![]() |
Gönül
Çiğliğe çare yok mal ile namda Benliği birlikte yerelim gönül Aşkın meyvesini bu yaş bu demde Muhabbet bağından derelim gönül Derdin kaynağına dalalım gönül Dağa taşa derman salalım gönül Fırsat varken gönül alalım gönül Yokları yoksula verelim gönül Dilde olan dili oyalar durur Avcı avın ancak atarak vurur Su görmeyen canlı illâ ki kurur Akarı yerlere serelim gönül Ağlayan gözlerden dökülür yaşlar Emekle ev olur granit taşlar Hizmetle hürmetle eğilir başlar Vermenin zevkine erelim gönül Sevdanın sırları vergide saklı Aşka gelen gönül alt eder aklı Bedenler muhtaçsa duygular haklı Azgın ata gemi vuralım gönül Sebil sergen eden mutluluk bulur Bedelin bekleyen hep betbaht olur Muhsin yalnız Allah yolunda nolur Dağıtım ağını kuralım gönül |
Gurbette Bayram
Sevgilim selâmlar sana Ağzın dünden tatlı olsun Gelemiyom bu yıl ana Bayramınız kutlu olsun Canım istiyor balayı Düşte görüyom sılayı Gönül almanın kolayı Bayramınız kutlu olsun Duman sardı dört yanımı Bulamaz oldum yönümü Gözüm görmüyor önümü Bayramınız kutlu olsun Dağlar kesti yollarımı Gurbet yedi yıllarımı Yokluk kırdı kollarımı Bayramınız kutlu olsun Çocuklara selâm söyle Kahır sitem yazma öyle Konu komşu bütün köyle Bayramınız kutlu olsun Muhsin’in derdi çekilmez Yokluğun kolu bükülmez Gönüle bostan ekilmez Bayramınız kutlu olsun |
Güldür Allah’ım
Bağrımız yanıyor yüzümüz kara Böyle yaşaması züldür Allah’ım Kapıldığım rüzgâr sürükler nara Gittiğimiz kötü yoldur Allah’ım Bu derdi yürekten atamıyorum Müşteri çıkmıyor satamıyorum Yastık yılan oldu yatamıyorum Acaba bu nasıl hâldir Allah’ım Yukarı atarsam bıyık kirlenir Alçağa yatarsam sakal arlanır Evlâdımız inancımız horlanır Süflî sıkıntıyı kaldır Allah’ım Kargalara kaldı bülbül yuvası Sırtlanı besliyor münbit ovası Tepemde gezinir hecin devesi Çıkış tünelini buldur Allah’ım Karışmış ak kara bilemiyorum Çöreklenen derdi silemiyorum Cetvelle ortadan bölemiyorum Ezilen âcizler kuldur Allah’ım Adâlet yeşerip meyveyi versin Yoksulu yetimi hakkını dersin Muhsin ihsânına çabukça ersin Onunla gâribi güldür Allah’ım |
Gülkız
Nere dönsen şavkın vurur On dördünde aysın gülkız Sizi gözden Rab’im korur Seven nasıl doysun gülkız Âlem bunu duysun gülkız Gölgeni görsem yanıyom Dönerek baksan kanıyom Yürürsen keklik sanıyom Yeni yetmiş taysın gülkız Âlem bunu duysun gülkız Bakmadan gelir geçersin Sürekli benden kaçarsın Gülü dikenden seçersin Niçin böyle toysun gülkız Âlem bunu duysun gülkız Dikensiz gül bulamazsın Yek vücûttur bölemezsin Korkarım kız gülemezsin Anan küpe koysun gülkız Âlem bunu duysun gülkız Nazı seven canlar çeker Çok etme kalırsın bekâr Dedim sana gülbe şeker İmam nikâh kıysın gülkız Âlem bunu duysun gülkız Muhsin daha sitem çekme Fazladan yüz suyu dökme Yok diyorsa vur bir tekme Kararından caysın gülkız Âlem bunu duysun gülkız |
Gülüm
Sana bir can sunuyorum ak gülüm Almaz mısın bir ömürlük kul beni Cayır cayır yanıyorum bak gülüm Yapmaz mısın eşikliğe çul beni Naz edecek dost arasan bul beni Tutam tutam kirpiklerin ok gülüm Şu cihanda eşin dengin yok gülüm İşte kement al boynuma tak gülüm Kurban de de kınamasın el beni Vur hançeri delik delik del beni Elâ gözün yürek yakan nar gülüm Bir gülücük bu hastaya kar gülüm Bulamazsın benim gibi yâr gülüm Kaçma benden gülizara al beni Gül yüzüme taştan taşa çal beni Sevda küpü tutmuyor ki sır gülüm Aşk nasıl dert yananlara sor gülüm Kaş çatma da kurşun ile vur gülüm Tut elimden savurmasın yel beni Beğenmezsen ko aparsın sel beni Şu Muhsin’i ekmeğine dür gülüm Derman olam yâra yere sür gülüm Em olmazsam gurbet ele sür gülüm Dar günde her derde kefil bil beni Kem çıkarsam dilik dilik dil beni |
Gülüm Sana
Ölüm pahasına bir yol Arıyorum gülüm sana İster misin gönüllü kul Varıyorum gülüm sana Hasretin dermanı yoktur Sineme saplanmış oktur Bence bu dert bize çoktur Soruyorum gülüm sana Atlas kutnu ipek tüller Lâle nergiz kızıl güller Binlerce çiçekten ballar Deriyorum gülüm sana Uyku tutmuyor gözlerim Yastığa düşman yüzlerim Dalsam rüyada özlerim Yoruyorum gülüm sana Neyim varsa yârim alsın Muhsin ana üryan kalsın Kanım katlim helâl olsun Veriyorum gülüm sana |
Gün Dönümü
