![]() |
![]() |
#11 |
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57918
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
![]() Kâğıttan yapılmış kayıklarla geçerim okyanusları
Kâğıttan yapılmış kayıklarla geçerim okyanusları Ne yapabilirim Yabancısıyım göklerin, Başımı kaldırıp Bakamıyorum ay’a Acemisiyim korkaklığın Fırtına rakibim, Tuğlası çalınmış insanla işim, Kıbleye yöneldim Dokuz morg yolunda Mevlana vakitleri Yüreğime çullandığında İçimde uyanan bir İstanbul Azat olunca bukağılarından Moğolca gözlerim gün batımını, Bahar yüklü develer geçer Karanlığın saç örgülerinden, Bir tek tel düşer bize, İnzivaya çekiliriz arsız hayattan Şehir canları yakar Ecel heybesinde Düşer peşime yüreğim Bir yangın ülkesinde Söndürülmeyi unutulmuş Yangınlar düşlerimde Uyku kıyamet, Mutlak çaresizlik ölüm, Mihmandarım sevda, Çığlıklarımın yıkadığı hayat, Sırtımın kamburunda, Dağsız, ovasız atlar. Söyle Buhara’lı adam Alnıma dökülen hakikat, Nil’in düşlerinde Musa’mıdır. Peşimizde firavun Suya vurulan asamıdır. Pervasız kalabalıklar, Aynalardan çarpışan iki mermi, Biri sen biri melek, Akreplere kısa yol Hala kuyruğunda taşıdığı gurur Bir tırpan yeriz göklerden, Döneriz deliye. Duvarlara çizilmiş ölü resimlerinden, Gün tenhaları fısıldar kulağımıza Gecenin dibi düşer ürkek mavilerden, Karanlığa mumyalanmış zaman Dolaşır nabızlarda İkmal çalınmış uykuların Fecrinden düşer dünyayı sarmaya Ah ben, Yoksul ay ışığı gibi düşerim duvarlara, Sevinçleri taşlarım başucumda servi gölgesi, Mezarlıklar soyunmuş vişne ağaçlarından, Kâğıttan yapılmış kayıklarla geçerim okyanusları, Güneş üşümüştür derim Haydi, çıkaralım damdan. Damdan dama cenaze, Korku ayazından. Bir yıldız uğultusu örseler yüreğimi, Bir çalıkuşu havalanır tırpanlanmadan lanete Belaya tiryaki olurum, Kronikleşir sevda Davud yüreğimde Düşer Yusuf kuyusuna yüzlerce çocuk, Felaket geliyorum der güz akşamlarıyla Sahte tanrıların mihmandarı olur Selimiye Saçları ağartan krem icat edilir ehrami yargılardan Pis bir mürekkep dökülür kâğıda Duvarlara yolculuk Bir hırçın hayvan yalnızlığı kuşatır çevremizi Gözlerim bağlanır askıya alınır hayat Rölantiye alınır gün, kahramanca uzar saçlarımız Güneş vurulurken son kez saçakların ucunda. Ah ey yüreğim, Gemiler dolusu şiir çıkart mahpus damından. Çatlasın sadom ve gamora çatlasın nü resimleri çizen adam Lütfi Kireçci |
![]() |
![]() |
Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|