtmıyor artık Sözlerin... Ve yorgun *******in... Geciyor vakit sınırdan ey canım... Kalmadı çemberde heyecanım... Simurg_b Bülent Özdemir |
Gelecek Ecelinle
Sonrası yoktur ayrılıkların Sanma sakın Öncesi bırakmaz yakanı Gelen geçtikten sonra İz bırakıyor gönülde asıl Yalanlar sarhoş olunca Sabaha doğru Gün bile ağarmak istemezken Sadece gecenin sonrası Olmamak adına Nereye ayrılırsın sen Gelecek geçmişinle Neyi unutabilirsin Yokluğun hayal senin Varlığın hayatım Taşıdığın benim canlarım Bir şey de sen söyle öbür yanım Ayrılıktan sonrası Gelecek ecelinle... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Gerçek Özdür Sevmek
Gerçek Özdür Sevmek Sessiz bir çığlığın ürpertisiyle gelir sevgi... Girer usulca ruhla birlikte yüreğe... Acıyla karışık ironi sunar samimiyet... Gerçek özdür dürüstlük... Sevgi içinde özdür artık söz, susar.. Gözyaşları şahittir herşeye... Pişmanlık arzunun doruğu... Yaşamak imar etmektir... Kırıp onarmak zulüm... Simurg_b (Ö.D.) Bülent Özdemir |
Gerçek Zamanı Duran Saatler Söyler!
Duran saatleri kurma kafanda Güneşi ruhunda hisset Bakmasını bil vakti gelince Aşk gibi Doğruyu gösterir bir an İşte o zaman asıl Aşka doyduğun andır Ve doğru zaman Sonsuzluk da Anlam bulur ölüm de... Aslında var ya! Gerçek zamanı Duran saatler söyler Hissedene... İki an vardır doğru olan Hayatında Doğduğun an Ve öldüğün an Aradaki zaman mı Hep yalan... Bülent Özdemir Bülent Özdemir |
Gına Gelmiş Gülden Yalandan...
Canım çıkmış faldan yalandan... Mimiklerin yol vermiş dumandan Ara sokaklardan Sonra sıradan Ellerini verme Sahte gülücüklerinle Bir daha gelme Gidiyorsan durmadan... Sarı güller ne için Beyazlar kırmızılar nerde Seveceksen sevme Yarım çıkmış faldan Canımdan... Gına gelmiş gülden Yalandan... Birde hep arta kalandan... Simurg_b (P.D.) Bülent Özdemir |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:04 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.