Ismarlama ilimle, kurdun fesat düzeni... Gerçek ilmî veriyi, attın azgın iğdeye! Hayal kurgu filimle, bulandırdın tezeni... “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”! .. Zihinlerde tan attı, mecnunun gönlü yattı; Gönüller maya tuttu, gerçeğin zevkin tattı; Bu kadar fırsat yetti, bak güneş şarktan battı... “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”! .. Doğru bas öncü ize, Musa semada füze... Derya da tarih yazar, firavun satar müze... Ahkâm kesmeyi bırak, bütünü bölme cüze; “Geçti Bor‘un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”! .. Bıçak sapı yonar mı? inanmayı zül saydık; Anka leşe konar mı? kavimden, soydan baydık(!) Akıl bunu onar mı? boş kuruntudan aydık; “Geçti Bor‘un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”! .. Zulmün miadı doldu, bak zâlim sürünüyor... Gizler aşikar oldu, ufuklar görünüyor... Çirkef saçını yoldu, masumlar arınıyor... “Geçti Bor‘un pazarı, sür eşeği Niğde’ye”! .. DAM BAŞINDA SAKSAGAN Sevimli mor sümbülü; dün gördüm, yaban gülü! .. Dedim ona ey soğan, neden seçtin azmayı? .. Ünlem sanmış virgülü, uçmuş çalı bülbülü! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. Beyinde gezer elim, çizgi nokta temelim... Dağlara yaslı belim, gönül dermek emelim... Doyulmaz bir güzelim, başımda eser yelim! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ..” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. Yavru kuşu uçmadan, kırk yerinden bağlarım! Kanadını açmadan, güzelce pukağlarım! Daha gözün açmadan, yüreğinden dağlarım! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ..” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. Kazlar suya yürüdü, kan gördüm izlerinde! .. Ahu yüzün bürüdü, kin sezdim gizlerinde... Tüm omurgam çürüdü, salgın var özlerinde! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ..” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. Bir baloncuk uçurduk, parladı namlu gözler! .. Kulak kabartıp durduk, fırladı mermi sözler! .. Bam tellerine vurduk, püskürdü volkan özler! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ..” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. Maşrığa bağlı serim, ince bir ağ örerim... Orduda bir neferim, yerküreye seferim... Asileri süzerim, kıl ipliğe dizerim! .. “Dam başında saksağan, vur beline kazmayı! ..” Güller niye bağlar ki, dili kanlı yazmayı? ! .. |
Gün Ola
Gam değil ahmak poyraz, es yiğidin bağrına; Zulme hoş görü olmaz, isterse ferman ola! .. Dağıtsan yer yüzünü, meyil vermem çağrına; Dünya neleri gördü, gün ola, harman ola. Biz gönül adamıyız kurşun, dipçik işlemez! Gönlümüz başkasına, hayat yolu düşlemez.. Herkes kendi derdinde, kullar kulu fişlemez! Kazâ ağını ördü, gün ola, harman ola. Seçme hakkı kutsaldır, hesabı vekil vermez; Ellerin ektiğini, hak diye kimse dermez.. Çalışanlar dururken, yatan murada ermez. Mevsim buluyor dördü, gün ola, harman ola. Kar yağınca dağlara, kurtlar ovaya iner. Ateş sarsa bacayı, suyu görünce söner. Bu günün poyrazları, yarın melteme döner! Seller çok kaya sürdü, gün ola, harman ola. Milletimiz çok çekti, iki yüzlü paradan! Rakip görse kudurur, hemen fırlar haradan! Halkı hor görenleri, ıslah etsin Yaradan. Örtü, sakal tek derdi, gün ola, harman ola. Tüm sözleri bahane, yaptığı yol savaşı! Boynuz kulak şahane, ne güzel tutmuş aşı(!) Muhsin bu köy kırk hane, iki yüz oldu yaşı. Yılan oldu her ferdi, gün ola, harman ola. |
Güvel Ördekler
Güneş inip gölge bassa sulağı Bölük bölük iner güvel ördekler Akşam ezanını duysa kulağı Sıra sıra döner güvel ördekler Andırır her biri huri meleği Altın gümüş halhal ister bileği Kaynayıp akmaktır yalnız dileği Her biri bir pınar güvel ördekler Beyazı görenler derler şahane Kumrala bulamaz kimse bahane Esmerin emsali gelmez cihana Sık bakanı kınar güvel ördekler Havasından mıdır suyundan mıdır Töresinden midir huyundan mıdır Yoksa bu güzellik soyundan mıdır Gölet görse konar güvel ördekler Düşerek peş peşe yürür alayı Karşıma gelince verir molayı Muhsin kaçırırsın elden balayı Bir bir ata biner güvel ördekler |
Güzelim
Güzelim salınıp havaya girme Hayır sözcükleri beliye döner Örtemez sarıyı rastıkla sürme Al dudak sararıp ölüye döner Sürekli darbede mermer aşınır Dağlar taşlar yelle selle taşınır İnsan ise insan durup düşünür Aldatanlar yanmış halıya döner Kıvrılıp kirpiğin kaşlara baksa Sürmeli gözlerin bağrımı yaksa Saçını tarayan kırk belik bükse Tek tek dökülürse çalıya döner İnci dişler birem birem sökülür Güvendiğin dağsa çabuk yıkılır İnce beller orta yerden bükülür Eskiyip bel vermiş yalıya döner Geçici değere gönül bağlayan Helâli teperek çıkar sağlayan Şişinerek esip yağıp çağlayan Fırsatı kaybeder deliye döner Muhsin deryalara ipsiz dalanın Dost gibi yaklaşıp sokan yılanın Nefsinin emrinde koşan kölenin Göz yaşları donar doluya döner |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:26 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.