![]() |
![]() |
#29 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Müze yüzlü sevecen insanlar
ressam olmayı ne zaman ister adam ...................... ve insanın kolu kanadı ne zaman kırılır ...................... ve insan ne zaman,ne kadar üzülür ...................... ve insan ne zaman,donakalır,dili tutulur ..................... zamanın yıpratıcılığı ve insanın nice göçler sonucunda meydana gelen boşluklar,bakımsızlıklar sonra rüzgarın hoyratlığı ve yalnız yapayalnız kalmış,derbeder olmuş kadersiz ker*** ev. ....................... eskiden ders çalıştığım petek gözlü pencerenin arkasından; korkarak-ürpererek ve kahrolarak baktım. bir yaşamdan artakalan korkunç manzaraya. artık; kollarına tansiyon aletiyle bakmanın gerekmediği bu viraneye. ressam olmak gerekliydi kazımalıydı bu yağlı boyanın yarattığı imgeleri kim yaptıysa becerememiş deyip bir bilen edasıyla, yoketmeliydi; bu yokoluş imgesini,vurgusunu. kiremitleri kırılmış,kimisi çalınmış gözlüklerinin arkasında göz kalmamış omurgası eğrilmiş, kendisini taşıyamaz olmuş. ................................... rüzgar hoyratça yaramaz bir çocuk gibi girip-çıkıyor delik deşik olmuş bedenine yaşanmış hatıraların sırtında bir topaç gibi oyuk-oyuk ediyor,canına okuyor onların. ve umurunda olmadan bir ker***in bedeninden ayırıyor bir saman parçasını zengin sarısı bedeniyle uçuşuyor bilinmedik yerlere isteksizce. ah diyorum ah yine çıksa nuriye teyze zamanın esaretinden kurtulup ortaya, yine sarmısaklı-yoğurtlu yufkayı bize verse sönük ve bitkin gözleriyle,kemikli elleriyle ve de yüzündeki bitkin haliyle, insancıllığıyla,dedikodusuzluğuyla farkında olmadan insan olmanın gereklerini sergileyen müze yüzüyle! ...yorgun sesiyle 'hadi yiyin bakalım *** kuruları'deseydi. ve sonra ağzından hiç düşürmediği cıgarasıyla çeltikçi ustası ahmet amca açsaydı kapıyı üzerinden hiç çıkarmadığı paltosu ve kirli sakallarıyla bize seslenseydi; 'o yufkayı yiyinde şu parayla bana ispirto alıverin çocuklar'deyip. gıcırdayan kapıyı tekrar üzerimize kapasaydı. ve biz düşünseydik yine ispirtonun nasıl olupta ciğerlerini yakmadığını bu adamın ..................... anam söğüt ağaçının altındaki fırında yaptığı sıcak ekmeklerden nuriye teyzeye yine verseydi. ve nuriye teyze anama: 'kızım rabia birazda tuz-biber var mı? susamlı olanından' deseydi. ve mis gibi susamlı tuz-biberin kokusu kaplasaydı her yanı. anam sorsaydı yine: 'nuriye teyze,ahmet amca gidecek mi yine gönene çeltiğe? ' ve nuriye teyze yine kızarak cevap verseydi: 'sıçtığımın çavuşu,körolası herif romatizmadan geberecek mara rabia kızım, ama alışmış bir kere alışmış kudurmuştan beterdir, gideyi,gideyi boşa elde yok,avuçta yok ölümü bulacak benim bu evde, mara kızım,gidinin gavuru, gidecek herhalde yine'deseydi. ....................... petek gözlü pencerenin arkasından baktım korkarak,ürpererek ve kahrolarak ...................... kalakaldım; kurşun yemiş bir insan gibi donakaldım. gözlerim donakaldı, gözlerim çivilendi,bulunmaz hint kumaşı karakterlerle yüklü geçmiş zamana. artık anladım, anlamı yoktu ve boşunaydı; hiçbir romancının ruh üfleyemeyeceği vücuda getiremeyeceği karakterleri; şimdiki zamanda aramanın! ... ....................... yüzlerinin her kıvrımına insan olmanın gerekleri yüklenmiş bu insanlar, müze yüzlü bu insanlar benim düşünce dünyama sunulmuş hediyelerdi sanki! ...
__________________
Buraya Kadarmış .. ![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
Konu Araçları | |
Görünüm Modları | |
|
|